GeriGündem Felsefe dünyası karıştı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Felsefe dünyası karıştı

Felsefeci Hüseyin Batuhan'ın anılarını kaleme aldığı ‘‘İspanya'da Bir Şato’’ adlı kitabı yayımlanmadan büyük bir tartışma başlattı. Batuhan hazırladığı bu kitapta, Macit Gökberk, Bedia Akarsu, Nermi Uygur, İsmail Tunalı gibi eski çalışma arkadaşlarıyla ilgili ilginç anektodlara yer veriyor. 9 Eylül'de Hürriyet'te yayımladığımız ‘‘Bu Anılar Olay Yaratacak’’ başlıklı haber gerçekten de olay yarattı. Hüseyin Batuhan'ın anılarında sözü geçen meslektaşları büyük tepki gösterdiler.Hüseyin Batuhan’ın kızdıran anılarıBir gün Bedia Hanım'ın odasına girdiğim zaman tanımadığım bir adamla konuştuğunu gördüm. Adam 27 Mayıs 1960 askeri darbesini yapanlardan oluşan Milli Birlik Komitesi tarafından gönderilen bir doçentmiş. Hocalar hakkında Bedia Hanım'dan bilgi alıyor. Daha henüz 147'likler Olayı (o dönem üniversiteden uzaklaştırılan hocalar) ortada yok. Bedia Akarsu, söylediklerini saklayamadı. Bana şöyle dedi: ‘‘Takiyeddin Mengüşoğlu'nun son derece dürüst bir insan olduğunu, fakat hoca olarak beş para etmediğini söyledim.’’ Daha ne söylesin, arkasından da Mengüşoğlu üniversiteden uzaklaştırıldı.Ioanna Kuçuradi'nin asıl hocası Takiyeddin Mengüşoğlu 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra 147'lik olup okuldan uzaklaştırılınca, İoanna Kuçuradi sahipsiz kaldı. Çok dürüst bir kızdı, benim derslerime geliyordu. O zaman dekan İngiliz edebiyatı profesörü Vahit Turhan'ın odasına gidip ricada bulundum. O sırada Macit Gökberk içeri girdi, Turhan ‘Kuçuradi'nin atılmaması için ne yapalım'' diye sorunca, Macit Bey bir köpürdü, köpürmenin ne demek olduğunun canlı örneğini o zaman yaşadım. ''Siz o kızın bir hoca olup ders verebileceğini mi sanıyorsunuz'' diye bana da bağırdı. Ioanna Kuçuradi şimdi yalnız iyi bir hoca değil, Türkiye'nin en tanınmış felsefecisi.Kitabımda Nermi Uygur'la kavgamı, ona dünyanın en alçak adamısın dediğimi yazdım. Teo Grünberg'in (sonradan ODTÜ'de felsefe bölümünü kuran profesör) doktora tezi tartışılıyor. Bugün bile Türkiye'de böyle bir tez halen yazılmış değil. Ona on sayfalık bir önsöz yazmıştım ben. Öbür arkadaşlar ve hocalar, Macik Gökberk de dahil bunu çekemediler. Bir gün Macit Gökberk beni çağırdı ‘‘Seni de İsmail Tunalı'yı da profesör yapalım’’ dedi. ‘‘Bakın’’ dedim, ‘‘Ben daha beş altı yıl profesörlüğe layık görmüyorum kendimi. Ama İsmail Tunalı ile beni aynı arabaya koşmanız canımı sıktı.’’ İsmail Tunalı, cim karnında bir noktadır, bilgisi yoktur, kendini satmasını iyi bilir...BEDİA AKARSUHerhalde hafızasını kaybettiDoç Dr. Hüseyin Batuhan'ın hocam Prof. Dr. Macit Gökberk, arkadaşlarım Prof. Nermi Uygur, Prof. İsmail Tunalı ve benim hakkımızda söylediklerinin tümü yanlış, uydurma ve iftira doludur. 60 yıllık arkadaşımız ve meslektaşımız olan birinin bu şekilde konuşabilmesini hafıza bozukluğuna bağlıyorum. Başka türlü düşünmek istemiyorum. Batuhan iki üç ay önce beni aramış ve karısıyla ilgili yazdığı ilk kitabında benden övgüyle bahsettiğini söylemişti. Eşiyle aram gerçekten iyiydi; beni çok severdi. Nasıl oldu da böyle birden değişti anlayamadım. Her halde hastalandı, hafızasını kaybetti diye düşünüyorum. Böyle bir iftira nasıl eder insan?İSMAİL TUNALIHepsi iftira ve karalamaBana profesörlük ünvanının verilişiyle ilgili Hüseyin Batuhan'ın ortaya attığı iddialar, ipe sapa gelmez sözler. 35 yıllık neşriyatım ortada. Bugüne kadar yayımlanmış 17-18 kitabım var. Başta İtalya ve Avusturya olmak üzere bilime yaptığım katkılardan dolayı onur nişanları aldım, liselerde ders kitaplarım okutuluyor. Batuhan'ın sözleri aslında hiç de ciddiye alınacak sözler değil. Benimle birlikte diğer arkadaşlarımız için söyledikleri iftira ve karalamadan başka bir şey değil. Söylenen sözlerin ancak psikiyatrik değeri olabilir.BOZKURT GÜVENÇHakaret haber olmazSayın Batuhan'ın 'tolerans' problemini incelediği doktora ve doçentlik tezlerinde vardığı sonuçları övgüyle hatırlıyor; bu tezlerini bugün inkar etmesini saygıyla karşılıyorum. Sayın Felsefeci Batuhan'ın, bu tezleriyle asla bağdaşmayan bir tutum ve davranışla, kırk yıllık meslektaşlarını 'Dünyanın en alçak insanı' ve 'karacahil' veya 'cim karnında bir nokta' olarak değerlendirip nitelemesini -hiç tasvip etmemekle birlikte- kendisini ve saldırının muhataplarını ilgilendiren bu konuda bir diyeceğim olamaz. Ancak adı geçen kişilerden birinin çoktan rahmetli, ötekinin ise, yeniden açığa vurulmuş saldırıya cevap veremeyecek kadar yaşlı ve hasta olduğunu bildiğim için, akademik toleransı bir yana bırakalım, en yalın nezaket ve görgü kurallarına sığmayan ve kan davasına benzeyen bu davranışa gazetenizde yer verilmiş olmasından, yurttaş olarak utanç duydum. Kırk yıl önce yapılmış, yersiz ve yakışıksız bir hakaretin haber değerini, doğrusu, hiç ölçemiyorum.IOANNA KUÇURADİ İyi ki asaletimi tasdik etmemişlerHüseyin Batuhan ile röportajı okudum. Gerçekten o zaman oranın, Fakülte'nin havası oldukça sevimsizdi. İnsanlar niye birbirleri ile uğraşıyor sorusunun cevabını hiçbir zaman bulamadım. Benim asaletimi tasdik etmemekle bana büyük bir iyilik yaptılar. Çoğunu bildiğiniz çalışmaları da Hacettepe'de rahatça yaptım. 147'likler olayı (27 Mayıs'tan sonra üniversiteden uzaklaştırılan hocalar) çok çirkin bir olaydır. Biz bu hakarete küçük bir asistan grubu olarak karşı çıkmıştık. Yanımızda öğretim üyelerinden sadece o zaman doçent olan Nesteren Dırvana vardı. Üniversitenin objektif olayları tartışılacağına, kişisel meselelerin gündeme gelmesi de beni daima şaşırtmıştır.NERMİ UYGURŞaşırıp kaldımKendisi ile yapılan bir konuşmada arkadaşlığımız eskiden beri süren Doç. Dr. Hüseyin Batuhan'ın dediklerine şaşırıp kaldım. Başta hepimizin hocası olan Macit Gökberk ile arkadaşlarım için söylediklerini hiç mi hiç onaylamıyorum. Benim için dediklerine gelince; onların da gerçekliği kesinlikle yansıtmadığını, böylesi konulara bir daha dönmemek üzere saptıyorum.Felsefeciler Betül Çotuksöken'in doktora sınavı sırasında İstanbul Üniversitesi bahçesinde. Soldan sağa Nermi Uygur, Bedia Akarsu, Betül Çotuksöken, İsmail Tunalı, Müzehher Erim, Uluğ Nutku.