GeriGündem İran seçimleri demokrasi tiyatrosu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İran seçimleri demokrasi tiyatrosu

İran seçimleri demokrasi tiyatrosu
refid:23347451 ilişkili resim dosyası

İran’daki insan hakları mücadelesiyle 2003 yılında Nobel Barış Ödülü alan İranlı Şirin Ebadi, Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu’nun bugün İstanbul’da başlayan Genel Kurulu’nda konuşma yapacak.

Hürriyet’e yazılı bir röportaj veren Ebadi, haziran ayında yapılacak İran seçimlerini ‘Demokrasi tiyatrosu’, Suriye lideri Beşar Esad’ı ise ‘İran’ın oyuncağı’ diye niteledi. Ebadi, Türk kadınlarına “Geri adım atmayın” mesajı verdi.İranlı insan ve kadın hakları savunucusu avukat Şirin Ebadi’nin Hürriyet’in yazılı sorularına verdiği yanıtlar özetle şöyle:

İran seçimleri: İran’da seçimler hiçbir zaman özgür olmadı. Adayları belirleyen Yüksek Seçim Kurulu’nun şimdiye kadar gösterdiği işleyiş şöyle; İran rejimine en küçük bir eleştiri getiren aday süzgeçten geçmiyor. İran Hükümeti, her iki yılda bir seçim yaptığı için Ortadoğu’nun en özgür hükümeti olduğunu iddia ediyor. Ancak hükümet seçimleri, sadece kendi meşruiyeti için kullanıyor. Bu demokrasi tiyatrosunda ne aday, ne seçmen olarak İran hükümetinin yanında dururum. Onu meşrulaştırmayı reddediyorum. İran Anayasası’na göre yetkilerin neredeyse hepsi dini lidere aittir. Cumhurbaşkanının elinde çok az yetki var. Onun için yüzde 89 oyla gelen Muhammed Hatemi bile programını uygulamaya koyamadı.

Esad kukla: Başar Esad, İran’ın oyuncağıdır. İran hükümeti Esad’a silah ve para göndererek onu korumaya çalışıyor. Hükümet (Dini Lider Hameney), “Esad’ı iktidarda tutmak bizim kırmızı çizgimizdir” sözünü defalarca söylemiştir. İran biliyor ki, Suriye’de demokratik bir devletin oluşması, burada İran’ın siyasi nüfuzunu azaltır. Bunun için rejim Esad’dan hiçbir zaman vazgeçemeyecek.

Yargı bağımsızlığı: İran’da kadın hakimi bırakın bir kenara, yargı bağımsızlığı bile yoktur. Hâlâ devam eden Devrim Mahkemeleri’nde hakimlerin verdiği kararlar yukarıdan dikte ediliyor. Yargı bağımsızlığı bir diktatörlüğün en belirgin kriteridir. Ve bu da İran’da tamamen ortadan kalkmıştır.

Rejim baskısı: Ben yurtdışında olduğum için rejim tüm hışmını aileme yöneltti. Eşimi ve kız kardeşimi uzun
süre hapiste tuttular. İşkence ettiler. Benim sesimi kesmek için tüm malvarlığıma el koydular ve açık artırmada satışa çıkarttılar. Nobel ödülüme bile el koymuşlardı, ama uluslararası baskılar sonucu eşime geri vermek zorunda kaldılar. Hükümet bana defalarca sesimi kesmem karşılığında mal varlığımı geri vereceğini, aksi takdirde beni öldüreceği tehdidini savurdu. Ama ben susmamayı seçtim.

Türk kadınları geri adım atmasın

İslam ve kadın: İslam da her din gibi değişik yorumlara açıktır. Tıpkı Hıristiyan dini gibi. Örneğin Avrupa’da bir kilise kürtajı kabul ederken, diğer bir kilise reddediyor. İslam da bunun gibidir. Suudi Arabistan gibi bir ülkede kadınlar araba bile kullanamazken, İran gibi bir ülkede kadın, hâkim ve cumhurbaşkanı olamazken, Endonezya, Bangladeş ve Pakistan gibi ülkelerde çok uzun yıllardan beri kadınlar Başbakan ve cumhurbaşkanı gibi konumlara gelebilmişlerdir. İslam ülkelerindeki kadınların kötü durumu, İslam’ın kötü yorumlanmasından kaynaklanıyor. İslam doğru yorumlanırsa, demokrasi, insan ve kadın hakları ile bağdaşan bir dindir. Türkiye kadınları eşit haklar için çok büyük bir mücadele verdiler. Dilerim bu mücadeleden hiçbir zaman geri adım atmazlar.

Kimdir
1947 doğumlu Şirin Ebadi, İran’ın tek kadın hakimi sıfatına da sahip. 2003 yılında Nobel Barış Ödülü alan Ebadi, molla rejimine yönelik eleştirileri nedeniyle bir süredir Londra ve Paris’te yaşıyor.

 

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle