GeriGündem İran'ın NPT zaferi İran'ın yenilgisi olacak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İran'ın NPT zaferi İran'ın yenilgisi olacak

İran'ın NPT zaferi İran'ın yenilgisi olacak
refid:15175037 ilişkili resim dosyası

İran hükümeti, NPT konferansının sonuç bildirgesinde İsrail'den bahsedilmesini sağlayarak büyük bir başarı elde etmiş gibi görünüyor ancak uzun vadede Tel Aviv'in bu taleplere cevap vermesi Tahran'ın zararına olabilir.

ABD’nin, İsrail’in Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na (NPT) imza koymayı düşünmesi gerektiğini dile getirmek zorunda kalması, Tahran rejimi için büyük bir başarıydı. İran nükleer krizi yedi yıl önce ortaya çıktığından beri, Tahran hükümeti uluslararası kamuoyunu İsrail’in nükleer silahlarına göz yumup İran’ın barışçı programına odaklanmakla suçluyordu.

 

Elbette, ABD’nin NPT gözden geçirme konferansının sonuç bildirgesinde İsrail’e değinmesi çok zor olacaktı çünkü bu İsrail’in nükleer silah sahibi olduğunun defakto kabulü anlamına gelecekti. İsrailli yetkililer resmi olarak silahların varlığını sürekli olarak reddetti, zaten Tel Aviv elinde silah olduğunu kabul etse bu neden bir zafer olsun ki? Çünkü İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad gibi birinin ülkesinin nükleer silah geliştirme hedefleri olduğunu reddederken, Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arındırılmış bir bölge olmasını teklif etmesine fırsat veriyor.

 

Geçtiğimiz Haziran ayında Türk ve Brezilyalı devlet liderleriyle yaptığı toplantılarda Ahmedinecad, “Haydi Ortadoğu’yu nükleer silahlardan arındırılmış bir bölge haline getirelim” dedi. Daha sonra İran basını, Tahran’ın “bu devrimci teklifinin Siyonist rejimi ve baş destekçisi ABD’yi şoke ettiğini” bildirdi. Bu yönde elde edilmiş herhangi bir ilerleme, Tahran tarafından “doğru ve barışçıl bir yolda olduğunun açık işareti” olarak memnuniyetle karşılanacaktı. Eğer İsrail, nükleer savaş başlıklarına sahip olduğunu kabul etmezse, İran’ın “bölgeye barış ve istikrar getirme teklifi” de kağıt üzerinde kalabilir.

 

İRAN'I ELEŞTİRMEK ZOR

Daha da önemlisi, Ahmedinecad’ın da belirttiği gibi, “Ortadoğu’yu nükleer silahlardan arındırılmış bir bölge haline getirmek için gereken anlamlı başlangıç, Siyonist devlet dahil bütün devletlerin NPT’ye katılması ve İran kadar samimiyetle ve dürüstlükle çalışmasıdır”. Bir başka deyişle İsrail’in NPT’ye katılmayı reddetmesinden çıkar sağlayan sadece Ahmedinecad ve diğer İranlı liderler değil. Tahran hem NPT’yle işbirliği yapıyor hem de P5+1 ülkeleri tarafından cezalandırılıyor. Bu koşullar altında, İran’ın nükleer programını eleştirmek herkes için çok zor.

 

Bu son konu, geçtiğimiz dönemde çok fazla tartışıldı. Şahin görüşlüler nükleer meseleyi milliyetçi-siyasi bir konuya dönüştürmeyi başardı. Reformcular, iktidarda oldukları sırada uranyum zenginleştirme programını gönüllü olarak dondurma kararı aldıkları için sürekli olarak ABD’nin ve diğer Batılı güçlerin taleplerine teslim olmakla suçlandılar. Ahmedinecad, reformcu lider Muhammed Hatemi döneminde Batı’yla nükleer enerji müzakerelerini sürdüren ekini programı iki yıllığına dondurdukları için “vatan haini” olmakla suçladı. Bu “vatan hainleri”nin aksine kendisi, nükleer programı büyük bir heves ve kararlılıkla sürdürdü.

 

En azından bazı İranlılar için, ülkenin nükleer programı Batı’yla yaşanan bir anlaşmazlıktan çok öte. Ahmedinecad’ın yönetimi altında nükleer program İran İslam Cumhuriyeti’nin gelişmiş teknolojiye ulaşmasını engellemek isteyen “kibirli güçler”le bir mücadeleye dönüştü. Bir başka deyişle, Batı’yla yaşanan nükleer tartışmalar, İran’ın nükleer silah sahibi olmasının yarattığı potansiyel tehditten değil, “Batı’nın haksız ve agresif tavırlarına karşı çıkma cesaretini gösteren bağımsız İslam Cumhuriyeti”ne Batı’nın gösterdiği adaletsiz muameleden kaynaklanıyor.

 

İSRAİL İKİYÜZLÜLÜĞÜN KANITI

İsrail ve nükleer silahları sık sık İranlı liderler tarafından Batı’nın nükleer meselelerdeki ikiyüzlülüğünün bir kanıtı olarak gösterildi. Her ne kadar Batı, İsrail’in nükleer silahlarına ve NPT’ye katılmayı reddetmesine karşı çıkmamış olsa da, kendi istihbarat kaynaklarına göre nükleer silah kapasitesinden yıllarca uzakta olan ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’yla işbirliği yapan İran’ı cezalandırdı.

 

İran hükümeti NPT konferansının sonuç bildirgesinde İsrail’den bahsedilmesinden kendisine pay çıkarabilir ancak uzun vadede, İsrail’in NPT’yle işbirliği yapması Tahran için sorun yaratabilir. Ne de olsa, İsrail NPT’yle işbirliği yapmayı reddettikçe İranlı liderler Batı’Yı, UAEK’yi ve P5+1’i Tahran’a haksız muamelede bulunmakla suçlayabilir. İran’ın lider kadroları nükleer enerji meselesini “Batı’nın İslam’a saldırısına karşı kutsal bir savaş”a dönüştürmeye devam edebilir.

 

Öte yandan, konferans bildirgesinde tavsiye edildiği gibi İsrail’in nükleer programıyla ilgili olarak uluslararası kurumlarla işbirliğine girmesi, İran’ın İslam Cumhuriyeti’ne uygulanan uluslararası adaletsizlikten bahsetmesini zorlaştırabilir. Siyaset ilginç eşleşmelere neden olur; İsrail’in NPT’ye girişi İran’ın nükleer programını yeniden değerlendirmesine ve UAEK’ye yönelik tavrını değiştirmesine neden olabilir.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle