GeriGündem İspanya’nın rahipleri Medine’ye neden geldi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İspanya’nın rahipleri Medine’ye neden geldi

Evliya Çelebi 1671 yılında çıktığı hac yolculuğuyla ilgili yazdıklarında, Şam Halifesi Nureddin Şirin’in (1118-1174) Hz. Muhammed’le ilgili hayli ilginç olan rüyasına yer verir.

UNKAPILI Mehmet’in ‘Evliya Çelebi’ye dönüşmesinin veciz nedeni 10 ciltlik Seyahatnamesi’dir ki dünyanın en önemli seyahat kitaplarından biridir. UNESCO da doğumunun 400’üncü yılı nedeniyle 2011’i Evliya Çelebi yılı ilan ederek Çelebi’ye hak ettiği değeri gösterdi. Biz de bugünkü yazımızı Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Kendisini eleştirmek için değil, inanmak için okuyup, karlı çıkıyorum” sözleriyle övdüğü Çelebi’nin 1671 yılında çıktığı Hac yolculuğuna ayıralım. Çelebi’nin kaleminden Hz. Muhammed’in mezarının dibinde olanlar:

Papa’nın 20 adamı ne yapacak

“...Atabeğlerden Nureddin Şehid Şam halifesi iken din düşmanı olan İspanya’da Papa adlı dinsiz melun bütün kıssis, patrik ve rahiplerle fesat toplantısı yapıp, “Gelin sizinle Muhammed’in din ve devletine zarar verelim. Savaşla onlara mukavemet etmek olmaz. Onlar karada ve denizde zafer kazanıp bu kadar seneden beri Hıristiyanları perişan eylediler. İmdi yapılacak odur ki pınarı başından alalım. Birkaç yarar adamlarımıza çok mal vadedelim. Burada ailelerine hesapsız şeyler verelim ve bütün ihtiyaçlarını görelim, Medine’ye gönderelim. Oraya varıp Harem etrafında bir odada konuk olup odalarından lağım (tünel) ile Muhammed’in kabrinden çalıp bizim İspanya şehirlerinden Roma’ya getirsinler...” diye canını başını Papa adlı melun uğruna feda edenlerden 20 adet adam bulup bunlara hayli mal mülk ve bu kadar kitap verirler.
Bu melunların her biri Aristo akıllı veled-i zina melunlar ki bütün dilleri çok güzel konuşurlardı. Papa bunlara istediklerini öğretip, “Eğer şu Muhammed’in cesedini bu şehre getirirseniz kılıcınız arşa asılıp Hz. İsa ile haşrolacaksınız (dirileceksiniz) ve bütün Hıristiyanlar içinde tarihlere yazılırsınız” diye bunları Medine tarafına gönderir.
Müslüman olarak tanıttılar
Papa’nın adamları Mısır üzerinden eşşek sırtında ve üstlerinde ulema kıyafetleriyle, sanki bir bir Müslüman gibi Medine’ye gelir; 10’u Medine şeyhinin huzuruna çıkar hediyelerini sunar. Şeyh tarafından onlara Harem-i Şerif’in bir köşesinde bir oda verilir. Grup fıkıh, kelam ve hadis çalışmalarına katılıp, namazlarını Hz. Muhammed’in huzurunda kılıp kimseyle görüşmeden de odalarına çekilmektedir. Diğer 10’lu ise eşekleriyle birlikte Medine’nin çöp toplama ve yol tamiri işini sorumluluğunu üstlenir. Ya da Medineliler böyle olduğunu sanmaktadır.
Yetiş ey Nureddin
Çelebi’den devam edelim: “...Melunlar tam 3 yıl odalarında kalıp yavaş yavaş lağım yollarından amber kokulu toprağı bu eşeklere ve bazen de kendileri torbalarla taşırlar. Resulallah’ın kabrine 6 arşın kalana kadar kazarlar. Ama o Hazret-i Sabur Allah’ın hikmeti var. İhmal etmez, imhal eder( süre verir.) Sözün manası, hemen o sırada bir gece bizzat Hazret-i Peygamber Şam-ı Şerifte Nureddin Şehid padişah iken Nureddin’in rüyasına girip, “Ey Nureddin!. Melunlar benim kabrimi kazıp beni çalıp cesedimi kafiristana götürmeye niyetlenip kabrime yakın gelmişlerdir. İşte şu melunlardır” diye şekilleri ile birer birer bunları gösterip, ‘Yetiş ey Nureddin! Senin gelmene bırakılmıştır. Bu kutlu hizmet sana nasip olmuştur. Benim her tarafımı demir, tunç ve horasani kagir binalar ile kapat ve nice mal masraf eyle...’ deyince Nureddin hazretleri uykudan uyanır.”
Sabah olur olmaz Şam’dan yola çıkan Nureddin üç gün üç gecenin sonunda Medine’ye ulaşır. Herkesi huzuruna çağırır ancak rüyasında Hz. Muhammed’in kendisine gösterdiği melunlardan hiç kimse görünmez...
Kabre bir adım yer kalmıştı
Hemen Nureddin, “Ey Medineliler!.. Daha fukaradan kimse yok mudur, o garipler de gelip nimetimizden yararlansınlar” dedi. Medineliler: “Vallahi sultanım! Şu Bab-ı Şifa’nın Medresesi odasında 10 adet kimse vardır, yalnızlığa çekilmiş adamlardır. Gündüz oruçlu, gece ibadetinde, beş vakit namazlarını cami-i şerifte kılarlar... Dindar adamlardır, üç senedir burada kalıp yatağa düşüp ölüm raddesine varmışlardır” dediler. Nureddin, adamların huzuruna getirilmesini emreder, odalarındaki tüm eşyaları da parçalattırır. Adamlar itiraflarını yapar, lağım yollarının gösterirler. Nureddin Şehid, lağıma girip “Ya Resulallah” diyerek tam 100 adım kabr-i şerife doğru ilerler. “...Resulallah’ın vücuduna ancak bir adım yer kalmış. Bu hali görüp hepsi dışarı çıkarlar ve melunlar işkenceye çekip söyletirler.
İspanya’yı ‘Kâbe’ etme isteği
Başlarında olan melun: ‘Vallahi biz İspanya rahiplerindeniz...Papa’nın mektubu geldi. ‘Ne şekilde olursa olsun eğer Muhammed’in cesedini İspanya’ya getirirseniz defnedip İspanya’yı Kabe ederiz ve her sene 70- 80 bin Arap ve Türk gelirse yüzer altın haraç alıp ziyaret ettiririz. Ve sizleri türbedar edip Arap başına onar altın alıveririz’ diye bu mektup geldi” diye kağıtları Nureddin şehid huzurunda gösterdi. Sonra ne mi oldu? Nureddin Şehid tümünü öldürdü. “Hicret’ten sonra bu Medine-i Münevvereye kafir ayağı basmamıştır. Hamd olsun Resulallah’ın mucizesi ile yakalarını ele verip katlolundular. Halen Mekke ve Medine’de Hıristiyan ve Yahudi yoktur...” Tüm alıntılar Seyit Ali Kahraman’ın Yapı Kredi Yayınları için hazırladığı “Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin 9. Kitap, 2. Cildinden yapılmıştır.

3 TON ET PİŞİRİLDİ

Somali de bayram yapsın

DİYANET İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, dün Şanlıurfa’da Ulu Cami’de öğle namazı öncesinde merkezi sistem aracılığıyla vaaz verdi, Kadir Gecesi’nin fazileti ve Kuran-ı Kerim’in önemine değindi. Konuşmasının son bölümünde Afrika’da yaşanan açlık ve kıtlığı hatırlatan Görmez, bu kapsamda başlattıkları “Somali de Bayram Yapsın” kampanyasına destek istedi. Ulu Cami imamı Ali Topal’ın, Kadir Gecesi’yle ilgili hutbesinin ardından Görmez, cemaate Cuma namazı kıldırdı.
Görmez, namaz öncesinde, Diyanet İşleri Başkanlığınca Şanlıurfa’da 50 bin kişiye verilecek iftarın hazırlıklarının sürdürüldüğü Haşimiye Meydanı’ndaki Gönüllü Kuruluşlar Aşevi’ni ziyaret etti. İftar için yaklaşık 2 ton 800 kilogram et kızartıldı, 1.5 ton da pirinç pişirildi. Ayrıca 15 bin lahmacun yaptırıldı. ? A.A

Başkan’dan 20’şer lira harçlık
Fatma AKSU / İSTANBUL

İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, mesai arkadaşlarıyla bayramlaştı, çocuklarına bayram harçlığı dağıttı. Bayram öncesi Saraçhanede’ki belediye binasında düzenlenen törenle 1000’e yakın personelle tek tek tokalaşıp bayramını kutlayan Topbaş, çocuklar için hazırlayıp cebine koyduğu 10 ve 20 liraları da, elini öpen çocuklara verip, birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi. Topbaş, “Kardeşlik ve insani değerler bayramdan sonra da unutulmasın” dedi. Bayramlaşma öncesi personeline hitap eden Topbaş, mesai arkadaşlarının Kadir Gecesi’ni ve yaklaşan Ramazan Bayramı ile Zafer Bayramı’nı tebrik edip, ramazan boyunca yaşanan kardeşlik ikliminin bayram sonrasında da devam etmesini istedi.

Sınır ötesi bayramlaşma iptal

ŞANLIURFA’da, Türkiye ve Suriye sınırındaki ilçelerde yapılan sınır ötesi bayramlaşma, Suriye’de yaşanan olaylar nedeniyle iptal edildi. Akçakale Kaymakamı Şefik Aygöl, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, ilçede 2005’ten itibaren Türkiye ve Suriye’deki akrabalar arasında yapılan sınır ötesi bayramlaşmanın, bu yıl olmayacağını duyurdu. ? DHA

Dua ibadetin özüdür
Dr. Zeki Sayar

DUA, Allah’ın yüceliği; Yüce Allah rahmetiyle daima kullarının yanındadır. Kendisine dua edilmesini emrederek, yapılan duaları kabul edeceğini bildirmekte ve şöyle buyurmaktadır: “Kullarım beni senden sorarlarsa (bilsinler ki, gerçekten ben onlara çok) yakınım. Bana dua edince dua edenin duasına cevap veririm. O halde doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar bana iman etsinler.” (Bakara,2/186)
Diğer bir ayette ise “Bana dua ediniz, duanıza cevap vereyim.” (Mü’min,40/60) buyrularak kendisine içten ve samimi olarak dua ve ibadet edilmesini emretmektedir. Allah katında insanın değer kazanmasını ve rahmet kapılarının açılmasını sağlayan bir ibadettir dua. “(Ey Muhammed!) De ki, duanız/ibadetiniz olmazsa, Rabbim size ne diye değer versin” (Furkan,25/77) ayeti bu hususa işaret etmektedir.
¡ ¡ ¡
Yüce Peygamberimiz de, Allah’ın kullarına olan engin merhametine işaret ederek şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz sizin Rabbiniz hayâ ve kerem sahibidir. Ellerini kendisine doğru kaldırıp dua ettiğinde kulunu boş çevirmekten hayâ eder.” (Ebu Davud,Salat,358) Bir diğer hadislerinde ise sevgili peygamberimiz; (s.a.v): “Herhangi bir Müslüman Allah’tan bir şey isterse, günah bir şeyi istemediği veya akrabası ile ilgisini kesmeyi arzu etmediği sürece Allah onun duasını mutlaka yerine getirir veya ona vereceği şey kadar bir kötülüğü kendisinden giderir.” buyurdu. Orada bulunanlardan birisi, o zaman biz Allahtan çok şey isteriz, deyince, Resul-i Ekrem (s.a.v.): “Allah’ın lütfü sizin istediğiniz şeylerden daha çoktur” dedi.(Tirmizi, karşısında kulun, acizliğini itiraf ederek, saygı ve tazim duyguları içinde isteklerini ona arz etmesidir. Buna göre dua, insanın her şeye gücü yeten üstün bir kudrete sığınma ihtiyacının doğal bir sonucudur. Bir bakıma dua kul ile sonsuz lütuf ve bağış sahibi Allah arasında bir bağdır. Ümit ve huzur kaynağıdır. İnsanın maddi ve manevi dertlerinin ve sıkıntılarının şifa hazinesidir. (Daavat115)
¡ ¡ ¡
Yine sevgili peygamberimiz: “Allah katında duadan daha şerefli bir şey yoktur.”(Tirmizi,Daavat,1), Dua rahmet (kapılarını açan) bir anahtardır” “Dua mü’minin silahıdır, dinin direğidir, göklerin ve yerin nurudur”(Hakim,Daavat,H.No:1812) buyurarak duanın, Müslüman’ın dini hayatındaki önemini belirtmiştir. Duanın Allah katında makbul olması için aşağıda belirtilen hususlara uyulması önem arz etmektedir:
A)Kabul edileceğine inanarak dua edilmelidir. Hz. Peygamber, “Dualarınızın kabul edileceğine inandığınız halde Allah’a dua edin, iyi biliniz ki Allah bilinçsiz ve gönlü Allah’tan başka bir şeyle meşgul bulunan kimsenin duasını kabul etmez. Tirmizi, daavat,66) buyurmuştur. B) Dua’ya Allah’a hamd/övgü ve Peygambere salât ve selamla başlanmalıdır: Sevgili Peygamberimiz, “Sizden birisi namaz kılınca, Rabbini layık olduğu şekilde hamt ve sena edip, bana salât ve selam ettikten sonra dilediği şekilde dua etsin.” (Ebu Davut,Salat358) ifadeleri ile bu hususa işaret etmektedir. C) Dua, ihlâs ve samimiyet ile derin bir saygı içerisinde, yapılmalıdır. Bağırıp çağırmaktan, riya ve gösterişten duanın ruhuna uygun olmayan söz, tutum ve davranışlardan uzak durulmalıdır. süslü, kafiyeli, başkalarına ne kadar da güzel dua ediyor görüntüsü veren, insanları etkilemeye yönelik her türlü tavır ve düşünceden sakınılmalıdır. Çünkü; Kur’an-ı Kerim’de “Rabbinize alçak gönüllüce ve içten dua edin. Çünkü o, haddi aşanları sevmez. (A’raf,7/55) buyrulmaktadır. D) Duanın kabulünde önemli hususlardan birisi de, kazancın helal ve temiz olmasıdır. Yüce Allah bir ayeti kerimede şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temiz olanlarından yiyin ve Allah’a şükredin.(Bakara,2/172) E) Duanın kabulüne inanarak acele etmeden, ısrarla duaya devam edilmelidir. Zira Hz. Peygamber insanın, “Defalarca dua ettim ama duamın kabul edildiğini hiç görmedim” demesini hoş karşılamamış ve böyle söyleyenleri aceleci davranmakla nitelemiştir. (Müslim, Zikir,92) Kaldı ki Yeryüzünde Allah’a dua eden her bir müminin Allah (ya duasını kabul ederek) ona istediğini verir, ya da istediğine eş değer olacak bir kötülüğü ondan giderir. F) Duadan önce tövbe ve istiğfar edilmelidir. Zira günah işleyen, haramlardan uzak durmayan bir kulun duası kabul edilmeye layık değildir. G) Dua ederken abdestli olmaya, meşru olan şeyleri istemeye, mümkünse kıbleye yönelmeye, duaya konu olan isteğimizin gereğini yerine getirmeye, inanarak, bilinçli bir şekilde bulunmaya çalışılmalıdır.
¡ ¡ ¡
Duada Allah’ın rızasına uygun olan her şey Cenabı Hak’tan istenebilir. Bu konuda bir sınır yoktur. İnsan her yerde ve her durumda dua edebilir. Duanın belli bir şekli, dili ve kalıbı yoktur. Asıl olan duanın ihlas ve samimi olarak yapılmasıdır. Bununla birlikte bazı zaman, mekân ve durumlarda yapılan dua ve istiğfarın Yüce Allah’ın katında daha çok karşılık bulacağı Peygamberimiz tarafında ifade edilmiştir. Bu zaman ve mekânlardan bazılarını kısaca şöyle ifade edebiliriz.
¡ ¡ ¡
Namaz kılarken secdede yapılan dua, Peygamberimiz; “Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secde halidir. İşte bu sebeple secdede çok dua ediniz,” (Müslim, Salat225) buyurmuştur. Gece yarısı ve farz namazlardan sonra yapılan dualar, Hz. Peygamber’e Allah katında daha çok kabul edilen dua hangi duadır? Diye sorulunca; “Gecenin son saatlerinde ve farz namazlardan sonra yapılan duadır.” (Tirmizi, Daavat,79) buyurmuştur. Kur’anı Kerimin indirilmeye başladığı, oruç ibadetinin ifa edildiği, içerisinde bin aydan daha kıymetli olan kadir gecesinin bulunduğu ramazan ayı da, yapılan duaların fazlası ile karşılık bulacağı feyizli ve bereketli bir zaman dilimidir., Bu ayda Allah’ın bağış ve rahmet kapıları müminler için sonuna kadar açılmıştır. O halde içerisinde bulunduğumuz Ramazan ayını değerlendirme noktasında yapacağımız önemli ibadetlerden biriside şüphesiz Yüce Allah’a kendimiz, ailemiz ,Müslümanlar,ve bütün insanlık için dua etmemizdir.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle