GeriGündem Felsefenin Türkçesini ona borçluyuz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Felsefenin Türkçesini ona borçluyuz

Felsefenin Türkçesini ona borçluyuz

Türkiye’de felsefenin gelişmesinde büyük katkıları olan, özellikle dil, kültür ve ahlak üzerine önemli çalışmaları bulunan, bu alandaki değerli kaynaklardan Felsefe Terimleri Sözlüğü’nün yazarı Prof. Dr. Bedia Akarsu, perşembe günü 95 yaşında hayata veda etti. Prof. Dr. Akarsu, dün İstanbul’dan son yolculuğuna uğurlandı.

PROF. Dr. Bedia Akarsu, 27 Ocak 1921’de İstanbul’da dünyaya geldi. Yüksek öğrenimini 1943’te mezun olduğu İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde yaptı. Akademideki kariyerine de yine aynı üniversitede başladı. Ancak öğretim üyesi olarak değil, 1944’te Edebiyat Fakültesi Seminer Kütüphanecisi olarak... 11 yıl sonra Felsefe Tarihi Kürsüsü’nde asistan oldu. 1956’da ‘Max Scheler ve Nicolai Hartmann’da Şahıs Problemi’ isimli doçentlik tezine başladı. 4 yıllık bir çalışmanın ardından 1960’ta ‘Max Scheler’de Kişi Kavramı’ tezi ile doçent oldu. 1961’de doçentlik, 1968’de profesörlük kadrosuna atandı. 1979’da Sistematik Felsefe ve Mantık Kürsüsü’nde görevlendirildi. Ayrıca Türk Dil Kurumu’nda yöneticilik yaptı.

‘BİZDE SANAT ÖNEMLİYDİ’
Bu akademik anlatımın hayattaki karşılığını özetlemek gerekirse; Türkçe’nin felsefe dili haline gelmesi için çalıştı Prof. Dr. Akarsu. Onun ilk basımı 1975 yılında Türk Dil Kurumu Yayınları tarafından yapılan Felsefe Terimleri Sözlüğü sayesinde bugünkü felsefi tartışmalarda kullanılan birçok terim Türkçeleşti. Bu kadar da değil, kültür ve ahlak felsefesi alanlarındaki çalışmalarıyla da düşünce ve bilgi düzeyine sayısız akademik araştırmalarıyla katkıda bulundu. Darüşşafaka Cemiyeti’ne verdiği söyleşide “Ben” diyordu Akarsu, “Atatürk’ün döneminde liseyi bitirdim. Benim öğrenci olduğum yıllarda sanata okullarda önem verilirdi. Sistemler gittikçe değişti ve ezbere dayalı bir sistem oluştu. Darüşşafaka’da yetişen gençler her sanatla ilgililer. Zaten sanat olduğu zaman eğitimin kalitesi de artıyor.”

‘BOŞ OTURMAK YORUYOR’
1993’te emekli oldu, ancak çalışmayı hiç bırakmadı. Mukadder Özgeç’in Remzi Kitabevi’nden 2014’te çıkardığı ‘Bedia Akarsu Felsefe, Eğitim ve Toplum Üzerine’ adlı nehir söyleşiler kitabında kendisine “Yoruldunuz mu” diye sorulduğunda “Beni böyle şeyler değil, boş oturmak yoruyor” demesi boşa değil. Felsefeci Prof. Dr. Önay Sözer ise yine aynı kitabın önsözünde 1960’lı yıllarda önce ‘yol gösterici’, sonra da meslektaşı olan Akarsu’yu şöyle anlatıyordu: “Her şeyden önce bu kişiliğin çok yönlülüğüne işaret etmem gerekir. Kendisinin Immanuel Kant, Wilhelm von  Humboldt, Max Scheler gibi filozofların felsefelerinde ortaya çıkardığı sorunlar üzerine Joachim Ritter, Hans Georg Gadamer’le tartışma fırsatını bulduktan sonra kaleme aldığı özgün kitaplar ortadadır. Prof. Akarsu’nun her zaman, ilk elden ilgilenmediği konularda da tartışmaya tüm anlayışıyla açık olduğunu sık sık gördüm. Politikaya atılmadan, kendi bağımsız politik tutumu çerçevesinde düşünce özgürlüğünü ve insanın etik değerini savundu. Bunu da akademik çevre içinde uğradığı hayal kırıklıklarına dürüst ve doğrucu tutumuyla göğüs gerip direnerek yaptı.” 9 yıldır Darüşşafaka Cemiyeti’nin Şenesenevler rezidansında kalan Prof. Dr. Akarsu, kurumun internet sitesindeki söyleşisinde mal varlığını Darüşşafaka’ya bıraktığını şöyle anlatıyordu:  

MİRASI DARÜŞŞAFAKA’YA
“Benim öğrencilerim de Darüşşafaka’nın okulunda öğretmenlik yaptılar. Bana göre dünyada örneği olmayan nadide bir okul. Böylelikle Darüşşafaka’ya vasiyet bağışında bulundum.” Prof. Dr. Akarsu perşembe günü hayata gözlerini yumdu ancak yetiştirdiği birçok öğrenci profesör olarak, Türkiye’de felsefenin gelişmesine yardımcı oluyor. Dolayısıyla o da çalışmalarıyla akıllarda yaşamaya...

'TÜRKÇE'YE ÇOK GÜVENİRDİ'
Prof. Dr. Betül Çotuksöken (Maltepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı): “Başta öğrencisiydim, sonra 2 yıl asistanlığını yaptım, sonra da arkadaşım oldu. O yıllarda öğrencilerle hocalar arasındaki ilişkiler zordu ancak Bedia Hanım’ın odasına rahatlıkla girer, sohbet eder, konuşurduk. Kendisinden en çok etkilendiğim şey Türkçeye olan güveniydi. Bununla her zaman eşsiz bir örnek oluşturdu. Türkçenin bir felsefe dili olarak kurulmasına büyük önem verdi. Atatürk devrimlerini yorumlaması, onlara ve Cumhuriyet değerlerine, laikliğe olan bağlılığı bizim için hep örnek oldu. Gençlerle genç olmayı bilen, dünyaya açık, sanat kültür konularına son derece duyarlı bir insandı. Çok da iyi bir yüzücüydü. Benim bildiğim 90’lı yaşlarına kadar da yüzdü.” 

'BENİM 'BEDİŞ TEYZEM'Dİ'
Tilbe Saran (Oyuncu): “Ben onun doğal öğrencisiydim. Annemle İstanbul Üniversitesi’nden uzun yıllara dayanan bir dostluğu vardı. Kitaplarını hayatı gibi, hayatını da kitapları gibi yaşadığını biliyorum. Kafası hep çok aydınlık biriydi. Son dakikasına kadar da öyle kaldı. Özellikle kültür-dil ilişkisi konusunda Chomsky’lerin aslında kaynağı olan Wilhelm von Humboldt’u ilk çalışan kişidir. Dil-kültür bağı araştırmalarını taa 60’lı yıllarda yapmış, dil, felsefe ve kültür alanında çok ciddi katkı sunmuş bir bilim insanıydı. Ama benim de Bediş Teyzem’di.”

'BABASINI ERKEN KAYBETTİ'
Lale  Akarsu (Bedia Akarsu’nun yeğeni): “Bedia Akarsu’nun Rıfkı adında bir ağabeyi, Media adında bir de kız kardeşi vardı. 3 kardeştiler. Babasını 6 aylıkken kaybetti, annesiyle yaşıyordu. İki kız kardeş evlenmedi ve çocukları yoktu. Kardeşleri ve annesi de vefat edince yalnız kaldı. Aralarında yurtdışında da yaşayan 9 yeğeni var. Ben hem evinde, hem de Darüşşafaka’ya yerleştiğinde onu haftada bir ziyaret etmeye çalışıyordum. Tatile gittik, güzel günler geçirdik. Ayaklı tarih kitabıydı. Onunla geçen her an özeldi. İleri görüşlü, laik, çocuklara yardım eden, her şeyin düzgün olmasını isteyen çok aydın bir hanımefendiydi.”

'SON KİTABINI TEYBE KAYDEDEREK YAZDI'
Talha Çamaş (Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanı): “Beni en çok etkileyen yanı yazmaya, üretmeye olan tutkusuydu. Son kitabını yazarken görme sorunu olduğu için sesini teybe kaydediyordu. Sonra onu çok seven asistanları gelip söylediklerini deşifre ediyordu ve Bedia Akarsu’ya okuyorlardı. O da bu yolla düzeltmeleri yapıyordu. Ben hayatında 90 yaşında olup birikimini paylaşmasını böyle çok seven, yazmaya tutku duyan birini görmedim. Takdire şayan bir insandı.”

AKARSU'NUN ESERLERİ
WIlhelm von Humboldt’ta Dil-Kültür Bağlantısı, Max Scheler’de Kişilik Problemi, Modern Toplumda Kadın, Ahlak Öğretileri I: Mutluluk Ahlakı, Ahlak Öğretileri II: Immanuel Kant’ın Ahlak Felsefesi, Çağdaş Felsefe Akımları, Atatürk Devrimi ve Yorumları, Felsefe Terimleri Sözlüğü, Çağdaş Felsefe: Kant’tan Günümüze Felsefe Akımları, Atatürk Devrimi ve Temelleri, Max Scheler Felsefesi’nde Kip Kavramı ve İnsan-Olma Sorunu, Metafizik ve Din Üzerine Görüşmeler (Malebranche’tan çeviri).


Yorumları Göster
Yorumları Gizle