GeriGündem Disleksinin farkında mısınız?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Disleksinin farkında mısınız?

Disleksinin farkında mısınız?

Başlığın kırmızıyla yazılan ilk kelimesini okuyabildiniz mi? Orada ‘Disleksinin’ yazıyor. Öğrenme zorluğu yaşayan çocukların çoğu harfleri böyle görüyor. Disleksi her 10 çocuktan birinde görülüyor. Bu da her sınıfta en az 1 ya da 2 dislektik çocuk var demek. Fark edilmediğinde ve özel eğitim verilmediğinde bu çocuklar başarısız, uyumsuz diye damgalanıyor.

Disleksinin farkında mısınız
OĞLUMUN 5-6 yaşlarında söylediği “Kafam karışık” sözü bana pek bir şey ifade etmemişti. “Ya birinden duydu ya da farklı bir manada kullanıyor” diye düşünmüştüm. İlkokula başladığında harfleri ters yazdığını, okurken bazı harf ve heceleri atladığını fark ettik.

Yapılan birkaç test, sonucu ortaya koydu. 8 yaşındaki oğlum disleksiydi ve gerçekten kafası karışıktı. En basit anlamda dünyayı bizlerden farklı olarak çok boyutlu düşünüp algıladığı için kafası karışıyordu.

Sanki kocaman bir çayırın ortasındaki çiftlik evine biz en kestirme yoldan giderken, o bütün çayırı, çiçekleri, böcekleri, kuşları algılıyor, aklı bulutlara gidiyor, oradan oraya koşuyor, evi unutuyordu. Okurken ve yazarken zorlandığını söylediğimizde doktorumuz önümüze bir kâğıt bıraktı. Disleksi alfabesi. “Onlar harfleri böyle görüyor. Sizce bu kolay bir şey mi?” dedi. Peki şimdi ne yapacaktık?

‘ÜSTÜN ZEKÂLI HOCAM’
Önce bu konuda deneyimli bir merkezden (biz iki merkezden teyit aldık) birkaç test ile çocuğumuzun durumunu öğrendik. İkinci testi yapan kadın görevli, test sırasında dışarı çıkıp yanımızdaki psikoloğa “Hocam üstün zekâlı çıkacak” dedi. O ise “Acele etme devam et” diye yanıtladı. Testler bitti ve sonuçlar geldi.
Durum şuydu: “Beşinci seviye disleksi.”

Bitmedi, devamı var:

“Disgrafi ve diskakuli de mevcut.”

Biz koltuğa gömülürken ardı da geldi: “Bunlara dikkat eksikliği de eşlik ediyor.”

“Bize Türkçesini söyleyin lütfen ne demek bu?” dedim.

‘YANİ... KUSURSUZ FIRTINA’
“Disleksi beşinci seviye yani pik noktada. Diskakuli yani matematikte öğrenme güçlüğü ve disgrafi yani yazmada güçlük daha az ama üç seviyelerinde. En önemlisi bunlara dikkat eksikliği de eşlik ediyor. Yani öğrenme güçlüğü ile birlikte öğrenmeyi odaklanmayı zorlaştıran bir dikkat eksikliği de yaşıyor oğlunuz. Yani... Bu kusursuz bir fırtına. Bir de oğlunuzun zekâ seviyesini ölçemedik. Zeki olduğu ortada ama disleksi ve diğerleri tam bir değerlendirme yapmamıza mani oluyor.”

Bu konuşmadan sonra eve dönerken otomobilde artık kafası karışık 3 kişiydik. Eşim ve benim kafamda binlerce soru işareti vardı.

Disleksinin farkında mısınız



DİSLEKSİ Mİ O DA NE?
Genel olarak okuma güçlüğü olarak bilinen disleksi, sık görülen bir öğrenme bozukluğu. Disgrafi, yazı yazmada, diskakuli matematikte kendini gösteriyor. Disleksili çocuklar beynin sol ön lobunu kullanmakta güçlük çektikleri için öğrenmek için ‘istemeleri’ yetmez. Desteklenmeleri gerekir.

RESİMLERLE DÜŞÜNÜRLER
- Kelimeler yerine resimlerle düşünürler
- Sezgisel bir anlayışa sahiptirler 
- Çok boyutlu olarak düşünür ve algılarlar
- Düşüncelerini realiteye, şekil, imaj ya da biçimlere dökebilirler
- Çok renkli ve kuvvetli hayal güçleri vardır 
- Beyinlerinin işleyişini, algılarını değiştirmek üzere kullanabilirler
- Üretken bir düşünce yapısına sahiptirler yeni ve farklı fikirler üretirler


OKU, OKU, OKU...
Anne-baba veya eğitmenler disleksi konusunda bilinçli olmadıklarında, çocuğu suçlayabilir. “İstesen yaparsın, tembellik yapıyorsun, umursamıyorsun, yaramazsın” gibi sözler çocukta kalıcı hasarlara yol açabilir. Bu yüzden çocuk üzerinde sorumluluğu olan herkes disleksi ne demektir, okuma güçlüğü nasıl giderilir, dislektik çocuğa nasıl destek olunur, disleksi için neler yapılmalı ve benzeri konuları bilmelidir. Biz de disleksiyle ilgili ne bulduysak okumaya ve öğrenmeye başladık. Dislektik olduğunu bile bilmediğimiz ne ünlüler varmış... İçlerinden dehalar çıkıyormuş. Hollanda’da bir disleksi fontu bulunmuş, okumayı kolaylaştırıyormuş. ‘Dislektikler ıslık çalamazlarmış’tan tutun da kelimeler yerine resimlerle düşünmelerine kadar yüzlerce şey okuduk.

Elbette uzman bir doktora iyi bir eğitim merkezine ve yine uzman bir çocuk psikiyatrına ihtiyacımız olduğunu anladık. Dikkat eksikliği için tıbbi bir destek almamız gerekti. İlaç kullandık. Öğrendik ki özgül öğrenme güçlüğünün aşılması için sihirli değnek yok. Bu özel bir eğitim sürecine bağlı. Uzman bir eğitmenin vereceği birebir eğitimle sınıfını yakalaması mümkün. Yani bir disleksi eğitim merkezi devreye girdi. Haftada 4 gün ve 5 ay süren yoğun bire bir eğitim alındı. Öğrendik ki eğitimin tek bir şekli, yolu yok. Yüzlerce yöntemi var, ve bu dislektiklerde daha da fazla.

ÖZGÜVENİ GÖRÜLMEYE DEĞER
Haftalarca okuldan alınıp disleksi merkezine yetişmeye çalışırken, yarım saat önce alması gereken ilacını unutmamak... Otomobilde ona bir şeyler yedirmeye çabalamak. Hem okul hem merkezin ödevlerini yaptırmak. Bu süreç böyle devam etti.

Sonunda akıcı bir okuma sağlayabildi oğlum. Her gece farklı öyküler okuyor, anlamlandırıyor. Ödevler artık daha kolay yapılıyor. Uçurumun kenarından dönen özgüveni ve mutluluğu görülmeye değer. Süreç devam ediyor ama daha az yorucu ve her şey gittikçe yerine oturuyor. Öğrenecek daha çok şeyi var.
Öğretmeni duygularla ilgili bir ödev vermişti geçen gün. Sevgi, hüzün, mutluluk, diye yazmaya başladık.
“Başka var mı duygulardan?” dedi. “Var” dedim “Mesela nefret.”
“Nefret ne baba dedi?”
“Onu bilmesen de olur” dedim.

Disleksinin farkında mısınız



KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNDE 'KAYNAYAN' HAKLAR
DİSLEKTİK çocukların eğitimde özel bazı hakları var. Disleksi tanısı alınan çocuklar için Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nin (RAM) yönlendirmesiyle İlçe Özel Eğitim Üst Kurulu, çocuğun okuluna, Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) bildiriyor. Uygulanması zorunlu. Öğrenci, haftada 12 saati aşmayacak şekilde destek eğitimden, sınavlarda 15 dakika ek süreden, tek kişilik sınav, okuyucu ve kodlayıcı olarak bir öğretmenin eşliğinden yararlanabiliyor. Sınıfta ilk sırada oturma, ders saatlerinde rehber öğretmenle görüşme, sınav kağıtlarının ayrı değerlendirilmesini talep hakkı var. Ancak ‘kaynaştırma’ eğitimi ile sınıf içine konulan bu çocukların başarısı bu hakların okul idaresi ve öğretmenleri tarafından uygulanmasına bağlı.

SINIF ÖĞRETMENLERİ ÇOK ÖNEMLİ
Sınıf öğretmenlerinin dislektik çocuklar için yapabilecekleri çok önemli şeyler var. Öğrencinin özgüveninin güçlendirilmesi için çalışma gruplarına katılımının desteklemesi önemli. Çoğu dislektik çocuk arkadaşlarınca dışlanıyor. Ona başarabileceği görev ve sorumluklar vermeli. Gerektiğinde konuları tekrar etmeli, yazılı yerine sözlü sınavı tercih etmeli, sınavını gerekirse bireysel olarak yapmalı. Öğrenci ile konuşurken olumsuzdan çok olumlu ifadeler kullanılmaya özen gösterilmeli. Ancak disleksi konusunda eğitimli öğretmen sayısının ve konuyla ilgili farkındalığın azlığı, çoğu kez bu hakların kullanımını engelliyor. Dislektik çocukların okul dışındaki özel eğitimleri ise yüksek meblağları buluyor. Maalesef ailelerin bu çaresizliğinden fayda uman ve mucize çözümler öneren para tuzağı kuruluşlar da az değil.


ÖĞRENDİKÇE ÇOK MUTLU OLUYORLAR
Disleksinin farkında mısınız
Özel eğitim uzmanı Tuğba Döner: Buraya gelen çocuklar bu yaşta başarısızlığı tatmışlar ve öğrenemediklerini sanıyorlar. Hayır öğretilme yöntemleri bulunamamış onların. Bu bulununca öğrenmeye başlıyorlar ve inanılmaz mutlu oluyorlar. Önlerindeki o engel kalkıyor çünkü. Eğitim hayatını kapatan, bundan sonraki hayatını başarısız ve mutsuz geçirmeye razı çocuklar birden hayata katılabilen küçük bireyler olabiliyorlar. Bunda aile, okul, doktor, ilaç, eğitmen işbirliği çok önemli. Okulda, sınıfta müfredat var, öğretmenin nasıl öğreteceği belli. Ama dislektik çocuklarda bu böyle yürümüyor. Çıkarmayı başka, toplamayı başka bir yöntemle öğrenebiliyor. Doğru yöntem bulununca çocuk yanıt vermeye başlıyor. Bunun için çocuğun gerçek yönteminin bulunması gerekiyor. O yüzden disleksi konusunda hiç bir zaman grup çalışması yapmayız. Her çocukla ilgili bir öğrenme programı çıkarırız ve her çocukla bire bir çalışırız. Her eğitmen disleksi ve özel öğrenme güçlüğü ile ilgili çalışamaz. Mucize çözümler yok bunda. Temelleri sağlam attığınızda ve çocuğu yaşıtları seviyesine getirdiğinizde mesele kalmıyor.


MUTLAKA OKUMAYA TEŞVİK EDİN

Disleksinin farkında mısınızPsikiyatrist Doç. Dr. Mehmet Gökşin Karaman: Disleksi konusunda eğitim vereceksek bunu ilkokulda vermeliyiz. Makas açıldığında toplamak güç oluyor. Yüzde 70’inde dikkat eksikliği vardır. Bunu çözmezsek çocuğun özel eğitimi alması da zorlaşıyor. Dikkat eksikliğinde tıbbi tedavi yani ilaç yararlı olabiliyor. Bu ilaçlar yan etkisi olmayan güvenli ilaçlar. Anne ve babalar iki şey tavsiye edebilirim. Birincisi çocuğu yargılamayın. Eleştirmek ve yargılamak işe yaramıyor. İkincisi çocuğu yazmasından ziyade okumasını teşvik edin. Okuma bu işin esas kısmı. Okuma konusunda kazanılan her şey kalıcı oluyor. Ne kadar gayret gösteriyorsanız hepsinin semeresini alıyorsunuz. Bu konuda hiç şüphe yok.


EĞİTİMLE ÇOK ŞEY DEĞİŞİR
Tarihte ve günümüzde disleksi olduğu bilinen birçok tanınmış isim var. Kimler mi? Albert Einstein, Mozart, Leonardo da Vinci, Walt Disney, John Lennon, Stephen Hawking, Jules Verne, Alexander Graham Bell, Thomas Edison, Agatha Christie... Dustin Hoffman, Beethoven, Cher, Tom Cruise...

Disleksinin farkında mısınız

Böyle uzayıp giden bir liste bu. Bu listede Türkiye’den de isimler bulmak mümkün. Onlardan biri olan oyuncu Ebru Cündübeyoğlu, bu konuda farkındalık yaratanlardan.

Cündübeyoğlu, Youtube’da 300 binden fazla izlenen ‘Özel Öğrenme Bozukluğu: Disleksi’ başlıklı TEDx konuşmasında “Evet, ben disleksiyim. Anneme de böyle dedim. ‘Tövbe tövbe’ dedi... ‘Sen son derece zeki çocuksun’ dedi... ‘Anne’ dedim, zekâyla alakası yok...” diyor ve şunları anlatıyor:

“(...) Bu yükün sizin omuzlarınıza ilk yüklendiği zaman... Yani çocukluk yıllarınız... Fark edilmediğinde bu yükün ağırlığı son derece ezici olabiliyor. Bugün bu sırrımı sizlerle paylaşmak istedim, bu uzun yoldan gidecek nice küçüğün benim küçükken hissetiğim gibi kendini yeteneksiz, değersiz, beceriksiz hissetmesini istemem... Onların hangi yoldan gittiğini bilen bir eğitim sistemiyle, yaratıcılığıyla ön plana çıkaran eğitim sistemiyle inanın bana çok ama çok şey değişir...”


Yorumları Göster
Yorumları Gizle