GeriGündem İstanbul’un ilk Işıkara’sı: Takıyeddin
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İstanbul’un ilk Işıkara’sı: Takıyeddin

Osmanlı döneminde astronomi ve tıp gibi alanlarda yapılan bilimsel çalışmalar ne düzeydeydi? Genç Cumhuriyet Osmanlı'dan bilim konusunda neleri devraldı? Bütün bu soruların cevaplarını, Türk bilim tarihi üzerine çok sayıda yayını bulunan bir bilim adamı veriyor.

Bugün Türkiye'nin en popüler isimlerinin başında gelen Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara'nın koltuğunda bundan 400 yıl önce Takıyeddin el-Rasıd oturuyordu.

SARAYDAN BİLİM DESTEĞİ

İkinci Selim'le Üçüncü Murad döneminde yaşayan ve müneccimbaşılık görevine getirilen Takıyeddin el-Rasıd'ın (ölümü: 1585) öyküsü, Osmanlılar'ın bilimde 16. yüzyılda ulaştıkları düzeyi anlatabilmek için tam bir örnektir.

30 AYRI ESER VERDİ

Takıyeddin, Osmanlı bilim tarihinin en büyük astronomuydu. Mısır, Şam ve Semerkand'daki astronomi ve matematik okulu mensuplarının önemli eserler yazdıkları bir dönemde yetişti. Matematik ve astronominin yanısıra mekanikle tıp konularında da Arapça olarak otuzdan fazla eser yazdı. 1570 yılında Mısır'dan İstanbul'a geldi ve 1571'de İkinci Selim tarafından müneccimbaşılığa tayin edildi. Üçüncü Murad'ın tahta geçişinden kısa bir zaman sonra da İstanbul'un ilk rasathanesini inşa etmeye başladı. Bu rasathanede Takıyeddin'in dışında 15 kişi çalışıyordu. O dönemden kalan kayıtlara göre rasathanede 1573'ten itibaren gökyüzü gözlemlerinin yapılmasına başlandı.

HESABI DOĞRU ÇIKTI

Takıyeddin, kendi zamanına kadar kullanılan rasat aletlerinin yanında 'Müşebbehetü bi'l Mataık' adı verilen gökyüzü durumlarını belirleyebilmek için yeni rasat aletleri icat etti ve yaptığı gözlemler sırasında mekanik saatlerden deyararlandı. Dönemin ünlü Avrupalı astronomlarından Tycho Brahe'nin (1546-1601) kullandığı aletlerle Takıyeddin'in kullandığı aletler karşılaştırıldığında, aralarında büyük bir benzerliğin bulunduğu görülür.

Takıyeddin, yıldızların enlem ve boylamlarının belirlenmesinde Venüs'ü ve çevre halkaya yakın yıldızlardan Aldeberan ile Spica Virginis'i kullanarak farklı bir hesaplama usulü geliştirdi. Kendisi güneşin yörüngesinin yeryüzüne en uzak olan noktasındaki yıllık hareketi 63 derece olarak belirlemişti. Bu noktanın bugün bilinen değerinin 61 derece olduğu gözönüne alındığında, Takıyeddin'in kullandığı yöntemin Kopernik ve Tycho Brahe gibi geçmişin büyük astronomlarının metodlarından daha sağlıklı olduğu anlaşılır.

OPERATÖRÜN EL KİTABI

Takıyeddin'in kurduğu rasathane, ne yazık ki 22 Ocak 1580'de yıktırıldı. Osmanlı tarihinin bu en büyük astronomu, rasathanesinin yıktırılışına kadar yedi yıl boyunca gözlem yapmıştı.

O dönemde bir başka gelişmeye de tıp alanında tanık olundu. 15. yüzyılda yaşamış olan Şerafettin Sabuncuoğlu'nun Türkçe kaleme aldığı ve sonradan dünya çapında ün kazanan cerrahlıkla ilgili kitabı bu gelişmenin somut bir örneğini oluşturdu. Şerafettin Sabuncuoğlu, eserini Endülüs'lü büyük hekim Zahravi'nin kitaplarından yararlanarak yazmış, içine kendi gözlemlerini eklemiş ve Türk-Moğol sisteminin yanısıra Uzakdoğu tıbbının etkilerini de yansıtmıştı. Eserindeki cerrahi müdahaleleri gösteren minyatürler dünya tıp literatürüne geçti.

Prof. Dr.

Ekmeleddin İhsanoğlu

İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi

(IRCICA) Genel Müdürü

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle