GeriGündem Futbolun Annan Planı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Futbolun Annan Planı

Futbolun Annan Planı
refid:25417851 ilişkili resim dosyası

Kıbrıslı Türklerin “Yes be annem” diyerek destek verdiği Annan Planı’nın bir benzeri 10 yıl sonra futbolda hayata geçirildi. Kıbrıslı Türkler, futbol diplomasisiyle dünyaya açılma hedefinde. FIFA’nın desteklediği sürecin Annan Planı’ndan bir farkı var: Futbolun içinde yer alan milliyetçisi de liberali de sürecin arkasında

Yağmur yağdı yağacak. Kıbrıs şartlarına göre hava oldukça soğuk. Etrafımdaki manzaraysa İkinci Dünya Savaşı’nın henüz bittiği izlenimini veriyor.
Sol tarafta Osmanlı döneminin sonlarında inşa edilmiş iki-üç katlı evler sıralanıyor. 1955’teki çatışmalar sırasında ‘mevzi’ olarak kullanılan ve duvarlarında o çatışmaların kurşun izlerini taşıyan bu binalar KKTC topraklarında yer alıyor.
Sağ tarafımdaki dikenli tellerin arkasında ise Birleşmiş Milletler’e ait bir binanın önünde Yunan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin bayrakları sallanıyor. BM binasının arkasındaki bakımlı cadde ve peyzajdan anlaşılacağı üzere orası Kıbrıs Rum
Kesimi toprakları.
Türk ve Rum topraklarının arasındaki 100 metrelik bölümde ise büyük bir çukuru andıran bir yeşil saha bulunuyor.
Kıbrıs’ın birleşik olduğu dönemde Türk ve Rum takımlarının en iddialı maçlarına ev sahipliği yapan Cirit Stadı bugün BM denetiminde kaderine bırakılmış durumda. Ara bölgede olduğu için buraya kimse giremiyor. Tabii Çetinkaya Spor Kulübü’nü saymazsak.
Kıbrıslı Türklerin en eski futbol takımı, 1930’da kurulan Çetinkaya, antrenmanlarını BM’den aldığı özel izinle ara bölgede kaderine terk edilmiş bu statta gerçekleştiriyor.
Kilitli demir bir kapıyı açarak antrenman için hocalarıyla birlikte ara bölgeye giren Çetinkayalı futbolcuların durumu Kıbrıs sorununu özetliyor: Sağ taraflarındaki Rum Kesimi’ni gösteren dikenli teller futbolu yalnızca kendi aralarında oynayabileceklerini kanıtlar nitelikte. Sahanın içinde yer alan BM’ye ait gözetleme kulesiyse yıllardır çözülemeyen uluslararası bir meselenin içinde bulunduklarının
ispatı sayılır.

TEK YOL FIFA

İşte bu kısırdöngüyü aşabilmek için Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu (KTFF) geçen ay bir girişim başlattı. FIFA’ya bağlı olmadığı için Türkiye dahil hiçbir yabancı takımla karşılaşamayan Kıbrıs Türk takımları adına FIFA’ya ve Rum Kesimi’nin futbol federasyonu KOP’a başvuruda bulundu.
Amaç, Kıbrıs’ta siyasi çözüm bulunmasına gerek kalmaksızın Türkleri futbolda maruz kaldıkları ambargodan kurtarmak. Futbolun Annan Planı sayılabilecek bu girişim başarıya ulaşırsa, Kıbrıs futbolu ve dolayısıyla Kıbrıslı Türk gençler dünyaya açılabilecek.
Süreci başlatan KTFF Başkanı Hasan Sertoğlu, “Halk artık bu kısırdöngüden bıktı usandı. Dünyaya açılmak istiyorlar. Kıbrıs’ta herkesin AB pasaportu var ama toplum olarak kapalıyız. Kıbrıs Türkü olarak da ülke olarak da bir şeyler yapmalıyız” diyor.
Sertoğlu’nun öncülüğünü yaptığı “futbol açılımı” uzun bir planlamanın ardından hayata geçirilmiş. Federasyon, FIFA’da uzun yıllar çalışan ve 2015 FIFA başkan adayları arasında gösterilen Jerome Champagne’i danışman olarak tutmuş.
Ortak plan sonrasında Rum Kesimi’nin Futbol Federasyonu ve FIFA’ya
başvurarak Kıbrıs Türklerinin FIFA’da tanınması için ilk adım atılmış.
FIFA, sorunun çözümü için hakem olmayı kabul ettikten sonra İsviçre’de KOP ve KTFF arasında bir geçici düzenleme imzalanmış ve yol haritası belirlenmiş Metne göre plan özetle şöyle işleyecek:
Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu, Rum Kesimi Futbol Federasyonu’nun (KOP) üyesi olacak.
Rum Kesimi Futbol Federasyonu,
Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu’nun kendi takımları üzerindeki yetkisini tanıyıp FIFA ve UEFA kuralları içinde maç yapmasını tanıyacak.
Her iki taraf da 4’er kişilik komiteler kurarak lig ve UEFA’ya katılım şartlarını belirleyecek.
Metinde bu düzenlemenin sadece futbolla ilgili olduğu, siyasi meselelere örnek teşkil etmeyeceği belirtilmiş. Ama futbolun hiçbir zaman sadece futbol olmadığı biliniyor.
Nitekim anlaşmanın imzalanmasının ardından hem Türk tarafından hem Rum tarafından farklı siyasi sesler yükselmiş.

Futbolun Annan Planı

FUTBOL, KİLİSE VE SİYASET

Türk tarafında “Bizi futbol üzerinden Rumlara bağlayacaklar!” diyenler var. Ama büyük çoğunluğun futbol açılımının arkasında olduğu anlaşılıyor. Zaten federasyon üyesi 42 takımın anlaşmayı onaylaması bunu kanıtlıyor.
Rum Kesimi’nde ise durum biraz daha karışık. Orada futbola kilise, siyaset ve sınıf mücadelesi etki ediyor.
Rum tarafının en sağcı iki kulübü Apoel ve Apollon geçici metin için “İşgal altındaki topraklara futbol oynama izni veriliyor” diye tepki göstermiş. Ama Rum Federasyonu’nda yapılan oylamada bu iki kulübe rağmen 17 kulübün 12’si ‘evet’ dediği için geçici metin kabul edilmiş.
Türk kesiminde farklı siyasi kesimlerin futbol için ortak bir karara vardığını söyleyen Sertoğlu, “Ülkelerin siyasi olarak birbirini tanımasına gerek yok. Türkiye, Rum Kesimi’ni siyasi olarak tanımıyor. Ama futbol takımları Rum Kesimi’nin takımlarıyla maç yapıyor. Futbol siyasetten ayrıdır. Biz böyle bakıyoruz” diyor.
Sertoğlu’na göre bir yıl içinde bütün süreç ortaya çıkacak. Kıbrıslı Türkler açısından artık geri dönüşün olmadığını söyleyen Sertoğlu, “Biz FIFA seviyesine çıktık, kendimizi temsil ediyoruz. Bizi oradan kimse atamaz, geri dönüş yok. Kıbrıslı gençlere bunu anlatamayız” diyor. Peki bu açılım siyasete de yön verir mi? Sertoğlu “Bilemem” diyor, “onu zaman gösterir”.

Bosna modeli örnek alınıyor

UEFA ve FIFA’nın Kıbrıs’a benzer sorunlu bölgelerde daha önce uyguladığı modeller var. Bosna modeli bunlardan biri. Bosna’da Sırplar ve Boşnakların ayrı ligi bulunuyor ama federasyonları tek. Bosna milli takımı da Sırp ve Boşnakların birlikte oluşturdukları bir yapıda. Kıbrıs için de hedeflenen böyle bir yapı.
KTFF Türklerin ve Rumların ayrı liglerde oynadığı, ortak bir Premier
Lig ve ortak Kıbrıs Kupası’nın düzenleneceği bir yapı istiyor. Eğer
uygulamaya geçerse UEFA ve Şampiyonlar Ligi temsilcileri de ortak ligden Avrupa’ya gidecek.

Siyasetten temkinli destek

KKTC’de bütün futbol kulüplerinin desteğiyle başlayan futbol açılımına siyasi kanattan farklı yaklaşımlar söz konusu. CTP’li Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, federasyonu ziyaret ederek sürecin arkasında oldukları mesajını verdi. Merhum Denktaş’ın kurduğu UBP’li Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ise “federasyonun iyi niyetinden şüphem yok ama karşı taraf iyi niyetli değil” görüşünde. Kıbrıs’ta futbolun içinde yer alanlar Türkiye’nin de açılımı desteklediğini düşünüyor. Federasyonun içindeki ulusalcı kesim de açılım taraftarı. Üstelik geçen seneki seçimlerde Federasyon Başkanı Sertoğlu, UBP’nin Lefkoşa belediye başkanı adayıydı.

Bir Kıbrıs derbisi: Doğan Türk-Yenicami

Kıbrıs Futbolu, Türkiye’den esintiler taşıyor. Adada Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray rekabetini aynı renklerde farklı takımlarda bulmak mümkün. Kıbrıslı Türklerin en eski takımı 1930’da kurulan Çetinkaya’nın renkleri sarı-kırmızı. 1951’de kurulan Yenicami ise siyah-beyaz forması ve armasındaki kartalla Beşiktaş’ı anımsatıyor. Sarı-lacivert renkleriyle Fenerbahçe’yi anımsatan Doğan Türk Birliği ise 1938’de Limasol’da kurulmuş. Kulüp 1974’teki Barış Harekâtı’nın ardından Girne’ye taşınmak zorunda kalmış.
Bir nevi Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi sayılan Doğan Türk- Yenicami maçını izlemek üzere Sebati Karakurt ile Girne’nin 20 Temmuz Stadı’na gidiyoruz. Karşılaşmadan iki saat önce stadın kapısını açıp içeriye giriyoruz. Ortada ne bilet kuyruğu, ne de bir stat görevlisi var. Acaba yanlış mı geldik, darken televizyon ekibini fark ediyoruz. Stadın zemini futbol için son derece uygun olsa da tek tribünden oluşan stat pek futbol keyfi vermiyor. Derken futbolcular ısınmak için sahaya çıkıyor. Bu arada hakemler de stada geliyor. Etraflarında ne bir koruma ne polis. Maçta ev sahibi takım aleyhine verdiği penaltıyla bayağı ses getirse de Kıbrıs’ta hakemlerin daha rahat olduğunu söyleyebiliriz. Santradan beş dakika önce Yenicami Kulübü’nün Başkanı Bülent Avcan ile sahada sohbet ediyoruz. Kendisi de eski bir futbolcu olan Avcan’ın takımı lider durumda. Bu sezonki performanstan memnun. Ama Kıbrıs futbolunun kapalı yapısı yüzünden gelişemediğini düşünüyor. FIFA düzenlemesine tabi olmadığı için Kıbrıs’a gelen yabancıların kontratlarına bakmadan herhangi bir FIFA üyesi takıma gidebildiğini söylüyor. Tribünler ancak maçtan 10 dakika önce doluyor. Derken bir görevli elinde bilet koçanlarıyla tribünü dolaşıp taraftardan bilet parası topluyor. Derbiyi Yenicami deplasmanda 2-1 kazanıyor.

Futbolun Annan Planı

Futbol daha demokratik hale gelmeli

Kıbrıs Futbol Federasyonu’na danışmanlık yapan Jerome Champange, Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonun kalkması için yeni sürecin önemli olduğunu söylüyor. Champagne 2015 FIFA başkan adaylığı için de “Futbolun şu anki elitist yapısından kurtulup daha demokratik bir yönetime kavuşması gerekir” diyor.

Rum liginin şampiyonu Çetinkaya

Kıbrıs Türklerinin en eski takımı Çetinkaya. Kulüp aynı zamanda Kıbrıs bölünmeden önce kurulan Futbol Federasyonu’nun kurucu üyesi. Kıbrıs’ta Rumların, Ermenilerin ve Türklerin oluşturduğu ligde 1951 yılında yaşadığı şampiyonluk epeyi şaşaalı olmuş. O zaman karşılaşmaların oynandığı stat, çatışmalar sırasında Türk ve Rum mevzilerinin tam ortasında kalmış. Çetinkaya son iki sezondur Kıbrıs Süper Ligi’nin şampiyonu. Teknik Direktörü Vehbi Özerem, Ordu Milli Takımı’nda görev almış, Türkiye’de yabancı statüsüne takılmış eski bir futbolcu. Çetinkaya’yı BM’den alınan özel izinle ara bölgedeki sahada çalıştırıyor. Kıbrıslı gençlerin şu anda sadece spor yapmak için futbol oynadığını söyleyen Özerem: “Onları motive eden bir şey yok. Şampiyon olsak bile bir gün eğleniyoruz bitiyor. Ne Avrupa’ya gidiliyor ne de dünya bunu tanıyor” diyor. Özerem sadece yabancı futbolcuların geçimini futboldan sağladığını Kıbrıslı futbolcuların mutlaka ek işlerde çalışması gerektiğini söylüyor. Siyaseten milliyetçi bir duruşa sahip olduğunu söyleyen Özerem, Rum Kesimi’yle varılan anlaşmayı Kıbrıs’taki gençlerin dünyaya açılması için bir fırsat olarak görüyor: “Türkiye bizim anavatanımız. Bundan kimsenin şüphesi yok ama buradaki çocukların da eşit şartlara kavuşması gerekir” diyor.

Selçuk Amca’nın Chelsea yolculuğu

Kıbrıs’ta çatışmalar öncesinde ortak ligin 1951 şampiyonu Çetinkaya’nın kadrosunda yer alan Selçuk Arslan, halen gündüzleri kulüp lokaline uğramadan geçmiyor. Arslan, şampiyonluk maçından sonra omuzlarda Lefkoşa sokaklarında dolaştıklarını anlatıyor. Şampiyonluğun ardından yaşadığı kısa İngiltere macerasını da anlatıyor: Chelsea’den teklif geldi. İngiltere’ye gittim. Takımla birlikte yaz antrenmanlarına çıktım. Lig başlamadan iki hafta önce bacağım kırılınca geri dönmek zorunda kaldım. Sakat bacakla Kıbrıs’ta 6-7 sene daha oynadım.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle