GeriGündem Cumhuriyet dün 4 sayfa beyaz çıktı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    14
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cumhuriyet dün 4 sayfa beyaz çıktı

Cumhuriyet dün 4 sayfa beyaz çıktı
refid:11112768 ilişkili resim dosyası

Cumhuriyet Gazetesi’nin dünkü birinci sayfası son derece çarpıcıydı. Bir başyazıdan ve "Biz susarsak... Kim Konuşacak?" sloganından ibaret bembayaz birinci sayfayı görenler, doğal olarak bir hayli şaşırdılar. İkinci sayfa ile son iki sayfa da bembeyazdı. Cumhuriyet, "yazıdan daha etkili bir yöntem" olduğu için başvurmuştu bu yola. Oysa, Türk basın tarihi beyaz sayfalara alışıktı. Üstelik, Meşrutiyet de dahildi buna, Cumhuriyet de.

CUMHURİYET Gazetesi, AKP iktidarının basına karşı uyguladığı baskılara dikkat çekmek ve protesto etmek amacıyla dün, okuyucularının karşısına kapak 4 sayfasını bembeyaz yayınlayarak çıktı. Gazete, sadece birinci sayfasında "Biz susarsak kim konuşacak" başlıklı tek sütun Cumhuriyet imzalı yazısına yer verdi.

"Gazetemizin bugünkü beyazlığı çoğu kişiyi şaşırtacaktır" diye başlayan yazıda Türkiye tarihinde basına saldırı kampanyalarının daha önce de yaşandığı belirtilerek, Demokrat Parti döneminde artan sansür nedeniyle gazetelerin belli bölümlerinin ve sayfalarının kimi zaman okurun karşısına bembayaz çıktığı hatırlatıldı.

AKP’nin bugünkü tutumunun da kabul edilebilir sınırları çoktan aştığına dikkat çekilen yazıda, AKP’nin Başbakan vasıtasıyla elindeki devlet olanaklarını kullanarak basına savaş açtığı belirtilip şöyle denildi:

"Bu gidiş gidiş değildir. Özgür medyaya karşı harp süreci öyle bir aşamaya ulaşmıştır ki Cumhuriyet bu vahim gerçeğin altını tarihsel bir uyarıyla çizmeyi yalnız gazetemiz adına değil, tüm Türkiye’nin varoluşu açısından kaçınılmaz görüyor....

Biz susarsak kim konuşacak

AKP elindeki devlet olanaklarını pervasızca kullanıyor, kendinden yana medya oluşturmak için gazete, televizyon satın alıyor, kendinden yana olmayan medyaya vergi cezaları uygulamaya yöneliyor, karşıt bellediği yazar ve gazetecilere asılsız suçlamalarla soruşturmalar açtırarak basındaki muhalefeti sindirmeye çalışıyor; bu yolda bir geniş saldırı cephesi oluşturmuş durumdadır.

Tüm kamuoyunu uyarmak için herkese soruyoruz: Biz susarsak...Kim konuşacak?..."

Genel yayın müdürleri, politikacılar ve meslek kuruluşu temsilcilerinin görüşlerine içeride tam sayfa ayrıldı.

Susmayacağız Türkiye bizim

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, gazetenin İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk’u telefonla arayarak destek verdi. Baykal, Cumhuriyet’e, "Susmayacağız, Türkiye bizim" mesajı gönderdi.

Orhan Erinç (Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı): Siyasal iktidar doğrudan ya da dolaylı olarak emrinde bulunan devlet kurumları aracılığıyla da baskı uygulama dönemi başlattı.

Oktay Ekşi (Basın konseyi Başkanı): Başbakan basını özgür olmayan demokrasi modeli inşa edebileceğini sanıyor... Ancak böyle bir rejimin adının faşizm olacağını da belli ki bilmiyor.

Ercan İpekçi (Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı): Basın siyasetin gölgesinde olmamalıdır. Medya ile siyaset arasında kamu kaynaklarının kullanılması açısından bir ilişki olmamalıdır.

Sedat Ergin (Milliyet Gazetesi): Türkiye’de basın özgürlüğü alanında ciddi sorunların yaşandığı, bu özgürlüğe saygının tümüyle güvence altında olmadığı bir dönemden geçiyoruz...

Tayfun Devecioğlu (Vatan Gazetesi): İktidar devlet gücünü kullanırken medyayla ilgili tamamen farklı davranışlar gösteriyor. Bunu ATV’nin ihalesinden sonraki finansmanla ilgili süreçte gördük... İktidarla ilgili haberleri tarafsız vermeye çalışan medya grubu üzerinde vergi baskısı kurulmaya çalışılıyor.

Fatih Altaylı (HaberTurk): AKP iktidarında Başbakan Erdoğan, tüm güçleri elinde topladığı için sansür daha da sert uygulanıyor.

Beyaz sayfanın siyah tarihi

/images/100/0x0/55ea994ef018fbb8f88a7b49

1867’de Namık Kemal Tasvir-i Efkár’ın, Ali Süavi Muhbir’in başında, Sultan Abdülaziz’e muhalefet etmekte ve Padişah’ı Meşrutiyet ilanına zorlamaktadırlar. Türk basın tarihinin ilk sansür düzenlemesi olan "Kararnáme-i Áli" işte bu dönemin ürünüdür. Sadrazam Ali Paşa’nın eseri olan kararnamenin hemen ardından iki gazete de kapatılıp, Namık Kemal, Ali Suavi ve Ziya Paşa gibi devrin önemli isimleri İstanbul’dan uzaklaştırılır. İlk kez bu dönemde beyaz sayfalarla veya sütunlarla karşılaşılır. II. Abdülhamid’i rahatsız eden veya rahatsız ettiği düşünülen cümleler ve kelimeler çıkarıldığı için yerleri beyaz kalmıştır. Söz gelişi, ’Yıldız’ Yıldız Sarayı’nı, ’burun’ Padişah’ın heybetli burnunu hatırlattığı için yasaktır!

Cumhuriyet döneminde ise özgürlük vaad ederek iktidara gelen Demokrat Parti, bir süre sonra işi Tahkikat Komisyonları’na kadar götürmüş, muhalif gazeteciler birer birer adını "Hilton Koğuşu" koydukları hapishaneye yollanmıştır. Bu dönemde de makina dairelerinde yapılan son dakika sansürleri nedeniyle bazı gazeteler beyaz sütunlarla çıkmıştır.

AKP ve Recep Tayyip Erdoğan dönemi mi? Cumhuriyet’in beyaz sayfası, bu devrin özeti olarak basın tarihine geçti bile...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle