Çocuğum hangi okula gidecek? Zorunlu eğitim kaç doğumluları kapsıyor?

Güncelleme Tarihi:

Çocuğum hangi okula gidecek Zorunlu eğitim kaç doğumluları kapsıyor
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 29, 2018 15:10

Çocuğum hangi okula gidecek sorusu, evlatlarını okula yazdıracak olan anne babaların gündemindeki konu oldu. 2012 yılında doğan çocuklardan, 2014 yılında doğan çocuklara kadar belirli ay aralığına sahip olacak olan çocukların okula başlayabileceği 2018/2019 eğitim öğretim döneminde, ay aralığına göre kayıt zorunlulukları bulunacak. İşte, çocuğum hangi okula gidecek sorusuna cevap arayan vatandaşlar için en detaylı veriler

Haberin Devamı

Çocuğum hangi okula gidecek konusu, okulların açılmasına çok az bir süre kala birçok vatandaşın gündemindeki konu oldu. Binlerce öğrencinin bu yıl ana sınıfı ya da ilkokul seviyesinde eğitimlerine başlayacağı dönem, 2012 ile 2014 doğumluları kapsayacak. İşte, çocuğum hangi okula gidecek sorusuna yanıt arayan veliler için bazı bilgiler

ÇOCUĞUM HANGİ OKULA KAÇ YAŞINDA GİDECEK?

Çocuğum hangi okula gidecek otomasyonu, okul çağına gelen evlatlarının eğitim durumunu öğrenmek isteyen anne babaların gündem konusu oldu. İşte, çocuğum hangi okula gidecek sorusunun cevabını arayanlar için detaylı bilgiler

30 Eylül itibariyle;

2014 doğumlulardan 48 ila 53 aylık arasında olanlara ana sınıfına
2014 doğumlulardan 54 ila 56 aylık arasında olanlar zorunlu ana sınıfı
2013 doğumlulardan 57 ila 59 aylık arasındakiler zorunlu ana sınıfı
2013 doğumlulardan 60 ila 65 aylık arasındakiler 1. sınıfa isteğe bağlı, ana sınıfına zorunlu
2013 doğumlulardan66 ila 68 aylık arasındakiler dilekçe vererek 1. sınıf kaydı erteleyebilme, ana sınıfına zorunlu,
2012 doğumlulardan 69 ila 71 aylık arasındakiler 1. sınıf kaydı zorunlu ancak raporla bir yıl ertelenebilir, 
2012 doğumlulardan 72 ay ve üstü ise zorunlu eğitim çağına tabi olarak kayıtlarını gerçekleştirecek.

Haberin Devamı

ÇOCUĞUNUZUN HANGİ OKULA KAYITLI OLDUĞUNU ÖĞRENMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Okulların 17 Eylül'de açılacak. Aileler de okul alışverişine başladı. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Görevlisi Gülşah Konakoğlu, çocukların kullandığı okul çantalarının ağırlığının fazla olması durumunda duruş bozukluğu yaşanabileceğini belirtti. Konakoğlu, "Postürün (duruş) bireyi fiziksel ve ruhsal yönden hayatı boyunca etkileyen bir unsur. Ailesel ve yapısal faktörlerin yanısıra alışkanlıklar bireyin postüral yapısını etkiler. Düzgün postür için dengeli ligament ve kas yapısına sahip olmak gerekiyor. Postür bozukluklarına bağlı olarak kas ve ligaman yapısında ortaya çıkan instabilite; ağrıya, kas yorgunluğuna ve asimetrik görüntüye yol açıyor. Omurgada en sık karşımıza çıkan postüral problemler iseskolyoz (omurganın yana eğriliği) ve kifoz yani kamburluk" dedi.

Haberin Devamı

'ÇOCUKLAR GELİŞME DÖNEMİNDE SÜREKLİ TAKİP EDİLMELİ'
Bedensel değişimin yaşandığı adölesan (ergenlik) dönemin, gelişme döneminin önemli bir bölümünü oluşturduğunu belirten Konakoğlu, "Bu dönemde kas iskelet sistemi hastalıkları özellikle de omurgada skolyoz ve kifoz sık görülüyor. Skolyoza neden olan eğrilik adölesan dönemde 10 yaşından sonra ortaya çıkıyor ve yine büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu bu dönemde hızla ilerliyor. Ancak bulgular erken dönemde çok belirgin olmadığından çoğunlukla tanı ve tedavi gecikiyor. Genellikle ilk bulgu asimetri oluyor. Bu nedenle anne ve babaların bu konudaki farkındalıklarının yüksek olması ve çocuklarını gelişme döneminde düzenli takip etmesi erken tanı için son derece önemli" diye konuştu.

Haberin Devamı

'OKULLARDA DÜZENLİ SKOLYOZ TARAMALARI YAPILMALI'
Eğrilik düşük derecedeyken bireye uygun egzersiz programlarıyla çok iyi sonuçların alınabileceğini fakat eğriliğin derecesi arttığında aynı sonuçları alabilmenin mümkün olmadığının altını çizen Konakoğlu, "Bu nedenle büyüme ve gelişme dönemindeki çocuk ve adölesanlarda okulda yapılan postür analizleri de erken tanı için son derece önemli. Ülkemizde de fizyoterapistler tarafından tüm okullarda tam anlamıyla düzenli skolyoz taramaları yapılmalı" dedi.

YETERSİZ FİZİKSEL AKTİVİTE DURUŞU BOZAR
Gülşah Konakoğlu şöyle devam etti:
“Yapılan araştırmalarda okul çocuklarında ortaya çıkan postür bozukluklarını etkileyen faktörler arasında yanlış duruş ve oturuş şekli, çantanın taşınma şekli, çantanın ağırlığı, tablet ve akıllı bilgisayarların sık kullanımı, sedanter yaşam tarzı gösteriliyor. Çocuğun kullandığı okul çantasının ağırlığının fazla olması postürü bozabiliyor. Bu nedenle çantanın ağırlığı çocuğun vücut ağırlığının yüzde 10'unun altında olması ideal. Okul çantası her iki omuza takıldığında dahi baş ve boyun öne tilt yapmakta ve yüke maruz kalıyor. Okul çocuklarında ortaya çıkan duruş bozukluklarının en önemli nedenlerinden biri de yetersiz fiziksel aktivite. Aileler çocuklarını vücut kondisyonunu, omurgayı stabilize eden kasların kuvvetini ve dayanıklılığını arttıracak egzersizleri yapabilecekleri sporlara vakit ayırması hususunda teşvik etmeliler ve motivasyon sağlamalı.”

Haberin Devamı

STANDART MOBİLYALAR POSTÜR PROBLEMLERİNE YOL AÇIYOR
"Ailelerin, çocuklarını dik durmaları konusunda ısrarla uyarmaları, genellikle işe yaramıyor ve zamanla gerginliğe dönüşüyor. Bu nedenle öncelikle aileler doğru oturma alışkanlığı kazandırmak amacıyla çocuklarının masa ve sandalyelerini, bununla birlikte monitör ve klavye yüksekliklerini uygun ayarlamalarla düzenleyebilirler. Bu sayede omurganın fizyolojik sınırlarda olabileceği ideal duruşa alışmalarını sağlayabilirler. Çocuğa uygun ideal sandalye yüksekliği popliteal (diz arkası) yükseklikle belirlenebilir, ideal sandalye derinliği ise kalça- popliteal bölge uzunluğuyla tespit edilebilir. Yine çocuğun dirsek ve omuz yüksekliğiyle masanın ideal yüksekliği belirlenebilir. Okullarımızda standart ölçülerde mobilyaların kullanılması, öğrencilerin büyük bir kısmının vücut ölçülerine uygun olmadığı için postür problemlerine sebep olabiliyor. Maliyet açısından düşünüldüğünde de aynı mobilyaların tüm öğrenciler tarafından kullanılabilmesi için sandalye ve sıra ya da masa yüksekliklerinin ayarlanabilir parçalardan oluşacak şekilde dizayn edilmesi, ortaya çıkacak birçok postür problemini önleyecektir. Okullarımızda fizyoterapistlerin danışmanlık rollerinin sağlanarak koruyucu yaklaşımın artırılması gerekiyor. Bu sayede ortaya çıkabilecek kas-iskelet sistemi hastalıklarının önlenmesi ve erken tedavi edilmesi sağlık alanında yapılan harcamaları da önemli miktarda azalabilir.”

BAKMADAN GEÇME!