GeriGündem Hortum sürüyor devlet susuyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hortum sürüyor devlet susuyor

Ekonomik kriz; komisyon, ‘çıkma’ ve rüşveti etkilemiyorBAYINDIRLIK Bakanlığı'ndaki 'Vurgun Operasyonu' insanları uyandırdı; hele kriz sırasında bu yolsuzluk ve rüşvet iddialarının sürmesi inanılır gibi değil.Ortada bir vurgun ve bu vurgunun tarafları var.Ve bir sistem içerisinde yapılıyor.Bu sistem yazılı bir metne dayanmıyor ama kuralları olan bir yapıdan oluşuyor.'Maestrolar' bir tane değil, birkaç tane... Organizatörlerin aldıkları 'komisyonlar', araya giren müteahhitlere verilen 'çıkmalar' ve alınan 'rüşvetlerin' yanında, yıllardır yediği kazıklara karşı devlet aciz.Okurumuz Nefel Işıktaş'ın dediği gibi; ‘‘Millet olarak hırsız ve dolandırıcıyız...’’Ankara'dan bir müteahhit grubuyla konuşuyoruz. Bize, ortaya çıkan sistemin İhale Kanunu içerisindeki boşluklardan yararlanarak nasıl işlediğini anlatıyorlar:ÇARK BÖYLE ÇALIŞIYOR‘‘Bu mekanizma İhale Kanunu gereği iki şekilde çalışmaktadır. 1. Resmi Gazetede ilan yolu ile yapılan ihaleler,2. İlan edilmeden yapılan davetiyeli ihaleler. Gazetelerde ve TV'lerde izlediğimiz ve siyasilerin aysbergin görünen yüzü olarak adlandırdıkları 'Vurgun1' diye isimlendirilen operasyon, birinci maddede ilan edilen ihalelerle ilgili... Sektör jargonunda bu ihaleler 'yemlik' diye nitelendiriliyor. Aysbergin görünmeyen yüzü ise ilan edilmeden yapılan davetiyeli ihaleleri kapsıyor. Esas yolsuzluk, üst düzey bürokrat, siyasetçi ve müteahhitler üçgeni, burada çalışmaktadır. Bu yolla bakanlık veya belediye, işi dilediği firmalara vererek rant yaratmaya devam ediyor. Bakanlık ve bakanlığa bağlı genel müdürlüklerde, -Yapı İşleri ve İller Bankası Genel Müdürlüklerinde- ikinci maddede belirtilen davetiyeli sistemi ile hiçbir deneyimi, bitirdiği işi olmayan hatta aynı gün kurulmuş yüzlerce firmaya 2-10 trilyon arasında keşif bedelli işler 'satılıyor'. Dikkat edin 'ihale edilmiştir' demiyoruz.Örneğin son yapılan davetiyeli ihalelerde 8 firmaya davetiye çıkarılmış ve her birine birer iş 'satılmıştır'. Sistem değişmemektedir.Bakalım 'Vurgun1' operasyonu, 'Vurgun2', 'Vurgun3' olarak devam edecek mi? Yoksa her yolsuzluk gibi birkaç kurban verilip kapatılacak mı?’’HANGİ İHALELERMüteahhitlerden biri, daha hassas bir noktaya değiniyor:‘‘Sayın Bayer, bakanlığa bugüne kadar davet ile iş almış firmaların adlarını ve aldıkları işlerin keşif bedellerini sorarsanız ve yanıt alabilirseniz kamuoyu bunların hep aynı firmalar olduğunu görüp, gerçeği daha iyi anlayacaktır. Ve yine bakanlık bu sorunuza yanıt verebilirse davetiye yolu ile yapılan ihalelerin ilan yolu ile yapılanlardan oransal olarak 100 kat fazla olduğu görülecektir. Bu 100 kat fazla yolsuzluk demektir.’’Ve iddialarına birkaç kanıt gösteriyorlar:‘‘Osmaniye Devlet Hastanesi, Bolu Deprem Konutları altyapısı bir ve ikinci kısım iki ay önce ZAY isimli firmaya davetiye usulü ile verilmiştir. Yine Ankara Adliye Sarayı, Karamürsel Öğrenci Yurdu, dört gün önce ÇİZGİ Mühendislik isimli firmaya aynı yöntemle verilmiştir. Yine Ankara Vilayetler Birliği ve Bolu Öğrenci Yurdu, Moment Yapı isimli firmaya, Düzce Öğrenci Yurdu, Yıldızlar İnşaat'a aynı yöntemle verilmiştir.’’Evet örnekleri çoğaltmak mümkün... Biz de İller Bankası ve Yapı İşleri'ne iki soru yöneltelim:Ne kadar davetiye usulü ile ihale verdiniz? Depremden sonra kurulmuş firmalara ne kadar ihale dağıttınız? Ve bunların tenzilatları ne kadardır?Hani şeffaflık.Müteahhitler konuşuyorMÜTEAHHİTLER (isimlerini yazmamak koşulu ile) konuşuyor:Bayındırlık'taki 'Vurgun'dan rahatsız olan müteahhit bir MHP'li; kamuoyuna yansıyanlardan utandığını söylüyor. ‘‘Maalesef bazı il başkanları atmaca gibi ihale peşinde koşuyorlar. Bu işin suyunu çıkarttılar, Devlet Bahçeli'yi bile güç duruma soktular’’ diye tepki gösteriyor.Van'dan MHP'li bir yöneticinin söyledikleri daha anlamlı:‘‘Devletçi ve milliyetçi bir kadronun böyle işlere bulaşmaması gerekir.’’Doğuda yaşayan bir vatandaş olarak bunları sıkılarak anlatmak gereğini duyuyor. Ve bir ihale yolsuzluğunu anlatıyor:‘‘Erçiş'in kanalizasyon ihalesi yapıldı. Urfa Siverekli olan Müsteşar Yardımcısı Sedat Aban (gözaltına alındı), işi Kayalar İnşaat'a (Mega/Metaş) verdi. Kaya kardeşler Urfa Suruç'ludur. 13 trilyon 375 milyar keşif bedelli ihalenin verilmesiyle ilgili çok şeyler konuşuluyor; Cinnah'taki bir büroda neler dağıtıldığına dair... Bu iş 3-4 trilyona çıkabilecek bir iştir. Bakın göreceksiniz, bu iş en az beş-altı yıl sürecek, 100 trilyondan aşağıya bitmeyecektir.’’Peki bu ihaleden MHP milletvekilleri Ayhan Çevik (Van) ve Muzaffer Çakmaklı'nın (Urfa) haberleri olmuş mudur?Yine Ankara'dan bir müteahhit ise bize çatıyor:‘‘Operasyonla ilgili olarak gözaltına alınanlara baksanıza, müteahhitlerden en az 15'nin ANAP'lı olduğunu göreceksiniz? Bana asli bir MHP'li göstersenize...’’Bir bilgi notu daha: Bakanlık Müsteşarı Ali Helvacı'nın, Kızılay Yönetim Kurulu'nda görev aldığını ve Bisiklet Federasyonu Asbaşkanı olduğunu biliyor musunuz?Bir soru: ‘‘Yalçın Bey, acaba büyük kulüplerde idarecilik yapan ve Bayındırlık'tan ihale alan müteahhitlerin kim olduğunu öğrenebilir miyim?’’ Öneri‘BATAN geminin malları değil bunlar’ (22.8.2001) diye feryat ediyorsunuz. Hazine arazileri, mafyanın rant kapısı, siyasetçinin istismar aracı olacaktır. Türkiye ilk kez bu fırsatı kaçırmamalı. Güneydoğu ve Doğu kalkınma eylem planının kapsamına 81 ili almalı. Tarım, sanayi kolunda küçük ve orta girişimciliği teşvik için 'demokratik demografi' (nüfus) planlaması yaşama geçirilmelidir. İrtica ve bölücü terör de yerinde boğulur.Nurettin KAPTAN-DATÇABu da haksızlıkMEB, Lise 1 sınıfları için 1 ve 2 dersten kalanlar için af çıkardı. Doğrusu yeni bir sınav hakkı idi. Yıl içerisinde 4-5 dersi zayıf olan öğrenci 2.5 not ortalaması ile sınıf geçerken şimdi not ortalaması 2 olan ve 2 zayıflı öğrenci geçti. 2.48 olan 3-4 zayıflı öğrenci kaldı. Not verme sistemleri arasında okullar arası da fark var. Örneğin Resim, Müzik, Beden ve Din Bilgisi gibi derslerden kolejlerde 5 notun altında not verilmezken, kızımın okuduğu Ankara Cumhuriyet Lisesi'nde Din Bilgisi dersinden bile 1, hatta 0 notu verilebilmekte. Bu durumda çocukların birçoğu kaldı, bazılarının okuma hakkı ellerinden alındı. Çocukları bu durumda olan veliler ayrı ayrı Danıştay'a müracaat etmeliler, çağdışı bu kafayı değiştirmelidirler. Tepkisiz toplum olmayalım.M.E.-ANKARAGarih'ten gizemli çizgilerMAKİNA Mühendisi Hasan Cebiroğlu, Garih'le ilginç bir anısını anlatıyor: ‘‘Bazı işlerde Alarko'nun taşaronluğunu yapıyordum. 25.7.1989 günü İTÜ'deki bir toplantıda Garih'le birlikte oturuyorduk.  Toplantıda eski bakan Mehmet Yazar konuşuyordu. Baktım masada bir peçeteye bir şeyler çiziktiriyor. Dikkatimi çeken şey resimlerini tersten yapmasıydı. Çizdikleri biri kadın olan sakallı bazı erkek tipleri, kedi, gemi ve bir arabaydı. Ayrılırken peçeteyi yırtmak istedi, yırttırmadım, imzalatıp, çercevelettim. O gündenberi de saklıyorum.’’Ezakiyel, nasıl Üzeyir olduDOĞAN Kasadoğlu adlı okurumuz aradı; ‘‘Üzeyir Garih Bey dostumdu, ölümünden dolayı çok üzgünüm’’dedi. ‘‘Ancak’’ diye ekledi:‘‘Anlamıyorum, gazetelerde Üzeyir Bey'in adını babasına, Şeyh Küçük Hüseyin'in verdiği yazılıyor. Maalesef bunların hiçbiri doğru değil.- Peki nedir?- Ben, 1978'lerde Alarko'da ithalat koordinatörü olarak çalışıyordum. Bir gün ismini değiştireceğini, işlemlerin nasıl yapılacağını söyledi. Mahkemeye dilekçesini ben yazdım, Ozangül Akışık adlı kadın tanık oldu; Ezakiyel olan adı, Üzeyir oldu.’’Bu arada Garih'in isim tashihini kütüğe geçiren dönemin Şişli Nüfus Müdürü, emekli Lütfü Karataş'ı, Şarköy'de bulduk. Olayı doğruladı, ancak olayın tarihini 1960'ların sonu ya da 70'lerin başı olarak hatırladı ve ‘‘Olay doğrudur. Mahkeme kararını kütüğe ben geçirdim’’ dedi.(Murat Bardakçı'nın notu; Ezakiyel, İbranicedir, peygamber ismidir. Üzeyir olarak değiştirilmesi tamamen Türkçe telafuzuna uydurulmasıdır. Aynı, Abraham'ın İbrahim, Salamon'un Süleyman olması gibidir. Garihler, Türk Yahudisidir.)
False