DGM’de görevsizlik

Güncelleme Tarihi:

DGM’de görevsizlik
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 05, 1998 00:00

Haberin Devamı

İstanbul 6 Nolu DGM, Susurluk'tan sonra ortaya atılan iddialarla ilgili olarak yargılanan DYP Milletvekili Mehmet Ağar hakkında, ‘‘görevsizlik’’ kararı verdi. Mahkeme karara, Ağar'ın suç tarihinde vali düzeyinde emniyet müdürü olması ve bir dönem bakanlık yapması nedeniyle, Anayasa Mahkemesi'nde yargılanması gerektiğini gerekçe gösterdi.

Susurluk kazasından sonra ortaya atılan iddialar üzerine dokunulmazlıkları kaldırılıp, İstanbul DGM Savcılığı'nca haklarında ek iddianame hazırlanan DYP Milletvekilleri Mehmet Ağar ve Sedat Bucak, dün hâkim karşısına çıktı. İçişleri eski Bakanı, DYP Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar'ın dosyası hakkında, sanığın suç tarihinde vali düzeyinde emniyet müdürü olması ve bir dönem İçişleri Bakanı olarak görev yapması nedeniyle Anayasa Mahkemesi'nde yargılanması gerektiği gerekçesiyle 'görevsizlik kararı' verildi. Susurluk davasının tek tutuklu sanığı Sami Hoştan da dünkü duruşmada tahliye edildi. Hoştan'ın tahliyesiyle Susurluk davasında tutuklu sanık kalmadı. Ağar'ın, karar üzerine ayrılmasından sonra süren duruşmada ifade veren Sedat Bucak, ülkücü tetikçi Abdullah Çatlı ile tanışmadığını, tanıştırıldığını belirterek, ‘‘Belki beni kontrol altında tutmak için devlet ona görev verdi. Devlet böyle bir şey düşünmüşse en çok ona üzülürüm’’ dedi. Eski özel tim mensupları İbrahim Şahin, Ziya Bandırmalıoğlu ve Ayhan Akça, İstanbul 6 No'lu DGM'deki duruşmayı izlemeye 34 K 0063 plakalı lüks BMW otomobille geldi. Saat 10.00'da başlayan duruşmaya önce Sami Hoştan alındı. Hoştan'ın dosyası, Susurluk ana davasıyla birleştirildi.

SAVCI REDDETTİ

Ardından salona DYP Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar ile DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak alındı. Ağar'ın avukatı Uğur Önder, görevsizlik kararı verilmesini istedi. DGM Cumhuriyet Savcısı Ali Yılmaz, bu isteğin reddini talep ederken, kısa bir aradan sonra mahkeme heyeti Ağar'ın talebini kabul etti. Ağar'ın, ‘Cürüm işlemek için silahlı teşekkül oluşturmak, hakkında yakalama emri bulunan bir kişiyi saklamak ve yetkili mercilere haber vermemek, görevi kötüye kullanmak’la suçlandığını bildiren Mahkeme Başkanı Sedat Karagül, ‘‘Suç tarihi 1993 ve 1996 yılları arası gösterilmiştir. Yine aynen mahkememizin 1997/180 sayılı dava dosyasındaki İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı iddianamede, sanık Ağar'a yüklenen suçlarla ilgili olarak 93-96 yılları arası gösterilmiştir. Sanık Ağar'ın, 93-96 yılları arasında vali sıfatıyla Emniyet Genel Müdürü ve İçişleri Bakanı olarak görev ifa ettiği anlaşılmıştır’’ dedi.

HAKİM GÜVENCİNE AYKIRI

Mahkeme Başkanı, Ağar hakkında Emniyet Müdürü olduğu dönemde Memurin Muhakematı Kanunu uyarınca soruşturma prosedürü işletilmesi gerektiğini, bakan olduğu dönemle ilgili olarak ise Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi'nde yargılanması gerektiğini, bu yetkinin de TBMM'ye ait olduğunu, bu işlemler tamamlanmadan Ağar'ın yargılanmasının Anayasa'nın 37'nci maddesinde belirtilen tabii hâkim güvencine aykırı olduğunu belirtti. Mahkeme Başkanı Karagül, kararı, ‘‘Sanık Mehmet Kemal Ağar hakkında, her iki iddianameden de sanığın suç tarihindeki konumu dikkate alınarak, mahkememizde yargılamasının yapılamayacağı kanaatine varılarak, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Dosyanın, İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesi kararlaştırılmıştır’’ sözleriyle açıkladı. Ağar'ın DGM'den ayrılmasından sonra, dosyaları birleştirilen Sedat Edip Bucak ve Sami Hoştan'ın da katılımıyla sanık sayısı 14'e çıkan Susurluk ana davasının görülmesine geçildi.

Davaları birleşti

İçişleri eski Bakanı ve DYP Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar'ın mahkemeden ayrılmasından sonra duruşma salonuna Sami Hoştan, Ali Fevzi Bir, İbrahim Şahin, Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz, Yaşar Öz, Abdülgani Kızılkaya, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça alındı. DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak bu sırada sakin bir şekilde diğer sanıkların gelişini izledi. Sedat Bucak'ın davası, Susurluk ana davası ile birleştirildi. Böylece Bucak da diğer sanıkların arasında yerini aldı.

Ağar: Adalete güvenimiz sonsuz

İSTANBUL 6 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin verdiği ‘‘Görevsizlik’’ kararının ardından salonu terkeden İçişleri eski Bakanı ve DYP Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Ağar, bir soru üzerine, artık bu davanın DGM'de değil, Anayasa Mahkemesi'nde görüleceğini belirtti.

KAMUOYU HASSAS

Ağar, gazetecilere şu açıklamayı yaptı: ‘‘Türkiye'de adalet de var, hukuk da var, yargı da var. Devlete olan sarsılmaz inancımız sonuna kadar devam edecektir. Yüce milletimize karşı olan görevlerimizi, sağ olduğumuz müddetçe her zaman yerine getireceğiz. Elbette ki Türk kamuoyu, devleti yıkmak için çaba sarfedenlerin yargılandığı mahkemede, devleti korumak için çaba sarfedenlerin yargılanması konusunda hassasiyet sahibidir. Adalete ve yüce yargıya güvenimiz, her zaman olduğu gibi sonsuzdur.’’

Yolları ayrıldı

Dokunulmazlıklarının kaldırılmasından sonra haklarında ek iddianame hazırlanan Mehmet Ağar ile Sedat Bucak, dün sanık olarak DGM'de hâkim karşısına çıktılar. Mehmet Ağar'ın avukatının yaptığı itirazı görüşen mahkeme heyeti verdiği aradan sonra Ağar hakkında 'Görevsizlik' kararı verdi. Mahkeme heyetinin gidebileceğini söylemesi üzerine Ağar salondan ayrılırken, Sedat Bucak ile yolları da ayrılmış oldu.

Susurluk, Yüce Divan yolcusu!

İSTANBUL 6 No'lu DGM'nin Mehmet Ağar hakkındaki ‘görevsizlik’ kararı, Susurluk davası ve Ağar'a Yüce Divan yolunu açacak süreci başlattı. Ağar hakkındaki çifte yargılama proserdürü şöyle işleyecek:

DANIŞTAY'A GİDECEK

Ağar'ın Emniyet Genel Müdürlüğü dönemine ait iddialar konusunda, Memurin Muhakemat Kanunu hükümleri uygulanacak. Bu döneme ait dosya İstanbul DGM'den, İçişleri Bakanlığı'na gelecek. Bakanlık Ağar hakkında ‘Lüzumu muhakeme’ talebiyle dosyayı Danıştay 2'nci Dairesi'ne gönderecek. Danıştay'ın yargılamaya vize vermesi halinde Ağar, bu suçlarından Yargıtay'da yargılanacak.

YARGITAY'IN KARARI

Yargıtay Ağar hakkında yargılama yapabileceği gibi, dosyanın Yüce Divan'daki konu ile bağlantılı olduğu sonucuna varması halinde, ‘görevsizlik’ kararı da verebilecek. Aynı şekilde Yüce Divan da, Yargıtay'daki davayla bağlantısı nedeniyle dosyayı birleştirme kararı alabilecek.

MECLİS NE YAPACAK?

Anayasa'nın 100'üncü maddesine göre, 55 milletvekili Ağar hakkında Meclis soruşturması açılması için önerge verecek. Önerge bir ay içinde Genel Kurul'da görüşülecek. Genel Kurul'un soruşturma komisyonu kurulmasına karar vermesi halinde, 15 kişilik komisyon göreve başlayacak.

YENİ SUSURLUK RAPORU

Komisyon Ağar hakkında Yüce Divan'da yargılanması istemiyle yeni bir Susurluk raporu hazırlayacak. Bu rapor TBMM Genel Kurulu'nda oylanacak. Ağar'ın Yüce Divan'a gitmesi için salt çoğunluk olan 276 oy aranacak. Bu rakama ulaşılamazsa, Ağar'ın Susurluk dosyası Meclis'e takılacak. Ağar, Yüce Divan'a gitmekten kurtulacak.

RAPOR İDDİANAME OLACAK

Yüce Divan'a gitmesi yönünde karar çıkarsa, soruşturma raporu ve dosya Anayasa Mahkemesi'ne gönderilecek. Ağar hakkındaki Meclis Soruşturma Komisyonu raporu iddianame yerine geçecek. Yüce Divan'da Başsavcılık görevini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş ya da, Başsavcı vekillerinden birisi üstlenecek. Ağar, bakanlığı dönemine ait iddialar ve TCK'nın 313'üncü maddesindeki, ‘Cürüm işlemek için çete kurmak’ suçundan yargılanacak.

Bucak: Zana, Apo ile görüşmemi istedi

DURUŞMADA sakin görünen Sedat Bucak, 2 saat süren ifadesi sırasında en sıkıntılı anları fotoğrafları çekilirken yaşadı. Avukatı, gözlerindeki rahatsızlık yüzünden flaşlar çakınca Bucak'ın geçici körlük yaşadığını belirterek, fotoğraf çekilmemesini talep etti. Sedat Bucak, duruşmada Susurluk'ta üç kişinin yaşamını yitirdiği Mercedes otomobilden çıkan kayıtsız silahlardan ve sahte plakadan haberi olmadığını söyledi. Mahkeme Başkanı'nın, ‘‘Ayak altında kurşunlar, susturucular var otomobilde. Özel harekat kurşunları. Bunların cevabını kim verecek?’’ sorusu üzerine şunları söyledi: ‘‘Devlet bu silahları kime vermişse onundur. Bana devletin verdiği ağır silahlar var. Bunlar resmi belgeli. Devlet bana başka silah da verse, belge karşılığı vermek zorunda.’’ Bucak, 1991 yılında Leyla Zana'nın kendisine yaklaşmak istediğini, Abdullah Öcalan'la konuşması için teklif getirdiğini de ileri sürdü. Bunun üzerine Milli Güvenlik Kurulu'na gittiğini belirtti. O dönem Başbakan olan Süleyman Demirel'e de çıktığını belirten Bucak, ‘‘Ne isterseniz yaparım. Ama ya sonra ortada bırakırsanız? diye sordum. ‘Ben senin hem babanım, hem amcanım' dedi. Bunun üzerine DEP'lilerle yaptığım tüm konuşmaların banda aldım’’ dedi.






Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!