GeriGündem Füreya öldü, roman oldu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Füreya öldü, roman oldu

Türkiye'nin ilk seramik sanatçısı Füreya Koral ünlü Şakir Paşa ailesindendi.

Ayşe Kulin'in yeni kitabı ‘‘Füreya’’ yazarın diğer kitapları gibi çok satanlar listesinin en tepesine aday. Tıpkı ‘‘Adı Aylin’’ gibi biyografik bir roman olan ‘‘Füreya’’, Türkiye'nin ilk seramik sanatçısı Füreya Koral'ın renkli hayatını anlatıyor. Füreya'nın hayatını şekillendiren, renklendiren unsurların başında da Şakir Paşa Ailesi geliyor. Aralarında Cevat Şakir, Aliye Berger, Şirin Devrim gibi isimlerin bulunduğu aileyi anlatan bir başka kitap da bundan beş sene önce yayımlandı. Şirin Devrim'in İngilizce yazdığı ‘‘Şakir Paşa Ailesi/Şahane Çılgınlar’’, daha sonra Türkçeye çevrildi.

Şakir Paşa Ailesi'nin soyağacına bir bakalım, dallarında kim var kim yok: Halikarnas Balıkçısı adıyla tanınan Cevat Şakir Kabaağaçlı, ressam Fahrünissa Zeid, gravürleriyle olduğu kadar aşklarıyla da ünlü Aliye Berger, aktris Şirin Devrim, Türkiye'nin ilk seramik sanatçısı Füreya Koral... Şirin Devrim'in kitabının adı gibi çılgınlardan oluşan şahane bir aile: Şahane Çılgınlar!

Ayşe Kulin, esasen Füraya'nın hayatını anlattığı kitabının özellikle ilk yarısında Şakir Paşa Ailesi'ni anlatıyor. II. Abdülhamit döneminde sadrazam olan Cevat Şakir Paşa, padişah tarafından görevinden alınıp ev hapsi cezasına çarptırılmıştı. Yine yüksek mevkide bulunan kardeşi Şakir Paşa, ağabeyinin uğradığı haksızlığı içine sindiremez ve görevinden istifa ederek Büyükada'daki köşküne yerleşir. Aile fertlerinin çocukluklarının ve gençliklerinin geçtiği bu köşk ve bahçesinin Füreya'nın hayatında da önemli bir yeri vardır. Füreya ölüm döşeğinde yatarken cenneti düşündüğünde bu bahçeyi hatırlar.

ÖZGÜR KADINLAR

Kitap, 1992 yılında Osmanoğlu Kliniği'nde yatan Füreya'nın ölmüş aile büyüklerini hatırlamasıyla başlar. Çok ağır hasta olmasına rağmen henüz ölümünün gelmediğini hisseden Füreya hayatını anlatmaya başlar.

Dedesi Şakir Bey'in İsmet Sara Hanım ile yaptığı evlilikten ikisi erkek tam altı çocuğu doğmuştur. En büyükleri Cevat'tan sonra sırasıyla Hakkiye, Ayşe, Suat, Fahrünissa ve Aliye dünyaya gelir. Şakir Paşa'nın ailesi asil, şenlikli, çocuklarına iyi eğitim vermeyi ilke edinmiş bir topluluktur. Çocuklar büyüyüp kendi ailelerini kurdukça, aile genişleyip renklendikçe olaylar da gelişir. Ailede büyük sevinçlerin, onurların yanı sıra felaketler ve kırgınlıklar da yaşanır. Şakir Paşa Ailesinde mutluluklar ve mutsuzluklar hep uç noktalardadır. Çünkü aile bireylerinin hepsi, tutkulu, sanatçı ruhlu ve özgür tabiatlıdırlar.

Ailenin başına gelen ilk felaket yenir yutulur, unutulur gibi değil. Kardeşlerin en büyüğü Cevat Şakir, babası ile Afyon'a yaptığı bir seyahat sırasında çıkan bir tartışmanın sonunda babasını silahla vurup öldürürür. Uzun süre olayın kaza mı cinayet mi olduğu tartışılır. Ancak Şirin Devrim'in kitabından öğrendiğimize göre, Cevat Şakir daha sonra sevgilisine yazdığı mektupta özetle nefsini müdafa ettiğini ve babasına öldürme amaçlı ateş etmediğini söyler. Cevat Şakir bu suçtan yedi yıl hapis yatar. Daha sonra İstiklal Mahkemeleri'nde, bu kez komünizm propagandası yapmaktan mahkum olur ve Bodrum'a sürgüne gönderilir. O zamanlar kendi halinde çorak bir sahil kasabası olan Bodrum, Cevat Şakir'in insanüstü çabaları ile güzelleşir, ünlenir. Cevat Şakir'in adı artık Halikarnas Balıkçısı'dır.

BOHEM HANIMEFENDİ

Aileyi birbirine katan bir başka olay ise, kardeşlerin en küçüğü Aliye Berger'in, Fahrünissa Ablası'nın ilk eşi İzzet Melih'le bir gönül macerasına atılmasıdır. Bu olay da aileyi sarsar ancak dağıtmaz.

Kardeşlerin ikincisi Hakkiye Hanım'la Emin Koral'ın evliliğinden 2 Haziran 1910'da dünyaya gelen Füreya, ailenin üçüncü kuşağın belki en güzel değil ama en zarif kızıdır. İyi bir eğitim görür, keman çalmayı öğrenir, Fransız okullarına gider. Uzun ömrüne bir kaç ömür sığdırmayı başarır. Ama onun hayatının dönüm noktası, verem tedavisi görürken ablasının oyalansın diye gönderdiği çamurlar sayesinde seramikle tanışmasıdır.

Füreya ilk evliliğini Sabahattin adlı Bursalı bir gençle yapar. Entelektüel donanımı olmayan bu genç Füreya'yı sağlıklı bedeni ve güleryüzü ile tavlamıştır. Ancak evlilik çok uzun sürmez. Füreya ikinci evliliğini ise kendisinden hayli büyük olan Kılıç Ali ile yapar. Kılıç Ali, Atatürk'ün çok yakınındaki bir isimdir. Genç kadına Ankara sosyetesinin kapılarını açar. Devletin üst düzeyi ile geçen yıllarda Füreya şahane bir ev sahibi, kültürlü bir Cumhuriyet kadınıdır. Bu evlilik de Atatürk'ün ölümünden sonra Kılıç Ali'nin içine kapanması ile sarsılır. Sarsılmanın bir diğer sebebi Füreya'nın seramik sanatıyla tanışması ve sosyetik çevresinin yerini zamanla sanat çevresinin almasıdır. Kılıç Ali, karısının bu yeni dünyasına uyum sağlayamaz ve seramiği bırakmasını ister. ‘‘Ya ben ya seramik’’ diyen kocasına tereddütsüz cevap verir: ‘‘Seramik!’’ Yeni arkadaşları Mina Urgan, Şakir Eczacıbaşı, Sabahattin Eyüboğlu, Alev Ebuzziya, Candeğer Furtun gibi isimlerdir. O artık sanatçılar arasında yaşayan bohem bir hanımefendidir.

HER KEYFİ YAŞADI

Füreya ilk evliliği sırasında iki kere hamile kalmış, iki çocuğunu da kaybetmiştir. İçinde kalan çocuk özlemini kardeşinin kızı Sara ile giderir. Sara'yı resmen nüfusuna geçirir ve seramik dışındaki hayatını ona ayırır. Bu durum Sara'nın annesi Afife ile aralarında zaman zaman soğuk rüzgarlar estirse de Füreya çocuk sevgisini Sara ve onun çocukları Serra ve Mehmet ile tadar.

Füreya 26 Ağustos 1997'de Osmanoğlu Kliniği'nde 87 yaşında hayata veda eder.. Ayşe Kulin, arkasında bıraktığı hayatı Füreya'nın ağzından şöyle yazmış: ‘‘Ne keyif verdiyse bana yaptım hepsini de. Sigarayı eksik ciğerime rağmen düşürmedim dudaklarımdan. Hediye vermeyi çok severdim, param olduğu sürece pahalı armağanlar verdim eşime, dostuma... Erkekler konusunda da, istediğimi yapmadım desem yalan olur. Kimini sevdim, kimini şan olsun diye...’’

Füreya Arif Paşa Apartmanı'ndaki evinde, büyük amcası Sadrazam Cevat Şakir Paşa'dan kalan koltukta, elinden hiç düşürmediği sigarası ile. Şimdi yaşama başladığı yerde, Büyükada'nın çamları altında, büyük babası Şakir Paşa'nın yaptırdığı Müslüman Mezarlığı'ndaki aile kabristanında yatıyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle