GeriGündem Cinnah fısıltıları
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cinnah fısıltıları

Brezilya Dışişleri Bakanı Türk diplomata kayınpeder

HER
şey, 1998 yılında Türkiye'nin New York'taki BM delegasyonunda görevli diplomat Murat Esenli ile Brezilya'nın BM Daimi Delegesi Büyükelçi Celso Amorim'in kızı Anita'nın yıldırım aşkına tutulmalarıyla başladı. Genç çiftin evlilik kararı, aileleri tanıştırmak üzere düzenlenen Çeşme zirvesini beraberinde getirdi. Büyükelçi Celso Amorim ve eşi Ana Maria Amorim, dünürleri Bedrettin ve Seher Esenli ile tanışmak üzere 1998 yazında, ailenin yazlarını geçirdiği Çeşme'ye geldiler.

ÇEŞME’DE RAKI, BALIK ODTÜ Mimarlık Fakültesi'nin ilk dönem mezunu olan Ankaralı Yüksek Mimar Bedrettin Esenli ve eşi Seher Hanım, dünürlerini Çeşme'de dört dörtlük ağırladılar; onları Kale'ye ve Dalyan'a balık yemeye götürdüler.

Büyükelçi Amorim, ilk rakısını Dalyan'daki Liman Lokantası'nda devirdi.

Murat Esenli ile Anita Amorim, 1998'i 1999'a bağlayan yılbaşı gecesi evlendiler. Murat Esenli, New York'taki görev süresini tamamladıktan sonra eşi Anita ile birlikte Türkiye'ye geldi ve dönemin Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in Özel Kalem Müdürü oldu. Anita Esenli de böylelikle Ankaralı oldu.

Esenli, ardından Türkiye'nin BM'nin Cenevre ofisi nezdindeki delegasyonuna müsteşar olarak gitti. Çiftin Yasemin (5) ve Ömer (3) adlarında iki çocuğu var.

KAYINPEDER 2’NCİ KEZ BAKAN

Gelelim kayınpederin durumuna. Celso Amorim, New York'taki görevinden sonra ülkesine dönüp Brezilya Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreterliği görevini üstlendi.

Brezilya'da 2002 sonunda yapılan seçimlerde büyük bir oy patlamasıyla iktidara gelen Lula Da Silva, hükümetini kurarken Dışişleri Bakanlığı'na bir siyasiyi değil, Brezilya hariciyesinin en kıdemli ve tecrübeli ismi olan Celso Amorim'i getirdi. Amorim, böylece 1992-93 yıllarındaki Dışişleri Bakanlığı görevinden sonra ikinci kez bakan koltuğuna oturdu.

Amorim, Türk damadı olan bir Dışişleri Bakanı olarak koltuğa oturunca, Brezilya'dan Türkiye'ye bugüne dek Dışişleri Bakanı düzeyinde hiçbir ziyaretin yapılmadığını fark etti. Oysa 1998'de Türk Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Brezilya'yı ziyaret etmişti.

GÜL MÜ ETKİLİ, DÜNÜR MÜ?

Ve Amorim, Türkiye'ye resmi bir ziyarette bulunmaya karar verdi. Bunda Abdullah Gül'ün davetinin yanı sıra, dünür Bedrettin Bey'in ısrarlarının da etkisi var mı?

Bu sorunun yanıtı açıklık kazanmış değil. Ancak şu kadarını söyleyelim: Amorim, Ankara'da Hilton ya da Sheraton gibi fiyakalı otellerde değil, dünürlerinin Gaziosmanpaşa'daki apartman dairesinde kalacak.

Bedrettin Esenli, Brezilya Dışişleri Bakanı için ‘‘Dünürlerimizle ilişkimiz çok sıcak. Çok yumuşak huylu insanlar. Onların sıcaklığıyla bizim Akdenizliliğimiz örtüşüyor. Hanımlar da çok iyi geçiniyorlar’’ diyor.

Görüleceği gibi, Esenli ve Amorim aileleri arasındaki sıcak ilişkiler, Türkiye ile Brezilya arasındaki ilişkilere de damgasını vuracak gibi.

Düğün New York’taydı

MURAT Esenli ile Anita Amorim'in evlilik töreni 1999'a girerken yılbaşı gecesi Brezilya Daimi Delegesi'nin New York'taki görkemli rezidansında yapıldı. Çok sayıda Türk konuğun katıldığı şık davette her iki aile bireylerinin katıldığı bir hatıra fotoğrafı da çekildi.

AKP'li Zeynep Hanım ‘fok annesi’ oldu

AKP
, toplumdaki hassasiyetlere duyarlı bir parti. Bu hassasiyetlere, bu kez de fok balıkları katıldı. AKP'nin fok balığı atağının gerisinde İstanbul Milletvekili Zeynep Karahan Uslu'nun nesli tükenmekte olan bir Akdeniz fokunu evlat edinmesi yatıyor. Sualtı Araştırmaları Derneği Akdeniz Foku Araştırma Grubu'nun (AFAG) kampanyasına destek veren Uslu, Hürriyet'in parlamento muhabiri Şehriban Oğhan'a, ‘‘Bizler yasama çalışmaları yanında, toplumdaki hassasiyetleri geliştirmek için katalizör olmalıyız’’ dedi. Uslu, Türkiye kıyılarında 100 civarında bulunduğu sanılan fokların doğal ortamlarında korunmaları için çalışma başlattı. Fokların dünyadaki sayısının 450-550 civarında olduğu dikkate alındığında popülasyonun önemli bir bölümünün Türkiye kıyılarında bulunduğunu belirten Uslu, AFAG ile işbirliğine geçti. Bu kapsamda AFAG'ın 1998 yılında başlattığı ‘‘Bir fok evlat edinin’’ kampanyasına katıldı. Bir çocuk annesi Uslu, derneğe küçük bir bağış yaparak ‘fok annesi’ oldu. Herkesi kampanyaya destek olmaya çağıran Uslu bu mesajı ‘www.zkuslu.com’ adındaki kendi sitesine de koydu. AFAG temsilcisi Yeşim Aslan'ın verdiği bilgiye göre bugüne kadar kampanyaya 210 kişi katıldı. Akdeniz foku anne-babası olmak isteyenler 50 milyon lira veya üzeri bağışla kampanyaya katılabiliyorlar. Fok kardeşi olmak isteyenlerin en az 30, arkadaşı olmak isteyenlerin ise 20 milyon lira bağış yapmaları gerekiyor. Bağışta bulunanlara üç ayda bir yayınlanan AFAG bülteni ‘Akdeniz Gezgini’, teşekkür mektubu, evlat edinme sertifikası ve evlat edinilen fokun bir fotoğrafı gönderiliyor.

Bakalım, Karahan'ın başlattığı kampanyaya lideri Erdoğan da katılıp fok evlat edinecek mi?

Rizespor'un ‘Ata’ ısrarı

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan,
geçen hafta Pazar günü akşamı, Kayseri, Sivas gezisini tamamlayarak, ATA uçağı ile Esenboğa Havaalanı'na indiğinde, VIP salonunda kendisini karşılayanlar arasında Rizesporlu futbolcu ve yöneticileri de vardı.

Kafile, Trabzon'a uçmak için aktarma yapmak üzere Ankara'ya gelmişti. Ancak, rötar nedeniyle Ankara'ya gecikmeli inip, Trabzon uçağını kaçırmışlardı.

Erdoğan, 15 haftalık yenilmezlik unvanına sahip Diyarbakırspor'u, hem de kendi sahasında 1-0 yenme başarısını göstermiş Rizespor kafilesini hararetle kutladı. Ne de olsa Rizeliydi. Fenerbahçe'den sonraki gönül ağrısı şu an ligde 13. sırada olan Rizespor'du.

Rizesporlular, Başbakan'ın kendilerine olan yakınlığını bildiklerinden kendisinden THY'nin Trabzon'a bir ek sefer düzenleyip düzenleyemeyeceğini sordular. Ancak bunun mümkün olmadığı ortaya çıktı. Bunun üzerine Rizesporlular, hemşerileri Başbakan'a başkalarının pek de cesaret edemeyeceği şaka yollu öneride bulundular:

‘‘ATA uçağını verin.’’ Erdoğan şaşırdı, ama ne yapacağına da hemen karar veremedi. Başbakan, ‘‘Kafile kaç kişi?’’ diye sordu. 24 kişi olduğunu öğrenince ret gerekçesini bulduğu için yüzünde bir tebessüm belirdi: ‘‘Ama ATA uçağı 14 kişilik, olmaz ki’’ dedi. Vaziyeti kurtardığını düşünüyordu ki, bir Rizespor yöneticisi ‘‘Olsun, o zaman uçak iki sefer yapsın’’ dedi. Başbakan, hemşeri nazına pabuç bırakma niyetinde değildi, ‘‘Arkadaşlara söyleyelim de çözüm bulsunlar’’ dedi ve VIP salonundan uzaklaştı. Başbakan, ertesi sabah yine VIP salonundaydı ki, ne görsün? Rizespor kafilesi karşısında.

Bu kez sabah uçağında rötar vardı. Başbakan, hemen otoritesini konuşturdu ve ‘‘Kardeşim, bizim arkadaşlarımız niye hala burada?’’ diye hafiften çıkıştı. Neyse Rizesporlular, gecikmeli de olsa uçabildiler.

Başbakan da, akşam dönüşünde Rizespor kafilesini görmeyince derin bir nefes aldı. Ancak, hemşerilerini Rize'ye uçuramadığı haberi, Rizeliler arasında kulaktan kulağa yayıldı.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle