GeriGündem Gezgin
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gezgin

Mehmet YAŞİN

Nefes kesen yolculuklar

Gezmenin iki yüzü var... Birinci yüzü, keyifli, heyecan verici ve özendirici... Ya ikinci yüzü... İşte orada insanın nefesi kesiliyor. Koşuşturmaktan dinlenmeye vakit kalmıyor... Bugün ki konumuz, gezmelerin görünmeyen yüzü.

Bu hafta, bu sayfanın yaş günü... Yani bugün birinci yılımızı doldurduk. Bir yıl boyunca her pazar sizlere gezilerimi anlattım, deneyimlerimi paylaştım, önerilerde bulundum, yeni rotalar çizdim... Tüm bunları yaparken, koşuşturmaktan epey yorulduğumu itiraf etmeliyim.

Geçenlerde, Atlas Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek ile bir toplantıdaydık... Yazımı yetiştirmek zorunda olduğumu, bu nedenle toplantıyı kısa kesmemiz gerektiğini belirttim. Bunun üzerine Özcan, kelimesi kelimesine şunları söyledi: 'Abi, bu işkenceye nasıl katlanıyorsun... Her hafta gezi yazmak insanı öldürür...' Türkiye'nin tek coğrafya dergisi Atlas'ı yaptığı için, profesyonel anlamda gezmenin ne demek olduğunu iyi bilenlerdendir. Onun için de benim derdimden de en iyi o anlar.

Gerçekten de şöyle bir düşünün... Her hafta bavulu toplayıp, yakın-uzak yollara düşüyorum... Gezip, görüp, çekip dönüyorum... Sonra bunları sayfaya aktarabilmek için yazı yazma eylemine başlıyorum... İşte işin en zor yanı burası. 'Yazı yazmak' bence doğurmaktan da zor. Önce, gezi boyunca tuttuğum notları düzenliyorum. Sonra gittiğim yer hakkında, daha önce yazılmış olanlar varsa onları bulup okuyorum. Arkeoloji kitaplarından, ansiklopedilerden notlar çıkartıyorum... Buraya kadar olan kısmı kolay... İş bundan sonra başlıyor. Ferid Edgü misali, lüzumsuz kelime kullanmamak için kılı kırk yarıyorum. Hakkı Devrim hocanın oklarına hedef olmak istemediğimden, imla kulavuzunun sayfalarını hırpalıyorum. Tüm bunları yerine getirip, cümleleri peşpeşe dizmeye başlayınca, aklıma birden Ertuğrul Özkök geliyor... Yazı biraz uzun olursa, biliyorum ki eliyle 'makas' işareti yapacak.. Onun için, tuşlar üstünde zıplayan parmaklarımı dizginlemeye çalışıyorum. Ondan sonra, çektiğim yüzlerce kare fotoğraf arasından en güzelini bulmak için, ışıklı masa üstünde saatlerce filimlerle boğuşuyorum.

AMANSIZ KOŞUŞTURMA

Tüm bunları tamamlayıp da yazıyı Sanlı Ergin'e ışınladığımda, içimi gelecek haftanın endişesi kaplıyor... Yine bavul hazırlanıyor. Daha doğrusu kirli giyecekler temizleriyle yer değiştiriyor. Yine dağ, bayır, kent, kasaba... Yine kelimeler, cümleler, fotoğraflar... Üşümeler, terlemeler, korkular, keyifler, yorgunluklar, doyumsuz hazlar... Böyle sürüp gidiyor.

Bu koşuşturmanın en amansızını 3 yıl önce yaşamıştım. Karavanla çıktığım Alaska gezisinde, 20 gün sürekli araba kullanmış, arabayı teslim eder etmez, koşturarak havaalanına gitmiştim. Beklemeler dahil 27 saatlik bir yolculuktan sonra İstanbul'a kavuşmuştum.

Ertesi gün elimde yeni bir bavulla evden ayrılıp, gazeteye gelmiş, Alaska'da çektiğim filimlerin banyosunu yaptırmış, notlarımı temize çekmiş, aynı akşam Pekin'e giden uçağa güç bela yetişebilmiştim. Yani, Alaska ile Türkiye arasındaki 12 saatlik farka uyum sağlayamadan, bir başka zaman dilimine doğru uçmaya başlamıştım... 11 saatlik uçuş boyunca, Kanada yazısının ilk bölümünü tamamlayıp, otelden fakslanacak hale getirmiştim.

GÜNLERİ PAYLAŞTIRMAK

Tek işim gezmek olsa, başka işlere burnumu sokmasam, bir evin sorumluluğunu paylaşmasam, bu tempoya belki tahammül edebilirim. Ama öyle değil ki.. Uzaktan da olsa baktığım bir dergi, arkadaşlarla birlikte montajını yetiştirmeye çalıştığım bir belgesel, en önemlisi yönetmenliğini yaptığım Doğan Kitapçılık... Bütün bir haftamı, gezmek dahil, tüm bu işlere ayırmak zorundayım... Söz kitapçılıktan açılmışken, konuyu geziden uzaklaştırıp, yayınladığımız bir kitaptan bahsedeceğim.. Kitabın adı: 'Temel Parçacıklar'. Yazarı Michel Houellebecq. Bu yazar için edebiyat çevreleri şu cümleyi kuruyorlar: 'Fransa yeni yüzyılın yazarını buldu'... Kitap Fransa'da çıkar çıkmaz tam 350 bin adet sattı. Türkçe dahil tam 30 dile çevrildi. Yayınlandığı ülkelerde olay olan bu kitabı mutlaka okumanızı öneririm.

Kitapçılık şirketinin reklamını yaptıktan sonra, tekrar gezmek konusuna dönelim. Tempo bu kadar yoğun olunca, bazı haftalar, nefesim kesiliyor, bir yerlere gidemiyorum...

O zaman eski defterleri karıştırıyorum. Allahtan da tam 30 yıldan beri yollardayım. Yani gezi malzemesi bol miktarda var. Onun için arada bir (çok sık olmamakla beraber) size, önceki gezilerimi anlatıyorum.

YOLLARDA ÖLMEK

Özcan Yüksek haklı, haftalık gezi yazısı yazmak insanı öldürüyor... Ama ben böylesine hoş bir ölüme razıyım. Gezgin'e de bu yakışmaz mı?... Yüzyıllardan beri pek çok gezgin yaşamını yollarda tüketmedi mi? Ençok adresi olmayan gezileri seviyorum... Yolunu kaybetmiş bir bulut misali, kendimi rüzgara bırakıp, onun sürklediği yerlere gitmek çok hoşuma gidiyor... Şimdilerde, dünyada görmediğim yerleri harita üstünde işaretliyorum: Labrador Yarımadası, Sibirya'nın kuzeyi, Kamçatka Yarımadası, Polenezya, Okyanus adaları, Yeni Zelanda ve Avustralya...

Buraları da tamamladıktan sonra detay gezilere başlayacağım. Görmediğim kentlere, kasabalara, yaylalara, dağlara, sonsuz düzlüklere ve çöllere doğru dümen kıracağım.

Evet bugün bu sayfanın yaş günü. Bu bir dertleşme yazısıydı... 52 haftanın tüm yorgunluklarını, zorluklarını ve keyiflerini bir kez daha sizlerle paylaştım. Umarım ikinci yaşımızda da sizlerle paylaşabileceğim yeni adresler bulup, yeni maceralar yaşarım...

Tuz diyarına yolculuk

Bir belgeselin genel koortinatörlüğünü yaptığımı ana yazıda belirtmiştim. Bu belgeselin adı: 'Keşifler Atlası'. Türkiye'nin tek ve en çok satan coğrafya dergisi Atlas'ın gezilerinden yola çıkıp, yine Atlas dergisi elemanlarının desteği ile hazırlanan bu belgesel, dört haftadan beri Türkiye'nin en iyi haber kanallarından biri olan 'CNN Türk'te ekrana geliyor. Belgeselin yönetmeni; Handan Türkeli, editörü; Özcan Yüksek, kameramanı ise Turhan Yavuz. Bu haftaki adresimiz Tuz Gölü... Yaz başında kırmızı ve pembenin çeşitli tonlarına bürünerek tuzlanmaya başlayan gölde, Ağustos ayından itibaren hummalı bir faaliyet başlıyor. Van'dan, Muş'tan, Ağrı'dan gelen mevsimlik işçiler, kara gözlükleri ile beyaz çölün ortasında ilginç görüntüler oluşturuyorlar... Tuz Gölü, aynı zamanda önemli bir kuş barınağı. Çevresini kuşatan sazlıklarda, flamingolar, kerkenezler, kılıçgagalar gibi nesli tükenmeye yüz tutmuş kuşlar yaşam ve üreme savaşı veriyorlar...

Anlayacağınız bu hafta sizi, görüntüsel bir geziye çıkartacağım... Eğer bu akşam saat 22.10'da CNN Türk'ün karşısına oturursanız, Tuz Gölü'ne doğru yapacağımız ilginç yolculukta bizimle birlikte olursunuz.

Görsel bir şölen

Her hafta sizlere yeni rotalar, ilginç yerler, 'benim olan kentler'in adreslerini veriyordum. Bu hafta bu adresler yerine, iki adet kitap önereceğim. Bu kitaplar sizi çok ilginç yolculuklara çıkartacak. Doğan Kitapçılık'ın yayınladığı 'National Geographic' kitaplarının adları şöyle: 'Yörünge' ve 'Harikalar Dünyası'... Yörünge'de dünyayı kuşbakışı seyredeceksiniz. Bu kitapta yer alan fotoğraflar, Nasa astronotları tarafından uzaydan çekildi. Yani Amazon havzasındaki yangınları, gölgesi daha alçak doruklara düşen Everest'i, sonsuz desenler çizen Sahra Çölü'nü, Kutup ışığını, Mekong Deltası'nı, Taklamakan Çölü'nü ve diğerlerini çok yükseklerden seyredeceksiniz.

'Harikalar Dünyası' adlı kitapta ise yeryüzünde dolaşacaksınız. 200 kadar birbirinden güzel ve hayret verici fotoğraf aracılığı ile dünyanın harikalarına yolculuk edeceksiniz. Bu yolculuğunuzun rotası üstünde yer alan bu muhteşem eserlerden bazılarını şöyle sıralayabilirim: Piramitler, Babil'in Asma Bahçeleri, Pisa Kulesi, Ayasofya, Çin Seddi, Panama Kanalı, Himalaya Dağları, mercan resifleri, Afrika'daki Victoria Çavlanı...

Bu iki kitap aracılığı ile evinizde, koltuğunuzda otururken, fotoğrafını gördüğünüz bir dağın zirvesinde, bir nehir deltasında, bir çölün kızgın kumları üstünde olduğunuzu düşleyebilirsiniz. Arada bir düş gezilerine çıkmakta sonsuz yarar görüyorum.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle