GeriGündem 'Kendimizi her alanda gecekondulara mahkum ettik'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Kendimizi her alanda gecekondulara mahkum ettik'

'Kendimizi her alanda gecekondulara mahkum ettik'

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin kültür ve sanat politikalarında arzu ettiği mesafeyi kat edemediğini belirterek, “Uzunca bir süre ecdadın ihtişamlı medeniyet mirasına sırtımızı dönüp kendimizi her alanda gecekondulara, kaçak yapılara mahkûm ettik” dedi. Beştepe’de düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri töreninde konuşan Erdoğan, şunları söyledi:

MESAFE KAT EDEMEDİK

“16 yılda demokraside ve ekonomide çok büyük devrimlere imza atan Türkiye, maalesef eğitim ve kültür-sanat politikalarında arzu ettiğimiz mesafeyi kat edememiştir. Bu alanlardaki gelişmelerin diğer yatırımlar gibi sadece devlet projeleriyle, kamu imkânlarıyla sağlanabilmesi işin tabiatına uygun değildir. Millet olarak topyekûn mücadeleyle ülkemizi kültür-sanatta ileriye taşıyabiliriz. Devlete düşen görev bireylerin bu gayreti ortaya koyabilecekleri iklimi tesis etmektir. İnşallah yeni dönemde bu doğrultuda çok daha büyük adımları atacağız. Türkiye’nin son bir asrı siyasi ve sosyal alanlar yanında, kültür-sanat bakımından da çok büyük kırılmaların yaşandığı bir dönemi ifade etmektedir. Mesela bu süreçte dilimiz öylesine büyük değişime uğramıştır ki dedeler torunlarıyla sağlıklı iletişim kuramaz hale gelmiştir. Aynı şekilde müzik zevkimizde çok ciddi değişimler yaşanmıştır. Giyim kuşamdan yeme içmeye kadar her alanda bu sıkıntının emarelerine şahit oluyoruz. Kültür-sanat dünyamızın kuraklığının en başta gelen sebeplerinden biri de budur. Medeniyet esasta bir inşa faaliyetidir. Bu faaliyetin temeli de ilim ve hikmettir.

MİRASA SIRTIMIZI DÖNDÜK

Şayet bu temel sağlamsa ortaya göz alıcı bir köşk çıkar. Tam tersi temel çürükse elimize sadece yıkık, dökük bir gecekondu geçer. Biz uzunca bir süre ecdadın ihtişamlı medeniyet mirasına sırtımızı dönüp kendimizi her alanda gecekondulara, kaçak yapılara mahkûm ettik. Halbuki bizim tarihimizde ilim ve sanat insanlarının müstesna bir yeri vardır. Bugün ülkemizin ve genel olarak medeniyet coğrafyamızın yaşadığı sorunlar ilme, hikmete, tefekküre, gayrete, azme ve tevekküle yeteri kadar sarılmıyor olmamızdan kaynaklanıyor.

ESARET KALKIYOR

Ülkemize baktığımızda gördüğümüz şudur. Türkiye’nin yeni Mehmet Âkiflere, Tanpınarlara, Necip Fazıllara, Nâzım Hikmetlere, Arif Nihat Asyalara, Kemal Tahirlere ihtiyacı var. Aynı şekilde müzikte yeni Dede Efendiler, Itriler, Hacı Arif Beyler, Aşık Veyseller, Muzaffer Sarısözenler yetiştirmeden özgünlüğümüzü koruyamayız. Mimar Sinan gibi kendi alanında asırlarca devam edecek ekoller oluşturacak mimarlar yetiştirmeliyiz. Ömrüne 800’e yakın projeyi sığdıran bir Mimar Sinan, sıradan bir olay değildir. Bunlar da böyle kaçak yapılar falan değil. Siyasetçiyim, gecekondu ifadesini kullanmak zor ama hiç değilse kaçak yapı diyebilirim.

Ülkemizin en büyük sorunu kendi toplumunu, ülkesini küçümseyen bir grubun uzunca bir süre kültür-sanat dünyamızı adeta esir almasıdır. Hamd olsun bu esaret yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Özellikle gençlerimiz arasında geleceğimiz adına bize ümit veren güçlü bir kıpırdanışın, arayışın, sorgulamanın giderek yükseldiğini görüyoruz. Bugün dünyanın neresine gidersek gidelim televizyonun düğmesine dokunduğumuzda karşımıza mutlaka ülkemizde yapılmış bir televizyon dizisi çıkıyor. Bu da ayrıca bizi mutlu ediyor. Aynı başarıları diğer alanlarda göstermememiz için hiçbir sebep göremiyorum.”

Kültür sanat özgürdür

“Kültür ve sanat tabiatı gereği sivildir, özgürdür, vesayet kabul etmeyecek bir karakterdedir. Tek tipçiliği, tek sesliliği dayatan totaliter rejimlerde sanatın layıkıyla neşrunema (yayınlanması) bulması bu sebeple pek mümkün olmaz. Aynı şekilde toplumların kutsallarını, inançlarını bunları küçümseyen, hafife alan yahut ideolojik siparişlere göre köreltmeye çalışan kişinin yaptığı işin adı kültür veya sanat değildir. Esasen bu tarz işlere tevessül edenler eserleri ve isimleri tarihin tozlu raflarında kaybolup gitmiştir. Buna karşılık içinden çıktığı toplumla barışık sanat ve edebiyat insanları isimleri ve eserleriyle asırlarca ayakta kalmayı başarmışlardır.”

 

İstiklal Caddesi’nde müze ev yapılacak

“Devlet olarak merhum Âkif’in mirasına sahip çıkma adına önemli bir adım atıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığımız, Mehmet Akif’in Mısır’dan Türkiye’ye döndüğünde İstanbul’un Beyoğlu ilçesinin İstiklal Caddesi’nde bulunan Mısır apartmanının dördüncü katındaki daireyi kamulaştırdı. Milli şairimizin ömrünün son demlerini geçirdiği bu daireyi Mehmet Âkif Ersoy Müze Evine dönüştürüyoruz. İnşallah bunu sizlerle de değerlendirmelerini yapmak suretiyle bunu ne tür objelerle zenginleştireceğiz ve orayı nasıl milletimize kazandıracağız bu adımı atalım istiyoruz. İstanbulumuzun en işlek yerinde İstiklal Caddesi’nde böyle bir müzeye dönüştürülmesi çok isabetli olacaktır. İstiklal Marşı şairimize ait pek çok eser ve şahsi eşyanın sergileneceği bu müze evinin bilhassa gelecek kuşaklara üstadı daha yakından tanıma ve anlama imkânı vereceğine inanıyorum. Mehmet Âkif’in bize tuttuğu ışığı yeteri kadar değerlendirebildiğimizde onun aziz hatırasını hakkıyla yad etmiş olabiliriz.”

ÖDÜL ALAN İSİMLER

CUMHURBAŞKANI Erdoğan başkanlığında toplanan Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu’nun belirlediği bu yılki Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, Beştepe’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’ne tarih ve sosyal bilimler alanında Mehmet İpşirli, sinema alanında Türker İnanoğlu, müzik alanında Erol Sayan, sanat/fotoğraf alanında İzzet Keribar layık görüldü. Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu, bu yıl vefa ödülünün ise Mehmet Akif Ersoy’a verilmesini kararlaştırdı. Ödülleri Cumhurbaşkanı Erdoğan takdim ederken, vefa ödülüne layık görülen Mehmet Akif Ersoy’un ödülünü torunu Selma Ersoy Argon aldı.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle