GeriGündem Irkçılıkla mücadeleyle geçen bir ömür: Nelson Mandela
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    4
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Irkçılıkla mücadeleyle geçen bir ömür: Nelson Mandela

Irkçılıkla mücadeleyle geçen bir ömür: Nelson Mandela
refid:13749694 ilişkili resim dosyası

Güney Afrika’nın ırkçılıkla mücadelesine liderlik eden eski Devlet Başkanı Nelson Mandela bundan tam 20 yıl önce 11 Şubat tarihinde hapisten çıktı. Bu tarih sadece Güney Afrika için değil, dünyanın genelindeki ırkçılık karşıtları için çok önemli.

FOTOĞRAFLARLA NELSON MANDELA'NIN HAYATI

NELSON MANDELA'NIN HAPİSTEN ÇIKIŞININ 20'NCİ YIL KUTLAMALARI

Güney Afrikalı Thembu kabilesinin şefinin oğlu olarak dünyaya gelen Nelson Mandela, ülkesinde kabilesinin saygı duyulan yaşlılara verdiği isimle yani “Madiba” olarak tanınıyor.                               

Mandela hayatını Güney Afrika’da o dönemde hüküm sürmekte olan ve siyahlarla beyazların birbirinden ayrılmasını ve beyaz azınlığın ülke yönetiminde söz hakkı sahibi olan tek grup olmasını öngören Apartheid (Swahili dilinde ayrılma) rejimine karşı mücadeleye adadı. 1940’lı yıllarda üniversite eğitimi yarıda bırakarak Oliver Tambo gitti ve Walter Sisulu’yla birlikte Avrupa Ulusal Kongresi (ANC) Gençlik Birliği’ni kurdu.

Mandela, Apartheid’a karşı silahlı mücadele verilmesini savunan ilk isimlerden oldu ve 1961 yılında ANC çatısı altında “Umkhonto we Sizwe” (Ulusun Mızrağı) isimli silahlı yeraltı örgütünü kurdu.

1963 yılında yapılan Rivonia Davası’nda suçlu bulunan Mandela, 1964 yılında ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Mandela’nın dava sırasında verdiği ve siyasi görüşünün bir özeti olarak görülen ifadesi tarihe geçti: “Ben, herkesin uyum içinde yaşadığı, eşit fırsatlara sahip olduğu bir demokratik ve özgür toplum idealini savunuyorum. Bu, uğruna yaşayacağım ve başarıya ulaşacağını umduğum bir ideal ve gerekirse bu ideal için ölmeye de hazırım.”

Güney Afrika tarihinde bugüne kadar seçilmiş son beyaz başkan olan Frederik Willem de Klerk, 1989 sonlarında göreve geldikten kısa bir süre sonra Apartheid rejimine son verdi, ANC ve diğer özgürlük hareketleri üzerindeki yasağı kaldırdı. Bu gelişmeler doğrultusunda, Mandela, 11 Şubat 1990’da hapisten çıktı, bir yıl sonra da ANC'nin başkanlığına seçildi.

1992 ATATÜRK BARIŞ ÖDÜLÜ

Türk hükümeti 1992 yılında, Mandela'ya Atatürk Uluslararası Barış Ödülü'nün verilmesini kararlaştırdı. 1986 yılında verilmeye başlayan bu ödüle daha önce NATO eski Genel Sekreteri Joseph Luns, Japon Prensi Takahito Mikasa ve Türkiye'nin yedinci Cumhrubaşkanı Kenan Evren gibi isimler layık görülmüştü.

Ancak Mandela ödülü reddetti. Yapılan açıklamada "Nelson Mandela bütün hayatını demokrasi, insan hakları ve baskılarla mücadeleye harcamıştır. ANC, Mandela'nın kendisine verilen ödülü kabul etmediğini ve Türkiye'yi ziyaret planlarının olmadığını açıklamak istemektedir. ANC'nin tavrının modern Türkiye'nin kurucusu, reformcu Kemal Atatürk'le ilgili herhangi bir olumsuzla ilgisi yoktur" denildi.

Öncelikle Mandela'nın ödülü Türkiye'de Kürtlere yapılan muameleden hoşlanmadığı için reddettiği belirtildi. Ancak yedi yıl sonra, 1999'da Mandela'nın fikrini değiştirdiği ve ödülü kabul etmek istediği haberleri yayıldı. Son olarak 2005 yılında gazeteci Fatih Altaylı, o dönem yazdığı Hürriyet gazetesinde duruma şöyle bir açıklama getirdi:

"Güney Afrika’da ırkçı rejimin hüküm sürdüğü ve bütün dünyanın bu nedenle Güney Afrika’ya ambargo uyguladığı yıllarda Turgut Özal, bu ülkeye bir dostunu yollar ve ticaret yapmanın yollarını arar. Ve ambargoya rağmen bu ülkeye mal sattırmaya başlar. Daha sonra ırkçı rejim yıkılır. Mandela serbest kalır. Ülkenin başına geçer. Mandela’nın çalışma arkadaşları ise ırkçı rejim döneminde iç savaşların ve çatışmaların hüküm sürdüğü çevredeki ülkelerde sürgünde bulunan Güney Afrikalılardır.

"Bunlar ülkenin yönetimine geçince Mandela’ya rapor sunarlar. Bu rapora göre Afrika ülkelerindeki iç savaşlarda kullanılan silahlar bu ülkelere Türkiye tarafından satılmaktadır. Daha doğrusu Türkiye, İsrail yapımı bu silahların satışına aracılık etmektedir. Bunun üzerine Mandela Türkiye’ye bir temsilci gönderme kararı alır. Ve bu konuyu Türk yetkililerle görüşmek maksadıyla Thabo Mbeki Türkiye’ye doğru yola çıkar. Ancak temsilci Mbeki Türkiye’ye sokulmaz bile. Havaalanında kısa bir görüşmeden sonra adam ülkesine geri yollanır. Ve ilişkiler büyük darbe alır. Daha sonra Mandela’ya verilen ödül ile bu yara onarılmak istenir ama iş işten geçmiştir."

HAKİKATE VE UZLAŞMA KOMİSYONU'NU KURDU

Ancak Atatürk Uluslararası Barış Ödülü, Mandela'nın hayatındaki tek "barış ödülü" değil. Güney Afrikalı siyasetçi 1993 yılında Apartheid’ın sonlandırılması için gösterdiği çabalardan ötürü Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü ve bu onuru de Klerk’le paylaştı.

Mandela, 1994 yılının Mayıs ayında Güney Afrika’nın ilk siyahi devlet başkanı olarak göreve geldi. Bir özgürlük savaşçısı olduğu yıllarda inşa ettiği prestijini ülkede barış ve düzenin sağlanması için kullanan Mandela, Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu’nun kurulmasında önemli rol oynadı. Bu komisyon Apartheid’la mücadele döneminde iki tarafın da işlediği suçların denetlenmesi amacıyla kurulmuştu.

İkinci eşi Winnie’den 1996 yılında boşanan Mandela, hapiste olduğu yıllarda eşinin kendisini aldattığı dedikodularının yayılması üzerine bir hayli küçük düştü ancak bu süreçte kendisini çok seven Güney Afrika halkının desteğini arkasında buldu. Aynı şekilde Mozambik’in Devlet Başkanı Samora Machel öldükten sonra Mandela’nın Machel’in eşi Graca’yla yaşadığı ilişki ve 1998 yılında Machel ile yaptığı evlilik de halkın desteğini topladı.

1999'DA EMEKLİ OLDU

Siyahi lider, 1999 yılında Afrika ülkelerinin liderleri için çok alışılmadık bir adım atarak, koltuğunu modern ekonominin gerekleriyle başa çıkma konusunda kendisinden daha başarılı olacağına inandığı genç liderlere bıraktı.

Ancak Mandela’nın emekli olduktan sonra dinlenmeye çekildiğini söylenemez. O günden bu yana kendini Güney Afrika’daki AIDS salgınıyla mücadeleye adayan Mandela, bu amaç için milyonlarca dolarlık fonlar yarattı. 2005 yılında hayatta kalan tek oğlunu AIDS’e kurban vermesiyle, Mandela’nın mücadelesi şahsi bir boyut da kazandı.

Mandela, 2007 yılında dünyanın farklı yerlerinden kıdemli siyasetçilerle birlikte bir uluslararası grup oluşturdu. Aralarında Nobel Barış Ödüllü Baş Piskopos Desmond Tutu ve ABD eski başkanı Jimmy Carter gibi isimlerin yer aldığı bu liderler o günden beri HIV/AIDS, fakirlik, iklim değişikliği gibi küresel sorunların çözümünde söz sahibi.

Hollywood’un ünlü aktörlerinden Will Smith, 2008 yılında Mandela’nın 90’ıncı doğum günü şerefine bir kutlama düzenledi. Londra’da Hyde Park’ta yapılan bu kutlamaya 50 bin kişi katıldı. Mandela’nın HIV/AIDS’le mücadele için kurduğu hayır kurumuna destek için düzenlenen kutlamaya Mandela’nın hapishane numarası olan “46664” adı verildi.

Diğer yandan Mandela’nın doğum günü olan 18 Temmuz tarihi, 2009 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Mandela Günü” ilan edildi.

ÜLKESİNDE HALA ETKİLİ

Zimbabwe’nin tartışmalı seçimleriyle aynı döneme denk gelen bu kutlama için İngiltere’ye giden Mandela’dan Zimbabwe Devlet Başkanı Robert Mogabe hakkında bir yorum yapması istendi. Mandela, “bir liderin trajik başarısızlığı” demekle yetindi ancak bu sözler liderin manşetlerde yer alması için yeterli oldu.

Geçtiğimiz yıl bu dönemde ANC’nin seçim kampanyası sırasında parti lideri Jacob Zuma’nın yanında görülen Mandela, partinin Mayıs’ta yapılan seçimleri kazanmasında önemli rol oynadı.

2009 yılının son günlerinde ABD’de vizyona giren, Clint Eastwood’un yönettiği Invictus filminde Mandela’yı Morgan Freeman canlandırdı. Film Mandela’nın 1995 yılında Dünya Rugby Şampiyonası kupasını ülkesine getirişinin hikâyesini anlatıyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle