GeriGündem İçinden hüzün geçen ses
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İçinden hüzün geçen ses

Selda Bağcan "Ben Geldim" adlı albümüyle müzikseverlerle buluşuyor. Sanatçı, iki yıl önceki kazadan sonra geçirdiği değişimi, hayata bakışını ve müziğini Hürriyetim'e anlattı.

Nazan Mengü (Hürriyetim/ Kültür- Sanat)

30 yılı aşkın bir süre önce 'müziğin asi kızı' olarak tanıdı onu Türkiye. Bazen sakin sakin akıp giden, bazen de fırtınalı havada köpüren bir nehir gibi, ama içinde hep biraz hüzün saklayan sesiyle, türkülere hayat verdi Selda Bağcan. Bir süre önce çıkardığı "Ben Geldim" adlı albümüyle yeniden müzikseverlerle buluşuyor.

Bağcan'la Unkapanı Plakçılar Çarşısı'ndaki bürosunda konuşuyoruz. Tavandan tabana kadar uzanan geniş pencerenin önünde. Unkapanı'nın, günün hemen her saati sıkışık olan trafiğine karşı. Büronun beyaza boyanmış duvarlarında, Bağcan'ın çeşitli fotoğrafları ve teşekkür plaketleri asılı. Tam çalışma masasının karşısında, büyük siyah- beyaz bir fotoğraf. Gencecik Selda Bağcan, Yılmaz Güney'in yanında. Elinde yılbaşı çiçekleri, yüzünde kocaman bir gülümseme. Fotoğraf, 1979 yılında İmralı'da çekilmiş. Selda ve bir grup arkadaşının İmralı Cezaevi'nde konser vermeye gittiği günün anısı.

Bir albümünün kapağında da kullandığı bu fotoğrafa gülerek bakıyor Selda Bağcan. Aradan geçen onca yıl içinde o kadar çok şey değişmiş ki... Ama değişmeyen bir şey var o da Selda'nın dinlerken insanın içini titreten sesi.

Önce bu sesin sırrını sorarak başlıyoruz konuşmaya. 30 yılı aşkın süredir hiç bozulmayan bu sesin sırrı "öncelikle hiç sigara içmemek". "Sonra da" diye anlatmaya devam ediyor sanatçı " Bira, soda, kola gibi asitli içeceklerden uzak duruyorum. Coca- Cola'yı çok sevdiğim halde içmiyorum. Yani hayatın gerçek tadından uzak kalıyorum zorunlu olarak" derken gülüyor. 

Hangi şarkıyı yorumlarsa yorumlasın sesinde hep bir hüzün var Selda'nın. Bu tür müzikten hoşlanmasa bile dinleyeni hemen ele geçiriveriyor. Peki bunun sırrı ne? Bunu "hissederek" hatta "kendini kaybederek" söylemesine bağlıyor sanatçı. "Bazen özellikle de bazı şarkıları yorumlarken, hele sözlerinden de etkilenmişsem, tir tir titriyor her yanım. Bir tür trans hali yani. Stüdyodan çıktığımda bu gerilimin geçmesi 4 ya da 5 saatimi alıyor."

Bağcan'ın yaşamının son yıllardaki dönüm noktalarından biri eylül 2000'de geçirdiği trafik kazası. Hatay'a konser vermeye giderken geçirdiği kazada ciddi bir şekilde yaralanan Bağcan'ın tedavisi uzun süre devam etti. Aylarca yatağa bağlı kaldı.

"Ne o anı ne de hemen sonrasını hatırlıyorum" dediği bu kaza, Bağcan'ın yaşama bakışını da etkilemiş. "Eskiden, sabahtan akşama kadar gelirdim şirkete. Herşeyle ben ilgilenirdim. Ama kazadan sonra hayatımın değerini daha iyi anladım. Sadece özel işlerim için geliyorum büroya" diyor. Bütün işleri de asistanı Funda Hanım ve şirketin diğer çalışanlarına emanet etmiş.

Gerek politik tavrı, gerekse müzikal açıdan hep 'protest sanatçı' olarak yorumlandı Bağcan. Bu tanımlamanın gerçeği yansıttığını düşünüyor. "Yaşamda aksayan herşeyi protesto ediyorum" diyor. "Bazı yasaları özellikle de.  Bunların değişmesi, bazılarının ayıklanması lazım. Ama bunu yapmıyorlar. Son dönemde belki de Avrupa Birliği'ne şirin  görünmek için bir takım kıpırdanmalar var. Ama bu yetersiz. Geçmişte üç kez cezaevine düştüm. Şarkılarım yargılandı. En verimli dönemim, yani 15 yılım yasaklı geçti . Zor oldu ayakta kalmak, bugünlere gelmek."

Yılların sanatçısı Selda Bağcan, Türkiye'de son yıllarda hareketlenen müzik piyasası için neler düşünüyor? " Her gün yeni biri çıkıyor. Ama her gün biri de batıyor" diye başlıyor düşüncelerini anlatmaya. "Ama mesela son iki üç yıl içinde ortaya çıkan popçulardan bugüne kalan yok. Aslına bakarsanız artık büyük şirketlerin de bunlara yatırım yapacak gücü kalmadı pek. Çünkü bu işin her adımı para. Yeni birine yatırım yapmak, en az 100 bin dolardan başlıyor. Aslında yeniler arasında iyi olanlar var. Ama ben şarkı sözlerinin çığırından çıktığını düşünüyorum. Herşey ticari mantıkla hesap edildiği için düzey düşmüş iyice. Bu da beni rahatsız ediyor. "

Bağcan müziği bir vakit geçirme aracı olarak değili iş olarak değerlendiriyor. O yüzden de kendi besteleri dışında fazla müzik dinlemediğini söylüyor. "Sözün kısası, müzik işime yarayacaksa dinliyorum. Böylece gürültü kirliliğinden de korunmuş oluyorum. " Zaman zaman, ruhunu, ünlü klasik müzik bestecilerinin notalarıyla dinlendiriyor.

Ben Geldim
Selda Bağcan
Majör Müzik


Yorumları Göster
Yorumları Gizle