GeriGündem İşte Çiçek'in yakalama emrinin gerekçesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İşte Çiçek'in yakalama emrinin gerekçesi

İRTİCA ile Mücadele Eylem Planı’nın altında ıslak imzası bulunduğu öne sürülen ve silahlı terör örgütü üyesi olmak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istenen Kurmay Albay Dursun Çiçek hakkındaki yakalama kararının, adli kontrol uygulaması yeterli olmayacağı, delilleri gizleyeceği ve değiştireceği konusunda kuvvetli şüphenin bulunması gerekçesiyle verildiği ortaya çıktı.

Firari sanıklar İSTEK Vakfı Başkanı Bedrettin Dalan ile Dursun Çiçek’in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında açılan davaya ilişkin yapılacak işlemlerin yer aldığı tutanakta, şunlara yer verildi:

* Dursun Çiçek’e atılı suçlamalara yer verildi. Kriminal raporlar ve tanık beyanları dikkate alındığında Dursun Çiçek'e isnat edilen suçları işlediğine dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunuyor. Dursun Çiçek'in delilleri gizleme veya değiştirmesi konusunda da kuvvetli şüphe bulunuyor. Adli kontrol uygulaması yeterli olmayacaktır. Bu gerekçelerle yakalama emri çıkartıldı.

* Üye Hakim Sedat Sami Haşıoğlu ile Hasan Hüseyin Özese, Dursun Çiçek hakkında yakalama kararı çıkatılması yönünde oy kullandı.

* Davanın görüleceği İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nin Başkanı Köksal Şengün ise İrtica ile Mücadele Eylem Planı belgesi üzerinde yapılan incelemede parmak izlerinin Dursun Çiçek’e ait olmadığının tespit edildiğini belirtti. Başkan Köksal Şengün, dosyaya Dursun Çiçek aleyhine yeni bir bilgi-belge konulmadığı gerekçesi ile yakalama kararı çıkartılmasına gerek olmadığı yönünde oy kullandı.

Dursun Çiçek hakkında yakalama emri çıkartılmasına gerek olmadığı yönünde oy kullanan Mahkeme Başkanı Köksal Şengün gerekçesinde şunlara yer verdi:
"Sanık Dursun Çiçek, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılarının talepleri üzerine iki ayrı tarihte nöbetçi hakimler tarafından tutuklanmış, itirazlar üzerine de iki defa da nöbetçi mahkemeler tarafından tahliye edilmiştir. Tahliye tarihinden sonra iddianamenin düzenlenmesine kadar soruşturma dosyasına sanık aleyhine herhangi bir bilgi ve belge konulmadığı gibi son gelen raporda da suçlandığı belge üzerindeki parmak izlerinin kendisine ait olmadığı belirtilmiştir. Bu hale göre sanığın tahliye olmasından sonra dosyasına aleyhine olabilecek yeni bir bilgi ve belgenin konulmaması, iddia olunan suçlamalar ve bunlara yönelik deliller, suç vasıflarının değişme ihtimali, sanığın konumu itibari ile delilleri yok etme gizleme veya değiştirme yönünde herhangi bir girişiminin tespit edilememesi, devlet memuru olup sabit işyeri ve ikamet adreslerine sahip olması karşısına kaçma ve saklanma şüphesinin de bulumadığı dikkate alınarak, sanık hakkında yakalama kararı çıkartılmasına gerek olmadığı."

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle