GeriGündem Hayat kurtaran yönetim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hayat kurtaran yönetim

Yaşanan son depremler, terör saldırıları ve sel felaketleri, ‘afet yönetimi’nin önemini tekrar ortaya koydu. Felaketlerden yavaş yavaş ders almaya başlayan Türkiye'de artık 'enkaz altından nasıl insan kurtarırız’ yerine, ‘enkaz altında nasıl insan kalmaz' anlayışı modern afet yönetimi olarak kendisini gösteriyor. Türkiye afet yönetiminde ne durumda? Deprem başta olmak üzere diğer afetleri yönetmeye hazır mı?, Modern afet yönetimi nasıl uygulanıyor? sorularını mercek altına aldık.

İran’ın Bem şehrinde yaşanan son deprem, Antalya'daki sel felaketi, terör saldırıları, onlarca öğrencinin ölümüne neden olan Bingöl Depremi... Afetlerin varlığını ve afetlerdeki yönetim hatalarının yol açtığı insan kayıplarını yeniden gündeme taşıyan son felaketler... Yaşanan bu olaylar, 'afet yönetimi'nin önemini ve afetlere karşı mutlaka hazırlık yapılması gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Gelişmiş ülkelerde sadece bir iki kişiye zarar veren afetlerin, Türkiye ve İran gibi gelişmekte olan ülkelerde binlerce insanın ölümüne neden olmasındaki en önemli etken ise afet yönetimi eksikliği...

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi, Meteoroloji Mühendisi ve Afet Yönetimi Uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Türkiye'de yıllardır afet yönetiminin bir parçası olan kriz yönetimine ağırlık verildiğini belirterek, ‘‘Afetlerin olmasını bekleyip müdahale ettik. Başka bir afet olana kadar da birşey yapmadık‘‘ diyor. Modern afet yönetiminin, 'zararı azaltmak, azaltılamayan zarar ve riske karşı hazırlık yapmak' anlamına geldiğini söylüyor. Afet yönetiminin aşamalarını da risk azaltma, hazırlık, müdahale ve yara sarma şeklinde sıralayan Kadıoğlu, şöyle devam ediyor: ‘‘Modern afet yönetiminin kalbine 'müdahale'yi değil, zarar azaltmayı koymalıyız. Türkiye'de uzun yıllardır uygulanan yıkım ve yara sarma sarmalından artık kurtulmalıyız. Bekliyoruz, yıkılıyor. Önemli olan yıkımı engellemek. Ölenler geri gelmiyor.’’

AFET YÖNETİMİNE TEK ÇATI

Türkiye'de afet yönetimi konusunda bir koordinasyon olmamasını eleştiren Kadıoğlu, sivil toplum kuruluşları, devlet ve belediyenin afetlere hazırlıklarını birbirine uymayan bir otomotivin parçalarına benzetiyor.

Türkiye'de afetler konusunda çok başlı bir yapı var. Başbakanlık Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü (TAY), Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı Sivil Savunma Genel Müdürlüğü afet yönetiminden sorumlu devlet kuruluşları.

TAY, Türkiye'de afet yönetimi konusundaki en yetkili kurum. Dağınık haldeki afet yönetim merkezlerinin tek çatı altında toplanması için hazırlanan yasa taslağı ise şu anda Meclis'te. Ayrıca afet yönetiminde belediyeler, il özel idareleri ve sivil toplum kuruluşlarının farklı girişimleri bulunuyor.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Entitüsü eski müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, afet yönetiminin çok başlılıktan kurtulmasını sağlayacak yasa taslağının afet yönetimi alanında atılmış önemli bir adım olduğunu söylüyor. Işıkara, bu konuda iyimser konuşuyor:

‘‘Artık 'enkaz altından nasıl insan çıkarırız yerine, enkaz altında nasıl insan kalmaz'ın yolunu arıyoruz. Türkiye'de afet yönetimi stratejisi oluşturulması ve devlet politikası olarak benimsenmesi zorunlu.’’

İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde 2001 yılında kurulan Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) afet yönetiminde belediye tarafını temsil ediyor. AKOM Başkanı Mesut Pektaş, 7269 sayılı Afet Kanunu'nda belediyelerin çok etkin olmadığını, AKOM'un afetin en az zararla atlatılmasını sağlamak amacıyla Büyükşehir Belediyesi birimleri ve ilgili kurumlar arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlamayı amaçladığını söylüyor.

‘Çök, kapan, tutun’

Afet yönetimi uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, herhangi bir afet anında ya da tehlikede yapılabilecek en önemli şeyin 'çök, kapan, tutun' komutunu uygulamak olduğunu söylüyor. Kadıoğlu, bu komutun çocuklara küçük yaştan itibaren öğretilmesi gerektiğini belirtiyor. Bir afetin farklı afetlerin de tetikleyicisi olabileceğini hatırlatan Kadıoğlu, acil durumlar için sığınak oluşturulması gerektiğinin de altını çiziyor. Terör tehlikelerinde ve silahlı bir saldırı durumunda da 'kilitlen, yat' komutunun uygulanması gerektiğini vurguluyor.

Afet yöneticileri yetiştiriliyor

Türkiye'de afetlerin risklerini azaltacak, zarar azaltma aşamalarını planlayacak afet yöneticilerinin yetiştirilmesi yönündeki eğitim girişimleri henüz çok yeni. İTÜ Afet Yönetim Merkezi bünyesindeki Afet Yönetimi Yüksek Lisans Programı, Türkiye'de bu konuda bir ilk durumunda. Program, ABD'deki FEMA (Federal Acil Yönetim Ajansı) ile işbirliği sonrasında kuruldu. 2002-2003 öğretim yılında başlatılan programdan bugüne kadar 10 kişi mezun oldu.

İTÜ Afet Yönetimi Merkezi (AYM) Müdürü Doç. Dr. Derin Ural, Türkiye'de profesyonel afet yöneticilerine büyük ihtiyaç olduğunu belirterek, bu ihtiyacı tezsiz yüksek lisans programı başlatarak karşılamaya çalıştıklarını dile getiriyor. Afet yöneticiliğinin hem kamuda, hem de özel sektörde yeni gelişen bir alan olduğunu belirten Ural, mezunlarının afet yöneticiliği konusunda iş teklifleri aldığını söylüyor. TAY ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi de eleman yetiştirilmesi konusunda AYM'ye başvurmuş.

Şirketlere de eğitimler verdiklerini belirten Ural, afet planı hazırlanması ve bunların kurum içinde tatbikatlarla çalışanlara aktarılmasını öneriyor. Ural, terör saldırısına uğrayan HSBC Bank’ın, bu tür tatbikatlar yapması nedeniyle saldırıyı daha az kayıpla atlattığına dikkat çekiyor.

Erdemir’de afet yönetimi

Afet yönetimine son yıllarda şirketler de ilgi göstermeye başladı. İTÜ Afet Yönetim Merkezi'nde (AYM) şirketlere yönelik eğitimler de veriliyor. Ereğli Demir Çelik (Erdemir), 30 çalışanına AYM'de eğitim aldırdı. TS 18001 İş Sağlığı ve İş Güvenliği Yönetim Sistemi belgesini almak için çalışmalar yapan şirket, afet öncesi hazırlık ve riskleri en aza indirmek için harekete geçti. Çalışanlarını bu konuda eğitimden geçiren Erdemir, yangın, deprem gibi herhangi bir afet durumuna hazır hale gelmek için çalışıyor.


On altın kural

Afet yönetimi uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, afet yönetimi ve afetlere hazırlık konusunda uyulması gereken on kuralı şöyle sıralıyor:

Afetlerin gözardı edilmemesi ve hepsine dikkat edilmesi

Müdahaleye değil, hazırlığa önem verilmesi

Afetlere hazırlığın bireyden ve evden başlatılması

Güvenli bir yaşam tarzı geliştirilmesi

Katılımcı olunması ve ekip çalışması yapılması

Çalışmaların bir sistem dahilinde ve bütün olarak gerçekleştirilmesi

Doğa olayları ile afet yönetiminin birbirine karıştırılmaması

Bazı afetler için tahmin ve erken uyarıya önem verilmesi

Evrensel bilgi ve standartların takip edilmesi

Ortak organizasyon, mesaj ve dil geliştirilmesi


Depreme hazırlık

Türkiye Deprem Vakfı, 'Deprem' broşüründe deprem öncesinde evlerde yapılması gerekenler şöyle sıralanıyor: ‘‘Yaşanılan yerin deprem riskinin öğrenilmesi. Kitaplık, yüksek mobilya gibi kolay devrilebilir eşyalarla, ağır eşyaların duvarlara veya döşemeye sıkıca bağlanması. Yere yatma, başını koruma ve bir şeye tutunmanın öğrenilmesi ve çocuklara öğretilmesi. Tablo ve gardrop gibi eşyaların sabitleştirilmesi. Olağanüstü bir durumda hemen kullanılabilecek el feneri, radyo ve yedek pillerin, ilkyardım çantası ve gerekli ilaçların çantaya konularak kolay ulaşılabilecek bir yerde bulundurulması.‘‘


Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle