GeriGündem Dede Korkut kimdir? Dede Korkut'un hayatı hakkında kısaca bilgi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dede Korkut kimdir? Dede Korkut'un hayatı hakkında kısaca bilgi

Dede Korkut kimdir? Dede Korkut'un hayatı hakkında kısaca bilgi

Türk dünyasının yüzlerce yıllık kültürel kimliğinin taşıyıcısı ve ortak mirası olan Dede Korkut, UNESCO'nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'nde de yer alıyor. Özellikle okul ödevleri hakkında araştırma yapan öğrenciler, 'Dede Korkut kimdir?' sorusuna yanıt arıyor. İşte, Dede Korkut'un hayatı hakkında kısaca bilgi...

Türk dünyasının 'bilge atası' Dede Korkut, Oğuzların Kayı ve Bayat boylarından gelmektedir. 570-632 yılları arasında Hazreti Muhammed döneminde yaşadığı rivayet edilen Dede Korkut, tüm Türk kavimlerinin atasıdır ve dahisidir. Türk destanlarında ve halk hikayelerinde, Dede Korkut adına ve onun mucizevi sözlerine rastlamak her zaman mümkündür.

Dede Korkut, bütün dünyada Türklüğün en önemli simgelerinden biridir. Dede Korkut hikayelerinde destan özellikli pek çok halk kahramanının mücadeleleri anlatılır. Bu hikayelerde güzel ve hikmetli sözler, Türklerin tarihine ait rivayetler, han ve beyler hakkında methiyeler, Türk töresine ait pek çok konular işlenerek, iyiye övgü, kötüye eleştiri vardır. Her öykünün sonunda kopuzuyla ortaya çıkan Dede Korkut, Oğuz beylerine, boylarına dualar okur, şiirler ve bilgece sözler söyler. Bu hikayelerde, Türk boylarının savaşları, barışları, aile ve eğitim yapısı, üstün ahlakı ve karakter sağlamlığı da vurgulanır.

Asıl adı Kitab-ı Dede Korkut Ala Lisan-ı Taife-i Oğuzhan (Oğuzların Diliyle Dede Korkut Kitabı) olan ve Arapça yazılmış 12 destansı hikayenin yer aldığı esas nüsha Almanya'da Dresten Kütüphanesi'nde, 6 hikayelik ikinci nüsha ise Vatikan Kütüphanesi'ndedir.

Adı, tarihî kaynaklarda ve çeşitli Oğuz rivayetlerinde kimi zaman sadece “Korkut”, kimi zaman “Korkut Ata” olarak geçer; Batı Türkçesinde “Dede Korkut” olarak da anılır. Sirderya havzasında tespit edilmiş halk anlatıları onu bir baksı (Şaman) olarak tanıtırken yazılı kaynaklarda hükümdarlara vezirlik, müşavirlik yapmış bir Müslüman Türk velisi olarak tanıtılmıştır. Oğuzların İslâm’ı kabul edişlerinden önceki dönemlerin bir kâhini (kam, baksı) olduğu, İslâmlaşma sürecinde kültürel değişime paralel olarak bir evliya kimliğine büründüğü düşünülür.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle