GeriGündem Cuma namazı bugün saat kaçta? İstanbul Ankara İzmir il il cuma namazı saatleri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cuma namazı bugün saat kaçta? İstanbul Ankara İzmir il il cuma namazı saatleri

Cuma namazı bugün saat kaçta? İstanbul Ankara İzmir il il cuma namazı saatleri

Cuma namazı, bu hafta da tüm yurt genelinde ve İslam âleminde camilerde birlikte kılınacak. Bulundukları şehirlerin cuma namazı saatini öğrenmek isteyen vatandaşlar, şu dakikalar itibariyle araştırmalarına hız vermiş durumda. Namaz saati en çok merak edilen şehirler ise İstanbul, Ankara ve İzmir gibi nüfus yönünden kalabalık şehirler. Peki, cuma namazı bugün saat kaçta? İşte, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınladığı namaz saatlerine göre il il 2 Kasım cuma namazı saatleri...

Her hafta olduğu gibi bu hafta da cuma namazı saatine yönelik araştırmalar günün ilk saatleri itibariyle başladı. Özellikle İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi büyük illerde ikamet eden vatandaşlar, cuma namazı saatini kaçırmamak adına, saat sorgulaması yapıyor. Peki, cuma namazı bugün saat kaçta kılınacak? Cuma namazı saat kaçta? İşte, il il cuma namazı saat bilgisi...

2 KASIM CUMA NAMAZI SAATİ

Cuma günü dolayısıyla camilere akın edecek milyonlarca vatandaş, "Cuma namazı saat kaçta kılınacak?" sorusuna internet üzerinden yaptıkları araştırmalarla yanıt arıyor. Cuma namazı bugün yani 2 Kasım 2018 tarihinde İstanbul'da 12:54'de başkent Ankara'da 12:38'de İzmir'de 13:01 Bursa'da ise 12:53'de kılınacak. Diğer illere ait cuma namazı saatlerini öğrenmek için aşağıdaki linke tıklayarak sorgulama yapabilirsiniz.

İL İL CUMA NAMAZI SAATLERİ

2 KASIM CUMA HUTBESİ

TEMİZ GIDA TEMİZ NESİL

Muhterem Müslümanlar!

Allah Resûlü (s.a.s), bir gün ashabına ve onlarınşahsında bütün insanlığa şöyle seslendi: “Ey insanlar! Allah Teâlâ temizdir, ancak temiz olanı kabul eder. Allah, Peygamberlerine emrettiği şeyleri müminlere de emretti.” Peygamber Efendimiz bu sözlerinin ardından şu âyeti okudu: “Ey Peygamberler! Temiz olan şeylerden yiyin, güzel işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyla bilmekteyim.”1 Allah Resûlü (s.a.s) konuşmasına devam ederek, ashabına bir adamın halini anlattı. Bu adam uzun yolculuklar yapmış, üstü başı toz toprak içinde kalmış, ellerini göğe açmış “Yâ Rab, yâ Rab!” diye yalvarıyordu. Sonra Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: “Fakat onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, gıdası haram idi. Peki, böyle birisinin duası nasıl kabul edilsin?”2

Kıymetli Müminler!

Yerlerin ve göklerin sahibi olan Allah, uçsuz bucaksız bir kâinat ve bu kâinat içinde insanın hayatını devam ettirmesine uygun bir dünya var etti. Tatlı ve latif sularla, bin bir çeşit leziz yiyecekle çevremizi donattı. Ekinlerin yetiştiği arazileri, meyve bahçelerini, onları büyüten güneşi ve yağmuru lütfetti.

Her biri ayrı güzel ve birbirinden değerli nice varlığı insanın emrine amade kıldı. Sonra da kullarından seçici davranmalarını isteyerek şöyle buyurdu: “Allah’ın size verdiği helâl ve temiz rızıklardan yiyin ve iman etmiş olduğunuz Allah’ın yasaklarından sakının.”

3 Ancak insanoğlu, çoğu zaman Rabbinin verdiği nimetlerden istifade edip yeryüzünü ıslah etmek ve iyiliği çoğaltmak yerine, fesat çıkarıp kendisine ve dünya evine zarar verdi. Şehir hayatının, lüks ve konforun cazibesi karşısında ziraatı, doğal hayatı, dengeli yaşamı terk etti. Kimi zaman tohumların genetiğini bozarak, kimi zaman kimyasal ve yapay ürünlerle tabiatı zehirleyerek tertemiz nimetlere yazık etti. Halbuki toprağımıza, ürünümüze, el emeğimize sahip çıkmak hepimizin vazifesiydi. İnsanoğlu “Sakın dengeyi bozmayın”4 ilahi uyarısına riayet etmeyerek kendi elleriyle toprağı, havayı ve suyu kirletti. Maddi menfaatlere aldanarak, kendisi dışındaki varlıklara ve gelecek nesillere karşı da sorumlu olduğunu unuttu. Oysaki Allah Teâlâ, bizi şöyle uyarmıştı: “Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın…” 5 Aziz Müminler! Bir toplumda maddi ve manevi tahribat gıdanın bozulmasıyla başlar. Helal haram duyarsızlığı, insanlarda bir bilinç kirlenmesine dönüşür. Ahlaki ve insani değerler göz ardı edilince, yenilip içilenler, üretilip tüketilenler fayda yerine zarar verir. Nihayetinde toplumsal bir yozlaşma gerçekleşir; küçücük dimağların ve gencecik yavruların fıtratı bozulur. Sevginin, saygının ve hoşgörünün tükendiği, kötülüğün, hayâsızlığın ve adaletsizliğin çoğaldığı bir ortam oluşur. Nitekim Cenâb-ı Hak, münafık şahsiyetinden bahisle, “O, senin yanından ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekini ve nesli yok etmeye çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez”

6 buyurmuştur. O halde, dünya üzerinde huzuru ve barışı yok etmek isteyenler, ekini ve nesli ifsat etmek için çaba göstermektedir. Müminler için bu ayet hem bir uyarı hem de temiz bir gıda ve nezih bir nesil inşa etmeye davettir.

Değerli Müslümanlar!

Her söz ve davranışımız gibi, her lokmamızın da hayatımızda derin tesiri vardır. İnsan ne yediğine ve ailesine, sevdiklerine ne yedirdiğine dikkat etmekle mükelleftir. Bu dünya bize, biz de birbirimize emanetiz. O halde sorumluluğumuzun farkına varalım; ölçülü ve ahlaklı bir hayatı benimseyelim. Helal kazancın, temiz üretimin, dengeli tüketimin ve sağlıklı nesillerin gayreti içinde olalım.

CUMA NAMAZI KAÇ REKAT?

Çok sayıda vatandaşın merak ettiği 'Cuma namazı kaç rekat?' sorusuna Diyanet İşleri Başkanlığı'nın verdiği cevap şöyle;

Cuma namazının farzı iki rekâttır. Bunun yanında farzdan önce dört rekât, farzdan sonra dört rekât olmak üzere sekiz rekât da sünneti vardır (Kâsânî, Bedâî’, I, 269). İmam Ebû Yusuf’a ve İmam Muhammed’e göre ise farzdan sonra kılınacak sünnet bir selamla dört ve bir selamla iki rekât olmak üzere toplam altı rekâttır. Bu görüşün Hz. Ali’den rivayet edildiği nakledilmektedir (Kâsânî, Bedâî’, I, 285).

CUMA NAMAZI NASIL KILINIR?

Öğle ezânı okununca, önce dört rek'at Cum'a namazının ilk sünneti kılınır. Niyet ederken: "Niyet ettim, Allah rızası için Cuma Namazının ilk sünnetini kılmaya" denilir.  Bu namaz aynı öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır.  İlk rekatta önce Sübhaneke okunur. Sonra Euzü Besmele çekilir. Bütün rekatlarda Fâtiha ve zamm-ı süre okunur.  ilk oturuşta sadece Etteahiyyatü okunur.

Son oturuşta:

Etteahiyyatü, Allahumma Salli, Allahumme Barik, Rabbena duaları okunur. Sonra, câmi' içinde, ikinci ezân okunur. Sonra, İmam hutbe okumak için minbere çıkar. Hutbe okunur. Hutbe okunurken cemâ'atin namaz kılması ve konuşması tahrimen mekruhdur.  Hatîb efendi duâ ederken, cemâ'at sesli âmîn demez. İçinden sessiz denir.  Namaz kılarken yapması harâm olan her şey, hutbe dinlerken de harâmdır.  Hutbe okunup bittikten sonra müezzin kamet getirir.

Sonra, cemâ'at ile iki rek'at Cum'a namazının farzı kılınır. Bu namaz aynı sabah namazının farzı gibi kılınır. Niyet şöyle edilir: "Niyet ettim, Allah rızası için Cuma namazının farzını kılmaya, uydum hazır olan imama"  Sonra, dört rek'at son sünneti, Niyeti şöyledir: "Niyet ettim Allah rızası için Cuma namazının son sünnetini kılmaya".

Bu sünnetde aynı ilk sünnet gibi kılınır. Böylece esas itibariyle Cuma namazı farzı ve sünnetleriyle birlikte kılınmış olur. Son sünnetin ardından zuhr-i ahir, niyetiyle dört rekat daha namaz kılınmaktadır. Niyet edilirken şöyle denilir: "Niyet ettim Allah rızası için edâsı üzerime olup da henüz üzerimden sâkıt olmayan en son öğle namazının farzına". Bu şekilde niyet edilirse, eğer o günün cuma namaz şartlarında bir noksanlıktan dolayı kabul olunmamışsa, öğle namazı kılınış olur. Kabul olunmuşsa, en son kazaya kalmış öğle namazına sayılır.

Bundan sonra, iki rek'at vaktin sünneti kılınır. "Niyet ettim Allah rızası için Vaktin sünnetine" diye niyet edilir. Cum'a sahîh olmadı ise, bu on rek'at, öğle namazı olur. Bundan sonra, Âyet-el-kürsi ve tesbîhler okunup, duâ edilir.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle