GeriGündem Erdoğan Dünya Ekonomik Forumu'nda konuştu
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Erdoğan Dünya Ekonomik Forumu'nda konuştu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'ye 2006-2007 yıllarında yıllık ortalama 5 milyar dolarlık küresel sermayenin gelmesini beklediklerini söyledi.

Başbakan Erdoğan, Dünya Ekonomik Forumu toplantıları kapsamında Kongre Merkezi'nde düzenlenen, “Karşılaştırılmalı Yeni Avantajlar” konulu toplantıya katıldı.

AB'nin Endüstri ve Yatırımdan Sorumlu Üyesi Günter Verheugen'in başkanlık ettiği toplantıya Başbakan Erdoğan'ın yanı sıra ABD Ticaret Bakanı Carlos Gutierrez, Hindistan Planlama Komisyonu Başkan Yardımcısı Montek Ahluwalia ve Siemens Başkanı Klaus Kleinfeld katıldı.

Günter Verheugen, Başbakan Erdoğan'ı davetlilere, “3 yıl içinde ülkesini çok iyi yönetti, siyasi ve ekonomik başarılar elde etti” sözleriyle tanıtarak kürsüye davet etti.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin 3 yıl içinde yüzde 20'nin üzerinde bir büyüme oranını gerçekleştirdiğini söyledi.

Enflasyonun 3 yıl önce yüzde 30'un üzerinde olduğunu, ancak şu anda 2005 yılı sonu itibariyle yüzde 7.7 seviyesine indiğini kaydeden Erdoğan, bütün bunlar yapılırken AB kriterlerini gözettiklerini vurguladı.

Ekonomik programdan ve mali disiplinden herhangi bir taviz vermeden bu sürecin devam ettirildiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin dünyanın 17. büyük ekonomisi olduğunu ve AB ile müzakerelere başladığını hatırlattı.

Türkiye'nin kendini aşarak yeni hedeflere ulaşmak için gayret sarfettiğini anlatan Erdoğan, Türkiye'nin 3 yıl önce topladığı vergiyle faizlerini ödeyecek durumda olduğunu, şimdiyse toplanılan vergiyle hem faizlerin ödendiğini hem de cari harcamaların karşılandığını ifade etti. Erdoğan, “Türkiye 3 yıl önce yolsuzlukların yoğun olduğu bir ülkeydi. Özellikle finans sektöründe bu durum yoğun şekilde vardı. Şu an ise finans sektörü en çok prim yapan sektör durumuna geldi. Batık bankalar Türkiye'ye 50 milyar dolar maliyet getirdi. Şimdi ise kamu ve özel sektör bankaları kar ediyor. Özel sektör bankalarının küresel sermayeye açıldığını hep beraber görüyoruz” diye konuştu.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası endeksinin 3 yıl önce 9000'ler seviyesinde olduğunu hatırlatan Erdoğan, şimdi ise endeksin 46 bin düzeyine geldiğini anlattı.

“TÜRKİYE'DE ÖZEL SEKTÖR DESTEKLENİYOR”

Görünür gelecekte Asya kaplanlarının ciddi bir ekonomik güce ulaşabileceğini belirten Erdoğan, Türkiye'de de özel sektörün desteklendiğini ve devletin ekonomideki ağırlığının azaldığını söyledi.


AK Parti hükümeti döneminde 2 önemli olayın gerçekleştiğini vurgulayan Erdoğan, kapalı toplumdan açık topluma ve kapalı ekonomiden açık ekonomiye geçişin 3 yılda gerçekleştirildiğini bildirdi.

Son yıllarda yapılan bu kapsamlı dünyaya açılışın Türkiye'yi ister istemez dünyanın gündemine getirdiğini kaydeden Erdoğan, “Küresel sermayenin Türkiye'ye gelebilmesi için imkanlar hazırladık. Artık 'yerli ile yabancı sermaye ayırımı' diye bir şey söz konusu değildir. Artık, Türkiye'de 24 saatte bilemediniz 48 saatte şirket kurabilirsiniz. Tüm bunlarla ilgili yasal düzenlemeleri yaptık. Küresel sermayenin yatırım yapması için imkanlar yarattık” diye konuştu.
Türkiye'deki cari açık konusuna da değinen Erdoğan, ithalattaki artışın ara mallardan kaynaklandığını ve üretimin arttığını hatırlattı.

Erdoğan, “Türkiye'ye 2006-2007 yıllarında yıllık ortalama 5 milyar dolarlık küresel sermayenin gelmesini bekliyoruz” dedi.

Türkiye'nin artık bir petrol terminali olmaya başladığını belirten Erdoğan, AB konusuna da değinerek, “Avusturya'nın dönem başkanlığında müzakerelerin başlaması söz konusu. Türkiye dersini iyi çalışıyor. Yapılması gerekenleri titizlikle yapıyoruz. Türkiye, her şeyden önce Avrupa'yı doğuya doğuyu da Avrupa'ya bağlayan son kapıdır. Türkiye olarak bölgesel ticarette 1 numara olmayı amaçlıyoruz” diye konuştu.

VERHEUGEN'İN SORULARI

Erdoğan, Türkiye'nin şu anda güven ve istikrar ülkesi olmanın yanı sıra bir fırsatlar ülkesi olduğunu da ifade etti.
Başbakan'ın açılış konuşmasının ardından konuşmacılar, Günter Verheugen'in sorularını yanıtladılar.

Başbakan Erdoğan, Verheugen'in, “Türkiye, geleneksel olarak devletin çok önemli bir rol oynadığı bir ülkeydi. Artık Türk ekonomisi piyasa odaklı. Bu değişimde karşılaştığınız en büyük zorluklar nelerdi?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Ülkelerde alışkanlıklar aslında faturası en ağır engellerdir. Alışkanlıklar en büyük problemimizdi. Devletçi anlayış alışkanlık haline gelmişti. Bu alışkanlıkları değiştirmek bir cesaret işiydi. Bizi cesaretlendiren milletimiz oldu. 3 yıl önce yapılan seçimlerde değerli milletimiz bize yüzde 65'lik meclis çoğunluğunu vermeseydi şüphesiz ki biz bu cesareti kendimizde bulamayabilirdik. Seçim öncesinde verdiğimiz sözü milletimizin bize verdiği bu yetkiyle yapabildik.
İnanıyorduk ki biz piyasa ekonomisini, serbest pazar ekonomisini savunuyorsak burada kararlılıkla davranmamız gerekiyordu. Devlete ait kurumların hemen hemen hepsi zarardaydı ve bu millete ciddi bedeller ödetiyordu. Biz iktidara gelince süratle özelleştirme sürecini başlattık. Devletçi anlayış bizim karşımızda bazı açılımlar yaptı. Ama biz buna aldırmadık, yolumuza devam ettik. Şu anda özelleştirmeye aynı hızımızla devam ediyoruz.”

Türkiye'de emek yoğun bir anlayıştan, teknoloji yoğun bir anlayışa geçildiğini kaydeden Erdoğan, teşvik yasası sayesinde geri kalmış yörelerde de yatırımlar yapılmaya başlandığını ifade etti.

Erdoğan, yatırım, nitelikli iş gücü, üretim ve kazanım gibi başlıklara önem verdikleri vurguladı. 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle