GeriGündem Bunlar duymaz uydurur cinsinden
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bunlar duymaz uydurur cinsinden

Bunlar duymaz uydurur cinsinden
refid:27532344 ilişkili resim dosyası

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan Türkmenistan ziyareti öncesi Esenboğa Havalimanı’nda Cumhurbaşkanlığı Sarayı tartışması ve gelişmelerle ilgili soruları yanıtladı:

CADDEYİ KAPAT, TÖREN YAP YAKIŞMAZ

“(Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve uçak maliyetleri tartışması) Eski Türkiye’de ‘Araba yoksa yaya gidelim’ diyenler vardı. Allah rahmet etsin, Özal geldi, Başbakanlığa bir iki uçak aldı. Onu ciddi manada eleştirenler, hakaret edenler oldu. Ama o hakaret edenler sonra aynı uçaklara bindiler. Niye, çünkü modern dünyada büyüyeceksiniz, eğer bir atılım içinde olacaksanız, dünya ile rekabetiniz olacaksa bir şeyler yapmanız lazım. Cumhurbaşkanlığı makamı için böyle bir yeri yaptıysak ki bu işe başlangıcımız burayı bir Başbakanlık makamı yapalım diye adımı attık. Başbakanlık makamının önü kendisine ait değil, orası bir caddedir. O cadde üzerinde hükümet başkanlarıyla tören yapardık, o gün trafik kesilirdi. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ne, sokağı kapa, caddeyi trafiğe kapa, orada tören yap, bu yakışır mı?

HALKA AÇIK CAMİ YAPILACAK

Binanın maliyetiyle ilgili farklı farklı rakamlar açıklanıyor. Bunlar duymaz uydurur cinsindendir Halka açık cami ve 2 bin kişilik konferans salonu da yapılacak. Kaldı ki bu, sonunda Türkiye Cumhuriyeti’nin demirbaş kaydına giriyor. Kontrol mekanizmaları, bu konuda eğer bir yanlış varsa, suiistimal varsa bunu zaten yakalar ve gereğini de yapar.

ELEŞTİRİLER AYIPLANACAK BİR KONU

Yeni Cumhurbaşkanlığı uçağıyla ilgili eleştiriler tamamıyla ayıplanacak bir konudur. Kusura bakmasınlar. Artık Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı da Başbakanı da Meclis Başkanı da bakanları da uluslararası toplantılara gittiği zaman vakit nakittir anlayışıyla gidiyor. Zamandan ciddi bir tasarrufumuz olacak. Bir de Türkiye’nin gidilen yerlerdeki duruşunu ortaya koyacaktır. Yapılan budur. Türkiye kendine yakışanı yapmıştır. Bundan sonra da yapmaya devam edecektir.”

HALEP'E KOBANİ'DEN DAHA HASSASIZ

(Esad rejiminin, Halep’e saldırılarını arttırması) özellikle 36. paralel üstünde tabii ki belli hazırlıkları sürdürüyoruz. Bu son gelişmelere baktığınız zaman dikkatler hep bir tarafa yöneliyor ve dikkatlerin tam bir tarafa yöneldiği anda Mescid-i Aksa olayı patlak veriyor. Yani burada bir planlama var, bir stratejik yaklaşım var ve bu yaklaşımın neticesindeki bu gelişmeler, üzerinde hassasiyetle durulması gereken gelişmelerdir. Halep’le ilgili hassasiyetimiz, bölgede daha önce de söylediğimiz gibi Kobani’deki hassasiyetten çok daha fazladır.

ADETA BİR TEHDİTLE KARŞI KARŞIYAYIZ

Zira Halep, Şam’ın kuzeydeki en önemli aslında ekonomik merkezidir, bir tarih, bir medeniyet merkezidir. Bu denli önemli bir merkezin zaten bombardıman edilmek suretiyle bütün o önemli eserler yıkılmış vaziyetteyken, şimdi de tabii o nüfus yoğun olan bir şehir, adeta bir tehditle karşı karşıya. Tabii burada malum DEAŞ (IŞİD) terör örgütünün girişimlerinin yanında, rejimin de ne yazık ki bu tür girişimleri var. Şu anda bizler bölgeyle ilgili hassasiyetleri olan ülkelerle görüşmelerimizi sürdürüyoruz ve bu görüşmeler çerçevesinde de gerek Halep olsun, Kobani olsun, bütün Kuzey Suriye hattında hassasiyetimiz aynen devam ediyor.

İMRALI’YLA ALAKASI YOK

(Selahattin Demirtaş’ın ‘Çözüm süreci İmralı’da başladı, İmralı’da biter’ açıklamaları) Süreç demokratik açılımla başladı, Milli Birlik Kardeşlik Projesi olarak devam etti, Çözüm Süreci’de bunun devamı niteliğinde oldu. Bunun ne İmralı’yla ne şurayla ne burayla alakası yoktur. Bölücü terör örgütüne, teröre karşı halkımızı nasıl rahatlatabiliriz, huzur ortamına kavuşturabiliriz, buna yönelik attığımız adımlardı. Türkiye’nin milli birliğe ihtiyacı vardı. Bu süreci bu şekilde sürdürdük. Daha sonra bunu yeni bir sürece aktaralım dedik. Bu süreç de Çözüm Süreci olsun dedik.

BARIŞ İSTEYEN BARIŞ ÇAĞRISI YAPAR

Şu anda ‘İmralı’da başlar, İmralı’da biter’ türü yaklaşım tarzı... Bunlar zaten çözüm sürecinin içinde veya yanında olmadı ki bu ifadeleri kullananlar. Siz kalkar da vatandaşı sokağa davet ederseniz, sokakta da 40 kişinin ölümüne neden olursanız burada zaten senin çözüm diye bir derdin olmaz. Olmadığı da ortaya çıktı, ardından bir açıklama yaptı, ‘Ben öyle demek istememiştim, sokağa çıkın demek şiddet demek değildir.’ Siz gerçekten bu ülkede barış istiyorsanız barış isteyen barışın çağrısını yapar, özgürlük isteyen özgürlüğe çağrı yapar.

Barbarca alçakça girişim affedilemez

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, İsrail askerlerinin Mescid-i Aksa’ya girmelerine tepki göstererek, “Bu barbarca girişim, alçakça girişim. Affedilir bir girişim olamaz. Bütün bu gelişmeler karşısında tabii bizim sessiz kalmamız da mümkün değil” dedi. Erdoğan şunları söyledi: “BM Güvenlik Konseyi üyeleriyle bazı temasları inşallah geliştireceğiz. 1967’den bu yana Mescid-i Aksa’da böyle bir olay olmamıştı. Bu, tamamen tahrike dayalı bir olay. Mescid-i Aksa biliyorsunuz, bizim için iki kıbleden bir tanesidir. Sadece bu bölgedeki Arapları veya Filistinlileri ilgilendiren bir olay değil. Dünya Müslümanlarını ilgilendiren bir olay olması hasebiyle İsrail’in şu anda yönetim olarak yapmış olduğu bu barbarca girişim, alçakça girişim; affedilir bir girişim olamaz. Bunun tüm uluslararası boyutta gerekli olan adımları ne ise bu adımların hepsini atmak durumundayız. Aksi takdirde bu tahrikler sadece Filistin veyahut da Kudüs’te, o bölgede kalmaz, yeniden intifada hareketleri başlayabileceği gibi dünyanın değişik yerlerinde de farklı sıkıntıları yaşayabiliriz. İsrail yönetimi, bu tür girişimlere ne yazık ki hep zemin hazırladığı içindir ki dünyada zaman zaman bizim de arzu etmediğimiz gelişmeler olmakta.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle