GeriGündem Mimar Sinan katliamında bir örnek daha
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mimar Sinan katliamında bir örnek daha

Valide Sultan'ın hamamıydı

kereste tüccarına depo oldu

Nurbanu Sultan'ın Mimar Sinan'a yaptırdığı Ayakapı Hamamı, 1937'den beri kereste deposu. Reşat Ekrem Koçu, daha 1960'da İstanbul Ansiklopedisi'nde hamamı bu hale sokanları tarihin tel'inine terkettiğini yazıyor. Bugünkü sahibi ‘‘Biz de çok üzülüyoruz’’ diyor.

t Havuz Yahudiler için yapılmış

Mimar Sinan'ın yaptığı en güzel hamamlardan biri olan Ayakapı Hamamı, yavaş yavaş yıkılıp yok oluyor.

Çevreyolu'nu Eminönü, Taksim ve Karaköy'e bağlayan, Balat-Fener-Unkapanı hattındaki Abdülezel Paşa Caddesi üzerinde bir köşede kendi haline bırakılmış olan hamam, 1947'den bu yana kereste deposu olarak kullanılıyor.

Tarih boyunca ‘‘Çıfıt Hamamı’’, ‘‘Valide Sultan Hamamı’’, ’’Havuzlu Hamam’’, ‘‘Yenikapı Hamamı’’ isimlerini alan bu hamam 1582 yılında inşa edilmiş.

III. Murad'ın annesi Nurbanu Sultan tarafından Mimar Sinan'a yaptırılan eser 1930'ların sonuna kadar hamam olarak kullanılmış. Yapıya verilen değişik isimlerden ötürü yıllarca Mimar Sinan'ın eseri olduğu anlaşılamamış.

Biz de çok üzülüyoruz

1936'da Haliç'in sanayi bölgesi olarak ilan edilmesinden sonra Abdülezel Paşa Caddesi kısa bir zaman içinde keresteciler sitesine dönüşünce, Kayserili bir tüccar burayı 1947'de kereste deposu olarak kullanmaya başlamış. 1971'de yine kerestecilik yapan Hasan Yıldırım tarafından satın alınan bina, şu anda depo olarak kullanılıyor.

Hamamı 1971'de alan Hasan Yıldırım, yapıyı yeğeni Hasan Yıldırım'a miras olarak bırakmış. Hasan Yıldırım, maddi güçlerinin bu eseri restore ederek korumaya yetmediğini söylüyor.

Eserdeki orijinal bölümlerin eski sahipleri döneminde yok edildiğini belirten Yıldırım, ‘‘Biz de bu eserin Mimar Sinan gibi bir dehanın elinden çıktığını çok sonraları öğrendik. Gün geçtikçe çökmesine tanık olmak bizi de çok üzüyor’’ dedi.

Reşat Ekrem tel'in ediyor

Reşat Ekrem Koçu, İstanbul Ansiklopedisi'nde yazdığı maddede, 1960'ta hamamı gezdiğinde, sokak kapısı ile camekan arasında bir bölmenin bulunduğunu, büyük kubbeli bu camekanın fresklerle bezendiğini, bunların bir kısmının hala durduğunu yazıyor. Şimdi bu süslemelerden eser kalmamış.

Reşat Ekrem Koçu, İstanbul Ansiklopedisi'nde eserin o dönemdeki sahiplerine oldukça hayıflanarak şunları yazmış:

‘‘Kurnaları ve mermer döşemeleri bir yüksek sanat eserinin kıymetini idrakten aciz mal sahipleri tarafından sökülmüş ve satılmış bulunuyordu. İstanbul Ansiklopedisi, Büyük şehrin 'yüzü suyu' olan Ayakapu Hamamı'nı tahrip edenleri, tarihin tel'inine terkeder.’’

AYAKAPI'nın (Aya Kapısı) 50 metre kadar ilerisindeki Yenikapı'nın köşesinde bulunduğu için Ayakapı Hamamı adı verilen bu eser, Osmanlı mimarisi ve toplum hayatı açısından özel öneme sahip. Çünkü bir adı da Havuzlu Hamam olan bu binaya Mimar Sinan bir de havuz inşa etmiş. Havuz, İstanbul'da sadece bir kaç hamamda var. Bunlar da eski Yahudi mahallelerinde. Cibali, Ayakapı, Balat ve Hasköy gibi bu bölgelerde bulunan havuzlu hamamlar, Museviler'in dini vecibelerini yerine getirmeleri için yapılmış.

Hamam havuzuna eski dilde ‘‘Çıfıt Batağı’’ deniliyor. Hüseyin Kazım'ın Büyük Türk Lu*gatı’nda Çıfıt Batağı'nın karşılığında, ‘‘Yahudiler'in batak havuzu’’ ibaresi bulunuyor. Şimdi aşağılayıcı bir deyim olarak kullanılan ‘‘çıfıt’’ kelimesi Osmanlıca'da Yahudi anlamına geliyordu. Musevilik'te de İslam'daki bir dini temizlik zorunluluğu var. Fakat Yahudiler, boy abdestlerini içinde hareketli temiz suyun olduğu bir havuza, dualar okuyup girip çıkarak gerçekleştiriyor. Bu dini temizlik, yıkandıktan sonra yerine getiriliyor. Bu yüzden Çıfıt Batağı hamamın soğukluk denilen bölümünün yanına inşa ediliyor. Ayakapı Hamamı inşa edilirken, semtteki Yahudi cemaatinin Mimar Sinan'a gelerek havuz yapmasını rica ettikleri rivayet ediliyor. Yahudiler Sinan'a, dini vecibelerini yerine getirebilecekleri bir hamamın olmadığını söylerler. Bunun üzerine mimar, planda tadilat yaparak havuzu ekler.

t Aşk cinayetine kurban

giden genç tellak

BİR aşk hikayesine ve cinayetine sahne olan bu hamamın bir bölümüne ‘‘Kanlı Halvet’’ adı verilmiş. Hamamın ana mekanının çevresindeki kubbeli küçük odacıklara halvet deniliyor. Şimdi kubbesi yıkılmış olan bu halvette dönemin güzelliği ve tatlı diliyle ünlü dellaklarından (tellaklarından) biri bir cinayete kurban gitmiş. Rivayete göre, Yeniçeriler'den birinin aşık olduğu bu dellaka bir başka Yeniçeri de gönlünü kaptırmış. Yeniçeriler'in kente korku saldığı devirde genç dellak, diğer zorbayı reddetmeye cesaret edememiş. Günlerden bir gün ilk aşık, ikinci yeniçeri ile tellakı ‘‘halvet olurken’’ yakalamış. Çılgına dönen Yeniçeri bıçağını çekerek genç tellakın canını almış. Ondan sonra bu halvetin adı ‘‘Kanlı Halvet’’ olarak kalmış.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle