GeriGündem Kültürümüzün ağır işçisi: İsmet Zeki Eyuboğlu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kültürümüzün ağır işçisi: İsmet Zeki Eyuboğlu

KAYBETTİĞİMİZ İsmet Zeki Eyuboğlu'nun edebiyatımızdaki, kültürümüzdeki yerini en doğru biçimde Ahmet Oktay tanımlamış:‘‘Türk yazınının, Türk düşünce hayatının sözcüğün en açık anlamıyla gerçek bir ağır işçisiydi.’’Gösterişten uzak, övgü beklemeyen, bilineni sorgulayan, durmadan üreten bir aydındı.İsmet Zeki Eyuboğlu, 1925'te Maçka'da (Trabzon) doğdu, Vefa Lisesi'ni (1948), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Filoloji Bölümü'nü (1953) bitirdi.İyi bir araştırmacı, iyi bir çevirmendi.Divan edebiyatı üzerine yaptığı çalışmalarla bu edebiyatın gerçek hüviyetini ortaya koydu.Geniş çalışma skalasında; divan şiirinden Kaygusuz Abdal'a, Mevláná Celáleddin'den Tarikatlar Mezhepler Tarihi'ne, Felsefe Yazıları'ndan Anadolu Uygarlığı'na uzanan zengin bir birikim vardı.Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü, onun adının unutulmaması için bile yeterli bir çalışmadır.* * *ÖĞRENCİLER kitabının arka kapağındaki bir tanıtım cümlesi:‘‘Öğrenciler'in kaynağı genelde yirmi yıl süren bir gençlik döneminin izlenimleri (1933-1953).’’Onun, öğrenci kavramı, öğrencinin dünyası, bilimsel, bireysel kimliği üzerine söyledikleri birçok öğrenci için geçerli durum saptamalarını içeriyor:‘‘Ben, bugün bir öğrenciyim. Ne denli yavaş yürüsem bile, bu öğrencilik dönemi bir gün bitecek, kendi yaşamımı kendi emeğimle sürdürme gereğinde kalacağım. Kendimden başka elimden tutanım, yardımıma koşanım olmayacak, olsa bile bunlar geçici bir nitelik taşıyacak. Peki ben bu toplum için neyim? Toplum bana ne verecek? Okulda öğretilenlerle sorumlu, yükümlü tutulacaksam, geleceğimin ışığı bugünden sönmüş demektir.’’Bana göre, doğuyu anlayabilmek için batı düşüncesini bilmenin, özümlemenin gereğini çalışmalarıyla, araştırmalarıyla kanıtlayan biriydi.Nietzsche'den çevirdiği eserleri okurlara yeniden anımsatmalıyım.Kültür kavramını, felsefi boyutuyla bir bütünlük içinde algılayan ender aydınlardandı.Anadolu Uygarlığı kitabının başında ‘‘Neden Anadolu?’’ adlı girişini, ya da kitabın yazılma gerekçesini, amacını tanıtan yazıyı okuyunca, onun bilinenleri sarstığını, yerleşmiş, yüzeysel kanıtları nasıl yıkıp yerine araştırma ürünü gerçekleri koyduğunu fark edersiniz:‘‘Anadolu uygarlığı böyle göçebe, dilenci türünden bir uygarlık değildi, onun otağla, çıkınla, ayranla ilgisi yoktur. Yerleşmiş, kurumlarını sağlam dayanaklar üzerine oturtmuş, kimliğini kazanmış onunla sürüp gidiyor.’’* * *İSMET ZEKİ EYUBOĞLU da kitaplarıyla yaşayacak.Birçok konuya yaklaşımıyla da özgünlüğünü koruyacak.