Kafatasındaki kırık

Güncelleme Tarihi:

Kafatasındaki kırık
Oluşturulma Tarihi: Ocak 07, 1998 00:00

Haberin Devamı

İzmir'de bacağına ilaç enjekte edip canına kıydığı belirtilen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fatma Övül'e yapılan otopside, kafatasında kırık ve beyinde ödeme rastlanırken, zehirlenme yönünden incelenmek üzere vücudundan parçalar alındı. Ölen anestezi uzmanı profesörün eşi Prof.Dr. İzzet Övül'le yasak aşk yaşadığı öne sürülen 39 yaşındaki hemşire İfakat Yaltuğ, Fatma Övül'ü tehdit ettiği yolundaki iddiaları kabul etmedi. Hemşire Yaltuğ, ‘‘Asıl kendisi sürekli arayıp, beni ve kızımı rahatsız ediyordu’’ dedi. Prof.Dr. İzzet Övül'ün avukatı da, Fatma Övül'ün oğluna yazdığı ve intihar ettiğini gösteren notu jandarmaya verdi.

Geçen cuma gecesi Bornova Dostlar Sitesi'nde oturan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi 51 yaşındaki Prof.Dr. İzzet Övül, bağırarak komşularından yardım istemiş ve aynı fakültede profesör olan eşi Fatma Övül'ü Ege Üniversitesi Hastanesi'ne getirmişti. 50 yaşındaki Fatma Övül'ün öldüğü anlaşılırken, sol ayak bileğinde şırınga bulunmuştu. Yapılan araştırmada Fatma Övül'ün anestezide kullanılan Fentanyl adlı ilacın vücuduna enjekte edilmesi sonucu öldüğü anlaşılmıştı. Prof.Dr. İzzet Övül, eşinin intihar ettiğini söylerken, Fatma Övül'ün savcılığa başvuran ağabeyi Ramazan Yıldıran ise eniştesinin bir hemşireyle ilişkisi olduğunu ve olayla ilgili cinayet dahil tüm ihtimallerin değerlendirilmesi gerektiğini, intihar da olsa buna ikisinin sebep olduğunu öne sürmüştü.

HEMŞİREYLE İLİŞKİ

Gelişme üzerine Jandarma soruşturmaya başladı. İfadesi alınan Prof.Dr. İzzet Övül, çalıştığı Beyin Cerrahisi Servisi Sorumlu hemşiresi İfakat Yaltuğ'la ilişkisini doğrulayıp, ‘‘Eşim Fatma ile aramızda geçimsizlik vardı. Eşim oğlumuzu 10 yaşına kadar kardeşime göstermedi. Kıskançlık nedeniyle aynı yerde çalışan İfakat Hemşireyle dedikodu çıkardı. Hemşireye kol kanat germek istedim ve aramızda ilişki başladı. Oğlumuzun geleceği nedeniyle tüm sorunlara set çektim ve birlikte yaşadık. Fakat eşim devamlı beni herkese rezil edeceğini söylüyordu’’ dedi.

Fatma Övül'ün yakınları da İzzet Övül'le ilişkisi olan hemşireyi suçlayıp, ‘‘Sürekli telefonla arayıp rahatsız ediyordu. İzzet'le gezmeye çıkıyor ve bunu telefonla anlatıyor, hakaretler yağdırıyordu. Fatma, tüm olanlara dayanamadı’’ dedi. Genellikle beyin ameliyatlarına girdiği için mesaisinin büyük bölümünü Beyin Cerrahi Servisi'nde geçiren Prof. Dr. Fatma Övül'le aynı servisin sorumlu hemşiresi olan İfakat Yaltuğ'un, İzzet Övül için sürekli tartıştıkları, hatta koridorda saç saça kavga ettikleri, yaşanılanların da hastane çalışanları ve yönetimince bilindiği belirtildi.

Jandarma, üç gündür ortalıkta görülmeyen hemşire İfakat Yaltuğ'u bulup, karakola getirdi. Dul ve bir çocuk annesi Yaltuğ, iddiaların aksine asıl Fatma Övül'ün kendisini rahatsız ettiğini söyledi. ‘‘Böyle olmamalıydı. Ölüm çok üzücü’’ diyen, 21 yıllık hemşire İfakat Yaltuğ şunları söyledi: ‘‘Ameliyathanede sorumlu hemşirelik yaptım. Prof.Dr. İzzet Övül'le ilişkim de sadece iş ilişkisiydi. Fakat aynı hastanedeki eşi Prof.Dr. Fatma Övül'ün aşırı kıskanç yapısı vardı ve ikimiz arasında ilişki olduğu yolunda dedikodu çıkardı, buna kendisi de inandı. Bu dedikodular yüzünden eşimden ayrıldım. Beni korumaya çalışan İzzet beyle de ilişkimiz böyle başladı. İlişkimiz 9 yıllık. Fatma Hanım, sürekli arayıp tehdit ediyor, hakaretler yağdırıyordu. Lise öğrencisi kızım da aynı hakaretlere uğruyor, bu dayanılmaz bir hal alıyordu. Ben evlerini sadece İzzet beyle konuşmak için telefonla arıyordum. İzzet Bey, boşanıp benimle evlenmeyi düşünüyordu. Olanlara çok üzgünüm. Fakat bu bizim suçumuz değil. Sadece sevdik’’ dedi.

Fatma Övül'ün Adli Tıp Kurumu'nda yapılan otopsisine hekim arkadaşları ve Nöbetçi Savcı Kamil Sezer katıldı. Otopside, Övül'ün iç organlarından, kanından, ilaç zehirlenmesi ve diğer belirtiler için incelenmek üzere parça alınırken, kafatasında kırık olduğu ve beyin ödemi oluştuğu belirlendi. Prof.Dr. Kamil Sezer, otopsi kesin sonucunun uzmanların incelemesinden sonra açıklanacağını söyleyerek, ‘‘Kafatasında kırık ve beyinde ödem oluşması var. Ayrıca ilaç zehirlenmesiyle ilgili tetkik edilmek üzere parçalar alındı. Bunların incelenmesinden sonra ölüm nedeni belirlenir’’ dedi. Prof.Dr. Fatma Övül'ün kafatasındaki kırığın ilacı vücuduna enjekte etmesi sonucu yere düşmesinden kaynaklanabileceği belirtildi.

SERBEST BIRAKILDILAR

Prof. Dr. İzzet Övül'le sevgilisi hemşire İfakat Yağtu ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldılar. Savcı Nazifi Günay, olayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini ve dosyayı inceleyeceğini söyleyerek, ‘‘Fatma Övül'ün ilacı zerkettiği söylenilen şırıngada hiç parmak izine rastlanmadı’’ dedi. Savcı, Adli Tıp'tan gelecek rapor ile bırakılan mektuptaki yazı karakterinin araştırılacağını sözlerine ekledi.

İntihar mektubu

Prof.Dr. İzzet Övül'ün avukatı Mehmet Sürücü, Jandarmaya Fatma Övül tarafından yazıldığı belirtilen bir mektup verdi. Avukat Sürücü, Prof. Dr. Fatma Övül'ün 20 yaşındaki oğlu Görkem'e hitaben yazdığı belirtilen mektubu mutfak masasını altında bulduklarını söyledi. Prof.Dr. Övül'ün mektubunda, kocasının İfakat Hemşireyle evlenmek istediğini belirterek, ‘‘Görkem seni çok seviyorum. Beni affet. Ben sonsuz yolculuğa çıkıyorum. Babanın O O....'yla evlenmesini tasvip etmedim. Babanın onunla evlenmek istemesinin önünü alamadım. Ben bunlara layık, bunları hakeden bir insan değilim’’ diye yazdığı öğrenildi.

Solunumu durduran anestezi ilacı

Prof. Dr. Fatma Övül, yıllarca beyin ameliyatlarına girdi, görevi hastaları uyutup ameliyata hazırlamak sonra da uyandırmaktı. Ameliyatlarda hastanın solunumunu durdurmak için kullandığı rutin ilaçlardan biri Fentanyl'di. Ancak ilacı bu kez yaşamına son vermekte kullandı. Sol ayak bileğinin içinden damarına enjekte ettiği şırınganın içinde Fentanyl vardı, Profesör Övül, acısız ölümü seçmişti. Anestezi uzmanları, Fentanyl'in el altında tutulan ilaç olmadığını belirterek, ‘‘Ameliyatlarda solunumu durdurmak için kullanırız. Rutin ilaç. Dozu ameliyatın türü ve süresine göre değişir. Damardan verilir. İlaç kana karıştıktan kısa bir süre sonra beyne ulaşır ve ani solunum durması olur, kalp durur. Bunlar saniyelerle ifade edilecek sürede olur. Ameliyatta ilaç verildikten hemen sonra hasta makineye bağlanır, suni solunum ve dolaşım sağlanır, operasyona geçilir. İlacın ayak bileği içinden damara verilmesi solunumun daha yavaş durmasını sağlar. Ancak bu da saniyelerle kısa sürede olur. Anestezistin bu ilaca sahip olması ise zor bir şey değil’’ dediler. Prof.Dr. Övül'ün ölümü, hekim grubu içinde en fazla intihar edenlerin anestezi uzmanları olduğu gerçeğini de gündeme getirdi. Ölümle yaşam arasında o ince çizgiyi her an yaşadıklarını bu yüzden en stresli hekim grubunu oluşturduklarını belirten anestezistler, ‘‘Ameliyatlarda uyutmak kadar uyandırmak da görevimiz. İşimiz zor. Anestezi ve Reanimasyon Kliniği'nin bir adı da Yeniden Doğuş Kliniği'dir. Yani çok ağır hastalar gelir. Ya kurtulur, ya ölür. Hastanın her türlü fonksiyonuyla ilgilenmek zorundayız. İhmal, hata kaldırmaz. Bu ağır bir yük. Maalesef anestezistler arasında psikolojik strese bağlı intiharlar görüyoruz’’ diye konuştular.



Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!