Buradan ancak tabutla döneriz

Güncelleme Tarihi:

Buradan ancak tabutla döneriz
Oluşturulma Tarihi: Ekim 26, 2008 00:00

Sığınmaevinin yerini yazmayın diyorlar. Öfkeli kocalar, evlerini terk eden eşlerinin izini bulup, önünde nöbet tutmasın diye.

Haberin Devamı

Burası, bölgenin polis birimleri için de hassas bir nokta. Şiddete eğilimli kocalar, eşlerinin izini bulursa, onlar ikna ediyorlar.

Binanın giriş katında konuk evinin yönetim birimleri ile bir salon bulunuyor. Salonda bir kütüphane de var. Şiddet mağduru kadınlar burada laflıyor, kitap okuyor. Yatakhaneler ve duşlar üst katlarda. Koca bir ev değil tek göz odaya bile razı olanların huzur bulduğu bir yer. Kocaman bir aile burası.

Kimi daha bir bebek kimi okula gidiyor. Kaçak da olsa kadınlar bir düzen kurmuş burada. Birbirlerine sımsıkı sarılmışlar. İş bulup yeni bir hayata doğru adım atmışlar. Azimlerine diyecek yok. Birçoğu çok genç. Buna rağmen bir ömür boyu kaçak hayatı göze alıp, birkaç parça giysiyle çıkmışlar evlerinden. Bazıları eve ancak tabutla dönmeyi isteyecek kadar kararlı. Onlar şiddetten, huzursuzluktan kaçıp, özgürlüğe ve umuda yelken açmış kadınlar:

14 yaşında evlendirildi

N.G., 14’ünde evlendirildiği amcasının oğlundan görmediği şiddet kalmadı. Bir gün kolu diğer gün başı sarılıyordu aldığı darbelerden. Haline acıyan köy öğretmeninin yardımıyla evden kaçtığında 18’indeydi. 3 yıldır kaçak. Bir iş bulup, kendi hayatını kurduğunu söyleyen N.G. hikayesini, "Evlendiğimizde amcamın oğlu 36 yaşındaydı. Ne evlendirildiğimden ne evliliğin ne olduğundan haberdardım. Beni gizli gizli nişanlamışlar. Bir gün yüzük takıp amcamın oğlu ile amcamlara gittim. ’Evlendin’ dediler. Örfe töreye uymaktan başka şansım yoktu. Bir süre sonra şiddete uğramaya başladım. Amcamlarla beraber yaşıyorduk. Ev kalabalıktı. Zaten bu yüzden çıkıyordu kavgalar. Hep dayak yiyordum" diye anlatıyor.

Hep aldatıldığını düşünüyordu

/images/100/0x0/55eb4219f018fbb8f8b5887c


R.A.’nın hayatı ise bir dizi senaryosu gibi. 48 yaşında. Biri küçük yaşta olmak üzere, iki kötü evlilik geçmiş başından. İki çocuğu var. Büyük oğlu 24 yaşında. Artık annesiyle yaşamak istememiş. R.A., "Yol arkadaşım" dediği küçük oğlu 8 yaşındaki E. ile birlikte konuk evinde kalıyor. "Aslında çaresizlikten buradayım ancak mutluyum, huzurluyum" diyor. R.A., önce Konya’daki ardından Bursa ve İstanbul’daki evlere sığınmış. Dayakçı kocası bile, "Ben sana bunları nasıl yaptım" demiş. R.A., "Büyük depremden sonra ikinci kez evlendim. Kocam uyuşturucu kullanıyordu. Uyuşunca bana saldırıyordu. Eve gelince bana, ’Niye banyo yaptın, evde kim var?’ diyordu. Dolaplara bakıp, yatakların altını kontrol ediyor ve beni dövüyordu. Bir gün görümcem bana bir çocuk yapmamı böylece kocamın düzelebileceğini tavsiye etti. Uyuşturucu içince bana, ’Bu çocuk benim değil’ diye saldırmaya başladı.

Bıçak altında yıllar geçti

S.M. 33 yaşında. Kendisinden 4 yaş küçük kocasıyla aynı işyerinde çalışırken tanışmış. Arada yaş farkı olunca S.M. önce evlenmeyi kabul etmemiş. Ancak kocası hap içip intihar etmeye kalkışınca kabul etmiş. Güzel giden evliliğin üzerine zamanla kara bulutlar çökmüş. Sürekli alkol alan kocasıyla, kızının doğumundan sonra anlaşmazlıkları artmış. İkinci bebeğine hamile iken öğrenmiş üzerine kuma geldiğini. Çocukları annesiz kalmasın diye kaçtığını anlatan S.M., "Annesinin evine oturttuğu kadınla birlikte yaşamayı kabul etmiyorum diye bıçağı alıp boğazımı kesmek istiyordu. Şimdi haber gönderiyor yakınlarımla. Beni sevdiğini söylüyor. Oysa çok isterdim huzurlu evimde, çocuklarımla bir bayram geçirmeyi" diyor.

Down sendromlu kızı için dibe vurdu

Konuk evinin en yaşlısı F.Ş. 56 yaşında. 3 çocuğu var. 2’si yurtdışında, onları 23 yıldır görmüyor. Down sendromlu kızı 20 yaşında. Bir rehabilitasyon merkezinde kalıyor. 2 yıldır onunla da görüşemiyor. F.Ş.’nin dibe vuruş öyküsünde, Almanya-Türkiye arasında aldatılma, kocasının en yakın arkadaşı ile evlenmesi de var. Frankfurt’ta yaşarken 14 yaşında evlendiği ve şiddetin eksik olmadığı evliliği, kocasının yakın arkadaşı, Alman vatandaşı kadınla evlenmesi ile son bulmuş. İki çocuğunu bırakarak Türkiye’ye dönen F.Ş., down sendromlu kızıyla hayat mücadelesi veriyor. Yaşadığı bir dolandırıcılık hikayesi onun sığınma evine yolunun düşmesini sağlamış. F.Ş., "Sokakta kalmak çok acı. Bir zamanlar yardım ederken şimdi yardım beklemek çok zor. Çok şiddet gördüm. 15’imde ilk çocuğum oldu. Kızlarımdan biri down sendromlu olduğu için beni kimse kabul etmedi. Bütün varımı yoğumu kızım için harcadım. Büyük mücadeleler verdim. Tek amacım kızımın iyi bir eğitim alması. Onu az görüyorum ancak buna bile razıyım" diye anlatıyor acı hikayesini.

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!