GeriGündem Dünya basınından manşetler - 16 Eylül
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dünya basınından manşetler - 16 Eylül

Dünya basınında bugün öne çıkan manşetler:

REUTERS: Ömer Çelik: Yeni anayasa seçimden sonra

AK Parti Başkan Yardımcısı Ömer Çelik dün İstanbul’da yabancı gazetecilere verdiği brifingde Türkiye’de demokrasiyi ve bireysel hakları güçlendirmeyi amaçlayan yeni taslak anayasanın Temmuz ayındaki seçimlerden önce kamuoyuyla paylaşılmayacağını söyledi.

 

Çelik Meclis’in önümüzdeki ay bir araya geldiğinde ilk önceliğinin Avrupa Birliği uyum yasaları olacağını belirtti.

 

Üniversitede başörtüsü yasağına da değinen Çelik, bunun kadın haklarının ihlali anlamına geldiğini ifade etti.

 

Anayasa taslak metninin detaylarını kamuoyuyla paylaşmayı düşünmediklerinin altını çizen çelik, “Ancak öne çıkan maddeleri ve temel prensipleri açıklayacağız” dedi. Çelik, seçimden önce hazırlanmış bir taslak metin olmayacağına dikkat çekti. Yeni anayasanın kadınlara pozitif ayrımcılık içeren maddeler barındıracağını da belirten Çelik, “Ancak etnik, dini ya da mezhepsel azınlıklarla ilgili maddeler olmayacak; bu anaysa bütün Türklerin olmalı” dedi.

 

1980 darbesi sonrası Türkiye’nin bir baskı sürecine girdiğini ifade eden Çelik, eski Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’in darbe sürecindeki destekçileriyle birlikte yargılanmasını umut ettiğini ancak bunun yargının alması gereken bir karar olduğunu belirtti.

 

Associated Press haber ajansının aktardığına göre ise Çelik, “Darbeciler bir grup katildir. Prensip olarak ben askeri darbe liderlerinin mahkeme önüne çıkarılmasını istiyorum. Bu bir insanlık suçu” dedi. Darbe döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananları hatırlatan Çelik, Evren’in ve diğer darbe lideri diğer subayların isimlerini taşıyan sokaklar ve toplum merkezleri görmenin kendisini fazlasıyla rahatsız ettiğini ifade etti.

 

Çelik, “Evren böyle onurlandırılmayı hak etmiyor” dedi.

 

AFP: NATO Genel Sekreteri’nden AB’ye Türkiye uyarısı

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Avrupa Birliği ve NATO’nun işbirliğinin güçlenmesi için AB ve Türkiye’nin farklılıklarını bir kenara bırakmalarını istedi.

 

Brüksel’in AB-NATO ilişkilerini bugün yapılacak zirvenin gündemine almasından memnun olduğunu ifade eden Rasmussen, Kasım ayında NATO liderleri Lizbon’da buluşana kadar ilerleme sağlanacağını umduğunu belirtti.

 

Rasmussen, Türkiye’nin AB üyeliği konusunda Kıbrıs üzerinde yaşanan açmazın çözülmesi için AB liderlerinden “pragmatik çözümler” uygulamalarını isterken, “Brüksel’in AB üyesi olmayan ancak NATO üyesi olan bazı ülkelerin, özellikle Türkiye’nin kaygılarına cevap vermesi gerektiğini belirtti.

 

NATO Genel Sekreteri, AB’nin Türkiye ile Avrupa Savunma Ajansı arasında bir anlaşma yapması gerektiğini belirterek Norveç modelini önerdi. Rasmussen, “Türkiye’yle neden böyle bir anlaşma yapılmadığını anlayamıyorum” dedi.

 

Böyle bir modelin kabul edilmesi durumunda Türkiye’nin de Kıbrıs Rum Yönetimi dahil AB-NATO işbirliğine katılan bütün AB üyesi ülkeleri tanıması gerekecek.

 

YNETNEWS: İsrail Dışişleri Müsteşarı: Filo olayı farklı sonuçlanabilirdi

İsrail Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Yossi Gal, dün, Mavi Marmara olayını soruşturmak için kurulan Turkel Komisyonu önünde ifade verdi.

 

Kanlı baskınla ilgili olarak “Bakanlık meseleyi mümkün olduğunca sorunsuz halletmek için elinden geleni yaptı” diyen Gal, İsrail’in Ankara, Washington ve diğer ülkelerdeki misyonları vasıtasıyla filonun yola çıkışını engellemeye çalıştıklarını belirtti.

 

Gal, “Gemide şiddet olaylarının planlandığını öğrendikten sonra Türkiye’yle daha derin görüşmeler de yaptık” dedi. Yaşananlardan üzgün olduğunu söyleyen Gal, “Eğer filoyu organize edenler bizi dinlemiş olsaydı, durum çok farklı sonuçlanabilirdi” dedi.

 

Gal ayrıca, yardım filosu olayının Ankara ile Tel Aviv arasındaki ilişkiler üzerinde önemli sonuçları olduğunu kaydederek, Bakanlığın şimdi ilişkileri yeniden normal zeminine oturtmaya odaklandığını belirtti.

 

Dışişleri Müsteşarı, "İlişkilerin normal zeminine oturması İsrail'in çıkarınadır. Filo olayından önce Ankara'yı ziyaret ederek meslektaşlarımla Türklerle ilişkilerin daha da iyileştirilmesi için bir yol haritası hazırlamıştık, ama ne yazık ki yürürlüğe giremedi" ifadelerini kullandı.

 

Bu arada Türkiye’nin Turkel Komisyonu’ndan gelen Mavi Marmara’nın kaptanını dinleme talebini reddettiği bildirildi. İsrail’in Kanal 2 televizyonu Türk yetkililerin Kaptan Mahmut Tural’ın ifade vermesi isteğinin reddedildiğini İsrail makamlarına ilettiğini duyurdu.

 

AFP haber ajansı ise baskınla ilgili raporun BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’a ulaştığını bildirdi. Bir BM sözcüsü Ban’ın soruşturmanın “olumlu ve dostane bir tavırla” sürdürülmesinden memnun olduğunu aktardı.

 

TIMES: ABD’li kampçının kurtulması için gereken kefaleti Umman Sultanı ödedi

İran’da tutuklu bulunan ABD vatandaşı Sarah Shourd’un kurtulması için gereken 500 bin dolarlık kefaleti ödeyen kişinin Umman Sultanı olduğu öğrenildi.

 

Washington’dan üst düzey bir kaynak, Times’ın kendisine yönelttiği konuyla ilgili bir soru üzerine, “Sanırım doğru bilgi almışsınız” dedi.

 

Shourd, 13 ay önce İran-Irak sınırında tutuklanan üç kampçıdan bir tanesi. Kurtuluşunun ardından Umman’a ait havayolu şirketlerinden birinin uçağıyla başkent Muskat’a giden Shourd ile ABD Başkanı Barack Obama ve Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Umman Sultanı’na kurtuluşu için teşekkür etti. Clinton bu küçük ülkenin İran’la görüşmelerde önemli bir arabulucu olduğunu söyledi ancak kefaleti kimin ödediği açıklanmamıştı.

 

Shourd ailesinin böyle bir maddi gücü olmadığı belirtildi, Beyaz Saray sözcüsü Robert Gibbs ise ABD’nin tutuklu vatandaşları için daha önce para ödemediğini yine ödemeyeceğini söyledi.

 

Petrol zengini ülkenin İngiltere’de eğitim gören ve İngiliz ordusunda hizmet veren sultanı için bu rakamın çok küçük olduğu belirtiliyor.

 

NEW YORK TIMES: ABD Çin para birimi hakkında tavır değiştiriyor

Obama yönetiminin Çin hükümetinin ticaret ve kur politikaları hakkında daha sert bir tavır takınması bekleniyor. Bu gelişmede her iki siyasi partide de seçim öncesi dönemde Çin’e yönelik öfkenin artması etkili oldu.

 

Hazine Bakanı Timothy Geithner’in bugün Temsilciler Meclisi ve Senato’ya ayrı ayrı vereceği ifadelerde, Çin’in ihracatına destek olmak için para birimi yuanın değerini yapay olarak aşağıda tuttuğunu ve Haziran’da söz verdiği noktadan bu güne pek ilerleme kaydedemediğini söyleyeceği ifade ediliyor.

 

Hazine Bakanlığı’nın dün akşam kamuoyuyla paylaştığı özet metne göre Geithner, “Çin’in birçok ticaret ortağından biri olarak yuanın değerlenme hızının çok düşük olduğunu ve değer artışının çok sınırlı kaldığından kaygılıyız” diyecek.

 

ABD Çarşamba günü Dünya Ticaret Örgütü’ne iki şikayet götürerek Çin’i çelik ürünlerinin ithalatını uygun olmayan bir biçimde engellemek ve kredi kart şirketlerinin piyasaya girmesine engel olmakla suçladı.

 

Yuanın dolar karşısındaki değeri Haziran’dan bu yana yüzde 1 artış gösterdi.

 

GUARDIAN: İngiltere hakkında ırkçı açıklamalar yapan kardinal Papa’nın maiyetinden çıkarıldı

Papa 16’ncı Benedikt’in İngiltere ziyareti daha başlamadan skandallara gömüldü. Papa’nın önde gelen danışmanlarından bir tanesi, çok kültürlü İngiltere’ye gitmeyi “bir Üçüncü Dünya ülkesi”ne gitmekle karşılaştırdığı için son dakikada Papa’nın maiyetinden çıkarıldı.

 

Vatikan’ın İngiltere Kilisesi’yle ilişkilerinden sorumlu uzman Kardinal Walter Kasper, aynı zamanda İngiltere’yi Hıristiyanlara karşı ayrımcılık yapmakla suçladı.

 

Papa ve beraberindekilerin Edinburgh’a gelişinden saatler önce yapılan bu açıklama Almanya’nın haber dergisi Focus’ta yer aldı.

 

İngiltere’nin “laik, çoğulcu” bir ülke olduğunu da söyleyen Kasper, Hıristiyanların ayrımcılığa uğrayıp uğramadığı sorusuna, “Evet, her şeyin ötesinde yeni agresif ateizm İngiltere’de yayıldı. Örneğin haç takıp British Airways (BA) uçağına binerseniz ayrımcılığa uğrarsınız” dedi.

 

Kasper’ın bu sözleri 2006 yılında bir BA kabin görevlisinin üniformasının üzerine taktığı haç kolyesiyle ilgili disiplin cezası almasının ardından başlayan tartışmaları hatırlattı.

 

Kardinal’in sözleri din özgürlüğü konusunda Vatikan’dan “ders” almaya niyetli olmadıklarını belirten laiklerin öfkesine, bir grup Hıristiyan’ın ise desteğine yol açtı.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle