GeriGündem Cuma namazı bugün saat kaçta? Hutbeye yetişemeyen kimsenin cuma namazı geçerli mi?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cuma namazı bugün saat kaçta? Hutbeye yetişemeyen kimsenin cuma namazı geçerli mi?

Cuma namazı bugün saat kaçta? Hutbeye yetişemeyen kimsenin cuma namazı geçerli mi?

Cuma namazı, Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminden günümüze kadar kılına gelmiş ve bunun farz olduğu konusunda herhangi bir farklı görüş ortaya çıkmamıştır. Cuma namazına gitmek, ergenlik çağına ulaşmış her Müslüman erkeğe farzdır. Peki, hutbeye yetişemeyen kimsenin cuma namazı geçerli mi?cuma namazı bugün saat kaçta?

Öğlen vaktinin yaklaşmasıyla birlikte cuma namazı saati için araştırmalar hız kazandı. Diyanet'in yayımladığı bilgilere göre cuma namazı, İstanbul'da saat 13.23'de kılınacak. Peki, cuma namazı diğer illerde saat kaçta kılınacak? İşte, il il cuma namazı saatleri

Namaz ibadetini cemaatle birlikte kılmak ve ön safhalarda yer edinmek isteyen vatandaşlar, bu haftaki cuma namazı saatini merak ediyor. Cuma namazı saatleri Türkiye’nin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine farklılık gösteriyor. Peki, cuma namazı bu hafta saat kaçta kılınacak? Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından duyurulan cuma namazı saatlerini derledik.

CUMA NAMAZI SAAT KAÇTA KILINACAK?

Diyanet'in yayımladığı bilgilere göre cuma namazı, İstanbul'da saat 13.23'de kılınacak. Ankara'da 13.07'de, İzmir'de 13.30, Adana'da 12.57, Antalya'da 13.16 Bursa'da ise 13.22'de eda edilecek.

Diğer illerin ve ilçelerin Cuma Namazı saatleri bilgisini aşağıdaki linke tıklayarak öğrenebilirsiniz.

TÜM İLLERİN CUMA SAATLERİ İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

Cuma namazında hutbeye yetişemeyen kimsenin namazı geçerli midir?

Cuma namazında hutbe, namazın sahih olmasının şartlarından biridir. Hutbe okunmadan kılınan bir cuma namazı sahih değildir. Bu nedenle hutbe okunurken en az bir erkeğin hazır bulunması gerekir. Ancak cuma kılabilmek için hutbeye yetişmek ve dinlemek şart değildir. Buna göre, mazeretine binaen okunan hutbeye yetişemeyen veya hutbeyi duymayan kişinin kıldığı cuma namazı sahih olur. Hutbeyi dinlemeye yetişemeyen kimse, cuma namazının ikinci rekâtına bile yetişse, imam selam verdikten sonra ayağa kalkıp bir rekât daha kılarak cuma namazını tamamlar (İbnü’l-Hümâm, Feth, II, 63).

Cuma namazında iç ezanı okumanın hükmü nedir?

Cuma günü öğle vaktini bildiren ezan, Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde cami içinde hatip minbere çıktıktan sonra okunan iç ezandı. Bu sebeple cuma günü hutbeden önce okunan iç ezanın, hatibin huzurunda olması hutbenin sünnetlerindendir.
Hz. Osman döneminde şehrin genişlemesi ve iç ezanın her tarafta duyulmaması üzerine, namaz vaktinin girdiğinin bildirilmesi maksadı ile dışarıda ezan okutulmaya başlandı. Hz. Peygamberin (s.a.s.) uygulaması olan iç ezanın da okunmasına devam edildi (Kâsânî, Bedâî’, I, 152).

Cuma hutbesinde yapılan duaya “amin” demek caiz midir?

İslam âlimleri, gerek cuma hakkındaki hadisleri, gerekse Resûlullah’ın (s.a.s.) uygulamasını göz önüne alarak hutbenin esasını teşkil eden rükünler ile sahih bir hutbede uyulması gereken şartları ve hutbenin adabını tespit etmişlerdir (Kâsânî, Bedâiu’s-sanâî, II, 196). Hatip hutbe irad ederken cemaatin konuşmasının doğru olmadığını ifade eden hadisler vardır (Buhârî, Cumua, 36; Müslim, Cumua, 11; Muvatta, Cuma, 6; Ebû Dâvûd. Salât, 237; Tirmizî, Salât, 256; Nesâî, Cumua, 22). Hanefi ve Şâfiîler bu hadislere dayanarak zaruret olmadıkça hutbe esnasında konuşmayı mekruh; Hanbelî ve Mâlikîler haram kabul etmişlerdir (Kâsânî, Bedâiu’s-sanâî, II, 198; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, I, 429-430). Diğer taraftan yine Resûlullah’ın (s.a.s.) uygulamasını göz önüne alan İslam âlimleri hutbede müminlere dua etmenin mendup veya rükün olduğunu söylemişlerdir (Kâsânî, Bedâiu’s-sanâî, II, 196).

Buna göre, hutbenin dinlenmesi, bu esnada başka işlerle uğraşılmaması, konuşulmaması gerekir. Ancak, Hz. Peygamberin (s.a.s.) ismi anıldığında sessizce salavat okunması, hatibin duasına ‘âmin’ denmesi, konuşma olarak değerlendirilmediğinden, bunların yapılmasında bir sakınca yoktur (Bkz. Kâsânî, Bedâiu’s-sanâi’, I, 264; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, III, 35).
Benzer Sorular

Yorumları Göster
Yorumları Gizle