GeriGündem Kışladan üniversiteye
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kışladan üniversiteye

1832 yılında yapılan ve o günden bugüne askeriye tarafıdan kullanılan tarihi Davutpaşa Kışlası, bundan böyle bir eğitim kurumu olarak hizmet verecek. Kışla Genelkurmay tarafından Yıldız Teknik Üniversitesi'ne tahsis edildi.

Yakın bir geçmişe kadar şehir dışı sayılan eski Edirne yolu üzerindeki yeri, şimdi şehrin sanayi bölgelerinden birinin göbeğinde, ama yüzyıllar önce Sahra ya da Bahçe olarak anılırdı. 1826'da başlanan inşaası 1832'de tamamlanmış; iki dere arasındaki tepenin doğu yamacına konuşlanmıştı, Davutpaşa Kışlası. İkinci Mahmud tarafından yaptırılmasının nedeni, Asákir-i Mansure-i Muhammediye askerleriydi. Sonraki yıllardan günümüze kadar da çoğunlukla askeri amaçlar için kullanıldı. Balkan Savaşı sırasında göçmenlerin ikametine açıldı. Birinci Dünya Savaşı yıllarında ise askeri hastane oldu. Ardından yeniden kışla olarak kullanılmaya başlandı.

Ama bazen de, sadece Türkiye gibi ülkelerde askerlik sınırlarına giren amaçlar için kullanılacaktı; 27 Mayıs'a giden günlerde Sultanahmet'te gösteri yapan öğrenciler toplanıp oraya götürülecek, hemen ardından sessizce salıverilecekti. 12 Mart'ta Cemal Madanoğlu, Ali Sirmen, İlhan Selçuk, Raif Ertem, Ahmet Ketenci, İlhami Soysal gibi Madanoğlu Davası sanıkları, 15-16 Haziran olayları nedeniyle sendikacıların konduğu askeri cezaevi olacaktı. 12 Eylül'ün hemen ardından ise idamla yargılanan DİSK davası sanıkları ve kimi örgüt davası sanığı gençler orada sorgulanacak, tutuklanacak ve uzun süre de salıverilmeyeceklerdi.

Davutpaşa Kışlası, bundan böyle askerlik dışı bir amaca hizmet edecek; bir eğitim-öğretim kurumu, bilim yuvası olacak. Çünkü Genelkurmay tarafından 16 bin öğrencisi, sekiz fakültesi ve 89 yıllık bir geçmişi olan Yıldız Teknik Üniversitesi'ne tahsis edildi. Kışla binasıyla birlikte tarihi başka binaların, köşklerin, bir sarnıcın bulunduğu, çoğunluğu yeşil alan olan 1320 dönümlük arazi, üniversitenin yeni kampusü olacak. Kışla binasının restorasyonuna başlandı bile. Doğal ve tarihi dokusu bozulmadan yapılacak yeni binalar ise projelendiriliyor.

Toplu konut yerine

İstanbul Ansiklopedisi'nde Ayşe Yetişkin Kubilay imzasıyla yayımlanan yazıya göre Davutpaşa Kışlası, batılılaşma hareketlerinin resmi bir program dahilinde uygulanmaya başlanmasıyla birlikte, Osmanlı mimarisinde yeni bir tip olarak karşımıza çıkıyor. O dönem şehir dışına yapılan tüm kışla binalarında dikdörtgen planlı, avlulu şema uygulanıyor. Düzgün kesme taş malzemenin kullanıldığı kışla, iki katlı ve süslemesiz, oldukça sade bir görünüm sergiliyor. Çeşitli zamanlarda onarımdan geçen kışla, temmuz ayından beri Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından restore ediliyor.

Üniversite Rektörü Ayhan Alkış, Yıldız, Şişli ve Ayazağa'daki binaların artık kendilerine yetmediğini, bu nedenle Davutpaşa Kışlası alanına talip olduklarını anlatıyor. ‘‘Kent üniversitesi olma özelliğimiz var, Davutpaşa'yı da tarihi ve doğal güzellikleriyle koruyacağımızı taahhüt ettik. Bizimkinden başka talepler de oldu ama ordu bir eğitim kurumuna vermeyi uygun buldu. Kendi içinde daha iyi alternatifleri olmasına rağmen bize vermelerinden dolayı şükran borçluyuz. Belki de orası şimdi bir toplu konut alanına dönüşebilirdi’’ diyor.

Dört ay önce fiilen üniversiteye devredilen kışlanın restorasyonu bu yıl sonunda bitiyor. Ancak alanın bir üniversite kampusü olabilmesi için, içindeki hamam, fırın, Otağ-ı Hümayun, sarnıç ve köşk gibi yapıların restorasyonu ve yeni binaların inşaası sözkonusu. Üniversite doğal olarak ‘‘Kendi işini kendi yapıyor’’, bünyesindeki mimarlar, mühendisler yeni kampusü projelendiriyor. Üniversitenin bir bölümü önümüzdeki sömestr Davutpaşa'ya taşınacak. Ancak tüm projelerin hayata geçmesi için beş yıl gibi bir süre gerektiğini söylüyor Profesör Alkış. Tabii ihtiyaç duydukları kaynağı bulabilirlerse. Devletin verdiği kaynak elbette yeterli değil; bu yüzden mezunlar ve hayırseverlere yönelik bağış kampanyası başlatacaklarını ve malvarlıklarından yararlanacaklarını söylüyor.

Rektör Ayhan Alkış'ın kafasında bir proje daha var: Kimi askerlik hizmetini gördüğü, kimi komutanlık yaptığı, kimi tutuklanarak içinde yattığı için, bir şekilde Davutpaşa Kışlası'yla tanışıklığı olmuş insanları orada biraraya getirmek! Hatta kimi odaların kapısına, ‘‘Burada Filanca yattı’’ diye plaket asmak. ‘‘Son dönemde Söylemezler Çetesi, şarkıcı Serdar Ortaç da orada yatmış, herkesin adı verilemez elbette. Ama nice yazarlarımız, aydınlarımız var, orada günlerini geçiren’’ diyor. İşte bunlardan biri DİSK eski Genel Sekreteri Fehmi Işıklar.

12 Eylül'den hemen sonra tutuklanan ve haklarında idam cezasıyla dava açılan DİSK'in 250'den fazla yöneticisi, üyesi, araştırmacısı, toplam dört yıllık tutukluluklarının yarıdan fazlasını Davutpaşa Kışlası'nda geçirdi. Işıklar, ‘‘padişahların ahır olarak kullandığı yere’’ kondukları o günlerde gözleri kapalı olduğu için göremediği ama sorgulama sırasında bir böbreğini bıraktığı Otağ-ı Hümayun binasını şimdi görmek istediğini söylüyor. Anlattığına göre hepsinin tüm sorgulamaları orada yapılmış. ‘‘Tutuklanınca kışlanın üst katındaki beş koğuştan birinde, Abdullah Baştürk, Ahmet İsvan, Kemal Nebioğlu ve üst yönetimden diğer arkadaşlarla birlikte kaldım. Sonradan duydum, Hasdal Cezaevi Müdürü, tutuklu bir kızla yaşadığı ilişki yüzünden tutuklandığında, benim yatağımda yatmış’’ diye anlatıyor.

Davutpaşa bundan böyle farklı bir döneme giriyor. Artık, Işıklar'ın ‘‘Mareşal’’ adı taktığı ve sertliğiyle övünen Adnan Binbaşı ile sertlik gösterilmesi mübah tutukluların ilişkisi yerine, çağdaş hoca-öğrenci ilişkisi hüküm sürecek bu binalarda. Tutukluların kaldığı balık istifi görüntüsü veren nezarethaneler ya da bol ranzalı koğuşlar yerine, iki üç kişilik konforlu yurtlarda barınacak öğrenciler. Ya da Işıklar'ın ‘‘Fantezi içki sofraları kurardık, leziz yemekler yiyormuş, içki içiyormuş gibi yapardık, bazı arkadaşlar sarhoş olurdu hakikaten. Bazen de ben, bulgur olmadığı için ekmek kırıntılarıyla çiğköfte yapardım’’ diye anlattığı günlerin aksine, modern yemekhanelerde, kafelerde doyuracaklar karınlarını.

Ve tutukluların 15 günde bir beş dakikada yıkanmak üzere götürüldüğü hamam binası, belki yepyeni araştırmalara, buluşlara sahne olacak. Ve Davutpaşa bundan böyle, iyi yönleriyle hatırlanacak.

Teknopark ve Bilim Merkezi

Davutpaşa Kışlası, artık Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampusü olarak anılmaya başladığında, üniversitenin yüksek lisans, doktora, yabancı dil hazırlık okulu ve dışa açık kurslarının olduğu merkezi yine Yıldız'da kalacak. Şişli ve Ayaspaşa binalarının da taşınacağı Davutpaşa'daki alan ise üçe bölünecek; bir bölümünde eğitim öğretim kurumları, bir bölümünde sosyal, kültürel, sportif faaliyetler için mekanlar ve yurtlar olacak, bir bölümü ise üniversite sanayi işbirliğine açılacak.

Sözü edilen son bölümde, Türkiye'nin ilklerinden olacak projeler hayata geçecek. Bir Teknopark ve Bilim Merkezi. Prof. Alkış şöyle anlatıyor: ‘‘Temel görevlerimizden biri de sanayiyle ortak araştırma yapmak. Mesela Isıtma Soğutma Klimacılar Vakfı ile işbirliğimiz var, onlara yer vereceğiz, sektörün ihtiyaçlarıyla ilgili ortak araştırmalar yapacağız. Aynı şekilde döküm sanayii, tekstil gibi alanlarda da bunlar olacak. Türkiye'nin ilk Teknopark projesini TÜBİTAK yaptı, Gebze'de kuruyorlar. Biz ise bu yakadakini yapacağız. Yeni bir model geliştirmek, yeni bir yazılım üretmek ya da ne bileyim mesela daha iyi bir asansör yapmak isteyen firmalar gelecek, biz onlara altyapı sağlayıp, birikimlerimizle yardımcı olacağız, araştırma geliştirme faaliyeti sürdürülecek. Bilim Merkezi projesini ise Bilim Merkezi Vakfı üstlendi; gençlere bilimi sevdirmek, çocuklara insanın oluşumundan suyun yapısına kadar herşeyi öğretecek bir merkez kurulacak.’’

Yorumları Göster
Yorumları Gizle