GeriGündem Cinnah fısıltıları
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cinnah fısıltıları

Bir yılda devr-i alem

ABDULLAH Gül
ve Tayyip Erdoğan başbakanlığındaki AKP hükümetlerinin bakanları, bir yılda Meksika'dan Çin'e, Kenya'dan Brezilya'ya, Japonya'dan Fas'a kadar hızlı bir ‘devr-i alem’e imza attılar.

AKP'li bakanların devr-i alemi'nde bir yılda 40 dış geziyle ilk sırayı makamı gereği Dışişleri Bakanı Abdullah Gül aldı. Gül bir yıl boyunca en çok (5 kez) Yunanistan'a gitti.

İkinciliğe de yine görevi gereği Dış Ticaret'ten sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, 28 geziyle yerleşti.

Doğrudan ‘‘dış bağlantılı’’ görevlerde bulunan bakanlar dışında AKP kabinesinin birçok üyesi de, bir yılda hemen her ay, hatta ayda iki kez yurtdışına çıktı.

ABD'DE ‘DİYANET’ TURU

Kimi Küba'da ‘‘adalet sistemi’’ni araştırdı, kimi Kenya'ya gidip ‘‘çevre’’ye göz attı, kimi Meksika'da ‘‘görüşmelerde bulundu’’. Dış gezilerde bazen ABD'nin ‘‘diyanet’’i, bazen Çin'in ‘‘içişleri’’ izlem-gözlem konusu olurken, Çin ve Malezya'da ‘‘ulaştırma’’ da mercek altına alındı.

Gül ve Tüzmen bir tarafa bırakılırsa, ‘‘leyleği havada görme’’ deyiminin hakkını verenler arasında bir aya üç gezi sığdırabilen Güldal Akşit de yer alıyor. Akşit, bir yıl içinde İtalya'ya üç kez gitme başarısını da sergiledi.

ÇİÇEK, ‘JULES VERNE’ GİBİ

Adalet Bakanı Cemil Çiçek bir yılda 14 geziyle, ‘‘dünya’’yı geniş bir yelpazede dolaştı. Çiçek, Litvanya'dan Yunanistan'a, Güney Kore'den Azerbaycan'a, İtalya, İsrail, Bulgaristan'dan Kırgızistan ve Tacikistan'a, Almanya'dan Küba'ya kadar neredeyse her ay yurtdışına çıktı.

Diyanet'ten sorumlu Mehmet Aydın da 17 yurtdışı gezisi ile, aynı süre içinde 16 kez yurtdışına çıkan Başbakan Tayyip Erdoğan'ın önünde yer aldı.

Almanya'ya üç kez giden Aydın Kazakistan, Mısır, ABD, Belçika, Avusturya, Makedonya, Fransa, Moğolistan, Tacikistan, Belçika, İspanya, Kırgızistan, Tacikistan, İtalya gezilerine de katıldı.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da 12 geziyle, Çin'den Güney Kore'ye, Belçika'dan İsveç'e, oradan Malezya'ya ve ABD'ye kadar ‘‘ulaştı’’.

On bir ayda toplam 306 gezide bakanlar en çok İtalya'ya (tam 27 kere) gittiler. İtalya'yı Belçika 19, Almanya, Yunanistan 16, ABD 15, Fransa 13 İngiltere 12, Azerbaycan ve Avusturya 10 gezi ile izledi.

KABİNENİN GEZİ ÇİZELGESİ

Hürriyet Gazetesi Ankara Bürosu Arşiv Sorumlusu Hüseyin Tekin'in resmi gazeteleri tek tek tarayarak yaptığı araştırmaya göre, AKP'li bakanların 11 aylık yurtdışı gezi dağılımı ise şöyle:

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül (40), Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen (28), Devlet Bakanı Ali Babacan (27), Maliye Bakanı Kemal Unakıtan (18), Devlet Bakanı Mehmet Aydın (17), Başbakan Tayyip Erdoğan (16), Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül (15), Adalet Bakanı Cemil Çiçek (14), Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler (13), Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik (13), Devlet Bakanı Güldal Akşit (12), Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener (12), Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım (12), İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu (10), Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun (9), Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış (8), Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu (8), Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe (7), Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü (5), Sağlık Bakanı Recep Akdağ (6), Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu (5), Devlet Bakanı Beşir Atalay (5), Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin (4), Çevre Bakanı İmdat Sütlüoğlu (3), Bayındırlık ve İskan Bakanı Zeki Ergezen (2), Devlet Bakanı Ertuğrul Yalçınbayır (2).


Meclis’teki kavgalarına ‘baba’ları karıştırdılar


MECLİS'teki bütçe görüşmeleri, çoğu kez ‘bend’ini aşarak farklı sohbetlere taştı. Bu renkli sohbetlerden birisi de Milli Eğitim bütçesi görüşmeleri sırasında yaşandı.

AKP: İŞÇİSİN SEN İŞÇİ KAL

AKP Gaziantep Milletvekili Ömer Abuşoğlu söz alarak, YÖK'ün meslek liseleri konusunda, Cem Karaca'nın ‘‘İşçisin sen işçi kal’’ şarkısını söylediğini savundu. Abuşoğlu, ‘‘Bu şarkı çıktığı dönemlerde çok kızmıştım. Ama şimdi hak veriyorum, hakim düzen hep ‘İşçisin sen işçi kal' diyor. Zaman içinde değişen şartlara uygun ufkumuzu geliştirmezsek, işçi kalırız’’ diye sözlerine devam etti.

CHP’LiLER ERKİNKORAY’A SARILDI

Abuşoğlu'
nun bu eleştirisi üzerine ‘‘sözü-sazı’’ devralan Komisyon'un CHP'li üyesi Akif Hamzaçebi ise karşı örneği ‘‘rock'ın babası’’ Erkin Koray'dan getirdi.

Cem Karaca'nın daha güzel şarkıları da olduğunu anımsatan Hamzaçebi,‘‘Bu şarkı eleştirel şarkılarından biri. Çok akılda kalmış şarkı değil. Cem Karaca'nın daha güzel şarkıları da var’’ dedi. Hamzaçebi eğitim sistemini eleştiren sanatçılardan birinin de Erkin Koray olduğunu belirterek, ‘‘Erkin Koray çocuğunu okula göndermemişti. Ama çocuğu daha sonra diploma alabilmek için çok uğraştı’’ dedi.

SİGARAYA KARŞI İMAM HATİP

Sohbetin tam bu noktasında AKP Giresun Milletvekili Nurettin Canikli söze girerek, kendisinin de imam-hatip mezunu olduğunu vurguladı. Canikli, CHP'li olan babasının kendisini ‘‘haylazlık yapıp, sigara içtiği’’ için imam-hatibe gönderdiğini anlattı. Canikli, sözlerine şöyle devam etti: ‘‘Sigara içerdim, haylazlık yapardım. Babam bu düşünceyle beni imam hatibe gönderdiğini söyler. Diğer arkadaşların tamamı da o niyetle gönderildiler. Bugün de böyle. İdeolojik baskı yok. Biraz dini eğitim almak istiyorlar o kadar.’’

Eğitim bütçesi sırasındaki bu küçük ama ‘‘derin’’ sohbet ile, imam-hatipler konusunda bütçe bağlamında olmasa da, belki ‘‘sosyo-psikolojik bir model’’in temeli atılmıştı.


Gizli ‘solcu’ çıktı


DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül, geçen hafta Roma dönüşü uçakta gazetecilere Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasının modernite ile Müslümanlığın bağdaşabileceğini gösteren çarpıcı bir sentez yaratacağını anlatıyordu. Gül'e göre, iki farklı kültürü buluşturacak olan bu sentezin değerini en çok teslim eden Avrupalı siyasiler arasında Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja da yer alıyordu.

Gül, Tuomioja'yı uzun uzun övmeye başladı, ‘‘Kendisi zaten tarih profesörü, bu nedenle daha farklı yaklaşabiliyor’’ dedi. Ardından ‘‘Çok önemli bir entelektüel’’ diye devam etti. Gül'ün hayranlık ifadeleri devam ediyordu. Dışişleri Bakanı, ‘‘Ayrıca kendisi sosyal demokrat’’ dedi.

BİZİMKİLER BAŞKA

Burada sosyal demokratlığı bir erdem olarak gördüğü çok açıktı Gül'ün. Tam bu noktada gazetecilere yakalandı. Bir gazeteci, ‘‘Sayın Bakan hayrola... Bakıyoruz sosyal demokratlıktan bir övgü payesi olarak söz ediyorsunuz’’ diyerek Gül'e iğneyi batırıverdi. Gül, kendisini şöyle savundu:

‘‘Öyle ama, ben Avrupa'daki sosyal demokratlarla Türkiye'deki sosyal demokratları bir tutmuyorum. Türkiye'dekiler sosyal demokrat mı, yoksa nasyonal sosyalist mi, bu ayrı bir münazara konusu.’’

HOCASI KÜÇÜKÖMER

Gül
ardından, Türkiye'de gerçek anlamda sol hareketi halkın içinden çıktığı için DP çizgisinin temsil ettiğini, CHP'nin halka yukarıdan bakan devletçi ve seçkinci geleneği nedeniyle solda görülemeyeceğini savunan tanınmış iktisat tarihçisi Prof. İdris Küçükömer'in tezlerine sarıldı. Gül, ‘‘İdris Küçükömer benim hocamdı’’ dedi. Prof. Küçükömer'in haklı olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu. Ancak şurası çok açık: Abdullah Gül'ün entelektüel bilinçaltında solculuk derin bir yer tutuyor.
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle