GeriGündem İşte bütün kişisel bilgilerimizin toplandığı merkez
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İşte bütün kişisel bilgilerimizin toplandığı merkez

İşte bütün kişisel bilgilerimizin toplandığı merkez
refid:22216804 ilişkili resim dosyası

Princeton Üniversitesi’nden Zeynep Tüfekçi, New York Times’a, Obama’nın internet bazlı seçim kampanyasının demokrasiye verebileceği zararı yazdı; kıyamet koptu. Yoksa ‘Büyük Abi’ herkesi takip mi ediyor? Peki Türkiye’de durum ne?

New York Times gazetesinde yayımlanan ‘Akıllı seçim kampanyasına dikkat!’ yazınızda Obama’yı eleştirip şimşekleri üzerinize çektiniz.
- Obama’nın kazanmasında kampanyasında büyük veritabanlarıyla çalışan bilgisayar programcıları ve seçmen davranışlarını irdeleyen sosyal bilimcilerin rolü büyük oldu. Ama hükümetlerin ellerinde seçmenler hakkında binlerce veri var. Sonuçta bunlar her iktidara gelen partinin eline geçecek. Bunları nasıl kullanacaklar? Benim vatandaş olarak bu verilere erişme hakkım nedir? Bu bilgiler güvenli ellerde mi? Bu yönü düşünülmüyor. Çünkü herkes kazanmaya odaklı.
Eski medya ve meydanlarda da öyle değil miydi?
- Eski medya üzerinden reklam yapmak sanki elinde sopayla seçmene saldırmak gibi. Çok etkili değil. Sosyal medya çok daha etkili araç. Diyelim ki ABD’de 200 milyon seçmen var. Her birinin tek tek zayıf noktaları nedir? Hangi konularla ilgilenirler? Kime oy verebilirler? Bunları analiz edebiliyorlar. Hangi gazeteyi, hangi yazarı okuduğunuzu biliyorlar. Kime oy verme olasılığınız olduğunu, hangi tür mesajlara açık olduğunuzu biliyorlar. Komşunuz oy verdi siz neden vermiyorsunuz? İnce ince manipülasyonlar yapıyorlar.
Ama bu verilerin toplanması devlet hizmetleri ve tüketim ekonomisinin daha sağlıklı olması için yararlı değil mi?
- İnsanları cep telefonlarındaki GPS ile takip ediyorlar. Bu bilgi; trafik, sağlık ve çevre için sağlıklı olabilir ancak milyonlarca kişiye ulaştığı zaman tehlike oluşturuyor.

/images/100/0x0/55ea66f2f018fbb8f87d90fc

AK PARTİ’NİN ELİNDE TEHLİKELİ BİR GÜÇ VAR

Türkiye’nin ‘e-Devlet’ altyapısı süper. Dünyanın en iyilerinden. Her yıl hayatı daha da kolaylaştırıyor. Buradaki vatandaş bilgilerinin güvenliği nasıl sağlanıyor?
- Mutlaka çok etkin bir duvar olmalı. Bunlar insanların kişisel bilgileri, devletler burada hizmet vermek istiyor bu güzel ama bir yandan da bunları kendi menfaatleri için kullanmayı, her şeyi takip etmek istiyorlar. AK Parti  hükümeti de aynı Obama hükümeti gibi bu bilgileri kullanabilir. Bu verilerin yasalarla düzenlenmesi gerek. Artık özel şirketlerde de bu bilgiler var. Para gücü olan partiler gidip özel kuruluşlara parayı bastırıp her tür özel veriyi alıp seçmeni çok etkili manipüle edebilirler. Bunlar demokrasi için kötü olasılıklar. ‘Büyük abi’ artık herkesi takip ediyor. Kimlik numaranızı vermeden hiçbir şey yapamıyorsunuz. Bu sadece Türkiye’de değil Batı ülkelerinde de böyle. Hükümetler ve büyük şirketler teknolojinin gelişmesine yeni yasalarla ayak uydurmak istemiyorlar.
CIA Başkanı’nın e-mail’ine bile girdiler. E-mail güvenliği o kadar zor mu?
- Vatandaş e-mail’ini, kendi kayıtlarını nasıl güvenli hale getireceğini bilmiyor. ABD Kongresi’nde bu konuda bir oturum dinledim. Kimse konuşulanları anlamıyor. Bu konuda devletlerin yasal düzenleme getirmesi, şirketlerin kullanıcıyı korumaya zorlanması gerekiyor. İleride sevimsiz sonuçlar doğuracak tehlikeli gelişmeler var ve sıradan insanların bunlara yapacağı bir şey yok. CIA Başkanı bile güvenli e-mail kullanmayı bilmiyor. Bu yüzden iyi düzenlenmiş yasalar gerekiyor. Bu kadar şeffaflık olmamalı. Kim bu kadar şeffaflık ister?
Ama teknolojinin özel hayata olumlu etkileri de var değil mi?
- Eşlerin birbirlerini aldatması zorlaştı. Bir öğrencim “Facebook şeytanın ta kendisi. Ne zaman yalan söylesem ortaya çıkıyor” demişti.

Size istedikleri haberleri okutabilirler

İnternette istediğiniz haber bağlantılarına gidiyorsunuz. Artık herkes haberleri sayfa sayfa okumaktan çok makale makale okumak istiyor. Okumak istemediği şeyleri platformalarında görmek istemiyor. Mesela ne tür haberleri okuduğunuzu bilen New York Times, “Bak bunu okudun, bunu da oku!” diye e-mail gönderiyor. Kendinizi bir köpüğün içine koyup, kimle aynı görüş içindeyseniz sadece o görüşleri okuyor olacaksınız. Bu yüzden gazete formatındaki Ipad gazeteleri bile geçerliliğini kaybedecek. Siyasiler, topladıkları veritabanları sayesinde size kendi istedikleri haberleri okutacak ortamı yaratabilirler.

Facebook tıpkı modern bir köy gibi. Köyde herkes birbirinin ne yaptığını bilir

Facebook köyün çeşmesi. Eskiden insanların yaptığı şeyi elektronik ortama soktu. İnsanlar artık büyük şehirlerde ve birbirinden uzakta yaşıyor. Ayrıca, psikolojik durumlar da var. Eşinden boşanan Facebook’a girip eski arkadaşlarını arayabiliyor. Buradaki sorun; karnınız aç ve size kocaman bir büfe sunulması. Her şeyi deneyince de kendinizi kaybediyorsunuz. Facebook politikası, kurucusu Mark Zuckerberg’in kişisel felsefesine dayanıyor. “Açıklık iyidir” diyor. İyi de o daha 20 yaşında milyarder olmuş bir genç. Hayata dair bazı sorunları henüz yaşamamış. Tek bir adamın felsefesi 1 milyar kullanıcının Facebook tecrübesini belirliyor. Burada bir tehlike var. İlk başta kapalı bir ortam olduğu için büyük ilgi gördü. Büyüdükçe insanları açıklığa itti. Kullanıcılar bunu hep protesto etti. Ama mecburiyetten boyun eğdiler. Eğer bir telefon sistemi varsa herkes o telefon sisteminde olmak istiyor. İnsanlar mecburen bu ağa giriyorlar. İnsanlar memnun kalmasa da alternatifsiz olduğu için mecburen katılıyor. Adeta tekel oldu Facebook.

Twitter, insanların önceden de yapığı şeyleri görünür hale getirdi

Twitter daha açık bir ortam, her şey açık olunca, kim neyi gördü sorunu ortadan kalkıyor. Herkese söylemeyeceğiniz bir şey varsa onu zaten Twitter’dan söylemiyorsunuz. Sosyal medyada yapılanlar eskiden de vardı. Ama insanların kendi aralarında yaptıkları geyikleri dışardan duymuyorduk. Araştırmalara göre insanların günlük konuşmalarının yüzde 80’ini dedikodu diyeceğimiz şeyler kaplıyor. Başkalarının ne yaptığını takip etmemiz, bilgisayar öncesinde de bir alışkanlıktı. Ama dışardan görülmüyordu. Teknoloji, insanlara yeni şeyler yaptırmaktan çok, daha önceden de zaten yaptıkları şeyleri görünür hale getirdi. Bundan sonraki aşama artık tamamen taşınabilir mobil platformlara geçilmesi. Geo-locator sayesinde bir binaya geldiğinizde telefonunuzla bu binanın özelliklerini öğrenebileceksiniz. Bir mağazaya girdiğinizde objelerin bir veri kılıfı olacak. Bir kitapçının önünden geçerken üç arkadaşınızın buradan hangi kitapları aldığını söyleyebilirler. Şimdiden benzer programlar var zaten.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle