GeriGündem Karakurum’da Atatürk buzulu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Karakurum’da Atatürk buzulu

Tunç Fındık dünyanın en yüksek dağı Everest'in zirvesine ulaşmış ikinci Türk dağcı. Hazirandan beri Pakistan sınırlarındaki Karakurum bölgesindeydi. Maceralı geçen bu üç ayda Kolombiyalı Fernando Gonzales'le birlikte 2002 Barış Tırmanışı yaptılar. Ancak kötü hava koşulları zirveye ulaşmalarına imkan vermedi. Yine de ikili tümü 5 bin metrenin üzerinde bulunan dört dağa tırmandılar ve isim verdiler: İkili tümü 5 bin metrenin üzerinde bulunan dört dağa tırmandılar ve şu isimleri verdiler: Türkiye-Pakistan Dostluğu Zirvesi, Meteksan Sistem Zirvesi (sponsor firmanın adı), Balistar zirvesi (Balistan bölgesinin yıldızı anlamında) ve Soner Ünal Zirvesi (Toros Aladağlar'da hayatını kaybeden bir dağcı). Buzullarla kaplı olan bölgedeki bir buzula da Atatürk adını koydular. Her tırmanışa yaklaşık ikişer gün ayırdıktan sonra kesin dönüşe geçtiler. İsimlerin tescil edilmesi için Pakistan makamlarına resmi başvuru yapmayı da ihmal etmediler. TÜRKLE KOLOMBİYALI BARIŞ TIRMANIŞINDABarış Tırmanışı, Everest'e tırmanmış olan değişik milletlerden dağcıların bir arada dünya barışını simgeleyecek bir tırmanış yapmaları fikrinden doğdu. Bunun için geçen yıl Ağrı Dağı seçildi. Yedi ülkeden yedi dağcı tırmanışa katıldı. Bu yılki Barış Tırmanışı'na geçen yılki ekipten Tunç Fındık ile Kolombiyalı Fernando Rubio Gonzales katılmaya karar verdi. ve 8 bin 47 metrelik Broad Peak tepesi seçildi. 230 KİŞİLİK HAMAL ORDUSUTek aracın bile zor sığdığı uçurum dibindeki daracık yollarda ciplerle ilerlediler. Bu zorlu parkurda zaman zaman suya batan cipleri taşımak, nehirleri aşmak ve tonlarca eşyayı taşımak zorunda kaldılar. Ama Askole'ye vardıklarında işleri bitmemişti, üç bin metre civarındaki Askole köyünden ana kampa kadar zorlu bir yürüyüş onları bekliyordu. Yaklaşık altı ton malzemeyi ve erzağı taşımakla yükümlü 230 kişilik hamal ordusunun eşliğindeki bu zorlu yürüyüşün büyük bir kısmı buzullar üzerinde geçti. Buzulların yarattığı tehlikelere ve kötü hava şartlarına karşın beş bin metre yükseklikteki ana kampa beş günde ulaşıldı. Tunç Fındık, ‘‘Bu işten geçimini sağlayan binlerce yerel rehber savaş yüzünden Batılıların dağlardan elini ayağını çekmesiyle çaresiz kalmış. Eskiden bölgede rehber bulmak zorken şimdi iş bulabilme umuduyla herkes birbirini yiyor.’’ diyor.KOŞULLAR HER ŞEYİ TAHRİP ETTİFernando'yla neredeyse 40 gün kadar 5 bin metreden aşağı inmedik. İlk beş altı gün çok kötü tipi ve kar oldu. Dolayısıyla kar birikti ve çığ tehlikesi ortaya çıktı. Koşulların düzelmesi için biraz beklemek zorunda kaldık. Üç ayrı seferde üç kamp kurduk ve malzemeleri oraya taşıdık. Bazı tehlikeli yerlere sabit hatlar döşedik. Artık zirve yapmaya hazırdık fakat çok şiddetli bir yağış ve çığ sonucunda 6 bin 800 metrede kampımız tahrip oldu. Yiyecekler, uyku tulumumuz ve çadırımız gitti. Havanın düzelmesi umuduyla bir ayı boşuna ana kampta bekleyerek geçirdik. Ama hava koşulları düzelmeyince çaresizce kalan malzemelerini topladılar ve ana kampa döndük. Bundan sonrası 100 hamal eşliğinde meşakkatli bir dönüş yolculuğuydu. EL KAİDE KAMPININ YAKININDAN HIZLA GEÇTİKBelki insanlar yüzünüze söylemiyorlar ama o bölgede Pakistan-Hindistan arasındaki savaşın havası Pakistan'ın Karakurum bölgesinde hep hissediliyor. Nükleer savaş tehdidi yüzünden Pakistan'da dağ ekspedisyonu yapanların sayısı bu yıl çok düşmüş. Normal bir senede binlerce kişi yerine bu sene topu topu 100 kişi gitmiştir. Keşmir'deki çatışma bölgesine, zaman zaman top seslerini duyacak kadar yakındık. Pakistan'ın tam kontrol altına tutamadığı bu bölgede uçaksavar ve tank dahil, her çeşit silah satın almak mümkündü. Hatta ağustos ayındaki ikinci ekspediyonda Karakurum Yolu üzerinde El Kaide kamplarından birinin bulunduğu söylenen bir kasabadan geçtik. Rehberimiz açıkça söylemedi ama çok tedirgin oldu. Kasabayı geride bırakana kadar etrafı kollayıp durdu.