GeriGündem Gücümüz olsa Ladin’i bitirirdik
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    71
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gücümüz olsa Ladin’i bitirirdik

Gücümüz olsa Ladin’i bitirirdik
refid:15119789 ilişkili resim dosyası

Son günlerde artan terör saldırıları, istihbarat paylaşımındaki sorunlar, ‘PKK’ya karşı yeterli yardımı göstermiyor’ eleştirileri yüzünden gözlerin çevrildiği ABD’nin Ankara Büyükelçisi, suskunluğunu Hürriyet’e bozdu.

Başkentteki evinde eski bir satranç kulübü üyesi olması nedeni ile sevdiği satranç tahtasının başında Hürriyet ile biraraya gelen ABD’nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, eleştirilere uzun süre konuşulacak samimiyetle yanıt verdi. Türkiye’nin terörle mücadelesi konusunda  Büyükelçi Jeffrey, “Bu uzun soluklu bir mücadele. Ama Sayın Başbakan Erdoğan’ın da dediği gibi, terörizm başarılı olamaz, en sonunda kendi kanlarında boğulurlar” dedi.


Çok yakında ABD Başkanı Barack Obama tarafından Washington için yurtdışındaki en kritik noktalardan birine atanacak Jeffrey’e sorular ve yanıtları şöyle:

-İstihbarat paylaşımı zaafiyeti var deniyor. Son durum ne?

-PKK, bizim ortak düşmanımız. Bu konuda asla bir sorun yok. Sizinle sıra dışı bir istihbarat paylaşımımız var. Operasyon noktalarında hava sahasını temiz tutuyoruz. Sınırda kolaylıklar sağlıyoruz. İnanın, son dönemdeki PKK saldırılarından öncesinde bile bunları geliştirmenin yollarını inceliyorduk.
Türkiye yeni taleplerde bulundu

Türk hükümeti ve ordusu, zaman zaman desteğimizi iyileştirmemiz için öneriler sunuyor. Şu anda da bazılarını inceliyoruz. Son birkaç günde bazı ilave olanları onayladık. Yeni teçhizat, sistemler. Ancak, bu mücadele, Orgeneral İlker Başbuğ’un da söylediği gibi psikolojik, politik, ekonomik ve diplomatik noktalardan oluşan çok daha geniş bir düzlem içindeki bir askeri adım olarak görülmeli.

- Hükümetin demokratik açılımına ne diyorsunuz? Bunu da teröre gerekçe gösterenler var?

- Biz dünyanın hiçbir yerinde, sizdeki PKK’ya benzer geniş yelpazeli bir terör ve isyana karşı, sizdeki demokratik açılımın benzeri bir yaklaşım içermeyen başarılı bir süreç görmedik. Ne yanlış gitti, bilmiyorum. Biz yabancılar olarak, bu konuda size tavsiye veremeyiz.  Gücümüz olsa Ladin’i bitirirdik

Dünyadaki en önemli ülke olabiliriz ama bu bizim her şey üzerinde gücümüz olduğu anlamına gelmiyor. Eğer, Türkiye’nin bizden beklediği gibi teröristlerle mücadelede müthiş bir gücümüz olsaydı, bugüne kadar Bin Ladin’i çoktan etkisiz hale getirmiş olurduk. Bunu Vietnam’da da yapardık. Afganistan’da 8 senedir hala zorlanıyoruz. El Kaide, PKK olsun, bu sorunlarımızın tek bir reçetesi yok.

Şöyle bir yanlış anlaşılma oluyor çoğu zaman: Türkiye’de NATO’da bir oy kullanır, Suriye’ye dair bir deklarasyon yayınlar, sonra ABD bir piyon kaldırır ortadan ve PKK sorunu ortadan kalkar. Dünya maalesef bu şekilde işlemiyor. Bizim böyle bir gücümüz yok. Kimsede böyle bir güç yok. İngilizlerin IRA sorununu çözmesi için kaç sene gerekti?

Türk kamuoyundaki algı problemi Buradan çıkan sonuç şu. Eğer Kandahar dağlarındaki elebaşlarını elimizin bir hareketiyle etkisiz hale getirebilecek gücümüz olduğunu sanıyor ve bu gücü uygulamadığımızı düşünüyorsanız, ‘ABD, Türkiye’yi baskı altına almak istiyor veya Türkiye’ye yardım etmek istemiyor’ zannına kapılırsınız. Ama gerçek böyle değil. Biz teröristlerin neden terörist olduğunu çözmek için de çok vakit harcamayız. Biz sadece onları avlamayı severiz.

-Türkiye’nin yükselen güç olmasının istenmemesinin de terör saldırılarında etken olduğu doğru mu

-Afganistan’da da olduğu gibi böyle geniş yelpazeli bir terörist veya isyancı faaliyetin ana sorunu ülkenin içindedir; dışında değil. Yine Afganistan gibi sınır ötesi sığınakların varlığı durumu daha da beter hale getirir. Türkiye dış güçlerle ilgili kanıt sunmadı. Dış güçlere gelince, burada tek söyleyebileceğim şu: Dünyada ikinci bir eşi olmayan istihbarat kabiliyetine sahip ABD, buna ilişkin hiçbir kanıt görmüyor. Türk hükümeti istihbarat paylaşımımızda bize buna benzer bir kanıt sunmadı. Böyle bir kanıtı görmeyi beklerdik.

- İsrail’le yaşanan son kriz ve Mavi Marmara olayının ardından sonrası yaşananlarla bu terör faaliyetlerine bağlantı da kuruluyor?

-Ben hiçbir şekilde, hiçbir bağlantı kuramıyorum. Bu kadarını söyleyeyim.

-Türkiye’nin İran’a yaptırımlar paketine hayır demesi sizde hayal kırıklığı yarattı mı?

-Hayal kırıklığımızı söyledik. Ama bunun Türkiye’nin hür kararı olduğunu da kayda geçirdik. BM Güvenlik Konseyi’ndeki ülkeler buraya seçiliyorlar. Çünkü en doğru muhakemeyi yapmaları konusunda güveniliyorlar. Türkiye en doğru kararı aldı.

-Türkiye ve İsrail arasında son dönemde yaşanan krize ne diyorsunuz?

-Bizce Türk-İsrail dostluğu bölgede barış için stratejik bir faktördü. Biz umuyoruz ki iki taraf da şu andaki oldukça önemli sorunlarla baş edebilir ve ilişkilerini düzeltir. Türkiye’nin ve İsrail’in endişelerini de küçültmek istemiyorum. İsrail’in bu operasyonda kullandığı gücü eleştirmemek mümkün değil zaten biz bunu ilgili seviyelerde kınadık. Türkiye uluslararası sahnede hiç görmediğimiz kadar aktif ve pozitif bir rol oynuyor. Bu bizimle farklılık yaratıyor mu? Tabii ki, dünyanın birçok yerinde olduğunuzda, bazen bazı farklılıklar olabiliyor. Türkiye’nin son birkaç yılda anahtar rol üstlendiği Lübnan buna örnek. Ayrıca, baştaki endişelerimize karşın, Türkiye’nin arabuluculuk ettiği Suriye-İsrail görüşmelerinde daha sonra çok değerli bir rol oynadığını gördük. Erdoğan’la bizim çok iyi bir ilişkimiz var, Başkan Obama’yla başlayan.

- Türkiye’nin ekseninin kaydığı tartışmalarına ne diyorsunuz?

- Bu çok soyut. Ben, hükümetimin ve Türkiye’nin ihtiyaçlarının ne olduğunu anlamaya çalışırım. Bu ikisini ortak hedeflerde buluşturmaya kafa yorarım. Türkiye’nin ekseninin nereyi gösterdiği hakkında endişe ederek vakit harcayamam. Lenin Rusya’yı aldığında, ülkeyi Almanya’yla savaştan çıkardığında ve Komunist devrim kurduğunda bu bir eksen kaymasıdır. Ancak, bu kadar net bir şey olmadığı sürece, bir ülkenin daha mı güneye doğru olmasını çözmeye çalışmak bize yardımcı olmaz. Açıkçası eksen kaymasının ne anlama geldiğini anlamıyorum. Uzun vadeli trendler hakkında endişe etmek bir işe yaramaz ve acıtabilir de. Bu trendler pekçok faktöre göre değişebilir.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle