GeriGündem Çetin Emeç ölümünün 26'ncı yılında anıldı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çetin Emeç ölümünün 26'ncı yılında anıldı

Çetin Emeç ölümünün 26'ncı yılında anıldı

7 MART 1990’da uğradığı silahlı saldırıda öldürülen Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Çetin Emeç ve şoförü Sinan Ercan mezarları başında dualarla anıldı.

Çetin Emeç için Zincirlikuyu Mezarlığı’nda yapılan törende konuşan Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, “Su ve temiz hava bir insan için ne kadar hayati ise bağımsız gazetecilik de bir toplum için o kadar hayatidir” dedi. 

Çetin Emeç ölümünün 26ncı yılında anıldı

Çetin Emeç’in eşi Bilge Emeç, oğlu Mehmet Emeç, gelini Lale Emeç, kızı Mehveş Emeç Birol, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, Hürriyet Gazetesi Yayın Danışmanı Doğan Hızlan, Basın Konseyi eski Başkanı CHP eski Milletvekili Oktay Ekşi ve dostları dün ölümünün 26’ncı yılında Zincirlikuyu’daki mezarı başındaydı. Çetin Emeç’in sarı-kırmızı çiçeklerle süslenmiş mezarına, yine sarı kırmızı çiçeklerle hazırlanmış Hürriyet Gazetesi ve Galatasaray Eğitim Vakfı’nın çelenkleri konulmuştu.

Çetin Emeç ölümünün 26ncı yılında anıldı


Çetin Emeç’in eşi Bilge, oğlu Mehmet, gelini Lale ve kızı Mehveş törene katılanların taziyelerini kabul etti.

Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Çetin Bey gazetelerin kuvvetli mesajlarla çıkmaları gerektiğine inanan bir ekolün temsilcisiydi. Ona göre gazetenin birinci sayfası, birinci sayfasındaki manşeti her zaman gündemi sarsan, gündemi belirleyen bir kuvvette olmalıydı. Aksi takdirde yaptığı gazete içine sinmezdi.

Çetin Emeç ölümünün 26ncı yılında anıldı



O çarpıcı manşetlerin gücü aynı zamanda o ülkede basın özgürlüğünün gücünün de göstergesidir. O manşetler ne kadar çeşitlilik gösteriyorsa, o manşetler ne kadar canlıysa, o manşetler ne kadar basındaki bir büyük gazetecilik rekabetini yansıtıyorsa o ülkede basın özgürlüğünün de o kadar iyi bir durumda olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü basın özgürlüğü son tahlilde doğru olduğu sürece istediğin manşeti atabilme özgürlüğüdür. Gerçek demokrasilerde gazetelerin var olmalarının temelinde bu özgürlük yatar. Bu, bir demokrasinin en yaşamsal güvencelerinden biridir. Bir ülkede manşetler zayıfsa demokrasi de zayıftır.

Türkiye’de demokrasi tarihi başka alanların yanı sıra bu özgürlük için, manşetler için de verilen mücadelenin de tarihidir ve bu mücadele iniş çıkışlarla doludur. Türk basını bu özgürlük için büyük bedeller ödemiştir. Türkiye’de gazeteciler büyük bedel ödemişlerdir, muhabirler ödemiştir, köşe yazarları ödemiştir, gazete sahipleri, yayıncılar ödemiştir. Bu işini kaybetmek olmuştur, hapis olmuştur, gazetelerin kapatılması olmuştur ve gazetecilerin hayatlarıyla ödedikleri büyük bedeller olmuştur.

Çetin Emeç ölümünün 26ncı yılında anıldı


2016 yılına geldiğimizde basının içinde bulunduğu duruma baktığımızda ne yazık ki çok iyimser olamıyoruz. Gazeteciler, yayıncılar yine yüksek bedeller ödüyorlar. Pek çok meslektaşımızın, arkadaşımızın yaşadıkları sıkıntılar, çektikleri çileler bizi karamsarlığa sevk ediyor. Bizim kuşağımız gazeteciler 70’li yıllarda gazeteciliğe başladığında, tek parti döneminde, sonra Demokrat Parti döneminde, ardından 12 Mart döneminde gazetecilerin ödedikleri yüksek bedellerin öykülerini öğrenerek yetiştik, onların, meslek büyüklerimizin, cezaevi anılarını öğrenerek yetiştik. Aynı tabloların 2016 yılında da karşımıza çıkıyor olması gazetecilerin kaderinin hiç değişmediği, hala kat etmemiz gereken büyük bir mesafe olduğunu bize gösteriyor.

Çetin Emeç ölümünün 26ncı yılında anıldı


Bu çerçevede bugün Çetin Bey’in mezarı başında onu anarken, 1979’da öldürülen Abdi İpekçi, 1993’te öldürülen Uğur Mumcu da dahil olmak suikastlara kurban giden bütün meslektaşlarımızın hatıralarını saygıyla anmak istiyorum.

Türkiye’de bağımsız gazeteciliğin değerinin her zamankinden daha kuvvetli bir şekilde fark edildiği, algılandığı bir dönemden geçiyoruz. Su ve temiz hava bir insan için ne kadar hayati ise bağımsız gazetecilik de bir toplum için o kadar hayatidir.

Çetin Emeç ölümünün 26ncı yılında anıldı


Toplumun çıkarlarını gözetebilmenin, demokrasimizi koruyabilmenin, hukuku devletini yaşatabilmenin bütün yolları bağımsız gazeteciliğin yaşatılması hedefinden de geçiyor.”

DUALARLA ANILDI

Sedat Ergin’in konuşmasının ardından Dolmabahçe ve Merkez Efendi Camii Hatibi, Hafız Mevlidhan Celalettin Şensoy dualar okudu. Kalabalığın dağılmasının ardından Mehmet Emeç babasının mezarı başında eşiyle birlikte dua etti.

ACIMIZ İLK GÜNKÜ GİBİ

Sinan Ercan’ın Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabri başında da anma töreni düzenlendi. Törene Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, Sinan Ercan’ın ablası İlknur Yardım, ağabeyi Murat Ercan ve yakınları katıldı. Sinan Ercan’ın eşi Ayşe Ercan ise annesi hastaneye kaldırıldığı için törene katılamadı. Hafız Mevlidhan Celalettin Şensoy, Sinan Ercan’ın kabri başında da dualar okudu. Sinan Ercan’ın ablası İlknur Yardım yaptığı kısa konuşmada, “İlk günkü gibi bu acıyı çekiyoruz. Acımız aynı şekilde taze. Gerçekten çok zor. Ne yapalım. Bunu kabullendik artık, yapacak bir şey yok” dedi.

ÇOCUKLAR DA ÇETİN EMEÇ’İ ANDI

Çetin Emeç, adının verildiği Beşiktaş Belediyesi Çetin Emeç Gündüz Bakım Evi’nde de anıldı. Anmada 5 yaş grubu çocuklar Çetin Emeç için, “Ben bir gazeteciyim” adlı şarkıyı söyledi. Beşiktaş Dikilitaş Mahallesi’ndeki Çetin Emeç Gündüz Bakım Evi’ndeki anmaya Çetin Emeç’in eşi Bilge Emeç, oğlu Mehmet Emeç, kızı Mehveş Emeç, Hürriyet Gazetesi Yayın Danışmanı ve Yazarı Doğan Hızlan, Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, gazeteci-yazar Orhan Erinç, Beşiktaş Belediye Başkan vekili Merve Öztopaloğlu, öğrenciler ve velileri katıldı.

Anma Çetin Emeç için hazırlanan belgesel gösterimiyle başladı. Ardından Çetin Emeç kreşindeki 5 yaş grubu minikler, Çetin Emeç için hazırladıkları özel bir gösteri sundu. Öğrencilerin söylediği ‘Ben bir gazeteciyim’ şarkısı katılımcılar tarafından ilgiyle izlendi.

Törende bir konuşma yapan Çetin Emeç’in oğlu Mehmet Emeç, miniklerin gösterisinin kendini başka yerlere götürdüğünü belirterek, “Bu çocuklar hem geçmişe sahip çıktılar, hem de şu ümitsizlik ortamında geleceğe ümit ve biraz da güvenle bakmamızı sağladılar” dedi. Etkinlik için, Beşiktaş Belediyesi’ne teşekkür eden Mehmet Emeç, “Aslında bizim için mutsuz bir günde, hepimizi ümide boğdunuz. Atatürk’ün yolundan yürümekten asla vazgeçmeyelim. Babama bana bu konuda örnek olduğu için teşekkür ediyorum” diye konuştu.

DÜRÜST, AYDIN, İNANÇLI, İYİ BİR GAZETECİ

Doğan Hızlan da konuşmasında Çetin Emeç’i, “Dürüst, bilgili, aydın, inançlı, iyi bir gazeteci” şeklinde anlattı. Hızlan, Çetin Emeç’i düşündüğünde ‘bir gazeteci nasıl olmalı’ sorusunun akıllara geldiğini belirterek, “Şimdi böyle olmayanlar var. Bu mukayese Çetin’i o kadar yüceltiyor ki, o kadar aranır kılıyor ki. O zaman hepimiz yaşamının çok kötü bir şekilde bitirilmesine üzüldüğümüz kadar, örnek olması nedeniyle de öldüğünden beri olmadığına çok üzülüyoruz. Onu hepimiz sevgiyle anıyoruz. Çünkü gazeteciliğe getirdiklerinin ilke bazında ve ilkeler toplamında çok önemli olmasından” dedi.
Orhan Erinç ve Pınar Türenç de, yaptıkları konuşmalarda Çetin Emeç’le ilgili anılarını ve düşüncelerini anlattılar. Program sonunda, Çetin Emeç’in eşi Bilge Emeç ve oğlu Mehmet Emeç, kreşteki çocuklara çeşitli hediyeler dağıttı.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle