Mevcut Türk hükümetine karşı savaşmak, Kürt halkına ihanet etmektir, bu terörist bir harekettir

Güncelleme Tarihi:

Mevcut Türk hükümetine karşı savaşmak, Kürt halkına ihanet etmektir, bu terörist bir harekettir
Oluşturulma Tarihi: Eylül 04, 2005 02:05

Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani Süleymaniye'deki KYB merkezinde Yalçın Doğan'a konuştu. "Emekli olunca İstanbul'a yerleşeceğim" dedi.

Haberin Devamı

Kan ve barut uzakta değil. Ajanslar saat başı ölüm haberi veriyor. Her saat, yeni ölümler çetelesi. Irak’ta ölüm artık bir sayıdan ibaret. İnsan ve hayat geride.

Kürtçe radyo, anlamadığım halde, fark ediyorum ki, yine bir ölüm haberi veriyor. Bizim şoför pür dikkat ölüm listesini dinliyor.

Habur-Süleymaniye yolu, Kuzey Irak. Geçen salı sabahı. Değerli meslektaşım Sebati Karakurt’la birlikte, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin verdiği randevuya yetişmeye çalışıyoruz. Bizi Süleymaniye’deki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) merkezinde bekliyor.

Irak’ta en güvensiz bölge Bağdat. Kürt bölgesi Kuzey Irak pek öyle değil. Yine de, zaman zaman adam kaçırma ve öldürmeler var. Süleymaniye’ye Musul üzerinden gitmek tehlikeli. Biz Dohuk-Erbil hattındayız. Nisbi olarak, daha güvenli. Yol çok uzun. Çare yok, bu yola vuruyoruz.

Geçtiğimiz bölge önce Barzani, sonra Talabani denetiminde. Hemen her 50 kilometrede bir karakol var. Kimsin, nesin, nereye gidiyorsun soruları. Hele de, gazeteci kimliği olunca, sorgulama daha ayrıntıya iniyor. Buna karşılık, iki gün boyunca tek bir Amerikan askeri görmüyorum. Hep peşmergeler.

İşte, beni çok şaşırtan olay. Bizi Habur’dan alan arabada Talabani’nin adamları var. Talabani Irak Cumhurbaşkanı. Biz onunla görüşmeye gidiyoruz. Ancak, Barzani bölgesinde, dağın başındaki karakolda askerlerin hiç umurunda değil. Talabani’nin adamları bile, Barzani karakollarında hafif tertip elekten geçiriliyor.

Ya o kuyruklar? Gözlerime inanamıyorum, ama gerçek. Petrol ülkesinde, benzin sıkıntısı. Yol boyunca kilometrelerce benzin kuyruğu var. Son on yılda, ben dördüncü kez Kuzey Irak’a geliyorum. On yıl önce ve bugün, Kuzey Irak inanılmaz bir gelişme gösteriyor. On yıl önce, adamın ayağında don yok, ama belinde silahı var. Dükkanlar tek tük, oteller facia. Şimdi belli bir gelişmişliğin izleri ortada. Buna rağmen, bizim Güneydoğu’daki il ve ilçelerimiz oraya fark atıyor.

Onüç saatlik kara yolculuğu sonunda, nihayet Süleymaniye. KYB’nin konuk evi. Geniş bahçede, arkada Talabani’nin kaldığı ev. Konuk evi sade, ama düzenli. Buzdolabı, klima, televizyon, şişe suları, süt, tuz, bazı gıda maddeleri, sabun, deterjan ortada göze çarpan ne varsa, hepsi Türk markası.

Bunun dışında, sadece Talabani bölgesinde iş yapan Türk firmalarının aldığı toplam iş 420 milyon dolar.

Çarşamba sabahı Talabani ile sohbet ediyorum. Görüşme bitiyor, biz dönüş yoluna koyuluyoruz. İnsanlık için kara haber yolda yakalıyor. Bağdat’ta bine yakın insanın ölüm haberi.

45 derecede, her türlü ajanın kaynadığı Kuzey Irak dağları Bağdat’tan gelen feryatlarla yankılanıyor.

En son Ankara’da bulunduğunuzda Başbakan Tayyip Erdoğan ile neler görüştünüz?

- Birçok konu aynı anda. Ticari konular, ikinci bir sınır kapısının açılması vs... Bu arada Irak’taki son durum ve demokratikleşmeyle ilgili de bir brifing verdim.

Ya PKK?

- Bahsetmediler.

O zaman ben sormak isterim.

- Evet, lütfen.

Türkiye’de tekrar teröre başladılar. Siz onların yapılarını iyi biliyorsunuz. Ne diyorsunuz?

- Hemen açıkça söyleyeyim. Mevcut Türk hükümetine karşı savaşmak, Kürt halkına ihanet etmek demektir. Bu terörist bir harekettir! Demokrasiye karşıdır. Türkiye’deki demokratikleşme sürecine karşıdır. Bu iş sadece, Kürt halkının düşmanlarının işine yarar. Eğer akılları varsa savaşmayı keserler, terörden ve her türlü askeri eylemden vazgeçip Türkiye’de karışıklık çıkarmaya son verirler. Sivil alana geçmeleri, Türk vatandaşı olarak politik aktiviteye yönelmeleri gerekir.

Politika mı?

-
Evet gerçekçi bir politik grup olmalılar ama. Baas’ın partizan yapısına benzememeleri gerekir. Ho Şi Min’in, Che Guevara’nın döneminde yaşamıyoruz. Şimdi zaman demokrasi ve parlamenter mücadele zamanı. Bunu anlamayan yok olur gider.

Kürtler şu anda Türkiye’de yeni bir siyasi parti kurmaya çalışıyorlar zaten. Ama çok bölünmüş durumdalar.

- Hayır. Maalesef PKK ve Öcalan hálá Kürtler arasında çok etkili. Ama gerek halk arasındaki gerek siyasetteki entelektüeller şimdi Öcalan’ın insanları felakete sürüklediğini anlamaya başladılar. Bunun için Kürtler arasında yeni bir oluşum doğacaktır. Çünkü Türkiye’de şu anda iyi bir demokratikleşme süreci yaşanıyor.

Yakından takip ediyorsunuz.

- Örneğin ilk defa bir ‘Kürt Sorunu’ndan bahsedildi. Diyarbakır’da birçok miting yapıldı, kültürel toplantılar düzenlendi. Kürtler partiler kurabiliyor, parlamentoya girebiliyorlar. Şu anda kabinede yaklaşık 9 tane Kürt bakan var. Kürt milletvekili sayısını ise hiç bilmiyorum bile. Bu demokratik sürece katılmalarına, ne istiyorlarsa söylemelerine izin verin işte. Böyle bir süreçte tekrar savaşmaya gitmek, Kürt ulusunun ulusal çıkarlarına karşı savaşmak gibi.

Amaçları ne olabilir, bölgede bir Kürt devleti mi?

- Sloganlarını sürekli değiştiriyorlar. Başta kendilerini Birleşik Sosyalist Kürdistan’ın bağımsızlığı için mücadele ediyor diye gösteriyorlardı. Sonra Öcalan yakalanınca, bağımsız bir Kürdistan istemediklerini söylediler. Sosyalizm istemediklerini, Kemalizm istediklerini, Türk Kemalist hareketine katılmak istediklerini söylemeye başladılar.

Şimdi ne istiyor peki?

- Onu Öcalan’a sormalısınız.

ERDOĞAN’A SORDUM BU DEMOKRASİDİR, DEDİ

PKK’ya karşısınız, ama bazı grupları halen Kuzey Irak dağlarındalar. Orası sizin topraklarınız. Nasıl önleyemiyorsunuz?

- Yapamayız. Çünkü dağdakilerden önce biz Irak’ta şehirlerde yaşanan terörü önlemekle meşgulüz. Bunun için de birçok kuvvet gerekiyor bize.

O zaman dağlarınız bir süre daha başıboş kalmaya mahkum.

- Bu konuyu nasıl halledeceğimize bakacağız. Ancak şunu söyleyeyim, Irak Merkezi Hükümeti yabancı silahlı birliklerin Irak topraklarında bulunmalarına hiçbir zaman izin vermeyeceketir. Merkezi hükümet güçlendiğinde, PKK ya da başka silahlı oluşumların varlığına, bunların komşularımıza saldırmalarına asla izin verilmeyecek. Bu durum, KYB için de, Kürdistan Demokrat Partisi için de geçerli.

Türkiye sizden Kuzey Irak’ta bir operasyon için resmen izin istedi mi?

- Henüz değil.

Bu konuda bir görüşmeniz oldu mu?

- Hayır, o da olmadı.

Bağımsız bir ülke olduğunuz için yabancı silahlı birliklerin Irak’a girmek için sizden izin alamayacağınızı söylüyorsunuz.

- Evet.

Ama PKK’nın izinsiz olarak dağlarınızda olduğunu da kabul ediyorsunuz.

- Evet.

Peki PKK sizinle hiç temas kurdu mu?

- Evet.

Ne zaman?

- Birçok kez denediler.

Siz seçildikten sonra mı?

- Evet.

Görüştünüz mü?

- Hayır. Bir şart koştum: Savaşmayı bırakın ve askeri mücadeleye son verip kendinizi politik bir partiye dönüştürün, sizi sonra görebilirim dedim. Bu şekilde Kürtlerin düşmanlarına hizmet ediyorlar çünkü.

Neden yapıyorlar?

- Liderleri Abdullah Öcalan şu anda hapiste. Ondan tekrar savaşma kararı vermesini kimin istediğini bilmiyorum. Ama bunu yapanı, emri verdireni Türkiye’de aramalısınız. Yoksa bu dağlarda yaşayanlar aslında Türkiye’ye karşı tekrar savaşmak istemiyorlar. Onlar barış istiyorlar, isimlerini değiştirip politik bir partiye dönüşmek istiyorlar. Kendileri için ise sadece bir genel af istiyorlar başka bir şey değil.

Ama Öcalan’dan gelen bir emirle savaşmaktan da kaçınmıyorlar.

- Bir keresinde Ekselansları Sayın Erdoğan’a sormuştum. Nasıl oluyor da hapishanedeki biri hükümete karşı savaşma emri verebiliyor diye.

Ne yanıt verdi?

- Bu demokrasidir demişti.

Sayın Talabani, uzun politik yaşamınız boyunca hiç, bir gün Irak’a Cumhurbaşkanı olabileceğinizi düşünmüş müydünüz?

- Hükümette herhangi bir görev alma düşüncem bile olmamıştı ki. Benim mücadelem hep demokrasi, insan hakları ve Kürt halkının hakları içindi.

Parlamentodaki insanları seçilmenize nasıl ikna ettiniz?

- Ben kimseyi ikna etmedim. Bir yanda Kürtlerin Cumhurbaşkanlığı, öbür yanda Şiilerin Başbakanlığı.

Dediğiniz şey şahsınızdan çok etnik kökeninizle ilgili. Neden başka bir Kürt değil de Celal Talabani?

- Benim bütün Iraklı gruplarla iyi ilişkilerim vardır. Bana güvenirler. Sanırım bu yüzden.

Siz seçildiğinizden beri Kürtler kendilerini nasıl hissediyorlar?

- Memnunlar. Hem Irak’ta bir seçim olduğu için hem de seçimden bir Kürt seçilerek çıktığı için.

Diğer Kürt lider, Kürdistan Demokrat Partisi Lideri Barzani için de geçerli midir bu hisler?

- O da böyle olmasını çok istedi. Hatta benim adaylığım için ısrarcı oldu diyebilirim.

Amerikalıların tepkisi?

- Bence onlar da olumlu karşıladılar.

AMERİKALILAR İKİ YIL İÇİNDE AYRILIR

Amerikalılar Irak’tan ne zaman ayrılacaklar?

- Irak ordusu ve Irak polisi, Irak’ta güvenliği sağladığında.

Sadece askeri bir olay olarak mı görüyorsunuz bunu?

- Evet sadece askeri. Sonuçta Amerikalılar burada uzun süre kuvvetlerini tutmak istemiyorlar. Mümkün olduğunca erken ayrılmak istiyorlar.

Süre verebilir misiniz?

- İki yıl içinde olur.

Peki ya petrol? Amerikalıların ilgi alanına giren bir konu o da.

- Sevgili dostum, ben petrol içmem. Amerikalılar da içmiyorlar. Bu sadece bir ticaret meselesi. Petrol için neden burada asker bırakmaya ihtiyaçları olsun ki! Eski tür emperyalizm artık geride kaldı. Eskidenmiş o; gelir, kaynakları kontrol altına alır, kullanırlarmış. Amerika zaten şu anda dünyanın en büyük petrol alıcısı. Şimdi küreselleşme dönemindeyiz. Bugün petrolün sahibi bunu satmak zorunda. Sadece üretimi, kaynağı kontrol ederek kár edemezsiniz. Satarak kazanıyorsunuz. Tıpkı bizim bu petrolden ancak Amerika’ya, Fransa’ya Türkiye’ye ya da başkalarına satarak para kazanabileceğimiz gibi...

Sonuçta 100 yıldan beri dünyanın bu bölgesiyle ilgililer ama. Bu ilginin sebebi petrol değil mi?

- Şu anda Amerika’nın bu bölgede sadece Katar’da askeri üssü var. Ne Suudi Arabistan’da, ne Bahreyn’de, ne de Birleşik Arap Emirlikleri’nde. Ama bu ülkelerin hepsinden de petrol alıyor. Eski tip emperyalizmin sona erdiğini söylerken işte bunu kastediyordum. Küresel dünyanın şimdi kendine has başka kuralları var.

BUSH İLE NE KONUŞTUK HATIRLAMIYORUM

Amerikan Başkanı Bush ile hiç görüştünüz mü?

- Evet. Irak’a geldiğinde görüştüm (27 Kasım 2003). O sırada Irak Geçici Yönetim Konseyi Başkanı’ydım. Bir gece vakti buluşmuştuk.

Neler oldu görüşmenizde?

- (Gülüyor) Hatırlamıyorum. Bir yıldan fazla zaman geçti üzerinden.

Bush önemli ama.

- Evet orası öyle ama neler olduğunu hatırlamıyorum...

Kürtlerin Irak’taki amacı ne? Bağımsız bir Kürdistan hedefi var mı?

- Kürtler, şu anda ülkenin tekrar birleştirilmesinde önemli bir rol üstleniyorlar. Irak’ın bütünlüğü için mücadele veren ilk kuvvetler, Kürtler olmuştur. Tabii ki bazı uçlardaki gençler arasında hayal görenler, bağımsız bir Kürdistan isteyenler var. Bir de Albay Kaddafi var biliyorsunuz. Cumhurbaşkanı seçildiğimde bana kutlama telgrafı göndermeyen tek Arap lider. Irak’ın değil, Kürdistan’ın Başkanı olmamı istiyor çünkü.

Peki yine o marjinaller için soruyorum. İran, Suriye ve Türkiye’yi de kısmen kapsayacak şekilde daha geniş bir Birleşik Kürdistan hayali olanlar var mı aranızda?

- Hiç sanmıyorum. Bu imkansız bir şey. Geçmişte bunu hayal edenler oldu ama şimdi yok. Hiçbir gerçekçi politikacı, başarılamayacak bir projenin peşinden koşmaz.

Irak Geçici Anayasa taslağı tamamlandı. Ana özellikleri kısaca ne?

- Demokratik, federatif, yarı-laik bir Anayasa.

Yarı-laik nasıl oluyor?

- Yani ne tam anlamıyla İslami, ne de tam anlamıyla laik. Çünkü İslam’ı ülkenin ana dini olarak tanıyor, ayrıca ülkenin hukukunun oluşmasında İslam’ı yine ana referanslardan biri kabul ediyor. Ama öbür taraftan insan hakları ve demokrasiye aykırı hiçbir yasa da yok.

Ülkenin adı Irak İslami Cumhuriyeti değil herhalde.

- Hayır, hayır. Demokratik, federal cumhuriyet.

Tüm Irak kaç federatif bölgeye bölünecek?

- Kürdistan Federasyonu Irak’taki tüm gruplarca tanınıyor. Şiiler’in bölgesi, Sünnilerinki, dördüncü de Bağdat... Toplam 4 federatif bölge olacak. 3 tane olmalı diyenler de var.

Taslak oluşturulurken en tartışmalı konular ne oldu?

- Federasyon ve ulusal kimlik konularıydı. Irak’ın bir Arap ülkesi olup olmadığı konusu.

Her gün çıkan 2 milyon varil petrolü nasıl paylaşacaksınız?

- Petrol, merkezi hükümetin konrolünde olacak ve tüm bölgeler arasında dağıtılacak. Nüfusa ve ihtiyaca göre...

15 Ekim’de Anayasa referanduma gidecek. Sizce ne olur?

- Bence kabul edilir. Olmazsa revize edilir tekrar denenir.

Eğer ret kararı çıkarsa, bu sizin cumhurbaşkanlığızı etkiler mi?

- Hayır etkilemez. Ama tam tersi olur da kabul edilirse, politik ömrüm uzar. Ocak ayında yeni cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak çünkü.

Amerikalılar Anayasa hakkında ne düşünüyorlar?

- Onu ben söyleyemem, Amerikalılara sormalısınız.

Irak’ta iki tür terörist var: Köktendinciler ve Baas’çılar

Irak’a saldıran teroristler kimler?

- Irak’ta başlıca iki tür terörist var. Birincisi, fundamentalistler: El Kaide; Ensar El İslam; Ensar El Sünne; Zarkavi, Irak’a gelen Ürdünlü uluslararası suçlu... Diğer gruplar ise Baas Partisi’ne bağlı olanlar. Bir kısmı Saddam’ın Baas Partisi’ne, bir kısmı Suriye’nin Baas Partisi’ne. Çünkü Irak’ta iki Baas Partisi var: Sağ kanat ve sol kanat.

Sayıları nedir?

- O konuda tam bir bilgim yok. Ama dışarıdan binlercesi geliyor.

Terörizmi bitirme planınız nedir?

- Büyük bir plan var elbette. Şu anda size özetleyemem. Ekonomik, kültürel ve askeri alanda yürüyecek, medyanın da rolünün olacağı, ayrıca komşularımızla ilişkilerimizi de masaya yatıracağımız büyük bir plan.

Teröristler bölgedeki ülkelerden yardım alıyor mu?

- Elbette alıyorlar (sertçe).

Kimlerden?

- Söylemem (ses tonu yükseliyor).

Neden?

- Söylemem (iyice kızıyor). Çünkü ilişkilerimin iyi olduğu ve basın yoluyla konuşmayacağım ülkeler var. Konuşursam onlarla özel olarak konuşurum. Örneğin Türkiye.

Ne, Türkiye mi?

- Hayır yani Türkiye değil. Ama Türkiye ile aramızda yanlış bir şey olduğunu düşünürsek, bunu hemen kamuoyu önünde açıklamayız, Türkiye’ye saldırmayız. Ekselansları Sayın Erdoğan’a bir mektup yazar, görüşlerimi açıklar, özel yollardan konuşurum. Kamuoyu önünde değil.

Peki Başbakan Erdoğan da, size Irak’tan kaynaklanan, yanlış olduğunu düşündüğü bir konuda aynı yöntemi mi uygular?

- Bu Sayın Erdoğan’ın bileceği bir şey. Ben onun politikalarını belirleyemem. Erdoğan büyük bir politikacı. Büyük bir devlet adamı olduğunu kanıtladı.

İKİ BAŞKAN YARDIMCISI VAR İSTERLERSE SADDAM’IM ÖLÜM CEZASINI ONLAR İMZALASIN BEN İMZALAMAM

Saddam size hapishaneden mektup yazdı mı?

- Hayır.

Sizinle bağlantı kurmaya çalıştı mı hiç?

- Hayır.

Şimdi onun hakkında neler hissediyorsunuz peki? Ölüm cezası alma ihtimali var. Ve bu konuda cumhurbaşkanı olarak son söz sizde. Zamanında o sizin kaderinizi tayin ediyordu, şimdi siz onunkini...

- Temel noktaya değindiniz. Ben aynı zamanda bir hukuk adamıyım ve geçmişte ölüm cezasına karşı uluslararası bir başvuruda imzam var. İmzama sahip çıkıyorum hálá. Dolayısıyla Irak’ta hiç kimsenin ölüm cezası almasına onay veremem. Saddam için de geçerli bir durum bu.

Ancak şu anda Irak’ta ölüm cezası yasal.

- Evet öyle. Ama benim önüme böyle bir karar gelirse imzalamam. İki tane başkan yardımcısı var. İsterlerse onlar imzalasınlar.

Öyle mi?.. Yargılama ne zaman başlayacak?

- Şimdilik hazırlık soruşturması hálá devam ediyor. Ona sorular sorulacak, o da cevap verecek. Her şey hazır olduğunda mahkeme edilecek.

Ankara’da evim var emekli olunca İstanbul’a yerleşeceğim

Ne zaman emekli olmayı düşünüyorsunuz?

- Aslında ben iki yıl önce emekli olmuştum. Ama karışık bir dönem geçirdiğimizden, şartlar kalmamı gerektirdi. Sanırım önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı döneminin sonunda bırakırım. Çünkü ocak ayındaki seçimlerde de 5 yıllığına seçileceğimi düşünüyorum.

Sonra nerede yaşamayı düşünüyorsunuz?

- Henüz karar vermedim ama sizin ülkenizde bir apartman dairem var.

Gerçekten mi? Nerede?

- Ankara’da. Benim üstüme değil ama benim. Gizli tutuluyor.

Yani emekliliğinizi Ankara’da geçirebilirsiniz.

- İstanbul da olabilir. Belki İstanbul’da bir ev alıp anılarımı orada yazabilirim. İstanbul’u çok seviyorum. Ayrıca oranın bizim başkentimiz olarak kalmadığına da çok üzgünüm. Sadece ben değil, hiç kimse hoşlanmıyor bundan. Ne Kürtler ne Araplar.

Osmanlı dönemini özlüyorsunuz yani.

- Bazen Arap kardeşlerime onu söylüyorum. Eğer İstanbul başkentimiz olarak kalsaydı, Filistin sorunu olmazdı.

SEÇİMLER, TÜRKMENLERİN KAÇ KİŞİ OLDUKLARINI GÖSTERDİ

Anayasa’nın Türkmenlere bakışı nedir?

- Anayasa Türkmenleri Iraklı bir ulus olarak tanıyor. Kültürel, politik hakları var. Dillerini kullanma özgürlükleri bulunuyor.

Kerkük’ün özel bir statüsü olacak mı?

- Evet. 58. maddeye göre Kerkük’ten ayrılanların her biri geri döndüklerinde, iki yıl içinde orada yaşayanlar, Kerkük’ün kaderini tayin edecekler. İsterlerse Kürdistan Federasyonu’na katılacaklar, isterlerse Arap Federasyonu’na, isterlerse de kendi başlarına bir bölge olacaklar.

Sizin tahmininiz nedir?

- Kerkük’te çoğunluk Kürtler. İkinci topluluk ya Türkmenler ya da Araplar. Türkmenler kendi aralarında bölünmüş durumdalar. Sünniler ve Şiiler diye. Tabii Türkmenlerin oradaki sayısı çok abartılıyor, 3-4 milyon deniyor ki, doğru değil. Seçimler kaç kişi olduklarını gösterdi zaten. Kerkük’te yaşayan Türkmenler sanırım bağımsız kalmak isteyeceklerdir, ama sonuç ne olur bilmiyorum.

KONTROL NOKTALARINDA DURDURMASINLAR DİYE YANIMIZDA AMERİKALI BİR REHBER VAR

Seçildikten sonra hayatınız nasıl değişti?

- Çok değişmedi. Sadece yapmam gereken günlük işler çoğaldı.

Daha çok Bağdat’tasınız değil mi?

- Evet. Ayda 2-3 kez dinlenmek için buraya geliyorum ama. KYB ile ilgili işlerimi buradan takip ediyorum.

Bağdat’ta nerede yaşıyorsunuz? Saddam’ın sarayında mı?

- Hayır, hayır. Orasını Amerikalılar kullanıyor. Bir ev kiraladık, hükümet ödüyor kirasını. Ama biz içine çok masraf yaptık.

Sizin güvenliğinizden kim sorumlu? Dışarıda galiba Amerikalılar vardı.

- Amerikalı yok, onlar Güney Afrikalı. Benim özel korumalarım. Ayrıca özel bir tugay var. Benim korumamı asıl onlar üstleniyorlar. Bir de yanımızda hep Amerikalı bir rehber oluyor. Kontrol noktalarından geçerken durduruyorlar çünkü.

EN SON CLINTON’LARIN ANILARINI BİTİRDİM

Okumaya vakit bulabiliyor musunuz?

- Elbette. Sabahları kahvaltıda bütün Irak gazetelerini okurum. Ama çok fazla sayıları, sadece başlıklara göz atabiliyorum. Önemli bir şey varsa basın bürosu bana özetliyor zaten. Geceleri ise yatmadan kitap okuyorum.

En son ne okudunuz?

- Geçen ay Hillary ve Bill Clinton’ın anılarını bitirdim. Daha önce de Madeleine Albright’ın anılarını bitirmiştim. Aynı zamanda İslami kitapları da okurum. Örneğin İmam Ali ve Oğulları kitabını okudum.

Ne tür müzik seversiniz?

- Klasik müzik severim. Kürt, Türk, Fars ve Arap klasiklerini.

Yenilerden sevdiğiniz bir Türk müzisyen var mı?

- Yenileri tanımıyorum maalesef, benim kuşağım biraz uzak kaldı.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!