GeriGündem Devlet sanatçılığı tartışılıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Devlet sanatçılığı tartışılıyor

Devlet sanatçılığı ölçütlerinin değişmesi ve 72 kişiye bu unvanın verilmesi, sanat dünyasında tartışmaya yol açtı. Hürriyet Gazetesi'nin dünkü sayısında ‘‘Herkes Devlet Sanatçısı’’ başlığıyla verilen haber, büyük yankı uyandırdı ve unvanı kazanan bazı sanatçılar, bunu kabul etmeyeceklerini açıkladılar. Fikret Otyam ve Orhan Pamuk, devlet sanatçısı olmayı reddettiler. Daha önceki yıllarda da Fazıl Hüsnü Dağlarca, Lütfi Akad, Füreya Koral gibi sanatçılar unvanı reddetmişti.

Selim İleri:

Kabul edeceğim. Listedeki isimleri benim yargılamam doğru değil. Benim bu konuda değer yargısı ileri sürmem biçimsiz kaçar.

Turhan Selçuk:

Bunlar iyi niyetle verilmiş ödüller, ama birtakım da eleştiriler oldu. Bu kadar kalabalık olmamalıydı. Bu fazla abartılmış. Fakat ben kendimi sanatçı saymıyorum artık. O kadar çok sanatçı lafı geçiyor ki Türkiye'de ben ‘‘zanaatçıyım’’. Onun için de bana iltifat edilmiş gibi geliyor. Kabul edip etmemeyi düşünüyorum. Henüz bir karar vermedim. Vakit de var. Kabul etmeyebilirim, fakat kötü niyetle verilmiş bir ödül değil, iyi niyetle verilmiş bir ödül, onun için düşünüyorum.

Orhan Taylan:

Ne olup bittiğini anlamaya çalışıyorum. Şu anda bir yorum yapmak istemiyorum.

Rengim Gökmen:

Şu anda bu konuyu düşünmüyorum. Beynim başka bir yere yoğunlaşmış durumda. ‘‘Afife’’ balesinin dünya prömiyeri ile ilgili hazırlıklarla ilgileniyorum. Devlet sanatçılığı konusunda herhangi bir şey düşünmüyorum.

Gülriz Sururi:

Neye göre değerlendirme yapıldığını bilmiyorum. Seçilen bazı isimleri de tanımıyorum ayrıca. İlk devlet sanatçısı ödülü verildiğinde kendi adımın olmayışına önce üzülmüştüm; sonra da o yönetimde bu unvanı kazanmadığıma neredeyse sevindim. Ama bugünkü yönetimde devlet sanaçısı seçilmiş olmaktan mutluluk duyuyorum. Ve bu unvanı kabul ediyorum. Ancak bazı isimlerin listede olmayışını eksik buluyorum. Mesela Genco Erkal, Engin Cezzar, Türkiye'de tiyatro adına çok şey yapan insanlar. Müzik alanında da sesini ülkemiz dışında duyuran Sezen Aksu da buna bir örnek. Aksu, şarkıcılığın ötesinde aynı zamanda bir müzisyen.

Semih Balcıoğlu:

Ben bu unvanı kabul edeceğim. Bence, benim bu unvanı almam geç bile kalmış bir durum. Liste hakkında bir yorum yapmayacağım.

Musa Eroğlu:

Şimdilik bir şey düşünmüyorum. Benim için sürpriz oldu. Nasıl oldu, kimler aday gösterdi, kıstasları nelerdir bilmiyorum. Tek bildiğim ülkemizin kültürel değerlerini tanıtma, geliştirme adına bir nitelik taşıyor olması. Gerçekten sürpriz oldu. Gazetede dikkatimi çeken, Ajda Pekkan'ın açık bir resmi vardı.

Ali Poyrazoğlu:

Herkes devlet sanatçısı demek çok agresif bir tutum. Herkes seçilmemiş olabilir. Orada seçilenlerin bence hepsi bunu hak eden insanlar. Kendi mesleklerine 30-35 senedir emek vermiş, doğru dürüst işler üretmeye çalışmış, halkla bütünleşmiş kişiler. İlk defa böyle geniş bir yelpazede, Cumhuriyet'in 75'inci yılında 75 kişi bu unvanı hak etmiş. Bence az bile. Ajda Pekkan da bunu hak edenlerin başında geliyor. Ben çok keyifliyim. Bu unvanı alan bütün arkadaşları kutlarım. Bu, zaten fahri doktorluk gibi manevi bir onur payesidir.

Levent Kırca:

Bu onurla devlet gibi olduk. Açıkçası benim için sürpriz oldu. Günün birinde beni de devlet sanatçısı yaparlar mı diye hiç düşünmemiştim. Mutlu oldum, sevindim. Cumhuriyet'in 75'inci yılında gurur verici bir unvan. Bu kadar çok kişiye verilmesiyse devletin sanatçıya verdiği önemin arttığını gösteriyor.

Haldun Dormen:

Biraz geç kalmadılar mı? Aslında konuşmak istemiyorum. Bana biraz ters geliyor. Birtakım insanlar dururken bazılarına bu onurun verilmesi... Mesela bir Macide Tanır'ı orada görmek isterdim. Hakkı olmayan insanlar aldı. Oradaki isimlere bakarsanız Ajda Pekkan'ın da çok hakkı. Ajda Pekkan 40 senedir bu ülkede başta savaşıyor. Dışarıda da pekala bir şeyler yaptı. İsimleri tartışmak istemiyorum. Bence çok tutarsız bir seçim. Ben bu onura 20 senedir hakkım olduğunu sanıyorum.

İzzet Altınmeşe:

Öncelikle yıllardır bize halk sahip çıktı. Halkın sanatçısı olduk. Ben halk kültürüne önem verdiğim için hep halk kültürüne hizmetimiz oldu. Bu bir mükafat olarak yaptıklarımızın bir karşılığıdır. Sanatçı duygu insanıdır. Böyle ödüllendirilmesi hoş bir şeydir. Devlet adına yapılan bu olay beni çok duygulandırdı. Bugün İzzet Altınmeşe için bu bir onurdur.

Zekai Tunca:

Benim için büyük gurur ve sorumluluğu var. Açıkçası beni tedirgin ediyor. Bu sorumluluğu taşımak ve sahip çıkmak gerekir. Bu arada bazı sanatçı arkadaşlarımız gözden kaçmış olabilir.

Nejat Uygur:

Bana müjdeyi Levent Kırca verdi. 71 yaşında bu ödülü yakaladım, çok mutluyum. Bir gün sonra verilse belki alamayacaktım. Gider ayak bana doping oldu. Bu ödülü bana layık görenlere teşekkür ederim. Birazcık kalabalık olduk. İnşallah ödülleri almak için salona sığarız.

Kamil Sönmez:

Çok sevinçliyim. Aday olduğumu biliyordum, ama bu onuru alacağımı düşün-müyordum. Tesadüfen öğrendim desem yalan olmaz. Çok duygulandım. Yapılan spekülasyonlar beni hiç ilgilendirmiyor. Bu hak verilmiştir ve mutlulukla kabul edeceğiz. İleride de başka arkadaşlarımız alırlar. Bunun altında bir şey aramamak lazım.

Bakan-sanatçı gerginliği

Cumhurbaşkanı tarafından 72 kişiye devlet sanatçısı ünvanı verilmesi ardından önceki akşam Kültür Bakanı İstemihan Talay ile Devlet Tiyatrosu sanatçısı Tarık Ünlüoğlu arasında gerilimli anlar yaşandı. Kültür Bakanı Talay'ın yanına gelen Ünlüoğlu'nun, ‘‘Kamil Sönmez bile devlet sanatçısı oluyor. Bunun ölçüsü ne?’’ çıkışıyla tansiyon yükseldi.

Talay, Ünlüoğlu'na ‘‘Siz de olabilirsiniz bunun önünde engel yok’’ dedi. Olayın gerginleşmesi üzerine Talay gazetecilerle sohbetini yarıda bırakarak sanatçının yanından uzaklaşmayı tercih etti. Gerginlik, önceki akşam Kültür Bakanlığı'nın katkılarıyla Devlet Konservatuvarları Mezunları Dayanışma Derneği'nin sanatta 30 yılını dolduran 222 sanatçıya ‘‘başarı plaketi’’ verilmesi töreninde yaşandı.

Jüri: Karar bize ait değil

Devlet sanatçılarının belirlenmesi amacıyla önceden oluşturulan ve sonradan devre dışı bırakılan jürinin bazı üyeleri, 72 kişinin belirlenmesinde katkılarının olmadığını açıkladı. Jürinin Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, Güzel Sanatlar Genel Müdürü, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü, Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü, Yayımlar Dairesi Başkanı ve bakan tarafından seçilecek dört tanınmış sanatçıdan oluştuğunu hatırlatan üyeler, şu yorumu yaptılar:

‘‘Biz 10 kişilik bir liste belirledik. Bunlar arasında Melih Cevdet Anday, Münir Özkul, Müşfik Kenter, Recep Bilginer, Yekta Kara, Şener Şen, Nedret Güvenç, Cemil Karababa ve Atıf Yılmaz gibi isimler vardı. Ancak Köşkten bize 72 kişilik bir dayatma söz konusu oldu. Bunu kabul etmediğimiz için devre dışı bırakıldık.’’

Yönetmelik yamalı bohça

Uluslararası ün yapmış ve üstün yetenekli sanatçılara verilen ‘‘devlet sanatçılığı’’ unvanının seçilme esaslarını belirleyen yönetmelik, ilk yayınlandığı 1971 yılından bu yana yapılan değişikliklerle ‘‘yamalı bohça’’ya döndü. Yönetmelik bugüne dek toplam dört kez değiştirildi. Bu değişikliklerle birlikte devlet sanatçılığı unvanı sürekli erozyona uğradı.

Ajda Pekkan: Bunu hak ettim

Devletimizin bize bu ödülü vermesi çok önemli. Ben 35 yılda yaptıklarımla bunu hak ettiğime inanıyorum. Bir de benim için spekülasyon yapacak arkadaşlara söylemek istiyorum. İnsan, teğmenken general olmaz. Önce çavuş, başçavuş, asteğmen ve sonra teğmen olur. Ben pop müziğini ilk başlatan ve 35 yıldır Türkiye'de örnek olan biriyim. Herşeyin bir sırası olduğunu zannediyorum. Çınar ağacı gibiyim. Benim hakkımda, Yıldırım Bey hakkında yorum yapılıyor. Benim şöhretim Yıldırım Bey'le gelmedi ki. Bunlara çok kırılıyorum.

Sezen Cumhur önal: Dünyaya söz yazdım

Ben bu ödülü hak ettim ve aldım. Bu ödülü uluslararası boyutta gerçek sanatçılara verilen ödül olarak görüyorum. Dünyanın ünlüleri benim yaptığım sözlerle plaklar doldurdular. 75 yılda 75 sanatçının aldığı ödül çok normal, hiç kimse alınıp üzülmesin. Onlar da çalışsınlar, alırlar.

Orhan Pamuk: İçime sindiremedim

Devlet ilk defa benim gibi kendisini açıkça eleştiren birine devlet sanatçılığı unvanını verdi. Bu bir inceliktir, bu yüzden de keskin jestler yapmak, kabalık etmek istemiyorum. Bana bu unvan yazar olduğum için verildi. Ama bu devlet, İsmail Beşikçi, Ragıp Duran, Doğu Perinçek ve adı duyulmamış pek çok gazeteci yazarı hapse attı. Bu durumda ben bir yazar olarak bu unvanı almayı, kabul etmeyi içime sindiremem.

Fikret Otyam: Hanendeye bile verildi

Çok iyi duygularla kurulan bu müessese, zaman içinde yapılan bir değişiklikle yozlaştırılıp amacından saptırılmış ve ‘‘isteyene verilir’’ konumuna getirilmiş, bir yandan da ayrımcılığa dönüştürülmüştür. Bir pop hanendesinin çok sevdiğim Şanlıurfa'ya bir kez gelip konser vermesinin ardından ‘‘Artık devlet sanatçılığını hak ettim’’ demesini yazdığım gazetelere ve Antalya'da çıkarmakta olduğumuz Müdafa-i Hukuk dergimizin aralık sayısında eleştirmiştim. Bu nedenlerle, düşüncelerime, sanat ve sanatçı anlayışıma, yazdıklarıma, en önemlisi birlik beraberlik anlayışıma ters düşeceğimden ödülü kabul etmeyeceğimi kamuoyuna açıklıyorum.

Ünvanı reddedenler

Devlet sanatçılığı unvanını, Türkiye'nin dünyaca ünlü bazı sanatçıları reddetmişti. Unvanı reddedenler arasında şu sanatçılar yeralıyor:

Fazıl Hüsnü Dağlarca (şair)

Lütfi Akad (yönetmen)

Yaşar Kemal (yazar)

Füreya Koral (seramik sanatçısı)

Hüseyin Gezer (heykeltıraş)

Başkentte günün esprisi başkentteki sanat çevrelerinde Atatürk'ün ‘‘Herkes cumhurbaşkanı olabilir, ama sanatçı olamaz’’ özdeyişine atıfta bulunularak şu espri yapılıyor:

‘‘İnsanlar politikacı, cumhurbaşkanı, hatta devlet sanatçısı olabilir, ama sanatçı olamazlar.’’




Yorumları Göster
Yorumları Gizle