GeriGündem Çalışkan, dürüst ama biraz sert mizaçlı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çalışkan, dürüst ama biraz sert mizaçlı

Cumhurbaşkanlığı adayı Sezer'in küçük kızkardeşi ağabeyini tanımladı

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı sırasında özel yaşamında da önemli değişiklikler oldu. Büyük kızı Zeynep'in, 1998'de bir kızı dünyaya geldi. Evlilik soyadı Kısacıkoğlu olan Zeynep, kızına eski soyadını verdi; ‘‘Sezer.’’

Zeynep Kısacıkoğlu, kardeşi Ebru ile birlikte Eximbank'ta çalışıyor. Ebru da evli ve Akbatur soyadını taşıyor. ODTÜ İktisat'tan mezun olan Levent Sezer de İş Bankası'nda çalışıyor.

Semra Sezer ise Ocak 1999'da emekliye ayrıldı. Gerekçe eşinin sağlık durumuydu. Semra Sezer, iki ay kadar önce Hacettepe Üniversitesi'nde by-pass ameliyatı olan eşinin yanından hiç ayrılmadı. Ahmet Necdet Sezer'in, yeniden sağlığına kavuşmasından sonra duyduğu en güzel haber kuşkusuz Başbakan Ecevit'in adaylık önerisiydi. Sezer, sürpriz haberi, hemen Afyon'daki annesine iletti.

Yaşlı anne ve küçük kız kardeşi Ayfer çok sevindi.

O andan itibaren de evin telefonu bir türlü susmak bilmedi. Ayfer Sezer, Hürriyet'in sorularını yanıtlarken hala heyecanını yenememişti. Sevinçten sesi titriyordu. Güçlükle konuştu; ‘‘Ağabeyim, çalışkan, dürüst ama biraz sert mizaçlı’’ dedi sadece.

Ancak arkadaşları aynı görüşü paylaşmadı. Hukuk Fakültesi'nden tanıyan arkadaşları, ‘‘Sakin ve ölçülü’’ olarak tanımladılar. Bir arkadaşı, ‘‘En belirgin özelliği kesinlikle arkadaşlarına dostlarına olan düşkünlüğü’’ derken, yakından tanıyan bir hukukçu farklı bir açıdan yaklaştı:

‘‘Siyasi ambiyansı olmayan bir kanun adamı...’’

Nitekim Sezer, geçen yıl Hukuk Fakültesi'nin 1962 mezunlarının Antalya'daki toplantısında bu saptamayı doğrulayan sözler söylemişti:

‘‘Ben 37 yıllık yargıcım. Bir yargıcın siyaset konuşmasını doğru bulmuyorum. Siyasetten geri duralım. İlerde önümüze davası gelir. Dava açılır; görüşü buydu, politikası buydu, ona dayanarak açtık derler. Onun için kararımıza, iddiamıza, tarafsızlığımıza nasıl inandıracağız; Konuşmamakla.’’

Gerçekten uyguladığı çizgiyi dile getiriyordu...

Hukuk Fakültesi'nden tanıyan arkadaşları, Sezer'i ‘‘Sakin ve ölçülü’’ olarak tanımladılar. Bir arkadaşı, ‘‘En belirgin özelliği kesinlikle arkadaşlarına dostlarına olan düşkünlüğü’’ derken, yakından tanıyan bir hukukçu farklı bir açıdan yaklaştı: ‘‘Siyasi ambiyansı olmayan bir kanun adamı...’’

Ahmet Necdet Sezer, bir öğretmen ailesinin tek erkek çocuğu. Kardeşlerinin üçü de kız. Ayten, Aysel ve Ayfer...

Kız kardeşlerin en büyüğü olan Ayten (Oral), on yıl kadar önce kanserden yaşamını yitirdi. En küçük kız kardeş Ayfer ise halen Afyon'da 80 yaşındaki annesinin yanında oturuyor. Yıllarca ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra Afyon Atatürk İlkokulu Müdürlüğü'nden emekliye ayrılan baba Mehmet Sezer ise bugün hayatta değil.

Ahmet Necdet Sezer'in doğduğu kent ile bağları çok güçlü. Lise öğrenimini tamamlayana değin Afyon'dan ayrılmadı. Çalışkan bir öğrenciydi; liseyi iyi dereceyle bitirdi. Türk Dili ve Edebiyatı notu 6, felsefe notu ise 10'du.

Hukuku seviyordu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni seçti. Fakülte'de derslerini asla ihmal etmeyen, siyasi hareketlerden uzak duran bir öğrenciydi. Öğrenci derneğinde etkin bir rol almak bir yana, sivri görünmekten hep kaçınıyordu.

Dersler dışındaki tek eğlencesi nadiren oynadığı futboldu. Fakülteyi 1962'de bitirdi. Kara Harp Okulu'nda askerliğini yedek subay olarak yaptıktan sonra evlendi.

Eşi Semra Hanım da babası gibi ilkokul öğretmeniydi ve Afyonlu'ydu. Hemen her adli tatili memleketlerinde geçirmekten mutlu oldular. Zaman zaman da deniz kıyısına gittiler. Ahmet Bey, denizi çok seviyordu.

1966'da, ilk çocukları Zeynep doğdu. 1973'te ise ikizler, dünyaya geldi. Oğlanın adını Levent, kızın adını ise Ebru koydular.

SAMİ SELÇUK İLE RAKİPTİ

Bir süre Yerköy'de hakimlik yapan Ahmet Necdet Sezer, Yargıtay'a atandı. Yerköy'de Sulh Hukuk Mahkemesi'nde ‘‘Sessiz, efendi, arkadaş canlısı bir hakim’’ olarak tanınan Sezer, Yargıtay'da da aynı çizgisini sürdürdü. Tetkik hakimi olarak görev yaptıktan sonra 1978'de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde medeni hukuk dalında yüksek lisans yaptı.

1983'te, Yargıtay üyeliğine seçildi. Görev yaptığı 2. Hukuk Dairesi, aile hukukuyla ilgiliydi. Sezer, bu dönemde çalışmaktan, yazmaktan okumaya fazla fırsat bulamadı. Bu dönemde de önde görünmekten hep kaçındı; siyasetten hep uzak durdu.

27 Eylül 1988, Sezer'in yaşamındaki dönüm noktasıydı. Yargıtay Genel Kurulu, boş bulunan Anayasa Mahkemesi üyeliği için üç aday belirledi: Sami Selçuk, Ahmet Necdet Sezer ve Rüştü Sönmez.

Sami Selçuk, favori görülüyordu. Fakat dostlarının da araya girmesi ve güvenlik soruşturmaları etkili oldu; dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Sezer'i seçti.

ÖZDEN'LE TERS DÜŞTÜ

Anayasa Mahkemesi üyeliği sırasında başkan Yekta Güngör Özden ve başkanvekili Güven Dinçer ile anlaşmazlıkları oldu. Hukuk ve yönetim anlayışlarında farklılıklar vardı. Sezer, Anayasa Mahkemesi'ndeki dengeleri gözetti. Bunun sonucu olarak da Özden'in yaş haddinden emekliye ayrılmasının ardından 6 Ocak 1998'de Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na seçildi. Böylece mahkemede, başkanvekillerinin başkanlığa seçilmesi geleneği de yıkılmış oldu.

Sezer'in başkanlığı sırasında en önemli sorunu, Avrupa Anayasa Mahkemeleri'yle ilişkilerdi. Yabancı dil bilmemesi nedeniyle bu toplantılardan, yakın ilişkilerden uzak durmaya çalıştı.

Dinçer'in emekliye ayrılmasından sonra boşalan başkanvekilliği için Sezer, tercihini İslamcılar'a yakınlığıyla tanınan üyelerden Haşim Kılıç'tan yana koydu.

Sezer, Refah Partisi'nin kapatılması davasında oyunu kapatmadan yana kullandı. Tüm Türkiye, RP'nin kapatılması kararını onun açıklamasıyla öğrendi.

Basın önüne çıkmaktan, siyasi demeçler vermekten kaçınan Sezer, asıl çıkışını geçen yıl Anayasa Mahkemesi'nin açılış törenindeki konuşmasıyla yaptı. Bu konuşmada 1982 Anayasası'nın özgürlükleri sınırladığından söz etti; eylem çağrısı yapmayan düşünce açıklamalarının suç sayılmamasını istedi.

En önemlisi, konuşmada siyasi bir eğilime mesaj vermiyordu. O nedenle de toplumda hem geniş bir destek buldu; hem de yargıda Vural Savaş ve Sami Selçuk örnekleriyle özdeşleşmemiş oldu.

27 Eylül 1988, Sezer'in yaşamındaki dönüm noktasıydı. Yargıtay Genel Kurulu, boş bulunan Anayasa Mahkemesi üyeliği için üç aday belirledi: Sami Selçuk, Ahmet Necdet Sezer ve Rüştü Sönmez. Sami Selçuk, favori görülüyordu. Fakat dostlarının da araya girmesi ve güvenlik soruşturmaları etkili oldu; dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Sezer'i seçti.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle