GeriGündem Cuma namazı bugün saat kaçta.. İstanbul, Ankara, İzmir ve il il cuma namazı saatleri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cuma namazı bugün saat kaçta.. İstanbul, Ankara, İzmir ve il il cuma namazı saatleri

Cuma namazı bugün saat kaçta.. İstanbul, Ankara, İzmir ve il il cuma namazı saatleri

Cuma namazı saat kaçta sorusu bugün dini vazifelerini yerine getirmek isteyenler tarafından internette cevap arayan sorular arasındaki yerini alıyor. Her hafta değişen cuma namazı saatlerinden dolayı vatandaşlar kentlerindeki cuma namazı saatlerini internette araştırıyorlar. Peki İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer illerimizde bugün cuma namazı saat kaçta? İşte Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenen cuma namazı vakitleri

Tüm illerimizde yaşayan ve cuma namazına gidecek olan vatandaşlarımız kentlerindeki cuma namazı saatlerini öğrenmek istiyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmi internet sitesinden tüm illerimiz için cuma namazı saatleri belirlendi. Peki İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer illerimizde cuma namazı bugün saat kaçta?

13 Eylül 2019 İstanbul cuma namazı saati: 13:05
13 Eylül 2019 Ankara cuma namazı saati: 12:50
13 Eylül 2019 İzmir cuma namazı saati: 13:13
13 Eylül 2019 Adana cuma namazı saati: 12:40
13 Eylül 2019 Van cuma namazı saati: 12:08
13 Eylül 2019 Denizli cuma namazı saati: 13:05
13 Eylül 2019 Kayseri cuma namazı saati: 12:39
13 Eylül 2019 Gaziantep cuma namazı saati: 12:32

İL İL CUMA NAMAZI SAATLERİ İÇİN TIKLAYIN

Cuma namazı kaç rekâttır?

Cuma namazının farzı iki rekâttır. Bunun yanında farzdan önce dört rekât, farzdan sonra dört rekât olmak üzere sekiz rekât da sünneti vardır (Kâsânî, Bedâî’, I, 269).
İmam Ebû Yusuf’a ve İmam Muhammed’e göre ise farzdan sonra kılınacak sünnet bir selamla dört ve bir selamla iki rekât olmak üzere toplam altı rekâttır. Bu görüşün Hz. Ali’den rivayet edildiği nakledilmektedir (Kâsânî, Bedâî’, I, 285).

Cuma namazında iç ezanı okumanın hükmü nedir?

Cuma günü öğle vaktini bildiren ezan, Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde cami içinde hatip minbere çıktıktan sonra okunan iç ezandı. Bu sebeple cuma günü hutbeden önce okunan iç ezanın, hatibin huzurunda olması hutbenin sünnetlerindendir.

Hz. Osman döneminde şehrin genişlemesi ve iç ezanın her tarafta duyulmaması üzerine, namaz vaktinin girdiğinin bildirilmesi maksadı ile dışarıda ezan okutulmaya başlandı. Hz. Peygamberin (s.a.s.) uygulaması olan iç ezanın da okunmasına devam edildi (Kâsânî, Bedâî’, I, 152).

Müslümandan namaz ibadeti ne zaman ve hangi hâllerde düşer?

Akıl sağlığı yerinde olan ve ergenlik çağına ermiş her Müslümana namaz farzdır. Bu şartları taşımayan kimseler namazla mükellef değillerdir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadiste çocuklar ve akıl sağlığı yerinde olmayan kimselerden sorumluluğun kaldırıldığını belirtmiştir. (Ebû Dâvud, Hudûd, 16) .

Bazı durumlarda sağlık sorunu olanlardan da namaz düşer. Hanefîlere göre, sadece başını hareket ettirerek dahi namaz kılmaya gücü yetmeyecek derecede rahatsız olan kimseye bir şey gerekmez. Eğer bu hastalıktan ölürse, kaza etme imkânı bulamadığı için borçsuz olarak Allah’ın huzuruna çıkmış olur. İyileşmesi durumunda; kılamadığı namazları bir günlük (beş vakit) namazı geçmezse, kaza etmesi gerekir. Sayı bundan daha çok olursa sahih olan görüşe göre, o kimseye kaza gerekmez. Baygın kalan kişi için de baygınlık süresine göre aynı hükümler geçerlidir. (Kâsânî, Bedâi’, I, 106, 107, 108). İmam Şâfiî bayılma tam bir namaz vakti olursa da kaza gerekmeyeceğini söylemiştir (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, I, 204).

Hayatını yatalak olarak geçiren kişi, eğer yataktan kalkıp abdest alamıyorsa veya abdest aldıracak birini bulamıyorsa yanında bulunduracağı tuğla, kiremit veya taş gibi bir madde üzerine teyemmüm eder. Yatağından doğrulmaya ve kıbleye yönelmeye tek başına imkân bulamayan kişi, kendisine yardım edecek kimse de olmadığı takdirde yerinden doğrulmadan, yüzünü çevirebildiği kadar kıbleye çevirerek yattığı yerde namazını îma ile kılar (Serahsî, el-Mebsût, I, 112-113; Kâsânî, Bedâi’, I, 48).

Hastalığından dolayı kendi başına teyemmüm edemeyen ve bu konuda kendisine yardım edecek birini de bulamayan kişi kendisini abdestli gibi sayarak isterse namazını îma ile kılar; isterse de kazaya bırakır; iyileşmesi hâlinde kaza eder, iyileşmeme durumunda ise kendisinden yükümlülük düşer (İbn Nüceym, el-Bahr, I, 246-249,151; Haskefî, ed-Dürrü’l-muhtâr, I, 184-185, 423; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, I, 185, 423).

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle