Gündem Haberleri

    Jakobenler reform yapabilir mi?

    Hürriyet Haber
    28.03.2005 - 23:04 | Son Güncelleme:

    Lafı uzatmayacağım. ‘Modèle Politique Français’ (Fransız Siyasal Modeli) kitabının yazarı tarihçi Pierre Rosanvallon, ‘Fransa neden reformdan korkuyor?’ sualine cevap arıyor. Ve konu, yukarıda söylediğim sebepten (model benzerliği) Türkiye’yi de ilgilendiriyor...

    Demirel, ‘Menderes jakobendi, ben jakobendim, Erdoğan da öyle...’ diyor. Yani ‘Bütün kararlar Ankara’da alınıyor ve iktidar kimseyle paylaşılmıyor’ ...

     

    Peki böyle bir siyasi model, AB için gerekli reformları hayata geçirebilir mi? diye sordum yukarıda.

    Tarihçi Rosanvallon’un Nouvel Obs’a verdiği cevaplardan alıntı yapacağım. (Kusura bakmayın, biliyorum, birçok meslektaşım gibi bu aktaracaklarımı kendi bilgimmiş, kendi fikrimmiş gibi size sunsam, muhtemelen daha çekici olur ama... ben o kadar akıllı değilim!)

     

    Kitabın savunduğu tezin özeti: “Fransızlar Tocqueville gibi konuşur ama Robespierre gibi düşünürler...”

     

    Bunun anlamı şudur: Fransız toplumu bu ikilikten bir türlü kurtulamamıştır. Jakobenlik, devletin sırtında bir yüktür, kurumları dar bir kalıba sokmaktadır, kafa yapımızı şekillendirmektedir... bir yandan da Fransa jakobenliği eleştirmekte ve direnmektedir.

     

    Jakobenlik (Fransız Devrimi’ndeki anlamının dışında) 19.yy’ın sonlarında Fransız toplumunda hakim olan siyasal kültürdür. Bu anlayış Devlet’i komuta merkezine oturtur ve sosyal hayatın temel işleyiş modeli olarak ‘merkeziyetçiliği’ benimser.

     

    Ben Fransız Devrimi / Robespierre ile karışmasın diye bu anlayışa ‘genelleyici siyasal kültür’ diyorum.

     

    Bu kültürün 3 belirleyici özelliği vardır:

     

    (1) Ülkeyi bölünmez bir ‘tam’ olarak görmek (Ülkenin bölünmez bütünlüğü) ve böylece bütün ‘ara oluşumları’ gayri meşru duruma düşürmek.

     

    (2) Toplumun, halkın blok halde, tek ses olarak tepki verebileceği inancı. Kamoyunun bir konsensüsle, muhtelif inanç ve fikirlerin çatışması sonunda ortaya çıkan bir dinamik denge olduğu, toplumun özel menfaatler birleşimi olduğu fikrini kabul etmemek.

     

    (3) Toplumsal düzenlemelerin ancak kanun ve kararname yoluyla sağlanabileceği inancı; bunun için de kanunu ‘her özel durumu kapsayabilen bir norm’ şeklinde tarif etme...

     

    *

     

    Ne dersiniz, bu 3 madde size ‘yakından tanıdığımız’ bir ülkeyi hatırlattı mı?

     

    Dedim ya lafı uzatmayacağım, benim de kafam karıştı zaten. Tarihçi böyle bir siyasal kültüre dayalı Fransız toplumu ve Fransız devletinin ‘gerçeklerin adını koymaktan’, tartışıp ortak bir noktada buluşmaktan ve sistemi reforme edecek doğru kararlar alıp uygulamaktan aciz olduğunu iddia ediyor.

    Benzer bir jakoben siyasal kültür modeliyle kurulan TC Devleti’nin ve (tıpkı Fransızlar gibi) bu modeli devamlı ‘delmek için’ çare arayan Türk toplumunun, tamamen farklı ama en az jakobenlik kadar ‘merkeziyetçi ve otoriter’ bir mantalite sahibi AKP iktidarı tarafından reforme edilmesi... gerçekten güç görünüyor.

    *

    Bugün konumuz çok eğlenceli değildi, biliyorum. Kusura bakmayın, ara sıra böyle ciddiyet krizleri geçiriyorum ama çabuk atlatıyorum Allah'tan...

    Etiketler: gündem
    Son Dakika Haberler
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı