GeriGündem İstanbul ve Ankara’da kaybetmedik kazandık
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İstanbul ve Ankara’da kaybetmedik kazandık

İstanbul ve Ankara’da kaybetmedik kazandık

- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İstanbul ve Ankara’da seçimi kaybetmediklerini tam tersine kazandıklarını belirterek “‘Sayın Genel Başkan ne diyor’ diyenleriniz olabilir. İstanbul’da 39 ilçenin 24’ünde AK Parti, birinde MHP, 25 ilçeyi cumhur ittifakı olarak almış bulunuyoruz. Kalan 14 ilçede de muhalefet ipi göğüslemiştir. Ankara’da da durum farklı değildir. 25 ilçe belediyesinden 19’unu AK Parti, 3’ünü MHP aldı. Ne kaldı onlara? 3 tane. Nasıl kaybettiğimizi elbette sorguluyoruz” dedi.

Erdoğan, dün 28’inci AK Parti İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda şunları söyledi:

BAHÇELİ’YE TEŞEKKÜR

“Her seçim bir imtihandır, mücadeledir. Bir muhasebe vesilesidir. Türkiye’de AK Parti olarak yüzde 44.4’lük bir oy oranına ulaştık. Bundan önceki yerel seçimlerde böyle bir oyu yakalayamamıştık. Cumhur ittifakı olarak da yüzde 51.7 gibi hem 16 Nisan halk oylaması hem de 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle uyumlu bir sonuç elde ettik. Karşımızdaki dörtlü ittifakın toplamı ise  44.5’te kaldı. Sayın Bahçeli’ye, ekibine ve tüm MHP’li kardeşlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum.

Esasen biz İstanbul ve Ankara’da kaybetmedik tam tersine seçimi kazandık. ‘Sayın Genel Başkan ne diyor’ diyenleriniz olabilir. Kazanmak nedir, kaybetmek nedir, bunun üzerinde ayrıca durmak gerekir. İstanbul’da 39 ilçenin 24’ünde AK Parti, birinde MHP; 25 ilçeyi cumhur ittifakı olarak almış bulunuyoruz. Kalan 14 ilçede de muhalefet ipi göğüslemiştir. 25’e 14 ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki toplam 312 üyeden 176’sı AK Parti’ye, 4’ü MHP’ye 132’si ise diğer partilere mensuptur. Ankara’da da durum farklı değildir. 25 ilçe belediyesinden 19’unu AK Parti, 3’ünü MHP aldı. Ne kaldı onlara? 3 tane. İlçelerinde ve belediye meclisinde ezici çoğunluk elde ettik. Nasıl kaybettiğimizi elbette sorguluyoruz. Gereken tedbirleri alacağız.

FARK DAHA DA DÜŞECEK

CHP demokratik hakların kullanılmasında daima sınıfta kalmıştır. CHP’liler seçimlere gölge düşürmeye çalışıyor. İstanbul’da verdiğimiz mücadele sayesinde, 15 bin oyu gasp edilmekten kurtarmamız itirazlarımızın yerinde olduğunu göstermiştir. 30 bin fark diyorlardı, bu düşe düşe 13 bin küsüre kadar düştü, daha da düşecek. Son yaptığımız itirazlarla, son verilerle düşmeye devam ediyor. Yani burada çok ciddi bir örgütlü organizasyon söz konusu. Elimizdeki belgeler bunu gösteriyor.

İŞÇİLER MEMUR GİBİ

Kamu yöneticiliği, bu vasfı taşıyanların memur sıfatıyla orada olması gerekirken ama kamu yöneticisi olmadığı halde birçok bankalardaki adeta işçi statüsünde diyebileceğimiz kişilerin sandıklara memur gibi sokuşturulması yenilir yutulur, bugüne kadar uygulanmış bir şey değildir. İş Bankası, Şekerbank, Garanti Bankası gibi bu bankaların yüzlerce binlerce mensubu buralarda memur statüsünde görev almıştır. Şimdi dün İş Bankası bir açıklama yapmıştır. ‘Bunlar bilgimizde değildir’ vesaire... Sizin bilginizdedir diye bir iddianın içinde değiliz. Ama sizin görevlilerinizin buralarda görev aldığını söylüyoruz.

YSK’NIN KARARINA UYACAĞIZ

Sonuçta, ‘Şeriatın kestiği parmak acımaz’ diyerek içimize sinse de sinmese de YSK’nın kararına uyacağız. Şöyle bir şey konuşuluyor, ‘AK Parti umudunu kesti.’ Şunu çok açık net söyleyeyim, son ana kadar biz hukuk mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu bir normal yargı mücadelesi olmaktan aslında seçim hukukuna yönelik bir mücadeledir. Bunu da sonuna kadar sürdürmekte kararlıyız. Zira öyle bir şey burada var ki, milletimiz diyor ki ‘bu İstanbul benim içime sinmedi, burada bir şaibe olduğu kesin ve bu şaibenin giderilmesi şart ki rahatlayalım.’ Daha ilk andan itibaren belediye başkan vekillerinin odalarındaki kilitlerinin göbeğini sökecek kadar bir hırs... Yahu zaten kazandıysan buralar size teslim edilecek. Ama dur bakalım, daha Meclis’te yapılacak seçimler var. E ne oldu? Meclis’teki seçimlerde İstanbul’da tüm belediye başkan vekilliklerini bizim arkadaşlarımız kazandı.

Önümüzde encümen var. Encümenlerin 5 tanesi seçilmiş 5 tanesi atanmış, artı bir de Belediye Başkanı... Bunu da şahsen demokrasiye uygun bulmuyorum. Demokrasi seçilmişlerin olduğu bir yerdir, atanmışların değil. Şimdi yapılacak olan yerel seçimlerle ilgili bir düzenlemenin parlamentoda gözden geçirilişinde bunu ele almamız şart.”

‘KIZGIN DEMİRİ SOĞUTMA’ AÇIKLAMASI

- “ÜLKEMİZİ ve milletimizi hedeflerine ulaştırmak için herkese kucak açıyoruz. 2001’de nasıl aziz milletimizin umudu olarak vücut bulmuşsak, inşallah bundan sonra da can borcumuz olan insanımız için çalışmayı sürdüreceğiz. Eğilmeyeceğiz, bükülmeyeceğiz, dört bir yanda mevzilenmiş fırsatçılara bu meydanı bırakmayacağız. Saflarımızı sıklaştırarak, kardeşliğimizi perçinleyerek dostluğumuzu daha da güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz. Tabi ki seçim dönemlerinde tansiyon yükselir, söylemler keskinleşir. Ancak bizim siyaset kültürümüzde, sandıklar kapanıp oyların sayılmasıyla beraber seçim dönemi de geride bırakılır. Seçim dönemi ile icraat döneminin dinamikleri farklıdır. İcraat döneminde tüm enerji ülkenin meselelerinin çözümüne hasledilir. Biz kızgın demiri soğutalım çağrımızla işte bu ince noktaya dikkat çektik. Çünkü biz hep önce Türkiye diyen, önce Türk milleti diyen, önce kardeşlik diyen, önce demokrasi, önce yatırım üretim büyüme diyen bir parti olduk.”

TEHDİTLERİ 82 MİLYON BİRLİKTE GÖĞÜSLEMELİ

'Ülkemizin milli meselelerinde uzlaşmanın, dayanışmanın, bir araya gelmenin önemini en iyi biz biliyoruz. Terör, güvenlik ve ekonomi başta olmak üzere Türkiye’nin bekasına yönelik tehditleri 82 milyon olarak göğüslememiz gerekiyor. Türkiye’nin gönlü o kadar geniştir ki bu millete hüsnüniyet besleyen herkese kucak açar. Ne zaman birbirimizle kavga etmişsek o zaman kaybettik. Gün bir olma, iri olma, diri olma, kardeş olma, hep birlikte Türkiye olma günüdür. Gün 82 milyon olarak tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi birbirimize kenetlenme günüdür. Bizim nazarımızda rabiamız tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ilkesine inanan herkes, Türkiye ortak paydasında zaten buluşmuş demektir. Zihnini, gönlünü terör örgütlerinin, dış güçlerin emrine vermemiş herkesi Türkiye ortak paydasında buluşmaya davet ediyoruz. Bu ülkedeki tek kutuplaşma Türkiye ortak paydasında buluşanlar ile terör örgütlerinin safında yer alanların kutuplaşmasıdır. ”

BU DAVANIN ADAMLARI SEÇİM BOYUNCA NEREDEYDİ

"Biz ‘Artık bu iş bitti, kaybettik’ noktasında değiliz. Hakkımızı arayacağız, bunun çalışmasını da sürdürüyoruz. Ne yazık ki biz dışarıyla bir mücadele verirken içimizde de bize yanlış yapanların olduğunu burada ifade etmeden geçemeyeceğim. Maalesef içimizde belli seviyelere, belli noktalara gelenlerin yaptığı çalışmalar yenilir yutulur cinsten değil. Bu davanın adamı olduğunu söyleyenler, bütün seçim kampanyası boyunca bu adamlar neredeler? Bunlar nereye gittiler? ‘Efendim ben beğenmedim.’ E sen beğenmeyebilirsin. Yani biz herkesin beğeneceği isimleri, varsa bu yönetim çalışmalarını, istişarelerini yapar ve bir karar verir. Bu karara da hep birlikte uyarız. Ve bu işte bir teşkilatın ahlakıdır.

Ama bu teşkilatın ahlakından mahrum olanlar kendilerini hiçbir zaman anlatamayacaklar. Bunu bilmeleri lazım. Böyle dönemlerde yanımızda olanları da karşımıza dikilenleri de unutmayız. Bu teşkilat sadece Ankara’da kabuğuna çekilmiş olan bir teşkilat değildir. Hangi ilde neler oluyor, ilçelerde neler oluyor bunların hepsi bize geliyor. Nerede neler olduğunu, döndüğünü bunların hepsini biliyoruz. Bunların hepsi bize geliyor. Gün ola harman ola...

ZEHİRLİ OKLU FIRSATÇILAR

Zamanı geldiğinde bu teşkilatın geleceği için bunun hesabını sormasını biliriz. Bunları sırtımızda taşıyacak değiliz. Biz bunu bir hareket olarak görmüyoruz, bu parti bir davadır. Bu davaya gönül verenler kendilerini sıkı tutmalı eğer tutmazlarsa kusura bakmasınlar... Zehirli oklarını partimize saplamak için dört bir yanda mevzilenmiş fırsatçılara bu meydanı bırakmayacağız

Değişim hayatın bir gerçeğidir. Değişimleri adım adım gerçekleştireceğiz. Bu adımları birileri istediği için değil kendi ihtiyaçlarımız için atacağız. Bizim hareketlerimizin mayasında ahde vefa vardır. Hiçbir emeği, hiçbir birikimi, hiçbir potansiyeli heba etmeyeceğiz. Aynı zamanda yeni değerlerle, yeni kadrolarla saflarımızı genişletip güçlendireceğiz.”

ABD İLE CİDDİ GÖRÜŞ AYRILIKLARI İÇİNDEYİZ

"Suriye’de müttefiklik ilişkimize asla yakışmayacak politikalar izleyen Amerika ile S-400 meselesinde de ciddi görüş ayrılıkları içindeyiz. Türkiye’nin Irak ve Suriye kaynaklı terör tehditlerine karşı aldığı önlemlerin ve yaptığı operasyonların meşruiyeti tartışılmazdır. Buna rağmen Amerika’nın ısrarla bölücü terör örgütüyle birlikte hareket etmeye kalkmasını, güvenliğimizi güçlendirmeye ve çeşitlendirmeye yönelik tasavvurlarımıza karşı çıkmasını üzüntüyle takip ediyoruz. Kim ne derse desin, bizim için asıl önemli olan ülkemizin ve milletimizin istiklali ve istikbalidir. Bu uğurda 15 Temmuz’da canını ortaya koymuş bir millet olarak, Suriye’deki terör bataklığını kurutmaya yönelik adımları atmayı, S-400 ve benzeri güvenlik tahkimatlarını yapmayı da sürdüreceğiz. Şu şöyle demiş, bu böyle demiş, hepsi bir kenara. Biz ne diyoruz o önemli.

BAY MACRON, SENİ KURTARMAYACAK 

Arşivlerimiz her konuda olduğu gibi Ermeni meselesi hususunda da tüm araştırmacılara açıktır. Hodri meydan, üçüncü ülkelerde varsa onlar da açsınlar. Fransa’da 700 bin Ermeni var diye onlara mesaj vermek, Bay Macron seni kurtarmayacak. Önce siyasette dürüst olmayı öğren, dürüst olmadıkça kazanman mümkün değil, kaybedeceksin.

Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin geliştirilmesi ve sonlandırılması konusunda bir adım atılması gerekiyorsa bunu yapacak olanlar artık Avrupalılardır. Türkiye’yi istemiyor musunuz? Tamam, ‘İstemiyoruz’ deyin işi bitirelim. Yok bize bir faydanız zaten. Sürekli olarak önümüzü kesiyorsunuz, havadan sudan bahaneler uyduruyorsunuz.”

 

KORUMALARLA DUVAR ÖREN BAŞKAN OLMAZ

“Vatandaşın elini sıkmaktan kaçınandan belediye başkanı olmaz. Vatandaşına tepeden bakan, görünce sağa sola sapan, böyle belediye başkanı olmaz. Belediye başkanlığım döneminde personel harcamaları bütçenin yüzde 30’uydu. Bu birçok belediyelerde yüzde 100’e vardı. Böyle belediyecilik olmaz. İsraf meselesindeki hassasiyet belediyelerimizde yaşanan birçok şüpheyi ortadan kaldıracaktır. Makamında, aracında, yolda, çarşıda etrafına korumalarla kendi ekibiyle duvar ören belediye başkanı olamaz. Halk ile ilişkisini kesen başkan ile biz de ilişkimizi keseriz.”

KILIÇDAROĞLU’NA ÇUBUK TEPKİSİ

SİYASİ İSTİSMAR İÇİN GİDİYORSUN’

"Şehit cenazesine katılmak elbette herkesin hakkıdır. Güzel de bir şeydir. Ancak seçim sürecinde kendini PKK’nın güdümünden kurtaramamış, PKK ile işbirliği yapmış ve bu konuda atması gereken adım daha dikkatli olması gerekenler, daha özenli hareket etmek zorunda olmaları gerekir. Benim Mehmedimi şehit edenlerin siyasi görüntüleriyle işbirliği yapacaksın, güç birliği yapacaksın, bunları yutalım.... Yutmayacağız arkadaşlar, bunları söyleyeceğiz. Dağ ile anlaşacaksın, dağ ile el tutacaksın, dağ sana talimat verecek, bunları TV’lerde hep izledik. İşte HDP Ankara, İstanbul, Antalya burada seçime girmeyecek... Ve sen onlarla dayanışma içinde olacaksın, ondan sonra da kalkıp Çubuk’a şehidimin cenazesine gideceksin. Hiç o kardeşlerimi düşünmüyor musun? Ben bir Cumhurbaşkanı olarak gittiğim zaman önce soruyorum, gidişim rahatsız eder mi, etmez mi? ‘Bir sıkıntı var’ derlerse gitmiyorum. Niye? İkinci bir sıkıntıyı niye yaşatayım? Herkes benim gibi düşünmek zorunda değil, herkes beni sevmek zorunda da değil. Sen siyasi istismar için oraya gidiyorsun, şehit için değil.

Çubuk’un oy potansiyeli ortada. Burada cumhur ittifakının oy oranı yüzde 72, sen zaten orda hiç yoksun. Kalkıyorsun o köyü terörist olarak ilan ediyorsun dolaylı yoldan. Nasıl ifadeler kullandıklarının da farkında değiller. Kaldı ki aile zaten gelmenizi istemiyor, bir de o var. Buna rağmen oraya gidiyorsunuz. Hiç kimsenin biz şiddete maruz kalmasını tasvip etmeyiz. Geçmişte arkadaşlarımızın başına gelen benzer hadiseleri ve buna CHP yetkililerinin verdiği tepkileri gayet iyi biliyoruz.

İŞÇİ KIYIMLARI BAŞLAMIŞTIR

CHP’nin Çubuk’ta yaşanan hadiseyi mecrasından saptırarak, işi şehitlerimize, terör ile mücadeleye, AK Parti’ye hükümete karşı nefret kampanyasına çevirmesi yanlıştır. Dün bir bugün iki. Bakın şu anda CHP’li kabul edilebilecek belediyelerde hemen işçi kıyımları başlamıştır. ‘Hangi partiden olursa olsun kimse bizim kazandığımız belediyelerde işlerinden atılmayacaktır’ diyorsun. E ne oldu? Şu anda atılıyor, kapıya konmaya başladılar. Hani nerede müdahalen? Asgari ücret ilan ediyorsun. Ne asgari ücreti ya, biz ilan ettik. Kimi aldatıyorsun?

Yalanlarla dolu çuvalın ağzını kapatmışlar millete yutturmaya çalışıyorlar. Dedelerimizden, babalarımızdan dinlediğimiz kendimizin 28 Şubat’ta bizzat yaşadığı CHP zulmünün üzeri küllenmiş bir vaziyette pusuda beklediğini görüyoruz. Elbette de fırsat geçtiğinde hemen gerçek yüzlerini çıkartıyor, içlerindeki kini eyleme döküyorlar. CHP’nin nefret söyleminin ülkemizin siyasi iklimini zehirlemesine asla izin vermeyeceğiz. Bu zülme fırsat vermeyeceğiz.

Yüzde 30 hiçbir zaman yüzde 44.7’den büyük olmayacaktır. Dünyanın hiçbir yerinde azınlığın çoğunluğa tahakküm ettiği böyle çarpık bir anlayış göremezsiniz. Bunun adı faşizm, diktatörlük özlemidir. Demokrasi hazımsızlığıdır.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle