GeriGündem İstanbul’da hidrojenli otobüsler işleyecek
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İstanbul’da hidrojenli otobüsler işleyecek

Dünya Hidrojen Enerjisi Konseyi Başkanı Prof. Dr. Nejat Veziroğlu: 'Petrolün yerini hidrojen alacak. İnşallah 2 sene içinde İstanbul'da hidrojenle çalışan otobüs işleteceğiz.'

Hidrojen, oksijenle bileşerek suyu oluşturan, atom numarası 1, rengi, kokusu ve tadı olmayan, kısa adı H olan bir gaz...

Prof. Dr. Nejat Veziroğlu, 24 Ocak 1924 Üsküdar doğumlu Dünya Hidrojen Enerjisi Konseyi Başkanı...

Dünyaca ünlü bilim adamı Prof. Dr. Nejat Veziroğlu’nu can kulağıyla dinleyin. Üsküdarlı Veziroğlu, 80’in üstünde; babası Afyon Dinar’dan, annesi Trakya’dan. Rahmetli Adnan Menderes döneminin ünlü müteahhidi Kadri Veziroğlu’nun küçük kardeşi. İlk ve ortaokulu İzmir Karşıyaka’da, liseyi Pertevniyal’de bitirdikten sonra 1,5 yıl İTÜ İnşaat’ta okumuş. Sonra Londra Imperial College Makine, lisans, mastır ve doktora... ‘Nükleer reaktörlerde temasta olan satıhlarındaki ısı naklinin hesabı’ adlı doktora tezinde sunduğu formüllerle nükleer dünyada çığır açma... Sonra tropikal Miami, hidrojen, milliyetçilik, Turancılık, Fethullah Hoca ve daha neler neler...

Burası İSKİ’nin Altunizade’de Koşuyolu üzerindeki Üsküdar Şube Müdürlüğü binası. Asansörden 2. katta inip merdivenle bir üst kata çıkacağız. İçeri girer girmez karşınıza türbanlı 2 sekreter kız ve bir başı açık memurla hocanın yanından hiç ayırmadığı manevi kızı Ayfer Kale çıkacak. Tüm binanın tuvaletleri alafrangadan bozma alaturka. Birleşmiş Milletler Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi’ne hoşgeldiniz.

Hidrojen normal basınçta, normal ısıda gaz halinde bulunan sentetik bir yakıt...

- Atmosfer içinde milyarda bir ölçekte var ama, kainatın yüzde 90’ı hidrojen. Bütün yıldızlar, Güneş, Jüpiter başta olmak üzere gezegenlerin tamamına yakını hidrojen. Kainat kurulduğu zaman ilk meydana gelen element hidrojen oluyor. Kainatı kaplayan hidrojen, Einstein’ın meşhur Bing-Bang’iyle etrafa yayılıp yıldızlar meydana geliyor. Yıldızların çapı, muayyen bir büyüklüğü bulduğu zaman içlerinde füzyon dediğimiz kaynaşım reaksiyonu oluyor. Hidrojen atomları kaynaşıp helyum, helyum da hidrojenle kaynaşıp trityum oluyor. Bildiğimiz bütün elementler güneşin içinde fabrika gibi üretilip yüksek hızla fırlatılıyor. Bunlar uzayda birbirine yaklaştıkça, yerçekiminden dolayı bir araya toplanınca gezegenler meydana geliyor. Mesela bizim dünyamız güneşin küllerinden meydana gelmiştir. Uzayda boşluk denen yerde santimetre küp başına 1 hidrojen molekülü var.

Hidrojenin sihirli rakamı var: 74

Hidrojen gazını ilk olarak 1674’de bir İngiliz alimi buluyor ama, ne olduğunu bilemiyor.

- 1774’te meşhur Fransız kimyager Lavosière hidrojenin ayrı ve en hafif bir eleman olduğunu, yanınca su buharı meydana getirdiğini deneyle gösteriyor. Ona ‘Su doğuran’ manasına gelen hidrojen adını veriyor. Yine bunda bir asır sonra, 1874’te ünlü bilimkurgu yazarı Jules Verne ‘Issız Ada’ adlı eserinde hidrojenden söz ediyor. Bir grup Amerikalı, balonla Avrupa’ya giderken fırtınaya yakalanıp Pasifik’te ıssız bir adaya iniyorlar. Bir gece ateş başında otururlarken içlerinden biri, ‘Kömür bitince taş devrine mi döneceğiz?’ diyor. Düşünün o zamanlar petrolün, doğalgazın adı bile yok, sadece kömür var. Bir mühendis cevap veriyor; ‘Kömür bitince hidrojen kullanacağız, kömürden daha kuvvetli bir enerji kaynağı olacak’ diyor. Ondan bir asır sonra, 1974’te ben Miami Enerji Konferansı’nda çıkıp ilk kez hidrojen enerjisi fikrini ortaya atıyorum. O güne kadar bu konuda yazanlar var ama, hidrojenin petrolün yerine geçecek bir enerji olacağını dünyada ilk söyleyen benim. Gördüğünüz gibi her buluşun gelişmesi bir asır sürmüş, 74 sanki hidrojenin sihirli rakamı.

Hidrojen, petrolün yerini almak üzere

Miami, bizim sosyetiklerimizin de gözbebeğidir elbette. Rivayet olunur ki, bilimle başı hoş olmayan pek çok Türk zenginin okyanusa nazır villaları, şatoları vardır orada.

- Miami Üniversitesi’nde 1962’de çalışmaya başladığımda yer aldığım ilk proje Mars’a gidecek ilk aracın hidrojen-atom reaktörlü motorlarıyla ilgiliydi. 1973’teki enerji krizinde çevreye zarar vermeyen alternatif enerji kaynaklarını araştırmak için Temiz Enerji Araştırma Enstitüsü’nü kurdum. Miami’de 1974’de düzenlediğim konferansla dünyada ilk kez Hidrojen Ekonomisi-Hidrojen Enerji Sistemi fikrini ortaya attım. Önceleri bana ‘Hidrojen Romantiği’ dediler, ama kısa süre çoğu yanımda yer aldılar. Hidrojenli yakıt pillerinden termik santrallere göre 2 kat yüksek randımanlı elektrik üretmek mümkündü. Bunu gören elektrik jeneratörü firmaları, hidrojene ilgi göstermeye başladı. Hidrojen çok temiz bir yakıttı, hiç çevreyi kirletmiyordu, derken otomobil firmaları da konuya el attı. Sadece petrol şirketleri karşı çıktı, beni boğmak için geniş bir konsorsiyum kurdular. Hatta ‘İklim değişikliğinin sebebi petrol değildir, geviş getiren ineklerdir’ diye raporlar çıkarttılar. Buenos Aires’te 1998’de yaptığımız 12. Dünya Hidrojen Enerjisi Konferansı’na dünyadaki bütün dev petrol şirketlerinin başkanlarını davet ettim. Sadece Shell konferansa 15 mühendis gönderdi, onun dışındakilerin hiçbiri cevap bile vermedi. Yener Bey, petrol şirketlerinin kendi tahminlerine göre 2015 yılı civarında petrol ve doğalgaz üretimi düşüşe geçecek. Petrolün yerini alacak hidrojen de yine onların istasyonlarında satılacak.

Yıllık bütçemiz 100 milyon dolardan fazla

Veziroğlu dünyada hidrojen enerjisinin fikir babası olur da, Birleşmiş Milletler onu kendine danışman yapmaz mı?

- BM’e verdiğim raporlarda Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi kurulmasını önerdim. Uygun bulundu, UNIDO(Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü) benim talebime uyarak bu merkezin Türkiye’de açılmasına karar verdi. BM yetkilileriyle birlikte 1992’de Süleyman Demirel ve Erdal İnönü’yle ön anlaşmaları yaptık. 1996’da UNIDO Genel Kurulu oybirliğiyle çalışmalarımızı onaylayıp İstanbul’u tescil etti. Yılmaz, Ecevit hükümetleri anlaşmayı onayladı. Üniversite kampusu gibi geniş tesislerimiz olacak, Sarıyer’de güzel bir arsa bulduk, Bakan Pepe vermeyi vaat etti. Sanıyorum 4 sene içinde tesislerimiz biter; yıllık bütçemiz 100 milyon doların üstünde olacak ve bu para dışardan gelecek.

İstanbul’un havasında yüzde 18 oksijen var

Şu ömrünüzü adadığınız hidrojen kaç paralık bir şey, nerede satılır?

- Şu anda hidrojen, petrol ve doğal gazdan 3 misli pahalı. Sıvı hidrojen ise petrolün 3 misli fiyatta. Halen dünyada 70’den fazla hidrojen dolum istasyonu var, otomobiller için. İnşallah 2 sene içinde İstanbul’da hidrojenle çalışan otobüs işleteceğiz. Bu arada birkaç dolum istasyonu da kurulacak. İçten yanmalı otomobillerin randımanı yüzde 15-20’dir, hidrojenlilerde ise enerjinin yarısı, yani benzinli motordan 3 kat daha verimli. Şu anda Rusya, Amerika ve Japonya’da nükleer santrallerden hidrojen üretmek için yoğun çalışmalar yapılıyor. Pekin’de yapılacak 2008 Olimpiyatı’nda Çin, sporcuları hidrojenle çalışan otobüslerle taşıyacak. Halen kiraya verilen Toyota ve Honda’nın hidrojenli otomobilleri, 2008 den itibaren satışa çıkacak.

Yener Bey, dünyanın ileri memleketlerinde artık kömür ve linyit santralleri kurulmuyor. Avustralya, 40 sene ucuz kömür verecek diye, İskenderun’da kömürle işleyen santral kurduk. Al krediyi, gir borca, 40 sene boyunca kömür almaya mecbur kal. Petrolün, kömürün, doğalgazın çevreye verdiği zarar yılda 5 trilyon dolar. Atmosferde yaşam için gerekli oksijenin yüzde 21 olması lazım ama, İstanbul’un havasında ancak yüzde 18 var. Çünkü otobüsler, otomobiller, kamyonlar oksijeni çekip yakıyor. Onun için baş ağrısından migrene kadar her türlü hastalık oluyor. Hidrojen enerjisi sisteminde bunlar yok, şehirdeki hava kır gibi tertemiz, hava kirliği sıfır. Çünkü, hidrojeni üretirken onun kullanacağı oksijeni de üretiyoruz. Hidrojen sudan çıkan bu oksijeni kullanacak, havadaki oksijeni almayacak. Hidrojenli araçlarda kullanılan yakıt pillerinde hiç hareket eder kısım olmadığı için gürültü kirliliği olmayacak.

Turan’a inanan milliyetçiyim

Hocanın ağzınızda milliyetçilik ve benzeri kelimeler sıkça dolaşıyor.

- Aktif siyasetle ilgim yok Yener Bey, her Türk gibi ben de kendi çapımda milliyetperverim. Açık söyleyeyim, ben Türk dünyasının birleşmesini çok isterim, Turan bir ütopya değil. Avrupa Birliği’nden çok Türk Birliği’nin kurulmasını çok isterim. Niye Türkler bir idare altında toplanmasın, çok güzel, çok başarılı olur. İnsan öncelikle kendi memleketinin, kendi soyundan, dininden olanların kalkınmasını ister. Ben 1962’den beri ABD’de bulunuyorum, Türk milliyetçisiyim, orada çok sevilip sayılırım. Bazı Türkler var, unutmuştur Türk olduğunu, evinde bile Türkçe konuşmaz. Türk olduğunu, Müslüman olduğunu saklayanlar var, onlara Amerikalılar hiç kıymet vermez.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle