“FETTULLAH GÜLEN'E..." />“FETTULLAH GÜLEN'E..." />

MEDYADAN Haftanın muhtelif alıntıları

Güncelleme Tarihi:

MEDYADAN Haftanın muhtelif alıntıları
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 08, 2006 00:39

Haberin Devamı

/images/100/0x0/55eaf42df018fbb8f8a16895
FETTULLAH GÜLEN'E BERAAT... Ankara 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi, 'dini devlet için örgüt kurmak'la yargılanan Fethullah Gülen'in beraat kararını oy birliğiyle onadı”. www.acikgazete.com adresindeki AÇIK GAZETE'dendi... (yanda)

 

*

 

SANA NE YA!

 

AKP Kars İl Kongresi’nde kadınlarla erkekler ayrı oturdu (her zamanki gibi) Milliyet de bu çağdışı manzarayı eleştirdi.

 

Haberin Devamı

Başbakan, kadın erkek ayrımını eleştiren Milliyet’e demokratik (!) ve kasımpaşalık bir tepki gösterdi:

 

- SANA NE YA!

En güzeli de, kadın-erkek ayrımını eleştirmeyi eleştirirken Milliyet’e ‘Hani özgürlükler, hani demokrasi?’ diye sorması...

Kadınları ayıplıymış gibi erkeklerden ayırmak ‘özgürlük ve demokrasi’, eleştirene ‘sana ne ya’ demek ‘özgürlük ve demokrasi’ ama kadın-erkek ayrımcılığını eleştirince ‘Sana ne ya!’

 

Başbakan epey bir tuhaf…

Milliyet, 1 mayıs

*

 

MERKEZİMİZ KAYDI

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ‘merkez partiyiz’ demiş.

 

Ben size Türkiye’nin dengesi bozuldu, demiyor muyum!

 

Tercüman, 1 mayıs

 

*

 

TENCERENİN DİBİ

 

DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar çok doğru bir teşhiste bulunuyor ve eleştiri yapıyor:

 

Bu meydanlar ‘Başörtüsünü biz çözeriz’ diyenleri çok gördü. Meydanlarda sadece başörtüsünün istismarı yapıldı...”

Haberin Devamı

 

Ama o da kendini tutamıyor: “DYP iktidarında başörtüsü sorununu biz çözeceğiz!”

 

Belle ki, o meydanlar ‘başörtüsünü biz çözeceğiz’ diye ‘başörtüsü istismarı’ yapanları daha çok görecek…

 

Bugün, 1 mayıs

 

*

 

PUSULA GİBİ İŞADAMI

 

İşadamı İbrahim Cevahir, 1952 yılında CHP’ye üye olmuş. 1983’te SODEP’e girmiş. 1999’da ANAP’tan aday olmuş. 2004’ten beri de AKP üyesiymiş. (Vatan, 1 mayıs)

 

Desenize İbrahim Bey çok önemli bir adammış, dikkatle izlenmesi gerekiyormuş.

 

Bundan böyle gözüm üstünde olacak... seçimleri kimin kazanacağını, iktidara kimin geleceğini öğrenmek için ‘Cevahir Bey’i izleyiniz!’

 

*

 

ÇİN REKABETİ KANSER YAPIYOR

 

Bir zamanlar çok modaydı, biz bu memlekette papatesin, Coca Cola’nın, domatesin, sivri biberin, pul biberin ve daha nelerin ‘kanser yaptığı’ haberlerini okuyarak bu günlere geldik. Ama bu sonuncusu muhteşemdi:

Haberin Devamı

 

Kütahya Porselen Genel Müdürü ‘Çin malı porselenleri sakın kullanmayın, kanser yapıyor!’ demiş. (Şok, 1 mayıs)

 

Bence, ithal Çin mallarına karşı daha iyi bir savunma kurmasında fayda var Müdür Bey’in! J

 

*

 

Radikal’in manşetiydi:

 

BELEDİYE KİTABINDA ŞERİAT PROPAGANDASI


AKP’li Tuzla Belediyesi yeni evlenen çiftlere bir kitap hediye ediyormuş. Kitapta, yeni evli çiftlere Medeni Kanun’a göre değil, İslami kurallara göre yaşamaları tavsiye ediliyor, kızlar 9 erkekler 12 yaşında evlenebilir, akraba evliliği zararsız (yoksa Kuran izin vermezdi-miş), insanın yaradılışı gereği erkek 4 eşle evlenebilir, eşinizi disipline edebilmez için vücudunda iz bırakmadan dövebilirsiniz... deniliyor.

Haberin Devamı

 

Bunlar iyice cami duvarına siğmeye başladı artık, farkında mısınız!

 

Radikal, 1 mayıs

 

*

 

TUTARSIZLIK EN BÜYÜK TUTARLILIKTIR

 

Hürriyet’in haberiydi:

 

TBMM Başkanı Bülent Arınç, Hürriyet’in “Çok kıyak iki kelime” başlığıyla manşetten duyurduğu “Maaş kıyağı” konusunda “çelişkili” açıklamalar yaptı. Arınç, bir yandan “Milletvekili arkadaşlarıma tanınmayan bir hakkın sadece Meclis Başkanı’na bir ayrıcalık olarak tanınması konusu, benim hiçbir zaman gündemimde olamaz” derken, diğer yandan da, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a hak olan bir düzenlemenin Meclis Başkanı (kendisi) için de o kadar “haklı ve yerinde” olduğunu savundu. (Hürriyet, 2 mayıs)

 

Arınç’ın tutarsızlığına şaşmamak lazımsa da, her iki söylediği de doğru. Milletvekillerine tanınmayan bir hak niye Meclis Başkanı’na tanınsın? Ama Cumhurbaşkanı’na ve Başbakan’a tanınan bir hak, düzenin ikinci adamı ve Cumhurbaşkanlığı’na vekalet eden Meclis Başkanı’na niye tanınmasın?

Haberin Devamı

 

Arınç haklı da... bu hakkı kullanma şekli kendine benziyor!

 

 

*

 

Emin Abi (Çölaşan) ‘BU NE TESADÜF?’ diye soruyordu.

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gaz dağıtım şirketi İGDAŞ, 3 milyonuncu abonesini bir otomobille ödüllendirdi. Ancak tesadüfe bakın ki şanslı kişi, AKP’ye yakınlığı ile tanınan, bir süre Yeni Şaffak ve aynı çizgide yayın yapan Bugün gazetesinin Haber Müdürü Mehmet Köşker.”

 

Yalandır, iftiradır, halkımızın ‘Müslümandırlar, mümindirler, hırsızlık, yolsuzluk, soysuzluk yapmazlar’ diye seçtiği AKP’liler böyle şey yapmaz!

 

Hürriyet, 2 mayıs

 

*

 

Milliyet TÜRKİYE’NİN VERGİ AYIBI diye manşet yapmıştı:

 

“Maliye Bakanlığı denetim birimleri 104 bin vergi mükellefini inceledi, ortaya şok sonuçlar çıktı: Her 100 YTL gelir beyan edilirken, 119 YTL gelir gizlenmiş ve vergisi verilmemiş.” (Milliyet, 2 mayıs)

 

Bu daha ‘VERGİ MÜKELLEFİ’ olanlar. Eminim 100 mükellefe karşı, vergi dairesinde kaydı bile olmayan bir 100 kişi daha vardır...

 

Varın siz ASIL KAÇAĞIN hesabını yapın!

 

*

 

İSPİYON!

 

AKP Hükümeti Terörle Mücadele Yasa Tasarısı hazırlayıp Meclis’e sunuyor. Tasarının 6.maddesi eleştiriye sebep oluyor. Anamuhalefet partisi başkanı, Hükümet’e soruyor: ‘Tasarı komisyondayken içinde bu 6.madde yoktu, bu maddeyi sonradan kim ekledi?’

 

Soru gayet açık, Hükümet de ‘Hayır, baştan beri bu madde vardı’ demiyor zaten. Ama bu suale Başbakan’ın cevabı:

 

Bizden ispiyonculuk istiyor, hükümete ispiyonculuk yakışmaz!” (Hürriyet, 3 mayıs)

 

Siz seçtiniz!

 

*

 

PATATES TANER…

 

Eski bakanlardan Güneş Taner, Yüce Divan’da yargılanıyor.

 

Habere göre, kendini bakın nasıl savunmuş:

 

Babam general, amcalarım Ata'nın silah arkadaşıydı. Dedem Emniyet-i Mahsusa'da çalıştı. Bakanlığım sırasında, Meclis'te ettiğim yeminin gereğini ve ailemin genetik olarak verdiği görevi yaptım. Beraat benim hakkım.”

 

Sabah, 3 mayıs

 

(Ertesi gün, Sabah’ın Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı, köşesinde “Taner patates gibi” diye yazdı: “Hayatımda duyduğum en komik savunmayı Güneş Taner yaptı. Güneş Taner, benim hakkında en çok tevatür işittiğim bakan ya da politikacıdır. Çeşitli ‘şaibeli’ işadamlarıyla yakınlığı dillere destandır. GSM şebekelerinin tahsisi döneminde kendisiyle ilgili epey bir hikaye dinlemişliğim vardır. Zaten kendisi de Yüce Divan'lık, fazla konuşmaya hacet yok. Taner, Yüce Divan'daki savunmasında ‘Dedem MİT'çi, babam general. Yolsuzluk yapmam mümkün değil’ diyor. Hikaye havucun veya patatesin sapına benziyor.

İşe yarar bölümü toprak altında. Sap kalkmış, ‘Çok lezzetliyim’ diyor. Sabah 4 mayıs)

 

*

 

KEŞKE HERKES HAKKI OLAN CEVABI ALSA!

 

Yine Fatih Altaylı, salı günü vefat eden anneannesini anlatıyordu yazısında. Bir çok e-posta almış ama birine çok kızmış. “Nedir bu Atatürk sevginiz. Sanki tapıyorsunuz. Onu o kadar seviyorsunuz ki, kalbinizde dine, imana, Allah sevgisine yer kalmıyor” diyen imzasız bir mesaja.

 

“Kimliğinden, varlığından bile utanan bir ‘şerefsiz.’ Behey, insan olmayan yaratık! Bu mudur sen ve senin gibilerin o yazıdan anladığı... İnsan yüreğinin sevgiyle doldukça büyüdüğünü, her sevginin kalpte yer daraltmadığını, tam aksine yüreği büyüttüğünü anlamayacak kadar insanlıktan nasipsiz misiniz!Bir sevginin, diğer bir sevgiye rakip değil dost olabildiğini anlamadan sen Allah'ı sevdiğini söylesen de, Allah seni sevmez” diye giydiriyor Altaylı.

 

Ve altında NE ZAMAN ADAM OLURUZ kutusunda, bu fırça için sanki özür diliyor:

İnsanlara layık oldukları tarzda hitap etmek suç veya ayıp olmadığı zaman...”

Sabah, 3 mayıs

*

(K) ALINTI

“Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müsteşarı Sabri Erbakan, İstanbul Avcılar’ın 1978 yılında imara kapatıldığını hatırlatarak, ‘Ama bugün ne hale geldi... Afet bölgesi ilan ettik ama insanları taşıyamıyoruz oralardan. Çünkü bir rant söz konusu. Biz bunu yapamazsak Cenab-ı Hak yapıyor. Erzurum ve Bingöl’de depremler sonrası mecburen kentsel dönüşüm yaptık’ diye konuştu.” (Hürriyet, 4 mayıs)

*

ANAYASAYA AYKIRI BİR MÜSTEŞAR

 

Yargıtay, bir dava vesilesiyle, Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer’in ‘Anayasa ile bağdaşmayan görüşler savunduğu’nu ‘karara bağladı’.

 

Biliyorsunuz, Dinçer, atanmış en yüksek bürokrat ve Başbakan’ın ‘baş yardımcısı.’

 

Bu pozisyonda bir devlet görevlisi hakkında ‘görüşleri anayasaya aykırı’ diye mahkeme kararı… herhalde dünyada eşi benzeri bulunmayan bir durumdur.

 

Dinçer şöyle demişti:

 

“Cumhuriyet ilkesinin zayıfladığı ve işlevini kaybettiğini görüyoruz. Halk için ve halk adına yönetim diye tarif edilen cumhuriyet kavramının artık bizim için çok fazla bir mana ifade etmediğini söylememiz de mümkündür. Türkiye'de cumhuriyet ilkesinin yerini katılımcı bir yönetime devretmesi gerektiği ve nihayet laiklik ilkesinin yerinin İslam ile bütünleşmesinin gerekli olduğu kanaatini taşıyorum. Böylece TC'nin başlangıçta ortaya koyduğu bütün temel ilkelerin laiklik, cumhuriyet ve milliyetçilik gibi birçok temel ilkenin yerine daha çok katılımcı daha adem-i merkezi, daha Müslüman bir yapıya devretmesi sorumluluğu ve artık bunun zamanının geldiği düşüncesini taşıyorum.”

 

CHP’liler ‘Dinçer istifa!’ diye bağırıyor ama bence ne istifa eder, ne görevden alınır. Aksine, AKP içinde iyice itibar kazanmıştır artık…

 

Hürriyet, 5 mayıs

 

*

 

POPÜLİZME DİKKAT!

 

Mehmet Y.Yılmaz’ın köşesinde anlattığı bir ‘ayrıntı’ çok manidar idi, gözlerden kaçtı.

Ziraat Odaları’nın düzenlediği bir toplantıdan bahsederken, diyordu ki:

İlk kez CHP Genel Başkanı, sağcı bir partinin, üstelik de Başbakan olan liderinden daha çok alkışlandı.”  (Hürriyet, 5 mayıs)

 

Çok önemli bir işaretti bu…

 

Biliyorsunuz, çiftçi, ziraatçı, hayvancı ve özetle köylü, oyunu hep sağa vermiştir, son seçimde de AKP’yi ihya etmiştir.

 

Ekonomideki yapısal değişiklik, AB ile uyum politikaları… köylünün, çiftçinin çok canını yakacak. Bu durum siyasi dengeleri de etkileyecek. (Ve maalesef, bunun kaymağını kısa dönemde popülist ve AB karşıtı partiler yiyecek!)

 

*

 

ADALET YERİNİ BÖYLE BULMAZ

 

Yaşlı kadın başına sert bir cisimle vurularak öldürülmüş, öldürülmeden önce tecavüz edilmiş. 75 yaşında, dikkatinizi çekerim sapıklığa.

 

Evdeki bidr taburede parmak izi bulundu diye, 26 yaşındaki torunu tutuklanmış. Çocukcağız 7 ay suçsuz yere ‘annanesine tecavüz edip öldürmek’ suçundan içeride yattıktan sonra, asıl suçlu bulununca serbest bırakılmış.

 

Hapisten çıkarken ‘ADALET YERİNİ BULDU’ diyor.

 

Annanesinin evinde parmak izi bulundu diye maktulün torununu 7 ay suçsuz yere hapiste yatıranlar cezasını çekmedikçe ADALET YERİNİ BULMAZ.

 

Bizler, masum ve haklı insanlar, hakkımızı aramadıkça, hata yapan bunun bedelini ödemedikçe ADALET YERİNİ BULMAZ…

 

Bulsa bulsa böyle masum ve zavallı insanları bulur!

 

Sabah, 5 mayıs

 

*

 

KREDİ TÜKENİYOR!

 

Geçen hafta ‘MİLLİ EĞİTİM BAKANI İSTİFA ETTİ Mİ?’ diye sordum, AKP Adıyaman Kongresi’nde ilköğretim okulu ve imam hatip okulu öğrencilerine ellerine AKP bayrakları vererek ‘Başörtüsüne özgürlük!’ diye siyasi slogan attırılması hakkında.

 

Allah aşkına AKP’nin valisi, il müdürü ve… daha da acıklısı ‘mantıklı ve sağ duyulu bir siyasetçi’ zannettiği(n)iz Abdullah Gül’ün bu konudaki savunmalarına bir bakın:

 

Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Bağlıtaş: Siyasi bir kongre de öğrencinin ne yaptığını ben de merak ediyorum. İmam hatip lisesi stada yakın olduğu için öğrenci gelmiş olabilir. Gazetelerde resmi çıkanların okuldan kaçıp kaçmadığı araştırılacak.


Adıyaman Valisi Halil Işık:
Öğrenciler Başbakan'ı görme merakıyla gitmiş olabilir, inceliyoruz.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül: Üniformayı çıkarmayı unutmuşlar. Basına yansıyan haberler partimizi kötülemek için bir gayrettir.

Sabah, 5 mayıs

 

*

 

BİLİNEN KÖY…

 

Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde, Kuzey Irak'taki bir kadın teröristin ailesine gönderdiği mektuptan hareketle operasyon başlatan güvenlik güçleri, PKK'ya lojistik destek sağladığı iddiasıyla, aralarında DTP'li belediyenin hesap işleri müdürünün de bulunduğu 4 kişiyi gözaltına aldı. Arama sonucu Belediye Muhasebe Müdürü Meran Ataman'ın odasında 20 adet Kalaşnikov tüfek ve 2 dinamit lokumu bulundu.”

 

Milliyet, 5 mayıs

 

*

 

İHBAR ÇETELERİ GELİYOR

 

Devlet Bakanı Abdüllatif Şener açıkladı: İhbarcı ile yakalayan, kaçak akaryakıtın % 25’i ile ödüllendirilecek.

 

Tercüman ‘İhbar et, servet kazan’ diyordu. (5 mayıs)

 

Ama bence Yeni Şaffak’ın uyarısı daha haklı: ‘İhbar etmek, kaçak işinden daha kârlı!’ (5 mayıs)

 

Dikkat etmek lazım, akaryakıt kaçakçılığını ve mafyasını önleyelim derken, içinde (her zamanki gibi) devlek memurlarının da olduğu ‘AKARYAKIT İHBAR MAFYASI’ oluşturmayalım!

 

*

 

900 MİLYON DOLAR’S KOMÜNİST

 

Türkiye’de bir takım hayranları vardır, Fidel Castro’nun faşist bir diktatör olduğunu görmezden gelir, bir de utanmadan ‘hayranlık’ duyarlar.

 

Forbes dergisinin listesini gördünüz değil mi, ‘Dünyanın en zengin 10 lideri’ listesi…

 

(LİSTEYİ KOYACAĞIM BURAYA AMA HÜRRİYETİM O KADAR İYİ SAKLAMIŞ Kİ BULAMADIM!)

 

Özetle, Castro 900 milyon dolar servetiyle 7.sırada.

 

Hem katil bir faşist hem de (dünyanın – sayesinde - en fakir kalmış ülkelerinden birinde) hırsız…

 

Hürriyet, 6 mayıs

 

*

 

PKK ÖZÜR DİLER BİR DAHA DA YAPMAZSA MESELE YOK

 

PKK Hakkâri’de okul çocuklarını taşıyan araca bombalı saldırı düzenledi.

 

DTP’li Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir iki gün sonra, dili geri geri giderek güya kınadı:

 

Saldırganların kimliğini ve kimliklerini bilmiyoruz. Salgırganlar her kimse derhal özür dilemeli ve bir daha tekerrür etmemelidir…’ (Milliyet, 6 mayıs)

 

Yani Pe-Ke-Ke olmayabilir, hatta belki TC yapmıştır, demeye getiriyor…

 

Pe-ke-Ke ise de … özür dilesinler ve bir daha yapmasınlar!

 

*

 

AKP’nin yayın organı sürmenşet yapmış:

 

Tayyip Erdoğan: Cumhurbaşkanlığı gündemimde değil

 

Bülent Arınç: Çankaya hesabı içinde değilim

 

Serdar Devrim: Yalancının!

 

Yeni Şaffak, 6 mayıs

 

*

 

İLKEL GAZETECİLİK

 

Aynı gazete 28 Şubat olayının da peşini bırakmıyor, doğru yapıyor.l

 

Sabah’ın eski sahibi Dinç Bilgin, televizyonda asker ile medya arasındaki ilişkilerden bahsedince, bir hatırlatma yaptı Yeni Şafak ve ’28 Şubat döneminde gazete yönetimleri’ diye suçladığı gazetecilerin isimlerini sıraladı. Bu arada içlerinden üçünün de fotoğrafını kullandı.l

/images/100/0x0/55eaf42df018fbb8f8a16897

 

Yeni Şafak bu üç gazeteciye husumet beslediğ ve aleyhlerinde yayın yaptığı için, sayfanın editörü mümkün olan ‘en kötü ve çirkin’ fotoğraflarını arayıp bulmuş ve kullanmıştı. (Yanda)

 

Bunu sadece Yeni Şafak yapmıyor.

 

Bu ilkellikten vaz geçmenin zamanı gelmedi mi artık?

Yeni Şafak, 6 mayıs

 

 

*

 

ÖLÜ DİMİTRİ OĞLU PODGORNİİİ

 

Bilmiyordum, Türker Alkan’dan okudum ve bayıldım bu hikayeye...

 

Türker Bey, Fransa’da ‘Ermeni Soykırımını reddedene ceza’ diyen kanunu tasarısını eleştirirken anlatıyor:

 

Gerçi benzer bir olay geçmiş yıllarda bizde de yaşandı. Sovyetler Birliği Cumhurbaşkanı Podgorni davetlimiz olarak Türkiye'ye gelmiş ve Meclis'te bir konuşma yapmıştı. Bu konuşmada komünizm propagandası yaptığı için hakkında dava açıldı. Yanlış anımsamıyorsam İzmir'deki bir mahkemede açıldı dava.

Yargıç, mübaşire kemali ciddiyetle, "Çağır şu Podgorni'yi oğlum," dedi. Mübaşir mahkeme kapısının önüne çıktı, elini kulağının arkasına atarak çığırdı:

"Podgorniii..."

Ses yok. Gene çığırdı, "Podgorniii..."

Gene ses seda yok. Üçüncü ve son defa çığırdı:

"Podgorniii!"

Sonra yargıca doğru gitti, "Cık, gelmemiş efendim!"

Hep merak eder dururum, Podgorni gerçekten o duruşmaya gelseydi yargıç ne yapardı acaba?”

 

Radikal, 6 mayıs

 

*

 

KOCA REİS, BÜYÜK HAKİM

 

Hâkimleri, savcıları eleştiriyoruz ama içlerinde şapka çıkarılacaklar da var…

 

Samsunlu 28 yaşındaki anne, üç ve dört yaşındaki iki çocuğunu uyur bırakıp komşuya gitmiş. Uyanan çocuklar evde yangın çıkarmış ve maalesef, pencereler demirli ve kapı da kitli olduğu için, yanarak ölmüşler.

 

Tabii ki genç ve cahil anne hakkında dava açılmış ihmal ve ölüme sebebiyetten. Savcı 15 yıla kadar hapsini istemiş ‘Canlarım öldü, yüreğim yanıyor, her cezaya razıyım’ diye ağlayan anneye.

 

Mahkemenin hükmü: “Evlatlarının acısı ona yeter. Beraatine…”

 

Posta, 6 mayıs

 

*

 

DEMOKRATİZASYON: MİLLİ EĞİTİM KÖY SEVİYESİNE NASIL İNDİ

 

AKP’nin bütün devlet kadrolarında olduğu gibi, Ümmi Eğitim’de de hızla kadrolaştığı, kendi adamlarını, imamları yerleştirdiği biliniyor.

 

Hürriyet’teki bir haberin altında, küçük bir not hem bu gerçeği hem de eğitimde işlerin neden boka sardığını anlatmaya yetiyor…

 

MEB Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü’ne baş yardımcı olarak kimin atandığını duymuş muydunuz?

 

Bitlis Tatvan Kızıldüzü Köyü İlköğretim Okulu sınıf öğretmeni Abdülkerim Taşar’ı.

 

EĞİTİM TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜR BAŞ YARDIMCISI olarak…

 

Bu Taşar ayrıca Daire Başkanı iken Müsteşar Yardımcısı yaptığı Cemal Taşar’ın kardeşi.

 

Hürriyet, 7 mayıs

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!