GeriGündem Karaman'daki skandal hakkında ilk kez konuştu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    53
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Karaman'daki skandal hakkında ilk kez konuştu

Karaman'daki skandal hakkında ilk kez konuştu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu haftalık grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu Karaman'da çocuklara taciz olayıyla ilgili Başbakan Davutoğlu'na seslenerek, "Yasa dışı bu evlerden Türkiye genelinde kaç tane var. Bana gelen bilgi 10 binin üzerinde. O evlerde ne dersleri veriliyor çocuklara. Cumhuriyet düşmanlığı mı öğretiliyor" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Karaman'daki istismar iddialarına ilişkin, "Bu işin açık sorumlusu Milli Eğitim Bakanlığıdır (MEB). Biz çocuklarımızı eğitim için MEB'e emanet ediyoruz, milli eğitimi sorumlu tutmayacak da kimi tutacağız?" dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısındaki konuşmasında, salonda Sivas'tan gelen demir çelik işçileri olduğunu belirtti.

"Sivas seninle gurur duyuyor" sloganları üzerine Kılıçdaroğlu, "Size sözüm söz, CHP iktidarında o fabrikayı açacağım, hepinize iş başı yaptıracağım. Bugün sizin sorunlarınızla ilgili bir araştırma önergemiz görüşülecek. Genel Kurulu izlemenizi, kim sizden yana, kim sizden yana değil, onu görmenizi isterim." diye konuştu. Kılıçdaroğlu, alın terinden, emekten, üretmekten yana olduklarını söyledi.

Grup toplantısı kürsüsünde ne zaman bir terör konusu açılsa, kullandığı ilk cümlenin, "terör bir insanlık suçudur" olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, Pakistan'da lunaparka yapılan saldırıyı kınadı.

Bütün insanlığın teröre karşı ortak tavır takınması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:"Pakistan'da bir olay oldu. Lunaparkta bombalar patlatıldı, çok sayıda kardeşimiz hayatını kaybetti. Pakistan'ın bizim için ayrı bir özelliği var. Milli Kurtuluş Savaşı sırasında Pakistanlılar para toplayarak Mustafa Kemal Atatürk'e maddi destekte bulunmuşlardır. Yani bizim ulusal Kurtuluş Savaşımızda Pakistanlıların da alın teri vardır. Onların acılarını yürekten paylaşıyoruz.

Ölenlere Allah'tan rahmet diliyoruz.   Bizim üstümüze düşen bir görev varsa ona da hazır olduğumuzu buradan duyuruyoruz. Gönlünüz rahat olsun, teröre karşı mücadele ortak bir mücadeledir, insanlığın mücadelesidir. Bunu biz de vereceğiz, siz de vereceksiniz, Pakistanlı da verecek, Fransa, Belçika, Almanya, Rusya, herkes vermek zorundadır. Bu konuda ortak tavır takınarak, insanlığı terör ayıbından kurtarmamız gerekiyor."

CHP İL BAŞKANI TOZAN'IN DARBEDİLMESİ


Son zamanlarda terörün başka bir şekilde ortaya çıkmaya başladığını belirten Kılıçdaroğlu, CHP Düzce İl Başkanı Zekeriya Tozan'ın darbedilmesi olayına değindi.

Tozan'ın, takip edildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gelip arabasına hafif arkadan vuruyorlar, 'ne oldu' diye iner inmez, üç kişi saldırıyor. Birisi de kameraya alıyor. Osmanlı'nın torunları olduğunu söylüyorlar. Sizin kimin torunu olduğunuzu bilmiyorum ama kesinlikle Osmanlı'yla bir ilginiz yok sizin. Osmanlı'yı kullanıyorsunuz siz. Osmanlı yürekli adamdır, Osmanlı mazlumdan yanadır. Siz hırsızdan yana, yolsuzluktan yana tavır koyuyorsunuz. İl başkanımıza kahpece saldıranlara açık net şunu söylüyorum; size tasmayı takanlara sakın güvenmeyin. Sonuna kadar takipçisi olacağız. Arkadaşlarımız gitti, eski genel başkanımız gitti, ben gittim, hep beraber il başkanımızın yanındayız. Biz onları Düzceli değil, insan olarak dahi kabul etmiyoruz. Çünkü Düzceli saygıdeğerdir. Nedir bu şiddet, nereden besleniyor? Olayın arkasında kimler var, onu da yakından takip edeceğiz."

"BİZİM YOL ARKADAŞIMIZ MEVLANA'DIR, HACI BEKTAŞ'TIR..."

Bütün bu olayların temelinde bozulan ahlak kuralları olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, ahlaki değerlerde olağanüstü bir yozlaşma gerçekleştiğini ileri sürdü.

Hırsızların makam yükselttikleri, namuslu insanların da korkudan sokağa çıkamadığı bir sürecin yaşandığını iddia eden Kılıçdaroğlu, "Bütün bunların tamamı, üzülerek söylüyorum; Müslümanlık adına yapılıyor. Müslümanlık böyle bir şey değildir. Şiddet, hırsızlık, ahlaksızlık asla değildir. Sevgi ve hoşgörü üzerine inşa edilmiştir Anadolu Müslümanlığı. Mevlana'dır bizim yol arkadaşımız, Hacı Bektaş-ı Veli'dir bizim yol arkadaşımız, Erzurumlu Emrah'tır bizim yol arkadaşımız." diye konuştu.

Ahlakı temsil edecek kişilerin, toplumun önderleri olduğunu kaydeden CHP Lideri Kılıçdaroğlu, toplum önderi konumundaki kişinin "ahlaklı" ise toplumun onu örnek alacağını söyledi.Kendilerinin sürekli olarak bu nedenle "siyasi ahlak yasası"ndan bahsettiklerini aktaran Kılıçdaroğlu, parlamentoya ahlaklı, kul hakkı yemeyen insanların gelmesini istediklerini vurguladı.İktidarı eleştiren Kılıçdaroğlu, "14 yılda ne oldu? Kadına şiddet yüzde bin 400 arttı. Her gün bir kadın cinayeti ile karşılaşıyoruz. Yoz kültür buraya getiriyor. Ülke yönetilmiyor. Bakın uyuşturucu yaygınlaştı, her 5 evlilikten biri boşanmayla sonuçlanıyor. Uyuşturucudaki artış yüzde 678. Okulların kantinlerinde neredeyse bonzai satılacak." dedi.Kılıçdaroğlu, konunun araştırılması için önerge verdiklerini, ancak AK Parti oylarıyla reddedildiğini anımsatarak, "Yazık değil mi o çocuklara? O Çocuklar bizim umudumuz değil mi?" diye sordu.

KARAMAN'DAKİ İSTİSMAR İDDİALARI

Çocukların cinsel açıdan istismarının da yüzde 434 oranında arttığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, bir toplumdaki yozlaşmayı bundan daha güzel anlatan bir rakam olamayacağını, en son olayın ise Karaman'da yaşandığını hatırlattı.Konuyla ilgili kendi milletvekillerinden oluşan bir heyet gönderdiklerini anımsatan Kılıçdaroğlu, özellikle de oradakilere, "Aman çocuklarımızı, ailelerimizi koruyun, çok dikkatli bir dil kullanın." dediklerini bildirdi.

Araştırmaları sonucunda iki gerçeğin ortaya çıktığını anlatan Kılıçdaroğlu, "Birincisi; çocukların cinsel istismara uğradığı o yurtların kime ait olduğunu oradaki hiçbir kamu görevlisi söyleyemiyor korkudan. Valisi, emniyet müdürü...Kimin bu yurtlar? Söyleyemiyorlar. İkinci gerçek; dernekler ve vakıflar ilk ve orta öğrenim düzeyinde yurt açamazlar çünkü yasak. Yasaksa, yurt açılamıyorsa, bunlar nasıl açtılar, kimin izniyle açtılar? Bu ülkede hükümet, devlet yok mu?" değerlendirmesinde bulundu.

Olay ortaya çıktıktan sonra, 22 Mart 2016'da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'nun "Buna bir kere rastlanmış olması, hizmetleriyle ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz" dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Çocuklarımızı düşünmüyor, vakfı düşünüyor. Sana ne vakıftan, bırak onu savcı araştırıyor zaten. Sen o çocukları o hale nasıl getirdin, onun hesabını vereceksin. Bu yurtları kim açtı, sen bunun hesabını vereceksin. Bunun hesabını vermiyor, çocuklara da sahip çıkmıyor. 'Bir kerecik oldu diye, niye bunu yapıyorsunuz' diyor. Utan, utan bir de sen annesin, nasıl böyle bir dil kullanabilirsin. Davutoğlu, Manisa'da konuşuyor aynı olaya. Ben hiç konuşmadım, onlar konuştuğu için getiriyorum gündeme. 'Karaman'da yaşanan olaydan haberimiz var.' Günaydın, demek ki haberiniz olmuş. 'Bu davanın ve bu çocukların takipçisi olacağız.' Eyvallah. Takipçi olursanız, önce ben sizi tebrik ederim. 'Çocuk istismarı noktasında aydınlatılmamış tek bir nokta kalmayacak.' İnşallah öyle olur. Peki, bu yurtların açılmasına kim izin verdi? Sayın Davutoğlu yasa dışı yurtların açılmasına kim izin verdi, sen Başbakan değil misin?"

Davutoğlu'nun ayrıca "Davası insan yetiştirmek olan bir vakfı karalamak da ayrı bir ayıp. Paralel yapı öncülüğünde kirli bir algı siyaseti yürütülüyor." dediğini de dile getiren Kılıçdaroğlu, "Lafa bakın Allah aşkına. 45 çocuğa tecavüz edilmiş, biz onların dertleriyle uğraşıyoruz, bu kalkmış hala paralel yapıda. Bu paralel yapı da aslında çok güzel. İkisi paralel zaten aynı yolda gidiyorlar." ifadesini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeleri yaptı:"Ağabeyi ne diyordu? 'Ne istediniz de vermedik?' diyordu. Sana adam gibi ilkokul çocuğunun anlayacağı bir dille soruyorum Sayın Davutoğlu; onlar ne istedi, siz neleri verdiniz? Çık şu millete anlat. Anlatır mı? Anlatamaz. Neden anlatamaz? Ağabeyi izin vermez. Vesayet altında. Kalkıyor burada ilgili vakfı övüyor. Niye övüyorsun?

 

Övmek ne demektir? Valiye, savcıya gözdağı demektir. Olay yargıya intikal etmiş, hep beraber bakacağız. Çocuklar bizim çocuklarımız, mağduriyetleriyle baş başa mı bırakcağız? Asla izin vermeyeceğiz. Bunu herkes çok iyi bilsin. Sayın Davutoğlu'na sormak isterim; o çocuk evlerini paralel yapı mı açtı? O evlerdeki çocukları paralel yapı mı ayarladı? Şimdi kendi suçunuzu başkasının üzerine atmaya çalışıyorsunuz. Sen, açıkça söylüyorum; suçlusun kardeşim. Suçunu bir başkasının üzerine atma. Milli Eğitim Bakanı, o da 26 Mart'ta konuşuyor: 'Soruşturmalarımız devam ediyor. MEB olarak biz ne yapmamız gerekiyora onu yapıyoruz.' Açıkça sana söylüyorum Sayın Bakan; yasaların sana verdiği görevi yerine getirmiyorsun. Neden? Bu işin açık sorumlusu MEB'dir. Biz çocuklarımızı eğitim için MEB'e emanet ediyoruz, milli eğitimi sorumlu tutmayacak da kimi tutacağız?"

"BURS VERDİN DE AİLELER KABUL MU ETMEDİ?"

MEB Kanunu'nun 7'nci maddesinde, "Temel Eğitim Genel Müdürlüğü, ilköğretim öğrencilerinin barınma ihtiyaçlarının giderilmesiyle ilgili işlemleri yürütmekle sorumludur" denildiğini aktaran Kılıçdaroğlu, bugüne kadar MEB'in, ilköğretimle ilgili bir tek yurt dahi açmadığını ileri sürdü."Sen yurt açtın da aileler çocuklarını oraya mı getirmedi? Sen burs verdin de aileler kabul mu etmedi?" diye soran Kılıçdaroğlu, "Özellikle yoksul ailelere hitap etmek isterim; çocuklarınıza iyi bir din eğitimi vermek istiyorsunuz. Hiç kimsenin buna itirazı yok ama devletin tanıdığı kurumlara çocuklarınızı teslim edin. Diyanet İşleri Bakanlığının Kur'an kursları var. Niye çocuklarınızı oraya vermiyorsunuz? Ne idüğü belirsiz kurumlara neden çocuklarınızı teslim ediyorsunuz?" dedi.

Özel öğrenci yurtları yönetmeliğinde de "orta öğrenim ve yüksek öğrenim için yurt açabilir" denildiğini ve bunun da gayet açık olduğunu dile getiren CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Bunlar hep bizim seçim bildirgemizi kopyalarlar. Asgari ücret, taşeron... Seçim bildirgemizde, 'bir yıl içinde yurt sorununu çözeceğiz, bir yıl içinde hiçbir çocuk yurtsuz kalmayacak' dedik. Takip et, gereğini yap o zaman. Neden diyorum 'Sayın Davutoğlu acele edip vakıflarla ilgili konuştu' diye? Bakın Karaman'daki imam hatip okulu müdür yardımcısının açıklamasını okuyorum: 


“BANA GELEN BİLGİ 10 BİNİN ÜSTÜNDE”


'İmam hatipte okuyan öğrencilerimiz, Aktekke'deki Ensar Vakfı ve Kaimder'in evlerinde yatılı olarak kalırlardı.' Şimdi Sayın Davutoğlu, bu ifade sizi suçüstü yapan bir ifadededir. O yurtlar yasa dışı. Nasıl açtılar bu yurtları? O yurtların önünde tabela var mıydı? Bu işin sorumlusu MEB'dir. MEB bu olaya bütün ayrıntılarıyla girmek ve toplumu aydınlatmak zorundadır.

 

Şimdi Sayın Davutoğlu'na soruyorum. Yasa dışı bu evlerden Türkiye genelinde kaç tane var? Bana gelen bilgi 10 binin üstünde. Hükümetin tamamından haberi var. O çocuklara ne ders veriliyor orada, cumhuriyet düşmanlığı mı öğretiliyor orada? Fakir ailelerin, yoksul ailelerin çocukları bunlar. 'İyi bir din eğitimi alsınlar' diye gönderiliyorlar. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti barınma ihtiyacını nasıl karşılayamaz? Bunun üzerine sonuna kadar gideceğiz. Bütün kirli çamaşırları ortaya çıkaracağız."


“BU DAVA SIRADAN BİR DAVA DEĞİLDİR”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gazeteci Can Dündar ve Erdem Gül'ün yargılandığı davanın demokrasinin, Türk hukuk sisteminin, yargılandığı bir dava olduğunu belirterek, "Bu dava hukukun üstün olup olmadığının belirleneceği bir davadır. Sıradan bir dava değildir. Sıradan bir dava olmadığı içindir ki büyükelçiler, konsoloslar izlemeye gidiyor." dedi.

Kılıçdaroğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Manisa'da yaptığı konuşmada, "Ey Kılıçdaroğlu, teröristin yanında mısın, milletin yanında mı?" diye sorduğunu anımsattı.

Kendilerinin her zaman milletin yanında olduğunu ve milletin yanında olmayı da bir onur telakki ettiklerini belirten CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, CHP'nin teröristin yanında bulunduğuna ilişkin bir tek örnek dahi gösterilemeyeceğini savundu.

İktidarın ise terör örgütüne meşruiyet kazandırmak için üç ayaklı bir strateji izlediğini, kamu düzenini sağlamanın, bozulması halinde de düzeltmenin hükümetin görevi olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Bu terör örgütü mahkemeler kurdu, bunlardan tık yok, ses yok. Şimdi ben soruyorum Sayın Davutoğlu, kim teröristin yanında? Adam mahkeme kuruyor, 'sen dokunmayın' diyorsun. Vergi daireleri kurdular. Buna müdahale ettin mi? Etmedin. Şimdi sen kimden yanasın? Teröristten yanasın. Askere alma daireleri kurdular. Bu hükümet ses çıkardı mı? Çıkarmadı. Şimdi ben soruyorum Sayın Davutoğlu, kim teröristten yana. Birinci aşama buydu. Birinci aşama, kamu düzenini terör örgütünün lehine değiştirdiler o bölgelerde." diye konuştu.

İkinci aşamanın ise güvenlik güçlerinin önlem almasına engel olmak şeklinde gerçekleştiğini öne süren Kılıçdaroğlu, güvenlik güçlerinin terör örgütüne müdahale talebi için yazdıkları yazıların, valiliklerce olumsuz yanıtlandığını belirterek, "Şimdi ben sana soruyorum, bunlar olurken sen neredeydin? Başbakan değil miydin?" diye sordu.

İktidar partisi üyelerinin Çözüm Süreci sırasında yaptığı bazı açıklamalardan örnekler de veren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Stratejinin üçüncü ayağı, terör örgütünün lehine büyük bir propagandaya giriştiler. Terör örgütü liderini yol gösteren kişi olarak saydılar. Ve en sonunda İçişleri Bakanı çıktı açık açık, 'AK Parti ile PKK görüşüyor' dedi. Neredeyse terör örgütüne, terör örgütü demek bile suç noktasına geldi. Şimdi ben soruyorum Sayın Davutoğlu, kim milletten yana, kim teröristten yana? Çık adam gibi bunun cevabını ver. Veya arzu ediyorsan, kendine güveniyorsan, kurmaylarını da al yanına, beraber bir televizyona çıkalım seninle Allah aşkına. Ben o yürekliliği gösteriyorum, çünkü kendime güveniyorum. Sen koskoca başbakanlık koltuğunda oturuyorsun. Senin de öz güvenin olması lazım. Bir de sen akademisyensin sözde. Cesaret, cesaret. Valla üzerine fazla gelmeyeceğim. Gel adam gibi karşıma, oturalım, kim milletten yana kim teröristten yana."

"LAL OLMUŞ VAZİYETTE, BİR CÜMLE BİLE KURAMIYOR. NEDEN? AĞABEYİ İZİN VERMİYOR"

Başbakan Davutoğlu'nun yönelttiği sorulara yanıt veremediğini iddia eden Kılıçdaroğlu, "Bu kaçak sarayın maliyeti kaç para Sayın Davutoğlu? Sen Başbakansın Allah aşkına. Bu saray milletin vergileri ile yapıldı. Bunu kaça yaptın, bir çık açıkla. Lal olmuş vaziyette, bir cümle bile kuramıyor. Neden? Ağabeyi izin vermiyor. Ağabeyin izin vermiyorsa, sen o koltukta niye oturuyorsun. Milletin ödediği vergilerin nerelere harcandığının hesabını millete verme onurlu ve namuslu bir görev değil midir? Neden bunun gereğini yapmıyorsun?" değerlendirmesinde bulundu.

"BİZ MİLLETTEN, HALKTAN, VATANDAŞTAN YANAYIZ. VATANDAŞIN HAKKINI KORURUZ"

Daha önce sorduğu, Salih Müslim'in Türkiye'ye neden davet edildiğine ilişkin sorusuna da cevap alamadığını aktaran  Kemal Kılıçdaroğlu, "Bizim tavrımız gayet açık, nettir. Biz milletten, halktan, vatandaştan yanayız. Vatandaşın hakkını koruruz." dedi.

Konuşmasında gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül'ün yargılandığı davanın duruşmasına bazı ülkelerin büyükelçi ve konsoloslarının katılması ve buna ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı açıklamalara da değinen Kılıçdaroğlu, "Bu dava, demokrasinin, Türk hukuk sisteminin, yargılandığı bir davadır. Hukukun üstün olup olmadığının belirleneceği bir davadır. Sıradan bir dava değildir. Sıradan bir dava olmadığı içindir ki büyükelçiler, konsoloslar izlemeye gidiyor. Vay siz misiniz bu davayı izlemeye gelenler" ifadelerini kullandı.

Duruşmaya giden büyükelçilerin ve konsolosların ülkelerinde tam demokrasi olduğunu, insan hakları ihlallerine tepki gösterildiğini savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Bir yere gelmek ve o yerin hakkını vermek bir erdem işidir. Eğer bu millet sizi cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtmuşsa o koltuğun hakkını teslim etmek zorundasınız. Her şeye maydanoz olan, her konuda konuşan bir kişi cumhurbaşkanı olamaz. Cumhurbaşkanı yerinde, zamanında ve bütün kitleye hitap eden bir dille konuşur. Her konuda konuşmazlar, taraf olmazlar. 78 milyon vatandaşı kucaklayacak bir dil kullanırlar. Ama bizde böyle bir özellik yok. 'Sizin ne işiniz var orada?' Peki bunlar da çıkıp deseler, 'Kardeşim sizin ne işiniz var Suriye'de?' Ne diyeceksin? Eğer bir kişi koltuğa oturup hakkını vermiyorsa, o biraz da cehaletinden kaynaklanıyor."

Anayasanın 141. Maddesi'nde mahkemelerde duruşmaların herkese açık olduğu ifadesinin yer aldığını anımsatan Kılıçdaroğlu, sizin ne işiniz var orada demenin anayasa karşısında havada kalan bir yaklaşım olduğunu bildirdi.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanmaya ilişkin maddesinde de herkesin davasının hakkaniyete uygun ve açık olarak yapılmasını isteme hakkını sahip olduğunu öne süren Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin taraf olduğu "Diplomatik İlişkiler" üzerine Viyana Konvansiyonu'nda da diplomatik misyonunun görevlerinin belirtildiğini, buna göre duruşmayı izlemelerinde bir aykırılık olmadığını kaydetti.

Kılıçdaroğlu, "Asıl sorulması gereken soru, sizin orada ne işiniz var sorusunu, bizim gazeteciler için sormamız lazım. Doğru haber yapan gazetecilerin o mahkeme salonunda ne işi var? Düşüncesini açıkladı diye akademisyenlerin hapishanelerde ne işi var? Asıl sorulması gereken soru bu. Devleti soyanlar yüce makamlarda, düşüncesini açıklayanlar, doğru haber yapanlar hapishanelerde. Böyle bir şey olamaz." diye konuştu.

"AYIPTAN TÜRKİYE'Yİ TEMİZLEMENİN BİRİNCİ YOLU, 17-25 ARALIK SORUŞTURMALARINI YENİDEN AÇMAKTIR"

İş adamı Rıza Sarraf'ın ABD'de tutuklanmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kılıçdaroğlu, "Sayın Erdoğan Amerika'ya gitti. Herhalde Rıza Sarraf'ı ziyaret eder, hapishanede. Arkadaşlıkları var, çünkü. Devletin protokolünde yer almışlardı. Onun bakanları, onun önüne yatıyordu. Herhalde gidip bir ziyaret eder, öyle düşünüyorum. Ayıptan Türkiye'yi temizlemenin birinci yolu, 17-25 Aralık soruşturmalarını yeniden açmaktır." ifadesini kullandı.
Kemal Kılıçdaroğlu, 1 Ocak 2013 yılında Gana'dan gelerek, Atatürk Havalimanı'na inen ve değerli taş taşıdığı beyan edildiği halde içinde altın olduğunun belirlendiği yönünde tutanaklar tutulan uçağa ilişkin süreci ve ardından yaşanan gelişmeleri anlattı.

Uçakla ilgili gümrük müfettişlerinin hazırladığı rapordan bölümler de okuyan Kılıçdaroğlu, son aşamada uçağın Türkiye'den Dubai'ye hareket etmesine izin verildiğini, ancak son kontrollerde uçaktaki 1,5 ton altından 292 kilonun eksik olduğunun tespit edildiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, "Devletin gümrüğünde, hükümetin gözünün önünde ve onların bilgisinde 14 milyon 600 bin dolarlık altın çalınıyor. Şu ana kadar bu altınların nereye gittiğini bilen yok. Aslında biz biliyoruz. Sarayda oturan da biliyor, Davutoğlu da biliyor, Bakanları da biliyor, herkes biliyor." dedi.

"SAYIN DAVUTOĞLU, NAMUSLU ADAMSAN TÜRKİYE'Yİ BU KİRLİLİKTEN KURTAR"

Olayın arkasını bırakmayacaklarını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Soruyoruz, bu uçak nasıl geldi, siz neden el koymadınız? Sahte beyan var, neden el koymadınız? Verdikleri cevap, 'uçak transitti, yakıt ikmali için Atatürk Havalimanına inmiş. O nedenle bir şey demedik' diyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

Uçağın taşıdığı beyan edilen yükü teslim edileceği yer olarak verilen ve tutanaklarda da geçen adresi de kürsüden okuyan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu adres ne? Nereden transit oldu, çıktı. Sahte belgeler sonucu 1,5 ton altına el konulmaz mı? Yasa bunu öngörmüyor mu? 'Uçak transitti, yakıt almak için Atatürk Havalimanı'na inmişti' deniliyor. Gana'nın başkenti Akra'dan İstanbul'a mesafe, 7 bin 354 kilometre. 7 bin 354 kilometre geliyor, burada yakıt ikmali yapıyor, buradan da Dubai'ye gidiyor. Peki, Akra ile Dubai arasındaki mesafe ne kadar? Doğrudan, Akra'ya gitseydi, Akra ile Dubai arasındaki mesafe 2 bin 992 kilometre. Sayın Davutoğlu, namuslu adamsan Türkiye'yi bu kirlilikten kurtar."

Yorumları Göster
Yorumları Gizle