GeriGündem Doğusu da öyle...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Doğusu da öyle...

HAYIR, ülkemiz tarihinde sivil bir milada tekabül eden 3 Kasım seçimleriyle birlikte, Türkiye yalnız meşru aidiyetini talep ettiğimiz Batı dünyasında baş köşeye oturmuyor.Doğu dünyasında da oturuyor.‘‘Müslüman demokrat’’ kimlikli zafer sadece ‘‘uygarlıklar çatışması’’nı reddeden ve AKP'de bir ‘‘ilk’’ keşfettiği için ona haniyse açık çek veren Garb alemini heyecanlandırmıyor.Şark alemini de heyecanlandırıyor.Tabii, özellikle de İslami dokunun belirleyicilik taşıdığı ülkeleri...Sayısız haber ve yorum arasından iki alıntı sıralamakla yetineceğim.* * *ÜNLÜ Beyrut gazetesi ‘‘En Nahar’’ın bir o kadar ünlü yorumcusu Cihad el Zeyn geçende şunları yazıyor ve Arap dünyasının dikkatini ‘‘Türkiye örneği’’ne çekiyordu.(...) ‘‘Türkiye'de, Avrupa ülkelerindeki Hristiyan Demokratlar kurumlar türünden bir ‘Müslüman demokrat' iktidar partisinin ortaya çıkışı mı yaşanıyor?AKP'nin zaferi bu akımın İslam alemindeki somut doğuşuna mı tekabül edecek?Belki ilk kez, bütün Muhammedi dünyada genelleşmesi mümkün olabilecek bir ‘Türk modeli'nden mi söz edilecek? (...)Halbuki, yukarıdaki olgu karşısında Arap siyasi ve kültürel eliti Türkiye'ye ilişkin takıntısından kurtulamayarak, eski önyargılarını sürdürmeye devam ediyor.Çünkü bizim bu elit, Ankara'da ne olursa olsun, orada da iktidarın Arap alemindeki gibi askerler ve bir kaç sivil tarafından gaspedilmiş olduğunu düşünür.Oysa, sanayileşme ve modernleşmedeki fark zaten bir yana, Türk ve Arap askeri deneyleri arasında da temel farklılıklar bulunduğunu görmemizin artık vakti geldi. (...)Diğer gerçek de şu ki, Bahreyn, Ürdün ve Fas'ta hafif liberalizm kokan bir kaç açılım hariç, biz Araplar iç siyasi bünyemize en ufak bir olumlu deney şırıngalayamadıkTürkiye'nin ve Hatemi'li İran'ın demokrasiyle İslam'ı uyuşturabilmek için büyük atılımlı projelere uzanmasına rağmen, aşikar, Araplar olarak siyasi vizyon yoksunuyuz’’* * *PAKİSTAN gazetesi ‘‘The News’’ ise başmakalesinde yine Türkiye'den yola çıkarak kendi ülkesi için yakınıyor ve İslamabad'ın Ankara modelini örnek almasını talep ediyordu:(...) Pakistan için, Türk seçimlerinin diğer bir boyutu da çok büyük önem taşıyor.Bu ülkede oylama sonuçları sandıkların kapanmasından gayet kısa bir süre sonra kamuoyuna duyuruldu ve Başbakan Ecevit de anında yenilgisini kabullendi.Ne hükümet, ne de ordu, milli irade istedikleri doğrultuda şekillenmedi diye sonuçların açıklanmasını geçiktirmeye çalıştı.Oysa, bizim 10 Ekim oylaması ertesinde Seçim Komisyonu durmadan ayak sürüdü ve bazı sandalyelerin sahipleri ancak haftalar sonra kesinlik kazandı.Pakistan'ın Ankara'dan alması gereken esas örnek ordunun gereksiz biçimde sivil hayata müdahele etmesi değil, sivil ve askeri ricale dayanmayan bir AKP başarısıyla da ispatlandığı gibi, Türkiye'deki seçimlerin dürüstlüğüdür’’.* * *İŞTE böyle. Olumluluk çok ağır bastığı için bu defa övünmek gerçekten bize helal. 3 Kasım ertesinde Türkiye yalnız Batı'da değil, Doğu'da da gündemin baş köşesine kuruluyor.Ve o Doğu, yani ‘‘Arap - Müslüman Alem’’ bize gıptayla bakıyor.Pratik uygulamayı konuşmak için henüz çok erkense de, en azından siyaset teorisine modern katkı açısından, Erdoğan'lı ve Gül'lü bir AKP'ye teşekkür boynumuzun borcu...Bir de, yukarıdaki modernist dinamiklere tarihi özünde ‘‘Cumhuriyet Devrimi’’ ve Büyük Kemal sayesinde kavuşabildiğimiz için, onlara bin şükran da boynumuzun borcu...İlk bakışta çelişkiliymiş gibi gözüken bu konuyu başka bir yazıda işleyeceğim.