GeriGündem Eşcinsel bir Ermeni ile Azeri’nin aşkını yazan imam hatipli yazar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Eşcinsel bir Ermeni ile Azeri’nin aşkını yazan imam hatipli yazar

Eşcinsel bir Ermeni ile Azeri’nin aşkını yazan imam hatipli yazar
refid:11713854 ilişkili resim dosyası

Yılın başında Azerbaycan’da bir roman piyasaya çıktı: Artuş ve Zaur. Bir aşk hikayesi. Yalnız bu aşkı sıra dışı yapan, romanı Aliyev hükümeti için can sıkıcı hale getiren birkaç detay var. Bir: Artuş Ermeni, Zaur Azeri. İki: Eşcinseller.

Romanı yazan Alekper Aliyev’in (31) başına bir sürü iş açıldı tabii. Bir yandan da yabancı yayınevleri kitabın haklarını satın aldı. Şu anda Gürcücesi ve Rusçası hazır romanın. İspanyolca, Fransızca, İngilizce ve Felemenkçe çevirileri yapılıyor. Aliyev’i kitaptan sonra ne tepkiler aldı öğrenmek için aradım, üçüncü bir sürprizle karşılaştım: Yazar Üsküdar İmam Hatip Lisesi mezunu çıktı.

* * *Artuş ve Zaur sizin ilk romanınız değil...
-Hayır. İlk romanımın adı Tanrıların Devrilişi’ydi. Wagner’in Die Walküre operasından esinlenmiştim. 88-93 arasında Azerbaycan’da olup bitenleri, Halk Cephesi’nin kapanışı ve  Aliyev’lerin iktidara gelişini anlatıyordu. Sonra bir erotik roman yazdım. Daha doğrusu pornografik. Azeriler bu tür romanları hep Rusların ve Avrupalıların kaleminden okumuştu. Bu iki roman da en az Artuş ve Zaur kadar skandala yol açmıştı.
* * *Artuş ve Zaur çok mu rahatsız etti toplumu?
-Tabii çünkü Azerilerin en büyük iki tabusunu kaşıyorum bu romanla. Ermeniler ve eşcinseller. Biliyorsunuz Ermeni ve eşcinsel olmak suç burada. O yüzden kitap toplatıldı.
* * *Siz de 301 benzeri bir maddeden yargılandınız öyleyse...
-Yargılanmak mı? Bu soru da çok komik! Hakkımda açılmış bir dava filan yok.
* * *E nasıl toplatıldı?
-Basbayağı. Kitap çıktıktan bir ay sonra polis bütün kitapçıları tek tek dolaştı, topladı. Bizim devletimiz davayla filan vakit kaybetmez, doğrudan eyleme geçer. Yaşlı bir yazarımız Rafik Tağı, Hz. Muhammed Avrupalıların umurunda değil, dediği için 1 yıldan fazla hapis yattı mesela.
* * *Tehdit ediliyor musunuz?
-Yıllardır. Tehdit telefonları, anonim mektuplar... Alışığımdır bunlara. Çok şükür henüz dövülmedim, vurulmadım. Ama her an olabilir.
* * *Kitaba dönelim. Artuş Ermeni, Zaur Azeri. Nerede başlıyor hikaye?
-Bakü’de doğup büyüyorlar. Çok iyi arkadaşlar ama 13 yaşında birbirlerine ilgi duymaya başlıyorlar. Azerbaycan-Ermenistan savaşında ayrı düşüyorlar. 2000’lerde Tiflis’te yeniden karşılaşıyorlar. Hollandalı bir papaz Gürcistan’ın Poti şehrinde nikahlarını kıyıyor. Sonradan öğrendim ki benzer hikayesi olan bir çift Moskova’da yaşıyormuş, onlar da evliymiş.
* * *Eşcinsel olmaları mı daha ön planda, birinin Ermeni diğerinin Azeri olması mı?
-Ben eşcinsel değilim, onların sorunları bana yabancıydı. O yüzden eşcinsellikten çok daha iyi bildiğim bir konuya yoğunlaşıyor: Azerbaycan-Ermenistan sorununa.
* * *Bunu da bir aşk hikayesi üstünden anlatıyorsunuz?
-Düşman kabilelere mensup kişilerin aşk hikayeleri hep popüler olmuştur. Postmodern çağda heteroseksüel aşk kadar eşcinsel aşk da var. Artuş ve Zaur da bu aşkın temsilcileri. Böyle anlatınca son derece klasik bir hikaye ama ben kitapta Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan toplumlarının zihniyetini ortaya koydum. Bu toplumların ne kadar ilkel bir kafa yapısına sahip olduğunu, Sovyetlerin komünizminden nasıl hiç feyz almadıklarını görmek açısından önemli olduğunu düşünüyorum anlattıklarımın.

NİŞANTAŞI’NA GEÇİNCE KAFİRLİĞE ADIM ATTIM

* * *Türkçe’yi bu kadar iyi konuşmanızın sebebi üniversiteyi İstanbul’da okumanız mı?
-Hayır, ben liseyi de Türkiye’de okudum. Baştan başlayayım: Annemi bir yaşındayken kaybetmişim. Babam büyüttü beni. O da son derece muhalifti. 90’larda Aliyev başa geçince “Anamızı ağlatacaklar sen kaç git başka yerde eğitimine devam et” dedi.
* * *En makul ve yakın yer Türkiye tabii...
-Tabii. Zaten o dönemde bizim okullara Türkiye’den birçok dernek ve vakıf uğruyordu.
* * *Ne derneği?
-Üsküdar’daki Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı. O dönemde Azerbaycan’da bir şube açmışlardı. Bakü’den öğrencileri alıp İstanbul’daki imam hatiplere yerleştiriyorlardı. Babam ne okursan oku yeter ki buradan kurtul demişti.
* * *Siz de İmam Hatip’te mi okudunuz yani?
-Evet Üsküdar İmam Hatip mezunuyum. Ama zordu...
* * *Ne bakımdan?
-E, 14 yaşıma kadar Bakü’de son derece seküler Sovyet eğitiminden geçmiştim. Ailem de dindar değildi. İmam Hatip’i normal bir liseymiş gibi okumaya karar verdim kafamda: Matematik, kimya, edebiyatı dinler, din derslerini de “Bir gün bitecek” diye beklerdim. Geçti de. Ben İmam Hatip’e başladıktan kısa süre sonra babam vefat etti, 11 Eylül 1994’te de özel tim subayı olan ağabeyim Ermenilerin koyduğu mayına basıp öldü. Bakü’ye dönmek için bir sebebim kalmamıştı. Üniversiteyi de İstanbul’da okumaya karar verdim. Marmara İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler bölümüne geçtim.
* * *Sonra?
-Nişantaşı’nda okuyarak başka bir hayatla tanıştım. Yanlış anlaşılmasın. Sonuçta, içkinin de, eğlencenin de, açık saçıklığın da en alasını SSCB yıllarında görmüştük. Ama İmam Hatip’teyken İstanbul’u hocalarımın anlattığı kadarıyla Üsküdar ve Ümraniye’yle sınırlı sanıyordum. Anlatırlardı; karşı yakada dinsizlerin yaşadığını, domuz yiyip şarap içtiklerini, namazsız, abdestsiz olduklarını filan. Avrupa yakasına yalnız “hocalarla” birlikte, Sultanahmet’i ve Fatih’i görmek için gidilirdi. Doksanlı yılların ortalarıydı ve ben farkında olmadan Refah Partisi partizanına dönüşmüştüm. Erbakan Hoca’nın iktidar olacağına Türkiye’nin ve dünyanın kurtulacağına inanırdım. Marmara İletişim’e girdikten sonra Nişantaşı, fakültemin bulunduğu bir semtin ötesinde, benim için barların, gece kulüplerinin, içki satan marketlerin, kitapçıların, sanat galerilerinin olduğu mekandı. İletişim Fakültesi’ni kazandım ve kafirliğe ilk adımımı attım diyebilirim!
* * *İmam Hatip mezunu olup bir erotik bir de eşcinsellerle ilgili roman yazan bir siz varsınız herhalde?
-Büyük ihtimalle. Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı’ndakilere minnettarım, Türkiye’ye gelmemi sağladılar. Sayelerinde bir süre namaz da kıldım, oruç da tuttum. Ama onların istediği insan modeline uygun biri olamadım. Herhalde Müslümanlar benim durumumu şöyle açıklar: Hidayet Allah’tandır. Bu çocuk okumuş ama hidayete erememiş, demek ki şeytana meyletmiş.
* * *Siz kendinizi böyle görmüyorsunuz değil mi?
-Hayır tabii ki. Onlar benim hakkımda böyle düşünür diyorum. Zaten vakıftan kimseyle daha sonraki yıllarda karşılaşmadım. Karşılaşsam sadece teşekkür edebilirim.

ERMENİSTAN GÜNEY KAFKASYA’NIN EN HOMOFOBİK ÜLKESİ

Kitap çıktıktan sonra Azerbaycan ve Gürcistan’daki gizli eşcinsel örgütleri bana destek verdi. Ama Ermenistan bu üç ülke arasında en homofobik olanıdır. Çok ataerkiller. Ben bazen onlarla “Size Müslümanlık yakışırmış” diye dalga geçiyorum. Kitabım Ermenice’ye de çevriliyor ama basılmasına izin vermezler. İsviçre’de yaşayan Ermeni arkadaşıma boşuna uğraşıyorsun bu çeviriyle diyorum. Hiç olmadı internette yayınlarız artık, n’apalım!


Yorumları Göster
Yorumları Gizle