GeriGündem Kazandibimdi o benim, bebeğimdi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    7
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kazandibimdi o benim, bebeğimdi

Kazandibimdi o benim, bebeğimdi
refid:15148787 ilişkili resim dosyası

Hepsinin bir öyküsü var aslında. Hepsi ana kuzusu. Tüm şehitlerin anısına içlerinden birinin hayatına yakından bakmak istedik.

Elazığ’ın Palu İlçesi Arındık Jandarma Karakolu’nda geçen pazar günü şehit olan Komando Onbaşı Selçuk Gökdağ’ın evinde bir gün geçirdik.

“BURADA saatsiz olmuyor baba, dedi. Alalım oğlum, dedim. Ben senin saatini istiyorum, dedi. Çıkardım kolumdan verdim. Bak yine bana döndü bu saat.” Mezarlıklar Müdürlüğü yetkilisi, şehit oğlundan kalanları getirdiğinde bu sözler dökülüyor baba Kemal Gökdağ’ın ağzından. O, saati koluna takarken, yetkili, 20 yaşındaki Şehit Onbaşı Selçuk Gökdağ’ın cebinden çıkanları tek tek masaya bırakıyor.

Bu dutu çok severdi

Kocaeli’nin Yenişehir Mahallesi Şölen Sokak’ta, Türk bayraklarıyla donatılmış evin avlusuna sandalyeler sıralanmış. Baba Gökdağ bir sandalyeye oturmuş telefonla konuşuyor. Başsağlığı dileyerek oturuyoruz yanına. “Benim tarlamı beklerken ölmedi oğlum. Türkiye Cumhuriyeti’nin bekçiliğini yaparken öldü. 20 oğlum olsa, 20’sini de gönderirim. Türkiye Cumhuriyeti’ni hangi güç yıkabilir? Her karış toprağı kanla yıkanmıştır bu ülkenin” diye başlıyor söze. Sonra bahçedeki dut ağacına dikiliyor gözü. “Selçuk çok severdi bu dutu. Herkes yedi. O yiyemedi. Kazandibimdi o benim, bebeğimdi.”

7 kardeşin en küçüğü

4’ü erkek 7 çocuğun en küçüğüydü Selçuk. “Aldım kucağıma. Yavrum, baban ihtiyar, senin gençliğini görebilecek mi? Askere gideceğin günleri görebilecek mi? Bana şeref verdin, hoşgeldin dedim.”

O sıkıntı görmesin istedik

Selçuk doğana kadar mücadeleyle geçmişti Gökdağ Ailesi için hayat. “Gücüm kuvvetim yerindeydi. Kemal derlerdi bu yüzden”. Ve beklenmeyen trafik kazasıyla değişti hayatları. Hastane yolunda “Bahar”ları soldu. 6.5 yaşındaki Bahar ayrıldı aralarından. 8 yıl sonra, 14 Ocak 1990’da aileye katılan Selçuk’la güldü tekrar yüzleri. “Gülen çocuk” diyorlardı ona.

Tam bir motor tutkunu

Artık emekli babanın tek uğraşıydı Selçuk. Bir dediği iki edilmedi o yüzden. İki başarısı göz kamaştırdı hep. Yüzme ve motosiklet. Babasından aldığı cesaretle atmıştı kendini ilk kez suya. Motosiklet tutkusu ise borca sokmuştu babasını. Motosikletinin yeni ödenmişti son taksidi.

1990’A 1 TERTİP

1990 doğumlu Şehit Komando Onbaşı Selçuk Gökdağ, annesinin birtanesiydi. “Çok akıllıydı benim oğlum” diyor Nurten Gökdağ eşyalarını öperken, “Gezmeyi, arkadaşlarıyla olmayı severdi. Markalı giysilere düşkündü sadece. Ölmedi, yaşıyor benim oğlum.”

Selçuk yerine künyesi geldi

/images/100/0x0/55eb2003f018fbb8f8accb9d

Mezarlıklar Müdürlüğü yetkilisi Selçuk’un cebinden çıkan eşyaları babasına teslim etti. Selçuk’tan geriye 50 lira olan bez cüzdan, walkman, çakmak, küçük bir çatal ve künyesi geldi.

Mevziini kaybetse 150 asker ölebilirdi

POSTACININ gelişiyle bölündü konuşma. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün başsağlığı mesajlarıydı gelen. Baba Kemal Gökdağ yeniden başladı:
“Babalar Günü, sabah 06.30. Albay geldi kapıya. ‘Kemal Gökdağ sen misin’ dedi. ‘Benim komutanım, ne oldu’ dedim. ‘Oğlunuz kahramanca şehit oldu’ dedi. Ayağından almış darbeyi, palaskayla bağlamış arkadaşları. Kanının son damlasına kadar savaşmış. Mevziini kaybetseymiş 150 asker ölürmüş. Tim komutanıydı benim oğlum. Çavuş olacaktı.”

Gittiğine gökler bile ağladı

AĞABEYİ Murat Gökdağ, kardeşinin burnu sürtülsün diye 3 ay aramamış askere gidince. Olaydan iki gün önce konuşmuş olmanın rahatlığıyla anlatıyor:  “Malum oldu herhalde. ‘Askerliğini adam gibi yap gel, işimizi kuralım’ dedim. Akıllanmıştı. Önceleri her şey şaka gelirdi ona. Babam da ‘Benim sağlığımda kimse dokunmasın, o benim hediyem’ dediği için dokunmazdık. Kızıyorduk rahatlığına. Ama hep gülerdi. Cenazeyi getirdik. Bir yağmur, gökler ağladı gittiğine. Defnettik, yağmur bitti.”

Askerlikten sonra düğün vardı

BABA Kemal Gökdağ, Selçuk’un yaşadığı evi görme isteğimizi geri çevirmiyor. Birlikte üç katlı evin ilk katına çıkıyoruz. Girişteki odada kadınlar var. Kanepenin başında oturan Selçuk’un annesi eşyalarını öpüp kokluyor. Hemen yanında Kemal Gökdağ’ın “Gelinim olacaktı” dediği Nurcan oturuyor. Söz vermişler birbirlerine. Askerlikten sonra düşünüyorlarmış resmiyeti. “Ördek” kelimesi çıkıyor bir ara ağzından. “Dudaklarını ördek gibi yapardı konuşurken. Ördek derdim ben ona.”

Yorumları Göster
Yorumları Gizle