GeriGündem Erkekler de çiçek açmalı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Erkekler de çiçek açmalı

Ona ‘‘Meclis'ten beyaz çorabı kaldıran adam,’’ diyorlar. Bu kadarla kalsa iyi, milletvekilerine renkli ceketler de giydiriyor. Dahası TRT dahil TV kanallarındaki erkek haber spikerlerini renklendirdi. Derken Atatürk'ün giysilerinde oluşan büyük defilesiyle olay yarattı. Kolay değil; sen Şanlıurfa'dan kırk parasız gurbete çık, yıllarca futbol oyna, sonra moda tasarımcısı ol, Hikmet Çetin'den Boris Yeltsin'e kadar müşterilerin olsun. Faruk Saraç bile kendi hayatına şaşırıyor, bir o kadar da gururlanıyor. Yeşil gözlü yakışıklı tasarımcının koleksiyonunda sünnetten düğüne ‘‘bir ömür boyu,’’ sloganıyla herşey var. Yalova'daki çiftliği onun en büyük düşünce kaynağı. Levent'teki villası ise onun iş merkezi. Yüksek tansiyon onu tam bir otsever yapmış. Çiğ köfte deyince yüreği hop ediyor. Neyse, biz önce şu beyaz çoraptan çıkalım yola. ‘‘Beyaz çoraba antipatim olmaz, çünkü bizim Urfa erkeklerinin hemen hepsi bunu giyer. Ama milletvekili düzeyinde bir insanın lacivert takım elbise altında beyaz çorap kullanması hem göze batar, hem de aykırıdır. Yirmi senedir bu işin içindeyim, daha dükkanıma beyaz çorap girmemiştir. Beyaz çorap sadece beyaz keten elbisenin, şortun, safarinin altında kullanılır. Yaşı ne olursa olsun insan her rengi kullanabilir, yeter ki kendine yakışanı bulsun. Biz çıplak vücutla aynaya bakmıyoruz. İnsanlar bir şeyler giymeden önce kendi fiziğini çok iyi tanımalı. Dünyada moda üç düğme diye herkesin alıp giymesi yanlış. İddia ediyorum, en geç 2010 yılında bütün erkekler rimelli ve makyajlı dolaşacaklar. Metaller artacak, deriler çok ön plana çıkacak.’’

Ya o rengarenk ceketler!

- Aylarca defile için yaptığım çalışmalarda Atatürk'ün hiç lacivert giymediğini, hiç mavi gömleği olmadığını ortaya çıkardım. Ama bugün milletvekillerimiz yaz günü bile siyahlar, lacivertler içinde. Urfa'nın 50 derece yaz sıcağında bile miting meydanına böyle çıkıyorlar. nerede gri, nerede kemik renkler? Ben kimseye kışın kırmızı, sarı ceketle Meclis'e gidin demedim. Bir kere polyesterli kumaşlar vücuttaki elektriği dışarı atmaz, insanda stres yaratır. Belki de Meclis'teki kavga gürültüler bu resmiyet renklerinden oluyor. Benden renkli giyinen Diyarbakır milletvekili Salim Ensarioğlu'na Tansu Çiller ‘ne kadar hoş olmuşsun,' demiş. Bence erkekler de çiçek açmalı ama, elbette çiçeğine göre değişir. Urfa'da bizim yorgan yüzlerimizde bile renkli desenler vardır. Koleksiyonlarımda sarı ve maviyi çok kullanırım. Çünkü liseden mezun olana kadar Urfa'da yeşili ağız tadıyla yaşayamadım, hep sarıyı yaşadım. Mavi gökyüzü de beni çok etkiler. Güneşin sarısı ile gökyüzünün mavisi benim temel renklerim. işte bunun için 19 yıldır sarı ile mavinin bütün tonlarını çalışırım.

Demek ki siyaset adamlığında giyimin önemi çok fazla.

- Ben bir lideri giydirerek kendisine en az bir puan katacak güçteyim. Mesut bey bence son zamanlarda yaşına göre giyinmiyor, mesela hafta sonlarında spor giyinmeli. İki düğme kullanmalı, arkadan çift yırtmaç, biraz da keten gruplar kullanmalı, oysa hep gabardin tercih ediyor. Devlet Bahçeli'ye gri, kemik ve fındık kabuğu dediğimiz kahvenin açık tonları çok yakışır. Hikmet Çetin elbiseyi çok güzel taşır. Sayın Çetin'in ilk elbisesini ölçü almadan göz kararıyla diktim, hala giyer. Mesut Yılmaz'a hafta sonu kıyafeti yaptım, o da şıktır. Süleyman Demirel'in bir imajı var, elinde fötr şapkasıyla. Kilosunu kapatmak için hep lacivert giyiyor, çok yerinde. Ayakkabısına hayranım, çünkü kendisini taşıyacak çok rahat modelleri seçiyor. Bülent Ecevit'in imajını değiştirmek isterim. Başbakanımızın kesinlikle beyaz gömlek giymesi lazım. Beyaz hem sadeliği, hem de temizliği temsil eder. Beyaz güvercin uçuran bir liderimizin, mavi gömlek giymesini yadırgıyorum. Üç düğmeli elbiseleri seçmesi doğru, ona kruvaze gitmez. Necmettin Erbakan'a özel kravatlar ve kaşkollar yaparak imajını değiştirmiştim. Bu arada Fatih Terim'in isteği üzerine Milli Futbol Takımımıza armağan olarak gömleklerine kadar 139 parça giysi yaptım, benim için bir şeref olmuştur. Eurovision ekibine de özel giysiler hazırlayıp armağan ettim.

YELTSİN'E TELE-SMOKİN

Biraz da işadamlarının, sporcuların, sanatçıların giyimlerinden sözedelim.

- Rahmi Koç fantezi, çok hoş giyiniyor. Borsalino takımları seviyor, yakasına çiçeğini takınca da bütün gözler haklı olarak onda toplanıyor. Ama bazı işadamlarını sekreterleri, eşleri yönlendiriyor, bu çok yanlış. Futbolcular arasında Hakan Şükür, Tugay, İlker, Mustafa Doğan güzel giyiniyorlar. Sanatçılarımız ise kesinlikle giyinmesini bilmiyor. Çünkü yanında dolaştırdıkları menecer, çayını getiren insan giyiminde söz sahibi oluyor. Gündüz kıyafetiyle Bayram gecesi sahneye, ekrana çıkanlar var. Kafasına göre nereden bulursa, nereden hediye geldiyse onları giyiyor. İbrahim Tatlıses'e koltuğunun altı terlediği için beyaz gömlek verdim, terini göstermesin diye TV'deki şovlarında. Zayıf göstersin diye siyah pantolon yaptım. Şovunda beş dakika sonra ceketini fırlatıp atıyordu. O kadar emek, zahmet verdiğim ceket atılmasın diye aynı desende kravat ve yelek yaptım. Org. Çevik Bir, Üzeyir Garih, Asil Nadir, Erdoğan Demirören, Ayhan Şahenk, Hikmet Çetin, Yahya Demirel, Ali Kırca, Reha Muhtar, İlhan Selçuk, Necmettin Cevheri benden giyinenler arasında. Ricky Martin 16.30 da bize geldi, 18.30'da elbisesini teslim ettik. Bir gün içinde Boris Yeltsin'e smokin gönderdik. Faksla kalıbını, ölçülerini gönderdiler. Siyah smokin, şal yaka tek düğme model yapıp teslim ettik.

Ya erkek tasarımcı gözüyle beğendiği hanımlar.

- Yeşim Salkım'ı beğenirim, çok güzel giyinir. Hülya Avşar'ın sahne giysileri iyi değil ama günlük kıyafetleri gerçekten dört dörtlük. Ben kadında döpiyesi çok severim, bayılırım. Tansu Çiller de çok hoş, çok asil giyiniyor Allah için.

Pek iyi, pek güzel de bu giyimlerin faturası nedir?

- Bizde rakamlar öyle uçlarda değil. Mesela takım elbiselerimiz 225 ila 325 milyon lira arasında değişiyor. Ceketler 129-169, pantolonlar 46-79 milyon arasında. Gömleklerimiz 29 ila 44 milyon, rugan ayakkabılarımız 24 ila 39 milyon lira. Kravatlarımız ise 24 milyon liraya. Benim uğurlu rakamının 9 'dur, onun için fiyatlarda hep bunu kullanırım.

Şişmanlara öneriler

‘‘Çok kilolu olanlarda önemli olan kiloyu örtmektir. Bunun için çok fazla kendinden çizgili kumaş tercih edilmemeli. Şişmanları ben çift düğme kruvaze ceketle daha zayıf gösteriyorum. Evaze olmadan, düz şekilde bele oturmadan inecek. Arkada ortadan tek yırtmaç kullanılabilir. Ketenlerde ise hiç yırtmaç olmaz, arkadan açma yapabilir. Bunun yanısıra yuvarlak yüzlü olanlar İtalyan yaka değil, sivri yakalı gömlek giymeli. Bu yıl ayrıca sandaletler çok moda.’’

BİTPAZARINDAN GİYİNMİŞ

‘‘Ben bir memur çocuğuyum, çok sınırlı maddi imkánımız oldu. Altı kişiydik evde, gaz sobasına sırtımızı verip yatağa girerdik. Bir zeytine üç defa diş vurup yediğim günleri unutmadım. Annemi kaybettiğim 11 yaşımdan beri hayatla mücadele ediyorum. Ziraat Bankası memuru olan babamın ölünceye kadar Urfa'da kravatsız sokağa çıktığını hatırlamıyorum. Öğle tatilinde eve gelir, elbisesini gömleğini ütüleyip işine dönerdi. İstanbul'da üniversitede okurken Kadıköy'deki Osmanağa camiinin yanındaki bit pazarından giyinirdim. Çok sevdiğim cam göbeği gömlekleğimi tersyüz yapar giyerdim. Bizde erkeğin kıçını başını gösteren dar pantolon giymek ayıp olduğu için blucinle 26 yaşında tanıştım. Bugüne kadar yaptığım koleksiyonlardan bir tane alıp sırtıma geçirmeyecek kadar işini seven adamım. Hayatımda yurt dışından bir şey alıp da giymedim. Her ölçüden sadece bir tane giysi hazırlarım, ikincisini yapmam. Avrupa'dan çok daha iyi damatlık hazırladığımı iddia ediyorum, gelinlikler kadar şık. Harran'dan getirdiğim başakları uğur getirsin diye ceplerine takıyorum. Yaptığım redingotlar bir tablo gibi. Bütün giysilerin telasından en küçük düğmesine kadar ben seçiyorum. Bugüne kadar müessesemde stilist, modelist çalıştırmadım. Bu işin püf noktası çok iyi bir göz, çok iyi bir parmaktır. Dükkanlarımı hiçbir zaman telefonla idare etmedim. Ama bu kadar işkoliklik yüzünden hipertansiyon sahibi oldum. Ben fabrikasyon çalışmıyorum, ev yemeği yapıyorum. Borçtan çok korkarım, çek bile kullanmam. İşimi namusum olarak görüp, memleketime kendi alanımda hizmet etme yarışındayım. Oğlumun adını da Faruk Saraç koydum, o benim gibi 14 Mart doğumlu. Sloganım ‘Bir ömür boyu Faruk Saraç', yani benden sonra oğlum bu müesseseyi götürsün.’’

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle