ÇEŞİTLİ ALINTI

Güncelleme Tarihi:

ÇEŞİTLİ ALINTI
Oluşturulma Tarihi: Mart 11, 2007 21:09

/images/100/0x0/55ea69e7f018fbb8f87e5012
BUSH'UN İPİ BREZİLYA'DA KOPTU... ABD Başkanı George W. Bush, Latin Amerika’yı kapsayan altı günlük turunun ilk durağı olan Brezilya’da şiddetli protestolarla karşılandı. Polisin göz yaşartıcı gaz ve cop kullandığı çatışmalarda yaralananlar oldu.” www.acikgazete.com adresindeki AÇIK GAZETE'dendi...

 

 

*

 

HİSSETTİM Kİ… ÖLDÜREBİLİRİM!

 

Uğur Dündar’ın Arena programında Aydos Huzurevi’nde alzheimerli kimsesiz ihtiyarlara yapılan muameleyi, işkenceleri gördünüz mü? (Kanal D, 5 mart)

 

Malatya Çocuk Yuvası’nda gizlice çekilen görüntüleri seyrederken de aynı hisse kapılmıştım.

 

Aciz insanlara kötü muamele edenleri, ihtiyarlara, çocuklara, fizik olarak daha güçsüz olduğu için kadınlara eziyet edenleri... ÖLDÜREBİLİRİM!



*

 

EMİNİM…

 

Sivas’ın Koyulhisar ilçesinde deprem tatbikatı yapılırkene… Richter ölçeğine göre 3,5 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiş. (meydââna gelmiştir herhale…)

 

Adım gibi eminim, hacılar hocalar ‘Demedim mi ben size, Allah’ın işine karışılmaz’ demişlerdir…

 

Hürriyet, 5 mart

 


*

 

21.YY’DA TARTIŞTIĞIMIZ KONULAR

 

Bizans ileri gelenlerinin, şehir Türkler’in eline geçmek üzereyken, bir kilisede toplanıp ‘Melekler dişi midir, erkek mi’ diye tartıştıkları rivayet edilir. Doğruysa bile bu… 15. yüzyılda olmuştur.

 

Arkadaşım Sefa Kaplan’ın haberiydi, Türkiye’de islamcı kesimin şu anda hararetle tartıştığı konu: ‘Gayrimüslimler Cennet’e gider mi, gitmez mi?(Hürriyet, 5 mart)

 

Malûm İslam, 15. yüzyılını yeni idrak etti. Yani Hıristiyan yobazların bile 500 yıl gerisindeler…

 

Bu arada, yine Sefa yazıyordu. Yıllarca önce, cemaatten biri meşhur Oflu Hoca’ya (Mustafa Cansız) laf atmış:

- Hocam, Edison bütün dünyayı aydınlatan buluşu gerçekleştirdi ama yine cehenneme gidecek.

- Sen Edison’un cehenneme gideceğini nereden biliyorsun? diye sormuş Hoca.

 

- O bizim Peygamber’e inanmadı, onun için Cennet’e gidemez, demiş beriki.

 

Oflu Hoca Bakara Sûresi ve Maide Sûresi’ne dayanarak gerekli açıklamada bulunmuş, “Ayrıca Edison’un son nefesinde nereye gittiğini ne biliyorsun?” demişse de, inatlı Lazı ikna edememiş. Sonunda kızmış:

- Allah, senin gibi beş milyon eşeği Cennet’e koyacağına, bir Edison’u koysun daha kârlıdır!


*

 

OTO PROPAGANDA

Soykırım yalanına Hrant’lı belgesel, diyor Hürriyet.

Soykırım iddialarını çürütmek için ‘Büyük Yalan’ adlı bir belgesel çekiliyormuş. (Hürriyet, 5 mart)

 

Kendimiz yapıp, kendimiz seyredeceğiz ve kendimiz ‘ikna olacağız’ yine soykırım yapmadığımıza…

 

Çetin Altan’ın ‘Türk’ün Türk’e propagandası’ dediği budur…

 

 

*

 

DİLARA ÖLÜNCE ŞİRKET BUHARLAŞTI, diyor Milliyet.

 

İstanbul’da 5 yaşındaki Dilara’nın rögara düşüp ölmesinin ardından, bölgedeki çalışmaları yürüten teşaron firma kapısına kilit vurdu, tüm ticari ilişkilerini de bitirdi.(5 mart)

 

Bunda şaşacak ne var yahu, o zaten ‘paravan’ şirketti.

 

Siz paralar kimin (!) cebine gidiyor, onu araştırın…



*

 

KORKUNÇ GERÇEK

 

Tahmin ettiğimiz çıktı.

 

BM İnsan Hakları Konseyi Kadına Yönelik Şiddet Özel Raportörü Prof. Yakın Ertürk, hazırladığı raporda korkunç bir iddia ortaya attı:

 

Batman’da yaşananlar, intihar değil ‘örtülü cinayet’

 

“Ölen genç kızların kendini asması için ipi anası veriyor, üzerine çıkacağı sandalyeyi abisi getiriyor…” diyor Yakın Hoca.

 

Yine TÖRE yani, Allah’ın belası…

 

Milliyet, 5 mart

 

Not: Benim yıllardır savunduğum ve çok küfür işittiğim gerçek, bu raporda açıkça ortaya çıkıyor: “2000-2006 yılları arasındaki 1190 töre cinayetinin üçte biri ‘namus’ gerekçesiyle işlendi. Cinayetler büyük şehirlerde işlenmesine rağmen, sanıkların ve kurbanların yüzde 50’sinin doğum yeri doğu illeri.”


*

 

ŞER’İ ADALET!

19 yaşındaki Suudi Arabistanlı kız erkek arkadaşının arabasından kaçırılmış ve beş kişinin tecavüzüne uğramış.

Şeriat mahkemesi genç kadına ... 90 kırbaç cezası vermiş. (Hürriyet, 6 mart)

İyi etmiş, bir namahremin arabasına binen orospuya az bile.

 


*


AL BİRİNİ …

 

Mimarsinan Belediye Başkanı (haliyle AKP’li) Cuma Bozgeyik, tesadüfe bakın ki (Atatürk’ün doğum günü olarak kabul ettiği) bir 19 mayıs günü bir fıkra anlattı. Özetle TC’nin kurucusuna i..e demeye getiriyordu.

 

CHP İzmir Milletvekili Erdal Karademir, bu terbiyesizliğe Neyzen Tevfik’e ait olduğu iddia edilen bir şiirle mukabele etti:

 

Esir iken mümkün müdür ibadet

Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et

Senin gibi dürzülerin yüzünden

Dininden de soğuyacak bu millet

 

İşgaldeki hali sakın unutma

Atatürk'e dil uzatma sebepsiz

Sen anandan yine çıkardın amma

Baban kimdi bilemezdin şerefsiz

 

Ne kadar seviyeli siyasetçilerimiz var; al birini vur ötekine. Sözde ‘Atatürkçüsü’ böyle olan memleketin ‘Atatürk karşıtı’ da öyle olur elbet.

 

Hürriyet, 6 mart

 


*

 

UTANÇ FOTOĞRAFI

/images/100/0x0/55ea69e7f018fbb8f87e5014

 

Ermenilere karşı Türk diasporası, diyor başlık.

 

“ABD ve Avrupa’da etkili olan güçlü Ermeni diasporasına karşı Türk dünyasının ortak mücadelesinin ilk adımı bugün Bakü’de atılacak. Türk Diasporaları Zirvesi’re Başbakan Erdoğan da katılacak.” (Hürriyet, 9 mart)

 

“Bu memlekete komünizm gerekiyorsa ve komünizm yararlı bir şeyse onu da biz getiririz, size ne oluyor?” diyen zihniyet yine görev başında.

 

Dünyanın ‘İkili kararnameyle, devlet eliyle tesis edilen ilk diasporası’ geliyor...

 

Not: Bu işin şakası. Ciddi olan ise yandaki fotoğraf. Üç Türk Devleti’nin liderleri ve eşleri bir törende yanyana. Lütfen Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in eşi Mihriban Aliyev’le KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın eşi eşi Oya Talat’a bir bakın. Bir de TC Başbakanı ve müstakbel Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın kılığına bakın… Türkiye’nin 21.yüzyılda saç telini göstermeyi günah sayan bir zihniyet tarafından idare edilmesi ne büyük bir utanç Yarabbi! En komiği, burada temsil edilen üç devlet içinde Anayasa’sında laiklik hükmü bulunan da Türkiye!

 

*

 

ŞEKERLE KAHVE

 

Kendini ‘internet kafa işletmecisi’ olarak tanıtan Hakan isimli bir okurdan gelen not:

 

“Serdar abi, ister inan ister inanma... Edepsiz bir belediye başkanının anlattığı ve ‘Efendim özür dilerim, o yörede şekerli kahveyi ibneler içermiş’ diye biten fıkra duyulalı beri... bizim kahvede şekerli kahve sipariş eden kalmadı.”

 

Burası Türkiye, 9 mart

 

 

*

 

GAF GAF

 

Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, boş bulduğu bir kürsüye tırmanıp Kadınlar Günü vesilesiyle bir fıkra anlatmış:

 

“Bir grup, Erzurum’a gitmiş. Burada erkeklerin kadınlara verdiği değeri görünce çok şaşırmış. Anadolu’nun birçok yerinde kadınlar bağda, bahçede, tarlada ellerinde kazma-küreklerle gezip, erkekler ağızlarında sigara tüttürürken, Erzurum’da bunun tam tersi görüntüler varmış. Kadınlar önde yürürken, erkekler kazma küreği sırtlanmış arkadan geliyorlarmış. Yabancı grup, Erzurumlu ağalara bunun nedenini sormuş. Ağalar; ’PKK mayın dökmüş de kadınları o yüzden öne sürüyorlar’ diye yanıt vermiş.” (Hürriyet, 9 mart)

 

Ne zarif bir takım, değil mi!

 


*

 

O KAFANIN İÇİ DE BÖYLE

 

Amerika’dan yayın yapan örgür ve özgün bir internet sitesine yayın yasağı getirerek faşist ülkeler liginde liderliğe soyunan Türkiye... ağır ağır Şerait ülkesi olmaya hazırlanıyor. AKP İstanbul Milletvekili bir kadının girişimiyle ve Sağlık Bakanlığı ile işbirliği yapılarak... ‘saldırgan bir mesaj içeren veya müstehcen şekilli dövme yapılması’ yasaklanmak isteniyor. (Sabah, 9 mart)

 

Ağır ağır, adım adım ama kararlı bir şekilde... İslam faşizmine doğru gidiyoruz.

 

 

*

 

DOKUNULMAZLAR

 

Takvim’in manşetine göre, sadece İstanbul’da son bir senede, otoyol kenarındaki bariyerlere saplanan araçlarda 100 kişi ölmüş. (9 mart)

 

Burası Türkiye. Kamu yöneticilerinin sorumluluğu yoktur. Mesela ABD’de olsa, Karayolları mı, Belediye mi... sorumlusu kimse dava açılır, suçlular milyonlarca dolar cezaya, hapse mahkûm edilir. Bir daha ‘daha dikkatli’ olurlar.

 

Ama Türkiye’de, bunu talep eden basın bile yok!



*

 

YONCAYI KİM YER?

 

Yukarıda bahsettiğim ‘fıkracı AKP’linin’ başka vukuatları da varmış.

 

Mimarsinan Belediyesi’nin iki yıl önce düzenlediği bilgisayar kursunu bitirenlere diploma verirken, Başkan Bozgeyik (adı da uygunmuş aslında) ‘Belgeyle ilgili merak ettiklerinizi sorabilirsiniz’ diye kursiyerlere söz vermiş.

 

M.Z. isimli bir genç kız söz alıp, Batıköy’de inşa edilen yoncayaprağı kavşağın ne zaman biteceğini sormuş. AKP’li başkanın cevabı:

 

- Senin yoncanı yiyelim!..

Ne demekse…

Genç kız ‘herkesin önünde aşağılandım’ diye dava açmış ve fıkracı-yoncacı başkan 1740 lira tazminat ödemeye mahkûm olmuş.

Genç kızın bababı Agop Z. Kızının psikolojisinin bozulduğunu, günlerce ağladığını hatta uzun süre tedavi gördüğünü söylüyor. (Hürriyet, 10 mart)

Kız çocuğu fazlasıyla hassasmış herhalde, bu laftan alınıp da ‘uzun süre psikolojik tedavi’ görecek ne var, anlamadım.

Ayrıca bu sözden asıl alınması gereken, bizzat, genç kıza ‘Senin yoncanı yiyeyim’ diyen AKP’li başkan olmalıydı. Trakya’da yoncayı sığırlara yedirirler.


*

 

ERMENİ TARİHÇİLER MASAYA GELMEZ ÇÜNKÜ…

Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Haçaloğlu açıkladı, Gomidas Enstitüsü Müdürü Ermeni tarihçi Sara Sarafyan, tarihçilerin ortak çalışması fikrinden caymış. (Hürriyet, 10 mart)

 

Türkiye bu kadar saf değildir, ‘Türk ve Ermeni tarihçiler bir araya gelip tarihi gerçekleri araştırsın’ diye çağrı yaparken, maksatları herhalre ‘BAK, ERMENİLER KAÇIYOR’ demektir umarım. Yok eğer gerçekten Ermeniler’in tarihçiler arası bir araştırma komisyonunu kabul edeceklerini sanıyorlarsa, çok beklerler.

 

Ermeniler aptal mı? Dünya kamuoyuna ve belli başlı ülkelerin meclislerine ‘TÜRKLER ERMENİLERE SOYKIRIM YAPTI’ diye kabul ettirdiler. Bu saatten sonra GERÇEKLERİ ortaya çıkarmak için masaya gelecek kadar salak olduklarını mı zannediyorsunuz?

 

 

*

KÜRT DEVLETİ

 

Diaspora’dan söz açılmışken arkadaşım Enis Berberoğlu’ndan da bir alıntı yapayım.

 

‘O toplantıda niye Türk Cumhuriyetleri’nden kimse yoktu?’ diye soran Berberoğlu, bambaşka bir soruyla bitiriyordu cumartesi günkü yazısını:

“Bu diaspora yazısını bazılarını kızdırmak pahasına bir soruyla bitirmek istiyorum.
Türklerin hali ortada, bir millet, ama 7 devlet var.
Araplar yanılmıyorsam 22 ayrı devlet çatısında yaşıyor.
Kimse milletinden vazgeçmiyor, ama tek devlet hayali kuran da yok.
Peki dört ülkeye yayılmış Kürtlerin illa ki tek devlet istediklerini nereden çıkartıyorlar?

Hürriyet, 10 mart

 


*

 

ŞİMDİ ANLAŞILDI

 

Yukarıda, Dilara’nın ölümünden sorumlu şirketten bahsederken “Bunda (şirketin buharlaşmasında) şaşacak ne var yahu, o zaten ‘paravan’ şirketti. Siz paralar kimin (!) cebine gidiyor, onu araştırın…” demiştim.

Çok değil, beş gün sonra Milliyet paraların kimin cebine gittiğini ortaya çıkardı:

 

ALMAN ŞİRKET SUUDİ ÇIKTI

 

Küçük Dilara’nın ölümüyle gündeme gelen MVM’nin 187 milyon avroluk Ambarlı Atık Su Arıtma Tesisi ihalesinde ortak olduğu Alman şirketini 2004’te Suudiler devralmış. (10 mart)

 

Kadir Topbaş’ın bu şirketi neden koruyup kolladığını şimdi anladınız mı?


*

 

MEDYA DUVARINA İŞEMEK

 

Vatan, Dilara’nın ölümüne sebep olan ihmalin arkasını bırakmıyor; bu işi, ihaleyi alan veya almadan işi üstlenen şirketleri kurcalıyor. Topbaş rahatsız olmuş demek ki, basın toplantısı sırasında Vatan’a çok ağır bir ithamda bulundu:

 

“Bu soruları bana soran gazeteye de ben başka soru soracağım. Belediyeden ne istedin de olmadı? Bunun cevabını versin. Ben de bunu soruyorum, belediyeden ne istediniz de olmadı? Bu manşeti atıyorsunuz. Siz de bunun cevabını verin.”

 

Biliyorsunuz, aleyhinde yazan gazetelere ‘hortumlarını kestik de ondan’ yahut ‘hükümetten ne istediler de alamadılar’ diye belgesiz suçlamalarda bulunma adetini bunun başbakanı çıkardı. Topbaş da ona benzemeye çalışıyor.

 

Vatan ‘SİZDEN BİRŞEY İSTEYEN NAMERTTİR’ diyordu… (10 mart)

 

 

*

 

BASINKÖY 100 SENELİKMİŞ DEMEK Kİ…

 

İki numaralı andıçta adı ‘güvenilmez gazeteci’ olarak geçen Mehmet Altan kızmış, TSK’ya daha doğrusu bu raporu yazan ve yazdırana ağır bir yazı kaleme almış. Bu arada diyor ki…

 

Biz yüz yıldan beri... Aynı şehirde, aynı evde oturuyoruz. İki kuşak geriye gidince... İsmet Paşa’nın askeri okuldan hocası... Topçu Hasan Paşa’ya rastlarsınız.(Star, 10 mart)

 

Yahu Mehmet, çocukluğumuz (en azından yaz tatillerinde) Basınköy’de, aynı kaldırımlarda geçti. O Basınköy ki 1960’larda inşa edildi ve Topçu Hasan Paşa diye biri yoktu! J

 


*

İŞTE İDDİALARIMIN BELGESİ

 

Yeni Şafak’tan alıntı yaparken, bu gazete için ‘AKP’nin yarı resmi yayın organı’ diyorum diye kızanlar oluyor.

 

Başbakanlık’ta, Erdoğan’a sunulmak üzere hazırlanan ‘aylık medya analiz raporu’nda bakın Yeni Şafak için ne deniyor:

 

YENİ ŞAFAK - Başbakan Erdoğan ve 59. Cumhuriyet Hükümeti’ni mutlak biçimde destekleyen tek yayın organı olma misyonunu sürdürüyor.(Milliyet, 10 şubat)

 

Mutlak biçimde destekleyen tek yayın organı olma MİSYONU!

 

Demek ki böyle bir MİSYONU var Yeni Şafak’ın… ne karşılığında diye sormuyorum.

 

 

*

 

BRAVO SABAH’A

 

Sabah gazetesini tebrik ediyorum. İstanbul Gaziosmanpaşa’da 2003 yılından bugüne 8-11 yaşlarında birçok çocuğa taciz iddiasıyla tutuklanan K.A.nın adını açık yazdıkları, fotoğrafını da açık kullandıkları için.

Birgün inşallah bunun ne demek olduğunu yaşayarak öğrenirler. (Sabah mahşet, 10 mart)

 

 

*

 

MESUT BEY, SAKIN HA!

 

Haber doğruysa, Mesut Yılmaz memleketi Rize’den bağımsız aday olacakmış. (Hürriyet, 11 mart)

 

Zamanında bazı şeyleri anlatamadım Mesut Bey’e, ikna edemedim. Sonuçları ortada.

 

Son bir kez daha (para da istemem) danışmanlık görevimi yerine getireyim:

SAKIN HA! ÇOK MAHÇUP OLURSUN!

 

 

*

 

TÜRBAN NAMUS GÖSTERGESİ DEĞİLDİR

/images/100/0x0/55ea69e7f018fbb8f87e5016

 

Hürriyet’te bir haber vardı. Adam gündüz vakti eve gelince, karısını bir adamla yakalamış. (Gerisi çok komik çünkü, koca hemen iş yerini aramış ‘Koşun evde birisi var’ diye. Millet koşup gelmiş. Basılan kadınla sevgilisi kendilerini yatak odasına kitlemişler. İçeride basılan sevgililer, salonda basan koca ve işyerinden arkadaşları… Film gibi resmen.)

 

Yanda, yüzü az buçuk gizlenmiş halde sevgilisiyle basılan kadının fotoğrafını görüyorsunuz. Kadın türbanlı. (Hürriyet, 11 mart)

 

Diyeceğim şudur ki…

 

Varoşlarda ve ‘dinci’ çevrelerde iddia edildiğinin aksine… türban dindarlığın hele hele de namusun simgesi değildir.

 

Türbanlı kadınlar da, türbansızlar kadar namuslu veya namussuzdur.

 

Bakınız yandaki fotoğraf!

 

Haberin Devamı

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!